ARAŞTIRMA DOSYASI : Türkiye-Irak Merkezi Hükümeti-IKBY Arasında Enerji Üçgeni

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı

Türkiye ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında yapılan petrol ve doğal gaz görüşmeleri sonrasında IKBY’den Türkiye’nin Ceyhan Limanına petrol akışının başladığı ve hatta depolandığına ilişkin çıkan haberlerden sonra Türkiye-Irak ilişkileri yeniden gerilmiş görünmektedir. Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın yaptığı açıklamalar petrol akışının olduğunu doğrular niteliktedir. Yıldız yaptığı açıklamalarda Irak merkezi hükümetinin hassasiyetlerini de dikkate alarak Irak’ın bütünlüğüne zarar verecek bir girişimde bulunulmayacağı yönündeki Türkiye’nin Irak politikasına ilişkin temel tutumunu yinelemiş ve bu anlamda güvence vermiştir. Türkiye, IKBY ile ilişkilerindeki kararlı tutumu da sürdürmekte ve IKBY’nin petrol satışı konusunda önünü açabilecek adımlar atmaktadır. Ancak burada Türkiye IKBY’den gelen petrolün Irak’ın petrolü olduğunu ısrarla vurgulamakta ve Türkiye’nin buna göre işlem yapacağını net olarak ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan Türkiye’nin Irak merkezi hükümeti ile de petrol ve doğal gaz konusunda görüşmeler yaptığı ve Bağdat ile enerji konusunda işbirliği yapmak istediği bilinmektedir. Bu noktada Türkiye’nin IKBY ile kurduğu enerji ilişkisi Türkiye’nin Irak merkezi hükümeti ile yaptığı/yapacağı işbirliğini sekteye uğratmaktadır. Nitekim geçtiğimiz hafta Irak’ın petrol satışı konusunda farklı alternatifler üzerine düşündüğüne yönelik haberler çıkmıştır.(1) Irak resmi petrol şirketi SOMO’nun yeni boru hatları inşa etmek için planlar yaptığı ve hatta 2019 yılında İsrail’in Hayfa limanına ulaşacak petrol boru hattını açmayı planladığı iddia edilmektedir. Bu konuyla ilgili Irak tarafından bir cevap gelmese de alternatif olarak ifade edilen ve yeni olduğu söylenen hatların en azından şimdilik rasyonel bir durum içermediğini ve Türkiye’ye alternatif olabileceklerini söylemek mümkün değildir. Bu noktada daha anlaşılır olması açısında Irak’ın petrol ihraç güzergahlarını incelemek ve bölgesel durumu ortaya koymak yerinde olacaktır.

Irak’ın ham petrol ihracatı 2012 yılı sonu itibariyle ABD’nin Irak’a müdahalesi öncesi seviyeye yükselmiştir. ABD Enerji Enformasyon Dairesi’nin açıkladığı rakamlara göre 2012 yılı sonu itibariyle günde ortalama 2,3 milyon varil petrol ihraç eden Irak, aynı yılın son aylarına gelindiğinde günde ortalama 2,9 milyon varil ham petrol ürettiği açıklanmaktadır. Bunun 400 bin varillik kısmının IKBY’nin kontrol ettiği alanlardan üretildiği söylenmektedir. Planlara göre Irak’ın 2017 yılında günde 9,5 milyon varil petrol üretmesi hedeflenmektedir.(2) Yaklaşık 500 bin varil petrol ise ülke içi tüketime sunulmaktadır. Irak’ın en önemli petrol ihracat noktası Mina El-Bakr/Basra terminalidir. Irak’ta yalnızca Basra terminalinin tam kapasiteyle çalıştığı bilinmektedir. Bu noktada Irak’ın denize açılan tek kapısı Basra’nın stratejik önemi ön plana çıkmaktadır.

Öte yandan Irak’taki 5 terminalden biri olan ve Türkiye’den de geçen Kerkük-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Irak’ın en büyük ihracat hatlarından biridir. İki hattan oluşan Kerkük-Ceyhan, tam kapasiteyle çalışamamakta, güvenlik yetersizliği, sabotaj ve yağmalama gibi nedenlerle bu hatla zaman zaman petrol pompalanamamaktadır. Yaklaşık bin kilometrelik Kerkük-Ceyhan hattı, tam kapasiteyle çalışması durumunda günde yaklaşık 1.6 milyon varil petrol ihraç edebilir. Türkiye’den geçen ana hattın kapasitesi günlük 1.1 milyon varil olarak açıklanmaktadır. Ancak savaş öncesi en fazla günlük 900 bin varil ihraç edilebilmiştir.

Bu iki hattın dışında kapalı olan iki boru hattı daha mevcuttur. Bunların biri Kerkük’ten İsrail’in Hayfa Limanına, diğeri Suriye’nin Banyas Limanına uzanmaktadır. 1950’lerin başında yapımı tamamlanan Irak ile Suriye arasındaki Kerkük-Banyas Petrol Boru Hattı yaklaşık 888 km (552 mile)’dir.(3) Irak-İran Savaşı (1980-1988) sırasında kapanan bu boru hattı, 2001 yılında tekrar faaliyete geçmiş; ancak ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgaliyle birlikte tekrar kapanmıştır. Günlük kapasitesi 300 bin varil olan bu hat, çalıştığı dönemde günlük 150-200 bin varil petrolün ihraç edilmesine imkan sağlamıştır. 2003 yılından bu yana çalışmayan, ABD’nin Irak’ı işgali sırasında büyük hasar gören bu hattın onarılarak yeniden faaliyete girmesi gündeme gelmiştir. İlk olarak 2007’nin Ağustos ayında Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin Suriye ziyareti sırasında görüşülen bu konu, aynı yılın son günlerinde Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin Suriye ziyaretiyle tekrar gündeme gelmiş ve hattın yeniden açılması konusunda anlaşıldığı ilan edilmiştir. Hattın Irak bölümünde hasarın fazla olduğu bilinmekle birlikte, ne zaman açılacağı konusunda bilgi verilmemiştir. 2011’de Suriye’de yaşanan krizden sonra bu hattın yeniden açılmasının kısa vadede mümkün olmadığı söylenebilir. Suriye’deki kriz kısa sürede çözümlense bile istikrarsızlığın devam etmesi bu hattın revize edilmesini mümkün kılmayacaktır.

Öte yandan 1935 yılında yapımı tamamlanan ve faaliyete geçen; ancak İsrail’in kurulmasıyla birlikte 1948 yılında kapatılan yaklaşık 1000 km.lik Kerkük-Hayfa Petrol Boru Hattı’nın da tekrar açılacağı uluslararası kamuoyunda sıkça dile getirilmektedir. Bu hattın yeniden açılması konusunda iki projenin olduğu bilinmektedir. Bu projelerden biri bu hattın tamir edilmesi, diğeri ise yeniden yapılmasıdır. Uzmanlar tarafından hattın tamir edilmesinin 5-6 ay gibi kısa bir süre alacağı ve maliyetinin 200 milyon dolar tutacağı iddia edilmektedir. Ancak 60 yıldır çalışmayan bu hattın Irak’taki bölümünün tamamen hasarlı olduğu, Ürdün bölümünün hurda halinde satıldığı bilinmektedir. İsrail’de kalan kısmın ise ne durumda olduğu belli değildir. Öte yandan bu hattın yeniden inşası gündemdedir.

Amerikan Ulusal Altyapı Bakanlığı’nın araştırmasına göre, çapı 105 cm olarak düşünülen yeni hattın 400 milyon dolara mal olacağı ifade edilmektedir. Ancak bu hattın önemli bölümünün Irak topraklarından geçeceği düşünüldüğünde, bu hattın güvenliği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği gibi birçok kez Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattına saldırı düzenlenmiş ve ihracat durma noktasına gelmiştir. Ayrıca Irak ile Ürdün arasında bu hattın yeniden yapılması ya da tamir edilmesine ilişkin bir anlaşma sağlansa bile Irak’ın İsrail’le diplomatik ilişki kurmaması ve İran’ın Irak’taki etkisi nedeniyle Irak merkezi hükümetinin böyle bir hattı yeniden gündeme getirmesinin olası olmadığı söylenebilir. Ancak IKBY ve İsrail arasındaki doğrudan olmayan diplomatik ilişkiler dikkate alınabilir. Bu noktada IKBY ile İsrail arasında enerji konusunda bir temas sağlansa bile IKBY’nin kontrolü altındaki bölgelerden çıkacak petrolün İsrail’e ulaşması coğrafi olarak çok zor görünmektedir. Zira IKBY’den çıkacak petrolün ya Suriye topraklarını kullanarak Lübnan üzerinden İsrail’e ulaşması ya da Ürdün üzerinden geçmesi gerekmektedir. Bu durum itibariyle IKBY’nin de İsrail’e boru hattıyla petrol gönderme ihtimali son derece düşük görünmektedir.

Mevcut durum itibariyle gündeme gelmese de Irak’ın İran üzerinden petrol sevkiyatı yapması da muhtemeldir. Resmi olmayan kayıtlara göre IKBY’den günlük olarak İran üzerinden 2000 tanker petrol satışı yapılmaktadır. Ayrıca Irak merkezi hükümeti ile İran arasında enerji konusuna ilişkin işbirliğini geliştirmeye yönelik çabalar olduğu bilinmektedir. Bu karşılıklı durum düşünüldüğünde İran yönetiminin de ülkesel çıkarlar doğrultusunda IKBY’den gelen petrolün satışına göz yumduğunu, Irak merkezi hükümeti ile olan ilişkilerini IKBY ile olan ilişkilerine karıştırmadığını söylemek mümkündür. Bu anlamıyla İran’ın da konjonktüre uyduğu ve rasyonel politikalar ortaya koyduğu ifade edilebilir.

Bu anlamıyla Türkiye de hem Irak merkezi hükümeti hem de IKBY ile ilişkilerini birbirinden bağımsız olarak düşünmektedir. Ancak Türkiye için hem Irak merkezi hükümeti hem de IKBY ile kurulan ilişkiler Türkiye’nin Irak politikasına ilişkin temel dinamiklerle örtüşmekte ve ilişkiler Irak’ın bütünlüğü çerçevesinde yürütülmektedir. Buradan hareketle Türkiye’nin IKBY ve Irak merkezi hükümeti ile ilişkilerini ayrı ayrı değerlendirdiğini ve IKBY ile Irak merkezi hükümeti arasındaki yetki krizine müdahale etmekten kaçındığını söylemek mümkündür. Yani Türkiye’nin, IKBY ve Irak merkezi hükümeti arasındaki ilişkileri “Irak’ın iç politika sorunu” olarak ele aldığı söylenebilir. Sonuç itibariyle Türkiye’nin Irak merkezi hükümeti ve IKBY arasındaki siyasi, idari ve ekonomik sorunların dışında kalarak denge politikası yürüttüğünü ve bu politikanın devam edeceğini öngörmek mümkündür. Öte yandan ortaya konan projelerin mevcut şartlar içerisinde Türkiye’ye bir alternatif olarak ortaya çıkmayacağı da görülmektedir. Kısa vadede enerji konusunda büyük adımlar atmak isteyen Irak için de en iyi seçeneğin Türkiye olduğu ortaya çıkmaktadır. Türkiye ve Irak arasında bu anlamda karşılıklılık durumu söz konusudur. Bu nedenle kalıcı ve sağlam işbirliğinin anlık siyasi çıkar hesaplarıyla bozulmaması her iki ülkenin de çıkarına olacağı aşikardır.

(1) Yeni Şafak Gazetesi, “Petrolde By-pass Hamlesi”, http://yenisafak.com.tr/ekonomi-haber/petrolde-by-pass-hamlesi-14.01.2014-606592, Erişim: 20 Ocak 2014.

(2) http://www.eia.gov/countries/analysisbriefs/Iraq/iraq.pdf, Erişim: 20 Ocak 2014.

(3) http://www.mafhoum.com/press2/65E13.htm, Amerikan Enerji Enformasyon Dairesi Irak Ülke Analizi 2001, Erişim: 20 Ocak 2014.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: