ARAŞTIRMA DOSYASI : Sırbistan AB yolunda kendisiye yüzleşecek

Sırbistan, AB ile tam üyelik müzakerelerine başlıyor. Atılan adımlar sadece onları değil, Balkanlar’daki istikrarı da etkiliyor. Her adım Belgrad’ı bir yüzleşmeye davet edecek. En zor mesele hiç şüphesiz ‘Kosova’.

Eski Yugoslavya’nın merkezi Sırbistan 21 Ocak’ta Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakerelerine başlıyor. 90’lı yılların derin izlerini taşıyan ülkenin bugünlerde en büyük motivasyonu AB’nin bir parçası olma yolunda yaşacağı önemli değişimler. Ekonomi, siyaset, hukuk, medya ve daha birçok konuda yeni düzenlemeler ve ciddi iyileştirmeler bekleniyor. Bu süreçte atılacak her adım Belgrad’ı bir yüzleşmeye davet edecek.

Sırbistan’ın AB ilişkileri 1999 yılında Batı Balkanlar için İstikrar ve Ortaklık Süreci’ne katılımıyla başlamış ve ülke 22 Aralık 2009 tarihinde adaylık başvurusunda bulunmuştu. AB Komisyonu, 12 Ekim 2011 tarihinde Sırbistan’a aday ülke statüsü verilmesini tavsiye etmiş, 1 Mart 2012 tarihinde AB Hükümet Başkanları Zirvesi’nde adaylık statüsü onaylanmıştı. Anlayacağınız süreç 24 yıldır devam ediyor.

AB üyeliği maratonunda her ülkenin yaşadığı zor süreçler olsa da Sırbistan’ın aşması gereken çok önemli ve özel bir durum var. Üyelik için önce ‘Kosova sorunu çözülecek’ diyor AB. “Genişleme Stratejisi ve 2012-2013 Temel Sınamalar” başlıklı belgesinde Sırbistan’ın Kosova’nın toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiği açıkça vurgulanıyor. Belgrad’da AB müzakere sürecinin nasıl işleyeceğini yetkililerle değerlendirdik.

Sırbistan Devlet Radyo ve Televizyonu (RTS) politika editörü Zoran Stanojeviç ile bu süreçte Sırbistan’ı neler beklediğini konuştuk. Stanojeviç, Sırbistan ve Avrupa Birliği sürecinin diğer ülkelerden farklı olduğu görüşünde: “Özellikle Kosova meselesi, Sırbistan’ın AB üyeliğinde bir anahtar. Ancak bu birçok Sırp tarafından kabul edilemez bir durum. Sırbistan üye olsa bile bu sorunun tamamen çözüleceğine dair bir garanti vermek de zor. Zaten bu konuyu sürekli erteliyoruz. “

Hatırlayacağınız üzere Kosova Şubat 2008’de tek taraflı bağımsızlığını ilan etmişti. Sırbistan, güney komşusu ve eski vilayeti Kosova ile 1998-1999 yıllarında savaş hâlindeydi. 1999 yılında NATO’nun hava bombardımanına maruz kaldı ülke. Belgrad’da hükümet binasının karşısında NATO’nun bombaladığı eski savunma bakanlığı savaşın tüm izlerini hâlâ ilk günkü gibi taşıyor. Bomboş ve yıkık bina bellekleri tazeliyor. Bu görüntü bile Sırbistan’ın Kosova karşındaki tavrını gösteriyor aslında. Sırbistan 2009 yılında Uluslararası Adalet Divanı’na (ICJ) giderek Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkmıştı. Hâl böyle olunca AB üyeliği yolunda her iki tarafın da anlaşmazlıklarını diplomatik seviyede çözme gayretinde olsalar bile ortak çözümün ne olacağı konusunda kimsenin fikri yok. Stanojeviç’e göre AB ve Sırbistan ilişkilerinin daha çok Kosova meselesi üzerinden devam etmesi halkın bir kısmında endişe uyandırıyor: “Birçok insan bu süreçten korkuyor. Çünkü Sırbistan AB’ye yakınlaşırsa ya da AB’nin üyesi olursa, bu sorun ana mesela hâline gelecek ve Sırbistan, Kosova’yı tanımak zorunda kalacak diye düşünüyorlar. Ayrıca, Kosova AB’nin parlak geleceği için feda edilemez.”

Politika, Sırbistan’ın en köklü gazetelerinden. Bir asırdan fazladır yayın hayatında. Türkiye’yi de çok yakından takip eden politika analisti, gazetenin dış haberler editörü ve köşe yazarı Boşko Jaksiç, Sırbistan politikasının geçmişe kıyasla daha gerçekçi bir forma girdiği görüşünde. Ülkenin en ciddi sorunlardan biri olan yolsuzlukla mücadelede daha sağlam ve etkin bir politika izlediğini düşünüyor. Söylediklerine bakılırsa AB ile uyum süreci bunun önemli bir parçası. Jaksiç, “23 ve 24. maddeler AB ile tam müzakerelerde Sırbistan’ı zorlayacak. Bağımsız, güçlü bir yargı sistemi ve özgür medya Sırbistan için çok önemli. Özellikle yürütmenin etkisi altında olmayan yargı.”

Jaksiç’in özelde Sırbistan’ı, genelde bütün ülkeleri ilgilendiren bir tespiti var. Ona göre müzakere sürecinde bütün sorunların paralel bir şekilde götürülmesi gerekiyor. Yapılacak reformlar arasında bir paralellik sağlanmazsa Sırbistan çok zaman kaybedecek. “Mesela, 3 yılı ilişkilerimizi normalleştirmeye, 5 yılı yargı sistemine, 2 yılı medyaya ve yılı 3 organize suçlarla mücadeleye ayırırsak çok zamanda az işler yaparız.” diyor. Diğer yandan Sırbistan İlerleme Partisi‘nin (SNS) ezici bir çoğunlukta olmasından endişe duyuyor. Parti, seçimlerde oyların çoğunluğunu elde etmiş. Şu an iktidarda Sırbistan İlerleme Partisi ve Sırbistan Sosyalist Partisi’nden (SPS) oluşan bir koalisyon hükümeti bulunuyor. Ülkede yapılan son araştırmalar da Sırbistan İlerleme Partisi’nin giderek güçlendiğini gösteriyor. Jaksiç’e göre bu büyük bir tehlikenin habercisi. Artan ve ‘tekelleşen’ bir güç toplum için tehlikeli.

Vreme (Zaman) gazetesi politika editörü Andrej Ivanji geçmişle kıyaslandığında bugün AB’den bahsediyor olabilmenin Belgrad için bir gelişme göstergesi olduğu fikrinde. Ona göre milliyetçilik 1990’lı yılların etkisiyle hâlâ devam ediyor. Çünkü, politikayı besleyen bir unsur. Ivanji, bunun gelecek için büyük tehlike olabileceğini kanısında. Jaksiç’e göre Avrupa’nın parçası olmak milliyetçiliği öldürmez: “AB’ye baktığınızda, İtalya, Almanya, İngiltere gibi birçok üye ülkede hâlâ milliyetçi tavırlar görebilirsiniz. Zaten AB’ye üye olmak milliyetçilikten kurtulmak anlamına gelmiyor ama daha az milliyetçi olmaya yardımcı olabilir. Elbette bu, yine o ülkenin politikasına bağlı.”

Madalyonun bir de diğer yüzü var. Ivanji sadece AB’nin Sırbistan için değil, Sırbistan’ın da AB için önemli olduğuna dikkat çekiyor: “Sırbistan, Balkanlar için önemli. Çünkü merkezî ve yaklaşık 8 milyonluk nüfusuyla büyük bir ülke. Eğer siz Sırbistan’da istikrarı sağlayamazsanız, Balkanlar’da da sağlayamazsınız.” Ülkenin konumu itibariyle bu tespiti çok da yabana atmamak gerek. Sırbistan, Balkan Yarımadası’nda ve Panon Ovası’nda stratejik bir öneme sahip. Sekiz ülkeye (Makedonya, Arnavutluk, Bulgaristan, Karadağ, Bosna Hersek, Hırvatistan, Macaristan ve Romanya) sınırı ve Tuna Nehri’nin olması ülkeyi Batı ve Doğu Avrupa’da merkezî bir konuma taşıyor. Sırbistan bu avantajıyla, Rusya, AB ve diğer Balkan ülkeleriyle Serbest ticaret anlaşması imzaladı. Ayrıca Orta Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması’nın (CEFTA) üyesi.

AB üyeliğiyle Belgrad’ın dış politikada daha etkili olabileceğine dair umutlar da var. Stanojeviç’e göre ülkenin çok güçlü bir dış politikası yok. Hatta Sırbistan’ın ikili ilişkilerinin ‘ilginç’ olduğunu söylüyor: “Sırbistan bağımsız bir dış politikaya sahip değil. Daha çok üçüncü dünya ülkeleriyle ilişkileri var. Arap emirlikleriyle güçlü bağlarımız var. Bunun sebebi güçlü politikacıların derin kişisel bağları. Kimsenin dış politikada bizim düşüncemizle ilgilendiğini düşünmüyorum. Mesela Bulgaristan’da olan bir olayla ilgili kimse Sırbistan’ın temsilcilerine, dışişleri bakanına ya da cumhurbaşkanına fikrini sormuyor. Tabii ki Avrupa’nın dışişleri bakanlarıyla iletişimleri, ilişkileri var ama bunlar ikili ilişkiler. AB süreci, Sırbistan’ın dış politikasını güçlendirebilir.“

Özgür medya çok tartışılacak

Sırbistan’da en çok konuşulan ve bir o kadar da iyileştirmeye ihtiyaç duyulan konulardan biri medyanın bağımsız ol(a)maması. Sırbistan Devlet Radyo ve Televizyonu (RTS) politika editörü Zoran Stanojeviç medyanın yüzde 90 gibi büyük bir kesiminin devlet politikasından bağımsız yayın yapamadığını söylüyor: “Bağımsız bir medya yok. Çünkü bağımsızlık direkt sermaye ile alakalı.“ Stanojeviç, medya ile alakalı bu tespitinin aslında her alanda bir sorun teşkil ettiğinin de altını çiziyor. Ona göre partilerle irtibatı olmayan hiç kimse bu ülkede başarılı olamıyor. Bunun için özgür medya bu süreçte Sırbistan’ın vereceği önemli sınavlardan. Jaksic de, yeni bir medya hukukuna ihtiyaçları olduğunu söylüyor: “Gazeteler hâlâ devletin elinin altında. Üstelik hukuka aykırı olmasına rağmen.”

Sırbistan Türk girişimcileri bekliyor

Sırbistan-Türkiye ekonomik ilişkileri gelişmeye açık ancak yeterli düzeyde olduğu söylenemez. Sırbistan’daki bazı Sırp iş adamlarının girişimiyle Sırbistan Uluslararası Ticaret Derneği (SITA- Serbian İnternational Trade Association) iki ülkenin ticaretini birbirine yakınlaştırmak için tam da bu amaçla kurulmuş. Derneğin başkanı Ömer Şimşek Sırbistan’a ilk gelen iş adamlarından. 12 yıldır Sırbistan’da ve 5 yıldır bu ülkenin vatandaşı. Derneğin toplam 65 üyesi var. Hepsi Sırbistan’ın yerli esnafı. Şimşek, tekstil ve zücaciye malzemeleri üzerine ticaret yapıyor burada. Türk iş adamlarının Sırbistan ile çok fazla ticarî ilişkiler kurmadıklarına işaret ediyor. SITA Türkiye ve Sırbistan arasında bir köprü olmaya çalışıyor. Şimşek’in anlattıklarına bakılırsa Slovenya, İtalya ve Yunanistan’ın Sırbistan’la çok iyi ticarî bağları mevcut. Slovenya’nın 500, Almanya ve İtalya’nın 400, Avustralya’nın 300’den fazla firması bulunuyor. Sırbistan’ın inşaat sektöründeki tüm ihtiyaçları yurtdışından ithal ediliyor. Tekstil sektörü de Türkiye’ye bağlı ama bu alanda ihtiyacı karşılayacak firmalar olmadığından, esnaf Türkiye’ye gidip mal alıyormuş. SİTA yılda bir kez forum düzenliyor ve bu sayede iki ülke birbirinin pazarını tanıma şansı buluyor. 5 yıldır TUSKON’la da işbirliği içerisinde.

Rasim Ljajiç: Sırbistan’sız AB tamam olmaz*

Savaştan çıkmış bir ülkeyi teslim aldık. NATO tarafından bombalanmış, uzun yıllar ambargo uygulanmış. Bu ülke, yarım asırdır siyasî problemleriyle mücadele ediyor. İlk defa siyasî sorunların yanı sıra ekonomiyi de konuşabiliyoruz. Şu anda ekonominin diğer siyasî konular üzerinde bir ağırlığı bulunuyor. Bunu ‘ana değişim’ olarak adlandırıyoruz. AB’ye üye olmak ilk hedeflerimizden. Bu anlamda ekonomik hedefler oluşturduk kendimize. En önemlisi işsizliğin azalması. Şu anda Sırbistan’da işsizlik oranı yüzde 20-25 arasında değişiyor. Eğitimli, nitelikli iş gücü gerekli. Sırbistan’ın potansiyeli yüksek olan beş alana yoğunlaşarak bunu azaltmayı hedefliyoruz. Oto sanayii, savaş sanayii, IT teknoloji sanayii, ziraat-gıda sanayii ve enerji Sırbistan’ın gelişmeye açık beş sanayi sektörü. Yurtdışından yatırım çekebilmemiz için bu alanlara yoğunlaşmamız gerekiyor. Özellikle AB ülkeleri başta olmak üzere Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan gibi ülkelerinde, bizim için önemli.

Eğitim, emek ve iş gücü, sağlık sektörü ve vergi sisteminde reformlara ihtiyacımız var. Tabii ki geçmişteki ekonomik krizler diğer ülkeleri etkilediği gibi Sırbistan ekonomisini de etkiledi. Avrupa’daki kriz bizim ürünlerimize talebi de azalttı. Sırbistan, ürünlerinin yüzde 60’ını AB’ye ihraç ediyor. İthalatımızın yüzde 57 kadarı da AB ülkelerinden. Tek başımıza yapamayız. Avrupa Birliği’yle serbest ticaret anlaşmamız var. Bu şekilde AB ile ekonomik ilişkilerimizi sürdürüyoruz. AB‘ye girmemiz şirketlerimizi olumsuz etkileyebilir. Çünkü rekabet açısından şirketlerimiz hazır değil.

Çevremizdeki komşu ülkelerin hepsi ya AB’ye üye ya da üye olma yolunda ciddi adımlar atıyor. Sırbistan’ın dışarıda kalması düşünülemez. Sırbistan olmazsa, AB tamamlanmamış olur. Hedefimiz 2020’ye kadar üye olmak. Bu süreç elbette sadece bize bağlı değil. Daha çok AB’nin kendi yapısal problemlerini çözüp çözememesiyle alakalı. Sırbistan’a düşen şeyler de var. AB’ye tam üyelik yolunda yapısal sorunları gidermek, kanunları değiştirerek insan haklarını koruyan daha demokratik bir ülke hâline gelebilmek önemli. AB’yi sadece ekonomik ihtiyaçlarımızı giderecek bir kurum olarak görmüyoruz. Hepsi bir bütün. Kosova bu müzakere sürecinde Sırbistan’ın önündeki en önemli meselelerden biri. Brüksel’de bir anlaşma imzaladık, Belgrad-Priştine arasındaki işbirliğini artırmaya yönelik. Ana maddesi Kosova’yı tanımamız değil ama sorunu çözmemizi öngören bir anlaşma.

(*) Başbakan Yardımcısı, İç ve Dış Ticaret ve Telekomünikasyon Bakanı

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: