EMNİYET DOSYASI /// Ankara Strateji Enstitüsü Sosyoloji Profesörü Halil İbrahim Bahar : Kanunlar uygulan mazsa suç meşrulaşır

Ankara Strateji Enstitüsü Sosyoloji Profesörü Halil İbrahim Bahar

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ardından başlayan emniyetteki kıyım devam ediyor. Ankara Strateji Enstitüsü Sosyoloji Profesörü Halil İbrahim Bahar, “Polis bölünürse suç oranı artar.” diyor.

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra başlayan emniyet ve yargıdaki tasfiyeler dur durak bilmiyor. Şimdiye kadar emniyet teşkilatında 3 bin müdür ve memurun görev yeri değiştirildi. Aralarında beş kez atanan emniyet mensupları bile var. Peki, bu kıyım toplum vicdanında nasıl algılanıyor? Terörle mücadele, kaçakçılık, mali şube gibi birimlerde çalışan, alanlarında uzmanlaşmış binlerce emniyet mensubunun yerine bu kadar kısa sürede kimler getiriliyor? Atamalardan polisler ve toplum nasıl etkilenecek? Ankara Strateji Enstitüsü Sosyoloji Profesörü Halil İbrahim Bahar, yaşananların ciddi bir güvenlik zafiyeti oluşturduğuna ve suç oranlarında artış yaşanacağına dikkat çekiyor. Bahar, yıllardır tartışılan bir sorunun tekrar gündeme geldiğine dikkat çekiyor: “İktidarın polisi mi, toplumun polisi mi?”

-Yolsuzluk operasyonlarının ardından binlerce emniyet mensubunun görevden alınması normal mi?

Sorun zaten şu; mesele polisle iktidar arasındaki basit bir ilişkiye indirgendiği için analiz edemiyoruz, öneri de getiremiyoruz. Olması gereken, hesap verme ve bağımsızlık mekanizmasının devreye sokulmasıydı. İktidarın yapması gereken soruşturma açmaktı. Paralel devlet yapılanması içinde olduklarını iddia ettiğiniz memurlar, hukukun dışında ne yapmış? Bunların soruşturulması gerekiyor. Ama siz bunların hiçbirini yapmıyorsunuz. Bu aslında polisi damgalamaktır! Ve bu çok tehlikeli.

–Nasıl bir tehlikeden söz edilebilir?

Bu damgalamanın toplumsal ve psikolojik boyutları var. Polisin ailesini, kendisini etkileyecek. Burada liyakat mi sadakat mi, hangisi geçerli sorusu gündeme geliyor. Keyfî yer değiştirmelere baktığımızda şunu görüyoruz. Demek ki, çalışmaya, başarıya, liyakate, uzmanlığa gerek yok! İktidara sadakat gösterirseniz terfi yolunuz açık! Polislik, profesyonel bir meslektir. Liyakatin yerine bunu getirirseniz polisliği bitirirsiniz. Bugün yapılan tam da bu. Ayrıca polis hizmetlerinde iktidarın polisi, iktidar karşıtı polis gibi bölünmelere sebep oluyorsunuz.

-Bu bölünme ne gibi sorunlar ortaya çıkarır?

Polislik farklı birimler arasında işbirliği gerektiren bir meslek. Oluşan bir suçta sanığın yakalanması, suçun ortaya çıkarılması, delillerin toplanması hepsi birkaç birim tarafından yapılır. Organize bir yapıdır. Farklı şubeler arasında destek şarttır. Bölünme ile desteği bitirirsiniz.

-Şu anda böyle bir yapılanmanın önü açılıyor o hâlde.

Eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’dan ele alalım. Bana göre son derece başarılı bir emniyet müdürüydü. Kendi döneminde İstanbul gibi bir ilde kapkaçın önlenmesinde büyük rol oynadı. 2006’da Eminönü’nde bir araştırma yapmıştık. 1500 kişiye son beş yıl içinde mağdur oldunuz mu, diye sormuştuk. Sonuç yüzde 5’ti. Mağdur olma ihtimaliniz nedir diye sorduk, yüzde 80 çıktı. Çapkın, o korkuyu bitirdi. Yerine gelen Aksaray Valisi Selami Altınok İstanbul’u tanımaya çalışıyorum’ dedi. Şöyle söyleyeyim; İstanbul’u, polisliği bilmiyorsanız, siz tanımaya çalışırken atı alan Üsküdar’ı geçer!

-Suç oranlarında artış yaşanabilir yani?

Kesinlikle suç oranlarında artış olacaktır. Öncelikle bir ilin kurumsal hafızası vardır, ilin suçlarını bilen emniyet güçleri vardır. Siz böyle yaparak bir şubeyi, bir ili tamamen dağıtıyorsunuz.

-Bu kadar kısa sürede yerlerine gelen isimler ne kadar adapte olacak? Altyapıları, eğitimleri var mı?

Öyle bir uzman arayışı yok zaten! Teknik şubelere bu tür polis memurlarını alsanız üç ay eğitimleri var. Yerine getirilenler bu alanların uzmanı değil ki. Özellikle mali şube, kaçakçılık, terör, narkotik, istihbarat. Profesyonel bilgiyi, tecrübeyi gerektiren alanlar. Yerine getirilenler, müdürler de dâhil, müdahale etmesi beklenmeyen, müdahale etmeyecek kişiler olduğu için getirildi. Toplumun ihtiyaçlarına bakan, güvenliği sağlayan, yolsuzluğu, suçu önleyen değil; iktidara sadakat burada esas alındı. Bu, adaleti, güvenliği bitirir.

-O zaman toplum şu soruyu soracak: İktidarın polisi mi, devletin polisi mi?

Evet, vatandaş toplumun polisi değil, iktidarın polisiymiş diyecektir. Polis iktidarın bir maşası mı, aygıtı mı? Bu 150 yıldır sorulan bir soru. Hatta İngiltere’de 1800’lü yıllarda ‘Modern polislik kurulsun mu kurulmasın mı, devletin polisi olsun mu olmasın mı?’ konusu gündeme gelmiş. Orada iki sorun vardı, bir; bu polisler kimi koruyacak, iki; bu polislerin iktidarın aygıtı olma riski. Ancak demokrasiler iktidarın çabasını boşa çıkarmak için mekanizmalar üretmek zorundadır. Başarılı bir polisliğin temel formülü şudur: bağımsızlık, hesap verebilirlik ve uzlaşmacı yaklaşım. Tüm sorunlar bu formüle uyulmadığı için çıkıyor.

-Vatandaş, tayinlerin kamu yararına mı yolsuzluğu örtmek için mi yapıldığı hakkında ne düşünüyor?

Tabii iktidardan korkusu olanlar ya da iktidara yakın olanlar bunu kolaylıkla kabul etmiyor; ama ayakkabı kutusundaki milyon dolarları kimse bir yere koyamıyor. Ortada çok somut iddialar ve deliller var. Vatandaşta yolsuzluğun üzerinin kapatıldığına dair yaygın bir kanı var. Bundan sonra güvenlik kaygısı artacak. Bunun ekonomik kaygıdan daha büyük etkisi olur.

-Adam çalıyor ama çalışıyor algısı da var…

Bu çok kötü bir şey. Hayretttin Karaman mecelleye atıfta bulunarak ‘büyük bir fayda için küçük zararlara göz yumulur’ şeklinde bir şeyler yazdı. Siz eğer yolsuzluğu meşrulaştırırsanız bencil çıkarcı insanlardan bir toplum inşa etmiş olursunuz.

-Ülkenin tümünü etkileyecek derecede bir polis gücü oluşmuş mu, ‘iktidarın polisi’ diyebileceğimiz?

İktidarlar bunu ister zaten. Ama bunu hileli bir şekilde yaparlar. 3 bin kişinin yerini değiştiriyorsunuz, toplum susuyor. Bu, demokratik olmadıklarıyla alakalı. Polisi savunacak kurumlar yok, dernekleri, sendikaları yok. Bu eleştiriler olmadığı için toplumun belli bir kesimi iktidarın söylemlerini sorgulamıyor. Bunun kısa ve uzun vadede topluma ve polise dezavantajları olacak.

-Ne gibi?

Suçun meşrulaştırılması, suç oranlarının artması gibi. Çünkü formal ve informal kurallar uygulanmıyor. Dinî, ahlakî, yazılı, yazısız kurallar uygulanmıyor. Hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvetin kötü olduğu anlayışını bitiriyorsunuz. İnsanlar güçlünün ayakta kaldığı, zayıfın ezildiği bir toplumda olduklarını gördükleri zaman kendilerini o topluma ait hissetmezler ve toplumsal bağlarını koparırlar.

-Görevden alınan polislerin psikolojisi nasıl?

Bu insanlar, ailesine, komşusuna ne anlatacak? Beş yere tayini çıkan adam çocuğuna ne diyecek? ‘Senin baban paralel polismiş?’ diyen çocuklar var. Bu damgalama nasıl temizlenecek? Polis damgalanırsa bölünür. Polis bölünürse iş birliği azalır. İş birliği azalırsa önleyici verimlilik düşer.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: