ARAŞTIRMA DOSYASI : İspanya-İngiltere Arasında Cebelitarık Anlaş mazlığı

Aslıhan P. TURAN

Avrupa’nın çözüm bekleyen sorunlardan biri olan Cebelitarık meselesinin kökleri 18. yüzyıla dayanmaktadır. 1713 Utrecht Antlaşması ile İspanyol egemenliğinden Britanya egemenliğine devredilen Cebelitarık Avrupa Birliği’ne (AB) üye iki ülke arasında yaşanan bir egemenlik sorunudur. Cebelitarık’ın statüsündeki muğlaklık Britanya ve İspanya arasında zaman zaman ciddi krizlerin yaşanmasına neden olmaktadır. Nitekim 2013’ün yaz aylarında konu yeniden gündeme gelmiş ve iki ülke arasında sorunlara sebep olmuştur.

Cebelitarık meselesinin pek çok parametreyi ve aktörü içinde barındıran bir toprak sorunu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Burada yaşanan sorunlar serbest dolaşım ilkesi bakımından AB’yi, dekolonizasyon süreci bakımından ise Birleşmiş Milletler’i (BM) doğrudan ilgilendirmektedir. Cebelitarık BM’nin “özerk olmayan ülke” listesinde yer almaktadır ve söz konusu listeden çıkarılıp bağımsızlığını elde etmek üzere defalarca BM’ye başvurmuştur. Ancak İngiltere ve İspanya’nın soruna ilişkin farklı tutumları nedeniyle herhangi bir sonuca ulaşamamıştır.

Günümüzde Cebelitarık, Avrupa’daki durgun ekonomiyle tezat teşkil edecek şekilde yüksek büyüme hızı (2012 yılında %7,8) ve düşük işsizlik oranıyla (2012 yılında %2,5) dikkat çekmektedir. Ülke birçok işadamı tarafından bir refah toprağı olarak anılmaktadır. Euro krizine karşı mücadele veren AB ülkelerinin aksine Cebelitarık’ta ekonomik durumun oldukça iyi bir seviyede seyretmesinin temel nedenleri bankacılık ve mali sistem, liman işletimi, turizm ve kumar gelirleri olarak sıralanabilir. Düşük vergi oranları sebebiyle yatırımcılar için vergi cenneti sıfatını taşıyan 30,000 nüfuslu Cebelitarık’taki şirket sayısı da 30,000’dir. Yatırımcıların Cebelitarık’ı böylesi yüksek oranlarda tercih etmelerinden şikâyet eden ülkelerin başında İspanya gelmektedir. Zira İspanya ekonomisi avantajlı yatırım olanaklarını fırsat bilen İspanyol şirketlerinin faaliyetlerini Cebelitarık’a kaydırmasından doğrudan etkilenmektedir. Cebelitarık 2009 yılına kadar sağladığı düşük vergi uygulaması ve vergi muafiyetleri nedeniyle OECD’nin gri listesinde yer almıştır. Cebelitarık 2009 yılında vergi bilgilerini 10 ülkeyle paylaşmayı kabul etmek suretiyle bu listeden çıkabilmiştir. Kimi şirketlerin faydalandığı vergi muafiyetlerini kaldıran Cebelitarık’ta uygulanan %10’luk vergi oranı, İspanya’da uygulanan %30’luk oranla karşılaştırıldığında yatırımcılar için hâlâ çok daha çekici bir ortam sunmaktadır.(1)

Bu çerçevede Cebelitarık’ta yaşanan son krizin medya organlarında geniş yer bulduğunu söylemek mümkündür. Ancak konunun hassasiyetini göz önünde bulunduran stratejistlerin ve düşünce kuruluşlarının herhangi bir taraflı yoruma meydan vermemek için genellikle resmi açıklamalara sadık kaldığı söylenebilir. Bu analiz konuyu tam olarak kavrayabilmek için Cebelitarık meselesini tarihsel boyutlarıyla ele almakta, tarafların soruna yönelik tutumlarını irdelemeye çalışmakta, BM ve AB gibi bir nevi soruna taraf uluslararası aktörlerin yaklaşımlarını ortaya koymaya çalışmaktadır.

Anlaşmazlığın Tarihsel Arka Planı ve Tarafların Tezleri

Krizin tarihsel kökenlerinin incelenmesine geçmeden önce İspanya ve İngiltere’nin temel savlarına kısaca değinmek faydalı olacaktır. İspanya, Cebelitarık’ın İngiltere’ye veraset savaşları sonucunda 1713 Utrecht Antlaşması ile bırakılmak zorunda kalındığını, ancak antlaşmada boğaz ve karasularıyla ilgili bir hüküm olmadığını savunmaktadır. Buna karşılık İngiltere ise İspanya’nın Cebelitarık’ı şehri, kalesi, limanı dâhil olmak üzere bir bütün olarak İngiliz yönetimine bıraktığını belirtmektedir. İspanya, dönem dönem yükselen Cebelitarık krizlerinde Birleşmiş Milletler’in toprak bütünlüğü ilkesine ve dekolonizasyon sürecine atıf yaparken, İngiltere kendi kaderini tayin ilkesi temelinde her halkın siyasi statüsünü belirleme hakkına sahip olduğunu savunmaktadır.(2) Cebelitarık ise temel sorunun İspanya’nın toprak talebi olduğunu dile getirmekte; egemenliğin İngiltere’den İspanya’ya geçme olasılığına karşı çıkarken, BM’nin özerk olmayan ülkeler listesinden çıkartılarak bağımsız ülke statüsü elde etmek istemektedir.

Cebelitarık’ın Coğrafi Konumu

Kaynak: Gerry O’Reilly, “Gibraltar: Sovereignty Disputes and Territorial Waters”, IBRU Boundary and Security Bulletin, Bahar, 1999.

Birleşmiş Milletler Genel Kurul’u 1960 yılında, BM Şartı’nın 1. maddesine (3) dayanarak sömürgelerin hangi ilkeler doğrultusunda bağımsızlıklarına kavuşacaklarını belirleyen 1514 sayılı kararı kabul etmiştir. Cebelitarık’ın statüsünün belirlenmesi amacıyla BM bünyesinde, İspanya, İngiltere ve Cebelitarık’ın görüşlerini alarak durumu analiz etmek üzere bir Özel Komite (Yirmi Dörtler Komitesi olarak anılır) kurulmuştur. BM 1965 ve 1966 yıllarındaki 2070 ve 2231 sayılı kararlar uyarınca, İspanya ve İngiltere’nin Cebelitarık’ın statüsünü belirlemek üzere müzakere etmelerini ve sonucu Özel Komite’ye bildirmelerini talep etmiştir. BM’nin 2231 sayılı kararında “Cebelitarık halkının çıkarları gözetilerek” müzakere edilmesi gerektiği ibaresinin bulunduğunu not etmekte fayda vardır.(4) Zira ilerleyen yıllarda Cebelitarık bu ibareye uyulmadığına dair şikâyetlerini dile getirecek, dekolonizasyon sürecinde müzakerelerin dışında bırakılmasını ve anayasal düzenlemelere rağmen kendi kaderini tayin hakkından faydalanamamasını sıklıkla eleştirilecektir.

İngiltere, Cebelitarık üzerindeki egemenlik hakkında ısrar ederek sorunun çözülmesi maksadıyla 1966 yılında Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmayı teklif etmiş, ancak İspanya buna karşı çıkmıştır. BM kararları uyarınca İngiltere Cebelitarık halkının iradesini hangi yönde kullanmak istediğini öğrenmek amacıyla bölgede 1967 yılında referanduma gitmiştir. Referandum sonucunda Cebelitarık halkının İspanya ile yakınlaşmak yerine İngiltere ile mevcut bağlarının devam etmesini istediği ortaya çıkmış, ancak bu referandum BM tarafından 2353 sayılı kararla geçersiz ilan edilmiştir. İngiltere ise referandum sonucuna dayanarak 1969 yılında Cebelitarık ile ilgili bir yasa kabul ederek, halkın egemenliğin İngiltere’den başka bir devlete devrini reddetme hakkını tanımıştır.(5) Ayrıca İngiltere aynı yasa ile Majesteleri hükümetinin Cebelitarık halkının demokratik olarak ifade ettikleri arzuları dışında hiçbir devletle müzakereye girmeyeceğini kabul etmiştir.(6) Bu yasayla İngiltere bir yandan Cebelitarık halkının kararlarına saygı duyacağı ve haklarını savunacağı mesajını verirken, diğer yandan da İspanya’ya karşı mevcut düzende kendi egemenliğinin geçerli olacağı hususunu vurgulamıştır. İspanya bu gelişmeye Cebelitarık sınırını kapatmak, burada çalışan 4.666 işçisini geri çekmek ve telefon ve telgraf iletişimini kesmek suretiyle cevap vermiştir.

İngiltere’nin 1973 yılında AET’ye üye olmasıyla, bağımlı toprak statüsüyle Topluluğa taraf olan Cebelitarık kendi talebiyle AET’nin ortak dış tarifelerinden, ortak tarım politikasından ve katma değer vergisinden bağışık tutulmuştur. Söz konusu bağışıklığın sebebi Cebelitarık’ın kendi parlamentosuna sahip olduğu halde, statüsü gereği dış ilişkilerinde İngiltere’nin sorumluluğu altında bulunmasıdır. İlerleyen bölümlerde göreceğimiz üzere Cebelitarık’ın yatırım ve ticari açılardan avantajlı bir konum elde etmesi ve jeoekonomik statüsünün değer kazanmasının başlıca nedenleri bu bağışıklıklardır. Bunun yanında Cebelitarık’ın statüsüyle ilgili krizin ve krizin tetiklediği serbest dolaşım ilkesiyle ilgili tartışmaların canlanmasında AB ile geliştirilmiş olan ilişkilerin payı önem arz etmektedir. Foreign Policy Center uzmanlarından Adam Hug’a göre, yaşanan son gelişmeler sırasında İngiltere, nadir görülür bir şekilde, bir krize AB ilkeleri uyarınca çözüm bulunmasını istemiştir. İngiltere’nin bu şekilde hareket etmesinin en büyük nedeni elbette ki BM’nin dekolonizasyon süreci ile Cebelitarık’a bağımsızlık kazandırma veya toprak bütünlüğü ilkesi gereği İspanyol tezlerine destek verme ihtimalidir.

İspanya 1980’de reelpolitik bir tercih yaparak Birleşik Krallık ile Lizbon Anlaşmasını imzalamış ve 1982’deki NATO ile 1986’daki Avrupa Topluluğu üyeliklerinin yolunu açmıştır. 1984 yılında ise Lizbon Anlaşmasının uygulanmasını garanti altına alan Brüksel Bildirisi yayınlanmıştır. Lizbon Antlaşması’na göre İspanya’nın Cebelitarık’a uyguladığı kısıtlamaları kaldırması, düzenli ve devamlı diyaloğun sürdürülmesi öngörülmekteydi. Buradaki en önemli husus Cebelitarık’ta yaşayan İspanyollar ile İspanya’da yaşayan Cebelitarıklılar arasında mütekabiliyet ve eşitlik esasları temelinde kişilerin, araçların ve malların Cebelitarık ile “komşu toprak” arasında serbest dolaşımının sağlanacak olmasıydı. Egemenlik konusunun ise ilerleyen süreçte müzakere edilmesi öngörülmüştü. Antlaşma hükümlerine tarafların uyacaklarını garanti eden Brüksel Bildirisi ile başlayan süreç 1991 yılında sınırın açılmasına kadar ilerlemiş, ancak egemenlik konusu herhangi bir platformda görüşülmemiştir.(7)

Lizbon Antlaşmasından sonra İspanya 1969’da kapattığı Cebelitarık sınırını kontrollü bir şekilde açmıştır. Sınırdan sadece Britanya pasaportuyla Cebelitarık’ta ikamet eden veya İspanya vatandaşı olan yayalar geçebilmekteydi; Cebelitarık’tan ihracat yapmak ise yasaklanmıştı. 1984 yılında imzalanan Brüksel Anlaşması İspanya’nın kısıtlamaları kaldırması ve egemenlik için görüşmelere başlanması noktalarında kapıyı aralamıştır. Nitekim İspanya 1985 yılında sınırları tamamen açmış ancak 1969 yılında durdurduğu feribot seferlerini başlatmamış ve uçuşa yasak bölge uygulamasını kaldırmamıştır.(8)

İspanya’nın Utrecht Antlaşması’nda kanalın statüsüyle ilgili bir hüküm bulunmadığını iddia etmesine rağmen, İngiltere 1938 yılında Cebelitarık’ın kanal kısmına askeri üs olarak kullanılmak üzere bir havalimanı inşa etmiştir. İngiltere 1987 yılında bahse konu havalimanını İspanya ile paylaşmayı kabul etse de Cebelitarık egemenlik haklarının İspanya ile İngiltere arasında paylaşılmasına karşı çıkmıştır. Bunun üzerine Avrupa Topluluğu, üyeler arasında uçuş kısıtlamalarını kaldırmayı öngören Hava Hizmetleri Direktifi’ni Cebelitarık’a uygulamama kararı almıştır. Buna karşılık Cebelitarık Avrupa Adalet Divanı’na başvurarak söz konusu uygulamanın Avrupa Topluluğu Antlaşması’nın kişilerin ve malların serbest dolaşım ilkelerine dayandığını ve aksi uygulamaların hukuk dışı olduğunu savunmuştur. Ancak Divan, Cebelitarık’ın AT üyesi olmadığı gerekçesiyle AT Antlaşması’nı öne süremeyeceği kararına vararak başvuruyu reddetmiştir.(9)

1991 yılında Lüksemburg’da AT’nin dış sınırlarının belirlenmesi için düzenlenen toplantılar sırasında İspanya Cebelitarık’ın AT dış sınırına dâhil edilmesine karşı çıkmıştır. Britanya ise Cebelitarık’ın Roma Antlaşması’nın 227/4 maddesi uyarınca AT’nin bir parçası olduğunu savunmuş ve dışarıda bırakılmasının Cebelitarık’a verilmiş statüye aykırı olacağını savunmuştur.(10)

Cebelitarık pek çok kez BM Yirmi Dörtler Komitesi’ne kendi kaderini tayin hakkının tanınması yönünde başvuruda bulunmuştur. 1997 yılında yapılan başvuruda bir halkın kendi kaderini tayin hakkından, bir devletin (İspanya kastedilerek) topraksal talepleri sonucu mahrum bırakılmasının mümkün olup olmadığı sorgulanmış ve Cebelitarık’ın kendi kaderini tayin hakkının çiğnenemez olduğunun açıkça tanınması istenmiştir. Cebelitarık halkının, kendi kaderini tayin hakkından faydalanmasına yöneten devletin dahi itirazı bulunmazken, üçüncü bir devletin Cebelitarık halkını bu haktan mahrum bırakma çalışmalarının kabul edilemez olduğu bilhassa vurgulanmıştır. Bu çerçevede Cebelitarık 2000 yılından itibaren sömürgeciliğin tamamen ortadan kalkmasını talep etmiştir. Cebelitarık’ın gelişmesi ve ilerlemesi isteniyorsa Komite’nin Cebelitarık halkının arzularına öncelik vermesi ve çözüm görüşmelerinde kendi kendini temsil etmesi gerektiği vurgulanmıştır.(11)

Cebelitarık, 2000 yılında BM Özel Komitesi’ne yaptığı başvuruda ise BM’yi eleştirmiş ve Cebelitarık’ın dekolonizasyon sürecinin neden İspanya ve İngiltere arasındaki müzakerelere bağlı tutulduğunu sorgulamıştır. Cebelitarık, kendi geleceğini ilgilendiren bu konuda taraf olarak sürece dâhil edilmeyi talep etmiştir. 2001 yılında İspanya ve İngiltere müzakere sürecine ivme kazandırmak amacıyla görüşmelere yeniden başlamıştır. Ancak 2002 senesinde Cebelitarık’ta düzenlenen referandumda oy kullananların %99’u İngiliz-İspanyol ortak egemenliğini reddetmiştir.(12)

Madrid yönetimi 2002 yılından bu yana Cebelitarık’a İspanya devletine bağlı olmak şartıyla bölgesel veya toplumsal özerklik tanınması teklifini sunmaktadır. 2002 senesinde Cebelitarık’ta düzenlenen egemenlik referandumunda seçmenler egemenliğin İspanya ve İngiltere arasında paylaşılması planına karşı çıkmışlardır. Cebelitarık halkı 1960 yılında Birleşik Krallık tarafından kendilerine verilmiş olan kendi kaderini tayin hakkının, BM Şartı tarafından da tüm eski sömürgelere tanınan bir hak olduğunu savunmaktadır.(13)

Cebelitarık ile ilgili ilk yasayı 1969 yılında kabul eden İngiltere, 2006 yılında Cebelitarık’ta yapılan anayasa referandumundan sonra Cebelitarık Yasasını yenilemiştir. Yenilenen yasada Cebelitarık’ın statüsü ile ilgili “Cebelitarık halkı, Parlamento’nun farklı bir iradesi olmadığı müddetçe Majesteleri’nin dominyonu olmaya devam edecektir. Majesteleri hükümeti Cebelitarık’ın, özgür ve demokratik taleplerinin aksine, başka bir devletin egemenliği altına girmesini öngören bir anlaşmaya taraf olmayacağını güvence etmektedir. Cebelitarık’ın 2006 yılındaki referandumla kabul ettiği anayasanın Cebelitarık halkına, İngiliz egemenliği altında ve dış ilişkilerinde İngiltere’ye karşı sorumlu olmaya devam etmekle birlikte, kendi kendini yönetme hakkını verdiği” ifadeleri yer almıştır.

İspanya İngiltere’nin Cebelitarık’ın tamamı üzerinde egemenlik uygulamasından duyduğu memnuniyetsizliği her fırsatta dile getirmektedir. Görüşmelerin düşük seviyede devam ettirildiği ve egemenlik ilkesi konusunda anlaşmaya varılamadığı bir ortamda, 2010 ve 2011 yıllarındaki hükümet değişiklikleri sonucu İngiltere ve İspanya arasındaki Cebelitarık görüşmeleri askıya alınmış, Üçlü Diyalog Forumu bloke edilmiştir. 2012 ve 2013 yılları boyunca, Cebelitarık, İspanya ile 1999 yılında imzalanmış balıkçılık anlaşmasını uygulamayı durdurmuş ve Temmuz 2013’te tek taraflı bir kararla denize yapay resifler inşa etmiştir.

Tırmanan Krizin Brecher’in Teorisine Göre Değerlendirilmesi

İspanya ile İngiltere arasında Cebelitarık konusunda yaşanan sorunu, Michael Brecher’ın kriz teorisi şemasına göre değerlendirirsek, tarihsel süreçteki gelişmeler ön kriz olarak tanımlanabilir. Ağustos 2013’te alevlenen krizin çıkış noktası ise Cebelitarık’ın balık stoklarının yenilemesini sağlamak amacıyla yapay resifler inşa etmesine İspanya’nın sıkı bir sınır kontrolü uygulaması ile cevap vermesi olarak kabul edilebilir. Söz konusu uygulamayla İspanya-Cebelitarık sınırında ciddi bir yoğunlaşmanın yaşanması; Madrid yönetiminin Cebelitarık’a giriş ve çıkışlardan 50 Avroluk ücret almaya başlayacağını açıklaması, ücret uygulamasını protesto etmek amacıyla sınırda gösteri ve yürüyüşlerin düzenlenmesi ve bu gelişmeler üzerine İngiliz Kraliyet donanmasının Cebelitarık’a destek vermek amacıyla bölgeye demirlemesi krizin tırmanma aşamasını oluşturmuştur. Yukarıda bahsedilen karşılıklı adımlarla zirve noktasına ulaşan kriz, İspanya ve İngiltere arasında üst düzey iletişimin sağlanması ve AB Komisyonu’nun bir denetleme heyeti görevlendirmesiyle düşüş eğilimine girmiştir.

İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, 7 Ağustos 2013 tarihinde İngiliz mevkidaşı David Cameron ile yaptığı telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki dost ve müttefiklik bağı dolayısıyla krizin şeffaf müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini dile getirmiştir. Krizin kamuoyunda yarattığı rahatsızlıklara da değinen Rajoy, Cebelitarık’ın yapay resif inşasının kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır. Sınır kontrollerinin yasa dışı trafiği engellemek maksadıyla Schengen Sınır Kodu uyarınca orantısallık, adillik ve rastgelelik ilkeleri uyarınca devam ettirildiğini de belirtmiştir.(14)

Aynı tarihte İspanya Dışişleri ve İşbirliği Bakanı José Manuel Garcia-Margallo, konunun çevresel ve balıkçılık faktörleri açısından değerlendirildiğinde tek taraflı yapay resif inşasının kabul edilemez bir uygulama olacağını İngiliz mevkidaşı William Hague’a bildirmiştir. İspanyol Bakan ayrıca sınır kontrollerinin uluslararası hukuka, AB düzenlemelerine ve ulusal mevzuata uygun şekilde devam edeceğini açıklamış ve sorunun çözümü için ad hoc çalışma gruplarının oluşturulmasını teklif etmiştir.(15)

İspanya, Cebelitarık’ın çevre kanunlarını ihlal ettiğini ve balıkçılık endüstrisine zarar verdiğini savunmaktadır. Buna karşılık Cebelitarık inşa edilen yapay resiflerin balıkçılık sektörünü uzun vadede korumayı amaçladığını ileri sürmektedir. Ayrıca Cebelitarık yetkilileri resif inşa edilen alana İspanyol balıkçıların girmesine izin verileceğini vurgulamaktadır. Sadece balıkçılık açısından değil Akdeniz’in girişindeki konumuyla Cebelitarık coğrafi bakımdan da stratejik olarak dikkat çeken bir noktadadır. Özellikle deniz taşımacılığı alanında ticari önemi de son yıllarda hızla artmaktadır.(16)

Cebelitarık AB’ye üye olmadığı için İspanya’nın Cebelitarık-İspanya sınırında yaptığı sınır kontrollerinin AB dış sınırlarında yapılan kontroller olduğu unutulmamalıdır. İngiltere’nin dâhil olmadığı Schengen bölgesinin dış sınırında sıkı sınır denetimlerinin gerçekleştirilmesi, Cebelitarık’ın gümrük birliğine üye olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda hukuka aykırı gözükmemektedir. Geçtiğimiz yıllarda Cebelitarık sınırında yaşanan tütün kaçakçılığı ve kara para aklama faaliyetleri AB Komisyonu’na şikâyet konusu olmuş, ancak hiçbir vaka Avrupa Adalet Divanı önüne getirilmemiştir. İspanya açısından yaşanan sıkıntılar nedeniyle arttırılan sınır denetimleri Schengen Sınır Yasası’yla da uyumludur. Nitekim yapılan denetimler orantılılık ve adillik ilkelerine saygılıdır. Buna karşılık 50€’luk geçiş ücretinin yasallığı çeşitli nedenlerden dolayı tartışma konusudur. İlk olarak geçişlerin ücretlendirilmesi kararı siyasi bir kriz ortamında alınmıştır. İkinci olarak, kararın kişilerin serbest dolaşım ilkesine aykırı olduğu değerlendirilmekte ve orantılılık ilkesi açısından muğlâk olduğu kabul edilmektedir.(17)

AB Komisyonu, sınır kontrollerinin yasallığıyla ilgili tartışmalar sırasında İspanya’yı girişlerde uygulanacak herhangi bir verginin AB yasalarına aykırı olacağı konusunda uyarmıştır. Aslında Cebelitarık’ın Schengen Sınır Antlaşması’na taraf olmaması sebebiyle sınır kontrollerine izin verilmesi gereken bir durum söz konusu olsa da, Komisyon, Madrid’in geçiş kolaylığı sağlaması gerektiğinde ısrarcıdır. Komisyon’un konuya dâhil olmasının temel nedeni yaşanan krizin AB hukukundaki temel haklardan olan serbest dolaşım hakkına zarar veriyor olmasıdır. Bu süreçte hem İspanya’nın hem İngiltere’nin Komisyon’a başvurduğunu, ancak başvuruların farklı gerekçelerle yapıldığını hatırlamak gerekmektedir. İspanya tütün kaçakçılığıyla mücadeleyi ön planda tutarken, İngiltere AB vatandaşlarının serbest dolaşım hakkına atıf yapmaktadır. Burada Bulgaristan ve Romanya’nın Schengen alanına dâhil olması gündeme geldiğinde İngiltere’nin bu ülke vatandaşlarının serbest dolaşımı hakkındaki tepkisini hatırlatmak anlamlı olacaktır.

Serbest dolaşım hakkı ile ilgili yaşanan sorun tartışmalarda önemli bir yer tutmakta ve kendi içinde farklı hukuki zeminler barındırmaktadır. İspanya Schengen Antlaşması’na taraf olduğu için Schengen Sınır Yasası’yla bağlıdır, dolayısıyla kişi ve mallar üzerinde, mantıklı ve orantılı olmak, serbest dolaşıma zarar vermemek kaydıyla denetim yapmaya izni bulunmaktadır. İngiltere ve Cebelitarık Schengen Antlaşması’na taraf olmamakla birlikte, İngiltere AB hukukuyla bağlıdır. Cebelitarık ise İngiltere’den farklı olarak dört AB politikasından bağışıktır: gümrük birliği, ortak ticaret politikası, ortak tarım politikası, ortak balıkçılık politikası.(18) Daha önce de belirtildiği üzere Cebelitarık’ın bahsi geçen AB politikalarından muaf olması bağımsız bir ülke olarak AB’ye üye olmamasından, dış ilişkilerinin İngiltere’nin sorumluluğu altında AB’ye bağımlı toprak statüsüyle bağlı olmasından ve BM’nin özerk olmayan ülkeler listesindeki statüsünden kaynaklanmaktadır.

Cebelitarık Mali Hizmetler ve Kumar Bakanı Gilbert Licudi, İspanya ve İngiltere arasında Cebelitarık üzerinden yaşanan gerginliğin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini ve Avrupa ile Afrika arasındaki en yakın noktada yatırım yapmış şirketlerin de bu duruma alıştığını söylemektedir. Licudi, ihtilafın bir yandan Cebelitarık’ın imajına zarar verirken diğer yandan da dünya kamuoyunun dikkatini çekmek suretiyle ülkesinin diğer devletlerle ilişki kurmasına ve bu ilişkileri geliştirmesine katkı sağlayabileceğini belirtmektedir.(19)

Bilindiği üzere İngiltere ile Arjantin arasında Falkland Adaları’nın statüsüyle ilgili dönem dönem gerginlik yaşanmaktadır. Cebelitarık krizinin tırmandığı son dönemde İspanya ve Arjantin İngiltere’ye karşı bir dayanışma içine girmiştir. İngiltere ise baskıya karşılık olarak İspanya’nın ikili görüşme talebini reddetmiş ve 30.000 kişilik Cebelitarık nüfusunun taleplerine saygı göstereceğini açıklamıştır.(20)

İngiltere ile Falkland Adaları konusunda sorun yaşayan Arjantin Cebelitarık krizi sırasında İspanya’ya açıktan destek vermiştir. Arjantin’in desteğini alan İspanya krizi BM gündemine taşımayı uygun bulmuştur. İspanya Başbakanı Rajoy 2013 Eylül’ünde BM Genel Kurul’unda yaptığı konuşmada bir İngiltere sömürgesi olan Cebelitarık’ın, BM tarafından 1963 yılında dekolonizasyon sürecine dâhil edilerek özerk olmayan ülkeler arasında listelendiğini hatırlatmıştır. Avrupa’da bu statüdeki tek toprağın Cebelitarık olduğunu vurgulayan Rajoy, bu durumun aynı zamanda kendi toprak bütünlüklerine de etki ettiğini belirtmiştir. Rajoy İngiltere’nin BM mandasını reddettiği gibi1984 tarihli Brüksel Bildirisi’nde verdiği sözlere de riayet etmediğini ifade etmiştir. Konuşmasında krizi bir anakronizm olarak tanımlayan Rajoy yaşananların Cebelitarık halkı ve çevre bölgeler için uygunsuz bir ortam yarattığının altını çizmiştir. İspanya Başbakanı bu vesileyle Genel Kurul’un evrensel doktrinlerine dayanarak İngiltere’yi ikili diyaloğa ve bölgesel işbirliğine davet etmiştir. Buna karşılık İngiliz Muhafazakâr Parti Cebelitarık Milletvekili, İspanya’nın Kuzey Afrika’daki sömürgelerinin meşruluğu üzerine düşünmesi gerektiğini açıklamış ve Cebelitarık’ın İngiliz olmak istediği için İngiliz olduğunu vurgulamıştır.(21)

İspanya İstanbul Başkonsolosu Pablo Benavides Orgaz’ın da vurguladığı üzere İspanya Utrecht Antlaşması’nda Cebelitarık’ın bağımsızlığıyla ilgili bir hükmün olmadığını ısrarla dile getirmektedir. Başkonsolos Orgaz, İngiliz egemenliğinin sona ermesi durumunda Cebelitarık’ın bağımsız olamayacağını, böyle bir durumda bölgede İspanyol egemenliğinin yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Orgaz’a göre Utrecht Antlaşması’yla kayalık, denizalanı ve kanaldan oluşan Cebelitarık’ta sadece kayalık olarak tanımlanan alan İngiltere’ye bırakılmıştır. Başkonsolos Orgaz krizin çözümü noktasında tarafların şimdilik bekle gör politikasından yana olduğunu, ilerleyen süreçte ise gerek yatırım olanaklarının geliştirilmesi, gerek çalışma imkânlarının arttırılması bakımından işbirliğine yönelmeleri gerektiğini vurgulamaktadır.

İngiltere Cebelitarık’ı Birleşik Krallık’ın denizaşırı toprağı olarak tanımlamaktadır. Nitekim İngiliz Dışişleri Bakanlığı 19 Kasım 2013 tarihinde konu ile ilgili yaptığı basın açıklamasında; İspanya’nın Birleşik Krallık’ın bir parçası olan Cebelitarık karasularını hukuksuz bir şekilde ihlal ettiğini, sınırda yaşanan sorunların hukuka aykırı olduğunu ve Cebelitarık’ın tamamı üzerinde İngiliz egemenliğinin devam ettiğini vurgulamıştır. Açıklamada İspanya’nın girişimlerinin İngiltere’nin egemenliği üzerinde bir etkisi olmadığı belirtilmiş ve İspanya AB Komisyonu önerileri ışığında sınırların işleyişiyle ilgili gerekli adımları atmaya davet edilmiştir.(22)

İngiliz iç siyasetinde önemli bir konu olarak ele alınan Cebelitarık krizi hususunda, İngiltere’nin muhafazakâr kanat siyasilerinden biri olan Andrew Rosindel ise Krallık Donanması’nın Cebelitarık bölgesine gönderilmesini ve Britanya’nın çıkarlarının uluslararası arenada savunulması gerektiğini ifade etmiştir. İspanya’ya önemli bir dostu kaybettiğini göstermek için İngiltere’nin elindeki tüm imkânları kullanmasından yana olan Rosindel, İspanya’nın Cebelitarık konusundaki tavrını mutlaka değiştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır.(23)

Cebelitarık Hükümeti BM Genel Kurulu Dördüncü Komitesi’nin 9 Ekim 2013 tarihli toplantısında bağımsız olmaya uygun görülüp görülmediğinin belirlenmesini istemiştir. Bağımsız olmaya uygun görüldüğü takdirde BM özerk olmayan ülkeler listesinden çıkarılmayı talep etmiş, uygun görülmediyse anayasada ne gibi eksikliklerin saptandığının bildirilmesini arzu etmiş ve bu eksiklerin İngiltere’nin desteği ile doldurulabileceğini açıklamıştır. Ayrıca Cebelitarık Hükümeti Dekolonizasyon Özel Komitesi’nin ısrarla İspanya ile İngiltere arasında bir uzlaşmanın sağlanmasını beklemesini eleştirmiştir. Bu çerçevede Cebelitarık egemenlik ihtilafları nedeniyle dekolonizasyon prensiplerinin komşu bir ülkenin talepleri doğrultusunda topraktan toprağa değişmemesi gerektiğini de vurgulamıştır. Hükümet Başkanı Picardo, İspanya’nın çeşitli dönemlerde Cebelitarık üzerinde ekonomik yaptırımlar veya sınırda fiziksel kısıtlamalar uyguladığını, karasularında askeri işgallerde bulunduğunu ifade etmiş ve İspanya’yı Kişot’un yel değirmenlerinin peşinde koşmak yerine gerçek sorunlarıyla ilgilenmeye davet etmiştir. İspanya ise kendi onayı olmadan Cebelitarık’ın bağımsız olmasının imkânsız olduğunu, İngiltere’nin İspanya egemenliğindeki bir toprağı işgal ettiğini, Cebelitarık’ın özel durumunda kendi kaderini tayin prensibi yerine toprak bütünlüğü ilkesinin öncül olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamada İspanya müzakerelerin kendileriyle ile İngiltere arasında sürdürülmesi gerektiğini, Cebelitarık’ın müzakere sürecinde yer alamayacağını açıklamıştır. İngiltere ise Cebelitarık’ın hoşnut olmadığı bir egemenlik müzakeresine girmeyeceğini, başka bir devletin egemenliğine geçmesine sebep olacak düzenlemelere de katılmayacağını duyurmuştur.(24)

Avrupa Komisyonu sınır kontrollerinin AB hukukuyla uyumlu olup olmadığı konusunu incelemek üzere, 2013 yılının eylül ayında gümrük birliği, adalet ve yolsuzlukla mücadele birimlerinden seçilmiş altı denetçiden oluşan bir heyeti Cebelitarık’a göndermiştir. Heyet sınırın her iki tarafındaki giriş ve çıkış kontrollerini ve kaçakçılık iddialarını incelemek üzere görevlendirilmiştir. 25 Eylül 2013 tarihinde gerçekleştirilen teknik ziyaretin ardından Komisyon’un yayınladığı basın açıklamasında İspanya’nın yaptığı sınır kontrollerinin AB hukukuna aykırı unsurlar taşımadığının gözlemlendiği, hem tütün kaçakçılığının önlemesi hem de trafik yoğunluğunun engellenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda İspanya ile İngiltere arasında işbirliğinin ve yapıcı diyalog inşasının öneminin altı çizilmiştir. Komisyon; İspanya’ya sınır kontrollerinin trafik yoğunluğuna sebep olmaması için fiziksel alanı genişletmesi, hedef odaklı kontrollerin arttırılması ve tütün kaçakçılığına karşı İngiltere ile bilgi paylaşımı yapması gerektiğini önermiştir. Aynı şekilde komisyon İngiltere’ye de risk odaklı bir profil çıkarmasını, tütün kaçakçılığına karşı yasal düzenlemeleri ve koruma önlemlerini arttırmasını ve İspanya ile bilgi paylaşımı yapmasını tavsiye etmiştir. Avrupa Komisyonu ayrıca denetlemeleri sürdüreceğini ifade etmiş ve taraflardan altı ay sonunda, tavsiyelerinin ne ölçüde yerine getirildiğine dair birer rapor hazırlamalarını talep etmiştir.(25)

Sonuç ve Çözüm Önerileri

İspanya’nın Cebelitarık sorununun çözümü ile ilgili öne çıkardığı bir takım seçenekler vardır. Prof. Alejandro del Valle Galvez’e göre İspanya Cebelitarık halkı ile yakınlaşmak ve BM’nin dekolonizasyon prensibi çerçevesinde hareket etmek istemektedir. Brüksel Süreci’ni canlandırmak bu hedefe ulaşmanın temel ayaklarından biridir. Bir yandan egemenlik müzakereleri BM çatısı altında ve Brüksel Süreci kapsamında sürdürülürken, diğer yandan da Üçlü Diyalog Forumu çerçevesinde sınır ötesi işbirliği görüşmelerinin devamlılığı sağlanmaktaydı. Ancak İngiltere’nin Brüksel Süreci’ni, İspanya’nın ise Diyalog Forumu’nu bloke etmesiyle görüşme kanalları şu an kapalı durumdadır. İngiltere ayrıca BM’nin dekolonizasyon talebini de reddetmektedir. Burada hatırlanması gereken bir husus 2006 yılı anayasasında Cebelitarık halkının kendi kaderini tayin hakkının tanınmış olmasıdır.(26)

Hukuki bir çözüm olarak akla ilk gelebilecek seçenek Uluslararası Adalet Divanı olsa da, İspanya ve İngiltere’nin Divan’a başvurmak için uzlaşması gerekeceğinden sürecin bu yönde evrilmesi çok mümkün gözükmemektedir. Kaldı ki 1966’da İngiltere Divan’a başvurmak istediğinde İspanya ret etmiş ve sorun Divan’a taşınamamıştır. Cebelitarık sorununa özel bir çözüm yolunun bulunması ise ancak Cebelitarık’ın kalıcı bir uluslararası statü edinmesi, İngiltere’nin bölgedeki askeri ihtiyaçlarına cevap verilmesi ve İspanya’nın Cebelitarık’ın da onayını alarak bölgede egemenliğini bir şekilde yeniden tesis etmesiyle mümkün olabilecektir. Tarafların söz konusu bu talepleri göz önünde bulundurulduğunda bir uzlaşmanın kolay olmayacağı açıktır. Del Valle Galvez’in önerisi ise Andorra veya Monako gibi uluslararası bir şehir statüsüyle İspanya’ya bağlı bir belediye olarak kabul edilmesidir. Ancak böyle bir çözümün de Fas’ın Ceuta ve Melilla üzerindeki taleplerine karşılık verilmesini gerektireceği için İspanya açısından ciddi bir risk taşıdığı vurgulanmalıdır.(27)

Mercopress’te yayınlanan anket sonuçlarına göre İngiltere vatandaşlarının %60’ı Cebelitarık’ın önemli bir mesele olduğunu söylerken, İspanyolların ise %52’si aynı görüştedir. Bu sonuçta İspanyolların ekonomik kriz ve Katalonya meselesiyle daha yakından ilgilenmelerinin etkisi yadsınmamalıdır. İngilizlerin %48’i Cebelitarık’ın mevcut statüsünün devamından yana tavır alırken, İspanyollar aynı oranda bölgenin İspanya’ya bağlanmasını arzu etmektedirler. Egemenliğin ortak bir şekilde paylaşılmasına ise hem İngilizler hem de İspanyollar %17’si olumlu yaklaşmaktadır. Cebelitarık’ın kendi kaderini tayini hususuna ise İngilizlerin %25’i destek verirken, İspanyollarda bu oran %17’ye düşmektedir.(28)

İngiliz ve İspanyol Toplumlarının Cebelitarık’ın Statüsüne İlişkin Algıları

Başlangıçta da belirtildiği üzere Cebelitarık, BM’nin kendi kaderini tayin ve toprak bütünlüğü ilkelerinin çakıştığı bir noktada bulunmaktadır. İspanya ve İngiltere tezlerini farklı prensiplere dayandırmakta, bu da BM’nin Cebelitarık’ın özerk olmayan ülkeler listesinden çıkarılma başvurularına olumsuz cevap vermesine neden olmaktadır. Yaşanan son gelişmelerden sonra İspanya’nın aldığı sınır kontrolü kararı serbest dolaşım hakkıyla örtüşmeyince AB Komisyonu da krizde doğrudan rol almak durumunda kalmıştır. İki AB üyesi arasında toprak egemenliği ekseninde gelişen bir kriz yaşanması başlı başına önemli bir sorundur.

Krizin tarafları olarak İspanya, İngiltere ve Cebelitarık kabul edilirse, her üç tarafında tezlerini çeşitli geçerli temellere dayandırdığı görülecektir. Bu bakımdan taraflar arasında bir uzlaşma zeminin bulunmasının zor olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Cebelitarık, İngiltere’ye yakın bir pozisyon almakla birlikte kendi kaderini tayin hakkını kullanmak istemekte, İngiltere Cebelitarık halkının haklarını savunuyor gibi görünse de egemenliğini kaybetmek istememekte, İspanya ise Cebelitarık’ın bağımsız olmasına şiddetle karşı çıkmaktadır. Ortak paydada buluşulmasını engelleyen siyasi pek çok nedenin yanında, Cebelitarık’ın sahip olduğu jeoekonomik konum itibariyle yatırımcılara sunduğu mali avantajlarda düşünülürse krizin çözümünün pek de kolay olmayacağını söylemek bir kehanet olmayacaktır.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: