AK PARTİ DOSYASI /// FARUK AKSOY : ‘Çekirdek devleti olanın paralel devleti olmaz’

Faruk AKSOY
Rotahaber

Batı demokrasisini ve medeniyetini ‘ulaşılması gereken muasır nokta’ olarak gösteren de o’ değil miydi? Atatürk’ün konuşmalarının tamamı, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, WSJ’a verdiği mülakatta özetlenmedi mi? Geldiğimiz nokta buysa, açıkça söylüyorum, bu ülke, Atatürk’ün izini takip etsin.

Sivil ulusalcılarla, üniformalı ulusalcıların on yıl öncesine kadar ayrıldıkları nokta şu idi;

Siviller, İslam’ın Sosyalizm kanalıyla Anadolu coğrafyasından söküleceğine inanırken, üniformalılar ise Kapitalist Batı’yı taklit etmenin daha etkili olacağını düşünüyorlardı.

Daha sonra,

Derin devlet, ya da paralel devlet, Ulusalcıların elinden alınınca, Ulusalcılar “NATO’dan çıkmalıyız” demişlerdi.

Yani,

Emekliye ayrılmış üniformalı ulusalcılar da bir anda sivil Sosyalist ulusalcıların siperlerine yatıvermişlerdi.

Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanmış askerlerden bir tanesi bile 2007’den önce NATO’dan çıkmayı teklif etmiş miydi?

Elbette ki etmemişti.

Çünkü devlet adına “hükümet atama” ya da “tayin etme” gücü, öyle ya da böyle ellerindeydi.

Başbakan Erdoğan’ın şikayet ettiği “devlet içinde devlet, paralel yapılanma” Cemaatten önce, Ergenekon’un görev ve sorumlulukları arasındaydı.

Ak Parti’nin seçim afişlerinde de yer verdiği, Menderes-Özal-Erdoğan çizgisi, en başından beri “Ergenekon paralel devleti” tarafından rahatsız edildi.

Menderes ya da Özal dönemlerinde, paralel yapılanmanın sahibi Ergenekon değil de Cemaat olsaydı, yaşanması muhtemel anlaşmazlıklarda yine aynı manzarayı görecektik.

Onun için diyorum ki,

Hükümet ve Cemaat arasında yaşanan büyük kavganın sebebi, Ergenekon ve Cemaat arasında yaşanan kavganın sebebiyle aynı değildir.

Hatta Ergenekon’un ve Cemaat’in “devleti hükümet yönetmez” noktasında aynı yöntemi temsil eden iki farklı görüş olduklarını bile söyleyebilirim.

Erdoğan’ın, Ergenekon’u saf dışı bırakmak için Cemaatin desteğini almasının gerçek anlamını, bugün kavramış olması, devlet yönetimi konusunda yaşadığı en büyük tecrübedir.

Soruyorum ve devam ediyorum;

“Türkiye’de, önce Ak Parti mi, yoksa Cemaat mi iktidara gelmiştir?”

Bu soru, her şeyin tartışıldı, konuşulduğu şu güzel ülkede henüz sorulmamış bir sorudur.

Şimdi dönelim ayrıntı tahliline…

Başbakan’ın, Silivri sürecini kastederek, suçsuz insanların içeride olabileceğine dair endişelerini anlayabiliyorum.

Fakat bu durum, yukarıda söylediğim “devlet tecrübesi edinmiştir” tezini de çürütüyor doğrusu.

Sayın Başbakan, kendisini hapse yollayan “paralel yapılanma” ile Ergenekon’un tasfiye sürecini başlatan “paralel yapılanmanın” aynı enstitüler tarafından üretildiğini bilmiyor mu?

Bu ülkede yapılan son operasyonlara karşı verilen mücadelenin “bağımsızlık mücadelesi” olduğunu, ROTAHABER aracılığıyla toplumla paylaşan ilk yazar benim.

Yine soruyorum ve devam ediyorum;

Daha önce yaşanan “Ergenekon- Cemaat” savaşını da ‘bağımsızlık mücadelesi’ olarak değerlendirebilir miyiz peki?

Hayır, kesinlikle böyle değerlendiremeyiz.

Bu savaşa, Türkiye’yi yönetmek için ‘egemenlerden izin alma’ savaşı diyebiliriz sadece.

Amacım, Cemaate ya da diğer aday oluşumlara bir suçlama yöneltmek değil.

Ama siz de işleyen küresel sistemin içinde bir parça olduğunuzu kabul edin lütfen.

“Oyunun kuralı böyle ve kurala hatasız olarak riayet eden, demokrasiyi ve hukuku(!) en iyi yorumlayan, Türkiye’nin gizli gücü olarak atanır” deyin yani.

Bakın,

Fransızların kontrolündeki Afrika ülkelerinde bile, Hıristiyan zencilerle Müslüman zenciler arasında, o mükemmel(!) insan hakları manifestosu nasıl uygulanıyor?

Sanırım Garaudy’den etkilenmiş olmalılar ki, Müslüman zencilerin sokaklarda yakılmasına müsaade ediyorlar, demokratik Fransız subayları!

Anlayacağınız,

Bu kavga Ahmet ile Mehmet’in kavgası değildir.

“Bu kavga, Ahmet ile Mehmet’in kendi akılsızlıkları yüzünden kavga etmediklerini ispatlama kavgasıdır.”

Başından beri söylüyorum, Türk halkı, 1950 yılından beri, neredeyse aynı hükümetlere oy veriyor.

Ve 1950’den beri, aynı “paralel yapı” bu halkın oylarını çöpe atıyor.

Şimdi diyeceksiniz ki, madem bunlar oluyor, Başbakan, tam da bu restleşmelerin yaşandığı günlerde Brüksel’de kime ne anlatıyor?

Madem Türkiye, şikayet ettiğiniz Batı medeniyetine karşı bağımsızlık savaşı veriyor, Başbakan, Brüksel’de, kimi muhatap kabul ediyor da görüşmeler yapıyor?

Parçaları birleştirdiğinizde, bu ülkede son bir yılda yapılan tartışmaların amacını da anlamış oluyorsunuz böylece.

Mümtaz’er Türköne, ‘İslamcılık bitti’ dediğinde, siyasi İslamcıların Batı nazarındaki kıymetinden bahsediyordu demek.

İslam’ın, dinler tarihindeki yerini Ariusçuluk olarak anlayan Batı, İslam’ın siyasi düşünce üzerindeki etkisini de bu şekilde zayıflatmayı planlıyordu demek.

Madem İslamcılık bitti, o zaman sormak lazım;

“Bu memlekete gelmiş en Batılı, en çağdaş, en modern, devlet adamı Atatürk değil miydi?”

Aynı Atatürk, 1924’te yaptığı laik devrimle ‘İslamcılık bitti’ dememiş miydi?

Ve hatta bu memlekete, Batı demokrasisini ve medeniyetini ‘ulaşılması gereken muasır nokta’ olarak gösteren de o’ değil miydi?

Atatürk’ün konuşmalarının tamamı, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, WSJ’a verdiği mülakatta özetlenmedi mi?

Geldiğimiz nokta buysa, açıkça söylüyorum, bu ülke, Atatürk’ün izini takip etsin, Batı’nın üstün hukuk ve demokratik devlet anlayışına çabucak ulaşabilir.

Kemalist devrimin bütün amacı da buydu zaten.

Ne gerek vardı o zaman evler açmaya, yurtlar kurmaya, sohbetler etmeye, CHP’yi endişelendirmeye?

Madem en ulvi yol ‘Batı hukuku’ idi, Atatürk hakkında neden bu kadar kötü söz sarf edildi?

Sözün özü,

Olmadı yapamadık, kendi “çekirdek devlet anlayışımıza” karar veremediğimiz için “paralel yapıların” imitasyon mutluluklarını gerçek sandık.

Son olarak,

Cemaatin her fırsatta dile getirdiği “Şia ve Pers” meselesiyle ilgili endişesine de hiç gerek olmadığını düşünüyorum.

Kimse merak etmesin, o’ büyük şeytan, ne Sünnilerin ne de Şiilerin bu bölgede tak başına hakimiyet kurup rahat rahat etrafa damar salmasına müsaade etmez.

O büyük şeytan, o kadar adildir ki(!) acıyı bile eşit dağıtır.

Faruk AKSOY / Rotahaber
farukaksoy2010@hotmail.com

http://haber.rotahaber.com/cekirdek-devleti-olanin-paralel-devleti-olmaz_431794.html#ixzz2rFqogg6N

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: