BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ /// NEŞE DOSTER : Babasının Oğlu ve Şehzade Bilal

Dilimizin dev ve devrimci ozanı Nazım Hikmet bir şiirinde şöyle der;

"Anlamak müthiş bir bahtiyarlık,
Anlamak gideni ve gelmekte olanı"…

Herkesi sağır ve salak yerine koyduğundan durmadan mikrofonlara bağıran, padişahlara özenen, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olmakla övünen muktedire, CIA muhbiri danışmanlarından veya tokatladığı çantacı bakanlarından biri, mikrofonunun işlevini anlatsa ne güzel olurdu…

Orduyu, aydınları, bilim insanlarını, gazetecileri hapse atarken, "Bu davanın savcısıyım" derken övdüğü, makam arabasını tahsis ettiği savcılara, "Sizinle görülecek hesabımız var" diyen zihniyet artık korkuyor belli ki, hem de çok. "Yedirmeyiz" diye haykıran, havaalanında kefenle karşılayan, parayla tutulmuş cazgırlara, ihaleyle beslenen gençlik kollarına bile güvenmiyor besbelli. 3 bakan oğlu gözaltına alındı diye, binlerce polisin, savcının, milli eğitim müdürünün, müsteşarın görevden alınmasında, gözdağı vermekten ziyade, korkunun izleri yok mu?

Şöyle diyor: "Babamın oğlu olsa, evladım olsa, yolsuzlukla mücadelede prim vermem, bir saniye yanımda tutmam evlatlıktan reddederim… Siz babanızın oğlusunuz, iyi, güzel de, Bilal de sizin oğlunuz… Bu durumda sözünüzü tutacak mısınız?

Ümit Yaşar Oğuzcan’a kulak verelim:

"Günde iki liraya doyarım. Yeter ki üç öğün Ayten’le olsun"…

Günde iki liraya doyamasak da, biz de yolsuzlukların, sahtekârlıkların, yalanların üzerimize çöktüğü bir dönemde, daha güzel, daha mutlu, daha sağlıklı, daha şefkatli, şiddetten arınmış bir memleket hayal ediyoruz. Hırsızların, katillerin yakamızdan düştüğü, insan onurunu, insan emeğini, insan yaşamını, doğanın dengesini yok sayanların olmadığı bir ülke düşlüyoruz. Gülmenin, gülümsemenin, kucaklaşmanın, sokağa çıkmanın, yazmanın yasaklanmayacağı bir vatan diliyoruz.

Kâbuslar yaşatan, durmadan yenilerini yaratan bir iktidarla bu işler olmaz. Övünmekle, model olmakla, gururlanmakla, böbürlenmekle geçen yıllara baktığımızda, efelenmenin bizi getirdiği noktanın iç açıcı olmadığı ortada. Suriye politikası çöktü. Mısır büyükelçimizi kovdu. Komşularla sıfır sorun politikası, sorun yaşamadığımız komşu bırakmadı.

Yolsuzluklar, hırsızlıklar, alışveriş merkezine dönüştürülen yeşil alanlar, arsa bedelinin altında satılan kamu iktisadi teşekkülleri… Canına kıyan öğretmenler, polisler, subaylar… Tehdit ve sürgünlerle canından bezdirilen memurlar… Huzurları kaybolan milyonlarca yurttaş…

Ülkenin ahval ve şeraiti (şeriat mı demeli) bu… Ve bu durumda bir tek vakıf yöneticisi, arsa toplayıcısı, nüfuz taciri Şehzade Bilal mutlu..

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: