ARAŞTIRMA DOSYASI : Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun 28 Ocak 2014 Tarihli Faiz Artırım Kararlar ı Ve Etkileri

Prof. Dr. Hayriye Atik

hatik

atik

İlk olarak Merkez Bankası’nı Para Politikası Kurulu kararlarını incelemeden önce, kurulun toplanmasına yol açan gelişmeler üzerinde duralım.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısına yol açan en önemli gelişme, döviz kurlarında görülen ve müdahalelere rağmen durdurulamayan yukarı yönlü artışlardı. Merkez Bankası, 23 Ocak 2014 günü, uzun bir aradan sonra dövize doğrudan müdahalede bulundu. Doların 23 Ocak 2014 günü sabah saatlerinde sert yükselişlerle 2.30 TL’ye yaklaşması, Merkez Bankası’nın iki yıl aradan sonra döviz satarak piyasaya doğrudan müdahalesini getirdi. Satışın etkisiyle, bir miktar gerileyen kur, akşam saatlerinde yeniden tırmanışa geçti. Merkez Bankası’nın müdahalesine rağmen, dolar, günü 2.3050 TL’den, Euro ise 3.1430 TL’den kapatarak yeni rekora ulaştı. Müdahale amaçlı piyasaya satılan döviz miktarının üç milyar dolar civarında olduğu belirtilmektedir.

27 Ocak 2014 günü, dolar, gün içinde farklı TL değerlerine sahip oldu. Dolar, sabah saatlerinde 2.3500 TL düzeyinde satılmaya başlandı. Gün ortasında, 2.3860 TL’ye dayandı. 28 Ocak 2014’te Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplantısı’nın yapılacağının açıklanmasından sonra, aynı gün (27 Ocak 2014) 2.3590 TL’ye düştü. Toplantı kararının ardından düşme eğilimine giren dolar, günü 2.3100 ile kapattı.

20-27 Ocak 2014 döneminde, dolar karşısında sadece TL değer kaybetmedi, başka ülkelerin para birimleri de değer kaybetti. Tablo 1, bu dönemde dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimlerini göstermektedir. Ele alınan dönemde en fazla değer kaybeden para birimi TL’dir. Bir haftalık dönemde, TL’nin değer kaybı %3, Brezilya Reali’nin değer kaybı %2.76, G. Afrika Randı’nın değer kaybı %2.54 ve Rus Rublesi’nin değer kaybı %2.44’tür.

Tablo 1: 20-27 Ocak 2014 Döneminde Dolar Karşısında En Fazla Değer Kaybeden Para Birimleri(%)

Türk Lirası Brezilya Reali G. Afrika Randı Rus Rublesi
-3.00 -2.76 -2.54 -2.44

Dolardaki yükselişin müdahalelerle durdurulamaması, daha önce de belirttiğimiz gibi 28 Ocak 2014 günü Para Politikası Kurulu’nun toplanması yönündeki karara yol açtı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı dünkü Enflasyon Raporu basın toplantısında faiz enstrümanı hakkında kritik açıklamalarda bulunmuştu. Merkez Bankası’nın daha önceki zor dönemlerde nasıl tedbir aldıysa bundan sonra da alacağını vurgulayan Başçı, kurdaki harekete döviz satışıyla müdahale edildiğini, bundan sonra dövizin yanı sıra faiz aracını da kullanacaklarını anlattı. Faizin Merkez Bankaları için en temel, en vazgeçilmez politika aracı olduğunu vurgulayan Başçı, döviz rezervlerinin daha hızlı azalmaması için artık faiz aracını da kullanacaklarını açıkladı.

Nihayet, Merkez Bankası olağanüstü toplantısını gerçekleştirdi. 28 Ocak 2014 günü saat 24.00’te açıklanan toplantı kararlarından faiz artışı çıktı.

Aşağıda, İlk olarak açıklamanın tam metni verilecek, daha sonra Türk ekonomisi üzerindeki etkileri incelenecektir.

PARA POLİTİKASI KURULU KARARI

“Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve Borsa İstanbul Repo–Ters Repo Pazarlarında uygulanmakta olan faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının aşağıdaki gibi belirlenmesine karar verilmiştir:

a) Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 7,75’ten yüzde 12’ye, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 6,75’ten yüzde 11,5’e, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 3,5’ten, yüzde 8’e yükseltilmiştir.

b) Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 4,5’ten yüzde 10’a yükseltilmiştir.

c) Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulurken, borç verme faiz oranı yüzde 10,25 düzeyinden yüzde 15 düzeyine yükseltilmiştir. Son dönemlerde iç ve dış piyasalarda risk algılamasını olumsuz etkileyen gelişmeler yaşanmaktadır. Bu süreçte Türk lirasında belirgin bir değer kaybı ve risk priminde kayda değer bir artış gözlenmiştir. Merkez Bankası bu gelişmelerin enflasyon ve makroekonomik istikrar üzerindeki olumsuz yansımalarının sınırlanması için üzerine düşeni yapacaktır. Bu çerçevede Kurul, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma yapmaya ve operasyonel çerçeveyi sadeleştirmeye karar vermiştir.

Bu doğrultuda, (i) bir hafta vadeli repo faiz oranı yüzde 4,5’ten yüzde 10’a çıkarılmıştır; (ii) önümüzdeki dönemde Merkez Bankası fonlaması temel olarak marjinal fonlama oranı yerine bir hafta vadeli repo faiz oranından sağlanacaktır.

Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir. Bu duruş altında enflasyonun 2015 yılının ortaları itibarıyla yüzde 5 düzeyine ulaşacağı öngörülmektedir. Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

Bu Kararların Ekonomik Etkileri Neler Olacaktır?

Merkez Bankası, dolardaki yükselişi önlemek amacıyla, faiz silahını kullanmaya başlayacağını günler öncesinden açıklamış ve faiz artışı sinyali vermişti. Karara göre, haftalık repo faizi %4.5’ten %10’a yükseldi. Economistler tarafından yapılan tahminlerde bu faize dokunulmayacağı belirtiliyordu. Dolayısıyla, repo faizi konusunda bir sürpriz yaşandı.

Kararın açıklanması sonrasında ortaya çıkan ilk etki, dolardaki düşüştür.

Merkez Bankası"nın kararı öncesi 2.2550 TL seviyesinde bulunan dolar, kararın ardından çok sert düşerek önce 2.2090 TL"ye, daha sonra 2.17 TL’ye geriledi. Bu gelişmenin, özellikle döviz borcu olan şirketler için iyi bir haber olduğunu belirtmek gerekir. Bu da borsada Sınai üretim endeksinin yükselmesine yol açabilir.

Kararın ikinci etkisi, FED’in tahvil alımını azaltma kararının negatif etkisini azaltmak olacaktır. FED kararı sonrasında, azalan sermaye girişleri, faiz artışı sonrasında yeniden canlanma eğilimi gösterebilir.

Kararın üçüncü etkisi, enflasyon ve fiyat istikrarı üzerinde olacak. Merkez Bankası’nın borçlanma Faiz oranını yüzde 3.5"dan yüzde 8"e ve politika faizini de yüzde 4.5"den yüzde 10"a yükseltmesi, enflasyonu artıracaktır. Enflasyon kur düşüşü nedeniyle düşecek, ancak, faiz artışı nedeniyle bir miktar yükselecektir. Bu karar gösteriyor ki Merkez Bankası"nın 2014 yüzde 6.6 enflasyon tahminini bu faiz kararına göre yapılmış.

Kararın dördüncü etkisi, mevduat sahipleri üzerinde görülecek. Mevduat sahipleri yüksek faiz getirisi elde edebilecek. Bununla birlikte, mevduat sahipleri enflasyon nedeniyle elde ettikleri bu getiriyi kaybedecekler. Çünkü mevduat sahipleri dövize bağlı olarak tükettikleri, başta doğal gaz olmak üzere tüm ürünlere daha fazla bedel ödeyecekler.

Kararın beşinci etkisi, kredi maliyetlerinin yükselmesi şeklinde ortaya çıkacaktır.Bu karar başlangıçta kredi maliyetlerini yükseltecek. Devletin TL cinsinden sattığı hazine kağıtlarının faiz oranları yükselecek. Buna sahip olan şirketlerin yükü artacaktır. Bu gelişmeler, tüketim ve yatırımlar üzerinde olumsuz bir etki yaratabilecektir. Dolayısıyla, üretim, büyüme ve işsizlik olumsuz etkilenecektir.

Öte yandan, kısa vadede bu olumsuz etkiye rağmen, uzun vadede bu karar olumlu olacaktır. Çünkü Merkez Bankası, uzun vadede daha fazla faiz artırmamak için bu artırım kararını almıştır. Özellikle kurun enflasyona etkisi azaldığında, yıl içinde faizin daha fazla yükselmeyeceğini görebiliriz. Kısa vadede bazı olumsuz etkileri olsa da daha ciddi olumsuz riskleri azalttığından önemli bir karardır.

Başka bir etki, piyasada fiyatların yeniden belirlenmesi şeklinde ortaya çıkacak. Bir taraftan döviz kurları, diğer taraftan faiz oranlarında meydana gelen artış, girdi maliyetlerini artırarak fiyatlarda yükselme ve yeniden belirlenme sürecini başlatacaktır.

Başka bir etki, gelişmekte olan ülkeler üzerinde görülecek. Türkiye’nin bu kararı, özellikle FED kararları ile mücadele etmek isteyen diğer gelişmekte olan ülkelere örnek olacaktır. Nitekim bu kararlar uluslararası basında önemli bir yer bulmuştur. Financial Times gazetesi bu kararla piyasalarda önemli bir toparlanmanın ortaya çıkacağını belirtmiştir.

Başka bir etki, iç talebin kısılması şeklinde ortaya çıkacaktır. Bu durumda, Türkiye dış talebi artırmak için mücadele etmeli. Çünkü iç talebin büyüme üzerindeki etkisi olumsuz olacaktır.

Başka bir etki, cari açık üzerinde görülecek. Bir taraftan, fiyatların yükselmesine bağlı olarak iç talebin kısılması, diğer taraftan İran ve Avrupa Birliği ile olan ticaretin yeniden canlanması sonunda cari açık azalabilir.

Tahmin ettiğimiz bu etkilerin boyutları, uzun vadede kesin olarak ölçülebilecektir.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: