EKONOMİ DOSYASI : Stres testi

Önce tanımla işe başlayalım. Aslında iki kelimeye de yabancı değiliz. Özellikle üniversite sınavına girenler bilir. Öncesinde stresi, sonrasında testi; bütün geleceğiniz 160 dakikada çözeceğiniz sorulara bağlı.

Tam burada dershane meselesine girmek de lazım ama bu yazının konusu başka; daha ekonomik. Stres testleri, herhangi bir portföyün, finansal kuruluşun ya da finansal sistemin şoklar ve olağandışı piyasa koşulları altında kırılganlığının değerlendirilmesi amacıyla kullanılan teknikler bütününe deniyor. Finansal sistemin maruz kalması muhtemel fakat sıra dışı şoklar karşısında kırılganlığının değerlendirilmesinde merkez bankaları ya da düzenleyici otoritelerce kullanılıyor.

Kimseye ekonomi dersi verme niyetinde değilim. Bunları; ani ve sistemli para çekilişi, ardından hakkındaki karalama kampanyalarına rağmen dik durmayı başaran Bank Asya vesilesi ile anlattım. Asya Katılım Bankası Genel Müdürü Ahmet Beyaz, geçen hafta bir televizyon kanalına konuk oldu ve bu süreçte yaşadıklarını anlattı. Aslında şu cümlesi her şeyi özetliyordu: “Tüm stres testlerinden başarıyla geçtik.”

Beyaz’ın konuşmalarından Bank Asya’nın Türk ekonomisine 30 milyar liralık katkı yaptığını öğrendik. Bankalar için çok önemli bir gösterge olan sermaye yeterlilik oranının da yüzde 14,8 olduğunu… Bu oran, bir bankanın sermayesinin yükümlülüklerine olan oranını gösteriyor. Yüzde 8’in altına düşünce tehlike çanları çalıyor ve bankaya el konulması gündeme geliyor.

Bu suskunluk çok manidar…

Katılım bankaları, Türkiye’de faiz hassasiyetinin banka sisteminden uzak tuttuğu âtıl kaynakları ekonomiye kazandırmak için önemli bir görev üstleniyor. Sistemde katılım bankası olarak Bank Asya ile birlikte Al Baraka Türk, Kuveyt Türk ve Türkiye Finans bulunuyor. Şu rakamlar da sadece Bank Asya’nın sisteme katkısını görmek için önemli ipuçları veriyor: Yüzde 54’ü halka açık. 1,3 milyon mevduat, 2 milyon kart müşterisi var. Eylül sonu itibariyle 22 milyar liralık nakit kredisi bulunuyor.

Bazıları hâlâ Bank Asya’yı karalamak, itibarını zedelemek için uğraş vermeye devam ediyor. Bu durumdan önce katılım bankaları, ardından bankacılık sisteminin zarar göreceği ortada iken Katılım Bankaları Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun bir-iki cılız açıklama dışında seyirci kalması manidar değil mi? Her şeye rağmen temennimiz o ki ülkemiz de içinde bulunduğu bu stres testinden başarılı bir şekilde geçsin.

TMSF, Sarıgül’ün mal varlığına el koydu

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün mal varlığına el koydu. Gerekçe; Sarıgül ile birlikte 9 kişinin daha önceden el konulan Bank Ekspres’ten 1998’de çekip geri ödemedikleri öne sürülen 3,5 milyon dolarlık kredi. Yapılan hesaplama sonucunda, 3,5 milyon dolarlık borcun, bugün faiziyle birlikte 8 milyon dolara (yaklaşık 16 milyon TL) ulaştığı belirlendi. Sarıgül ise böyle bir borcu olmadığını açıkladı. Olayı provokasyon olarak niteledi ve “Bu olay tamamen, devletin kurumlarının panik içerisinde siyasete alet edilmesinden ibarettir.” dedi. İşlem yapılan kişi, ana muhalefet partisi CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı. Dolayısıyla işin ekonomik yönü kadar siyasi yönü de öne çıkmış durumda.7

Ateş düştüğü yeri yakar

Doların önlenemez yükselişi devam etti. Dolar 2,3360 TL ile yeni rekor seviyesine ulaştı. Avro da 3,1966 TL’ye kadar yükseldi. Döviz sepeti 2,7596 TL ile zirve yaptı. Bunlar, faiz konusundaki ‘sabit’ duruşunu koruyan Merkez Bankası’nın üst bant faizi olağanüstü günlerde artırma kararı almasından sonra yaşandı. Merkez, bu arada günlük 100 milyon dolar olarak ilan ettiği döviz satışını 400 milyon dolara çıkarma kararı aldı. Ama kurun ateşi yükselmeye devam edince piyasaya doğrudan müdahale etti. Sattığı dövizin 4 milyar lira civarında olduğu söyleniyor. Merkez’in aldığı tedbirlerin kur üzerinde ne kadar etkili olacağını önümüzdeki günlerde daha iyi göreceğiz. Piyasalardaki dalgalanmanın altında, ABD Merkez Bankası’nın tahvil programına dair atacağı adım ile ilgili beklentiler yatıyor. Bu arada sadece TL değil, gelişmekte olan diğer ülke kurları da satış baskısı altında. Ekonomi aktörleri, bu tür kısa vadeli dalgalanmaların şimdilik bir sıkıntı oluşturmadığı görüşünde. Ama özellikle döviz borcu olanları da ateş basmış durumda.

Patronların uyarısı

Her şey, herkesin gözü önünde yaşanıyor. Sürekli değişen ihale yasası, yargı yapısının oldubittiye getirilerek değiştirilmek istenmesi, bazı şirketlere ceza kesmek için gösterilen manidar çabalar, bir katılım bankasına devletin el koyması için gösterilen gayret… Bu tablo, Türkiye’nin yurtdışındaki algısına zarar veriyor. Patronlar Kulübü olarak da isimlendirilen TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz da tam bu noktaya dikkat çekti. Derneğin olağan genel kurulunda, vergi cezaları ve sürekli değişen ihale yasaları ile ülkeye yabancı sermayen gelmesinin mümkün olmadığını söyledi. Son dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmelerin hukuk devleti ve çoğulcu, katılımcı bir demokrasinin işleyişine ilişkin endişeler meydana getirdiğini, bunun da yabancı sermayenin Türkiye’ye bakışını olumsuz etkilemekte olduğunu vurguladı. TÜSİAD’ın üyesi pek çok işadamının yabancı şirketlerle ortaklığı, işbirliği var. Dolayısıyla Türkiye’nin verdiği resmin, yabancı yatırımcılarca nasıl algılandığını iyi biliyorlar.

Yurtdışından bir gözlemci olarak Türkiye’de yaşananları analiz eden New York merkezli Caravel Yatırım Şirketi ortaklarından Çağlar Sömek’in şu cümlesi de bu konudaki endişelere tercüman oluyor: “Bir yabancı yatırımcı olarak kendimi Türkiye’de güvende hissetmemeye başladığımı söyleyebilirim.”

Sanayici sermayeden yemeye başladı

Bu cümle, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan’a ait. İSO Meclis toplantısında siyasi gerilim ortamından dert yanan Bahçıvan’ın şu cümleleri dikkat çekici: “Özel sektörün dış borç stokunun 260 milyar doları aştığı görülüyor. Özel sektörü bu borçlanma noktasında eleştirenlere bir çift sözümüz var: Son 10 yılda çok övündüğümüz yüksek büyümede bu borçların çok önemli bir rol oynadığını unutmamalıyız. Dış borç stokundan kaynaklanan tedirginliği yaşarken, son 12 yılın ilk büyük çalkantısına tanıklık etmekteyiz. Ancak 2000 öncesindeki gibi, ilk rüzgârda savrulup gitmediğimizi de burada özellikle vurgulamak isterim. Çünkü geçmiş 12 yıldan gelen bir güven birikimi var. Hem siyasi istikrarın hem ekonomik istikrarın getirdiği güçlü bir birikim bu. Biz şu anda bu birikimi yiyerek yol alıyoruz. Bir tür sermayeden yemek gibi bir şeyden söz ediyorum. Hatta buna sermaye birikimini de ekleyebiliriz. Ama bu güven birikimine sırtımızı daha ne kadar dayayabiliriz, orası meçhul.”

Trafikteki araç sayısı 18 milyona yaklaştı. Kasım 2013 sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı araç sayısı 17.879.453 oldu. Trafiğe kayıtlı toplam taşıtın yüzde 51,6’sını otomobil, yüzde 16,4’ünü kamyonet, yüzde 15,2’sini motosiklet, yüzde 8,7’sini traktör, yüzde 4,2’sini kamyon, yüzde 2,3’ünü minibüs, yüzde 1,3’ünü otobüs, yüzde 0,2’sini ise özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

2013’ün son çeyreğinde 283 bine yakın konut satış yoluyla el değiştirdi. Ekim-Aralık 2013 dönemine ait resmî istatistiklere göre konut satışlarında İstanbul 58.318 ile en yüksek paya (yüzde 20,6) sahip oldu. Ankara 31.785 konut satışı (yüzde11,2) ile ikinci, İzmir 17.316 konut satışı (yüzde 6,1) ile üçüncü oldu. Aynı çeyrekte, en az satış 45 konut ile Ardahan’da gerçekleşti.

Mali aracı kuruluşlar sektöründe 2012 yılında 17.671 girişim faaliyette bulundu. Finansal hizmet faaliyetlerinde 253 girişim, sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında 60 girişim, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde ise 17.358 girişim faaliyet gösterdi. Faktör maliyetiyle (üretim sürecinde kullanılan tüm üretim faktörlerine yapılan ödemeler) katma değer 74 milyar TL’nin üzerinde gerçekleşti.

Ekim-Aralık 2013 dönemini kapsayan 4. çeyrekte bina inşaatı maliyeti, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre toplamda yüzde 1,2 arttı. Artış, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,2 ve dört çeyrek ortalamalarına göre yüzde 5,1 oldu. Bu arada bir önceki çeyreğe göre işçilik endeksi yüzde 1,3, malzeme endeksi ise yüzde 1,1 arttı. Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre işçilik endeksi yüzde 7,3 ve malzeme endeksi yüzde 7,1 arttı.

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: