FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Bediüzzaman kim sen kim

1538723_659307670783640_658836430_n.jpg

Bediüzzaman kim sen kim!

“Gülen, sanki şirketini kurtarmaya çalışan, ihaleler dağıtan küresel bir şirketin CEO’su. Zindandan zindana sürüklenen Bediüzzaman ise vefat ettiğinde geriye dünya malı namına bir sepeti ve yırtık cüppesi vardı.”

Yeni Şafak Yazarı Abdülkadir Selvi, Bediüzzaman’ı dilinden düşürmeyen Fethullah Gülen’e fena vurdu. Ömrü Kur’an ve İslam’a hizmetle geçen, bu uğurda zindandan zindana sürülen Bediüzzaman Said-i Nursi ile Fethullah Gülen’i kıyaslayan Selvi bakın nasıl bir sonuç ortaya çıkardı:

İşte o satırlar:

CEMAAT SAİD NURSİ’YE SIĞINDI

O röportajda dikkatimi çeken noktalardan birisi, Said Nursi vurgusu oldu.

Yalçın Akdoğan da paylaştı, 17 Aralık operasyonunun en faydalı tarafı Gülen hareketinin Bediüzzaman Hazretlerini hatırlaması oldu. Hatta, sadeleştirme adı altında Risale-i Nurları tahrif ettikten sonra Üstada sığınma ihtiyacı hissettiler.

BBC’deki röportajda, ‘Hizmet hareketinin yaklaşık 50 yıllık tarihinde yaşadığı en zor dönemin bu dönem olduğu fikrine katılıyor musunuz? Geçmişte Said-i Nursi’nin tek parti döneminde yaşadıklarıyla paralellik görüyor musunuz?’ diye soruyorlar.

Hocaefendi de, ‘Siz Bediüzzaman’dan bahsettiniz; o bir yerde diyor ki, ben bunca zaman bana çektirenlerin hikmetini şimdi anlıyorum. Benim suçum hizmeti Kur’aniyeyi madde-manevi terakkiyatima alet etmekliğimmiş der’ diye başlayan cümle çerçevesinde cevap veriyor.

Risale-i Nur Külliyatı’ndan Emirdağ Lahikası’nda geçen, ‘Konuşan yalnız hakikattir’ başlığı ile verilen bölümde Bediüzzaman Hazretleri, 28 yıldır çektiği sıkıntıları, maruz kaldığı adaletsizlikleri sıraladıktan sonra, asaletli bir tavır ortaya koyuyor.

1-Kendisine zulmeden tek parti zihniyetine müracaat etmiyor. Denizli ve Afyon mahkemelerindeki savunmalarının da ana temasını oluşturan ilkeli bir duruşu ortaya koyuyor. ‘Ben kaderin mahkumuyum’ diyerek, zalimlere müracaat etmiyor.

2-Kadere müracaat etmek suretiyle, sıkıntılar ve musibetler karşısında her Müslümanın yapması gerekeni yapıyor.

Hocaefendi’nin Cumhurbaşkanı’na yazdığı, ‘Sulhname’de ve internete düşen konuşmasında beni şaşırtan bir husus vardı. Orada iman ve Kur’an hizmetini yürüten bir maneviyat büyüğünden ziyade, şirketini kurtarmaya ve bürokrasideki kadrolarını korumaya çalışan, ihaleler dağıtan küresel bir şirketin CEO’su vardı. Oysa, vefat ettiğinde geriye dünya malı namına bir sepeti ve yırtık cüppesi kalan Bediüzzaman Hazretleri ise, Eşref Edip’le röportajında ‘Bana ızdırap veren yalnız İslam’ın maruz kaldığı tehlikelerdir’ demişti.

BİR YANDA BEDİÜZZAMAN BİR YANDA DARBE GİRİŞİMİNDE BULUNANLAR

Bir yanda zindandan zindana sürüklenip, ömrü cezaevlerinde, sürgünlerde, tecritlerde geçen, çekmediği cefa görmediği zulüm kalmadığı halde, başını eğmeyen, ‘Saçlarım adedince başlarım olsa, her gün biri kesilse, hakikat-ı Kur’aniyeye feda olan bu başı zındıkaya ve küfrü mutlaka karşı eğmem’ diyen bir Bediüzzaman var.

Bir de her devre boyun eğip, Türkiye Cumhuriyeti’nin en dindar başbakanlarından birine darbe girişiminde bulunanlar…

İyisi mi, bu bahsi kapatalım.

Ama kapatmadan önce, ‘Mısır ve Amerika’da olsanız hürmetle yad edilirdiniz?’ diyen Erzurum eski mebuslarından Salih Yeşil’e, Bediüzzaman’ın verdiği cevabı hatırlatalım:

‘İmanı kurtarmak ve Kur’an’a hizmet için Mekke’de olsam da buraya gelmek lazımdı.

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: