PARALEL DEVLET DOSYASI : Avrupa komploya değil, icraata bakar

Avrupa’da ‘kara propaganda’ talimatını yerine getirmek için harekete geçecek büyükelçilere söylenecek ilk şey, “Bunlar Türk okulu değil, bizim okullarımız.” olacaktır. Bir adım sonrası “Türkiye iç işlerimize karışamaz.” cümlesidir ki bu diplomatik bir kriz anlamına gelir.

Mart 2013… Başbakan Erdoğan, 7,5 yıl sonra Danimarka’da. Mevkidaşı Helle Thorning- Schmidt tarafından onuruna verilecek yemeğin davetlileri olarak bekleme salonundayız. Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yı, Danimarka tarihinin en uzun süreli bakanlık yapmış ismi olan Meclis Başkan Yardımcısı Bertel Haarder’le tanıştırıyorum. Zaman hakkında olumlu cümleler kullanan Liberal Partili Haarder, Ekrem Bey’e “Ne kadar kalacaksınız?” diye sorup şunları söylüyor: “Burada 1993’te Türk müteşebbislerce açılan çok başarılı bir özel okul var. Ben başarılarını yakından takip ediyorum. Danimarka toplumuna çok olumlu katkı sağlıyorlar. Mutlaka görmenizi isterim.”

Haarder’in bahsettiği Özel HAY Okulu’nu AB Parlamento Başkanları Konferansı’na katılmak için Kopenhag’a gelen dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç da ziyaret ediyor, övgü dolu sözler sarf ettikten sonra okulun müdürü Mehmet Kolukısa’ya TBMM gümüş tabağı ve madalyasını veriyordu: “Bu gümüş tabağı okulunuzun en güzel yerine koyacaksınız. Bunun anlamı halkın temsilcisi olan Meclis arkanızda demektir.”

Avrupa’da ‘Türk okulu’ yok

Ne değişti bilinmez ama Erdoğan, geçen günlerde büyükelçilere yaptığı konuşmada, yurtdışında ülkemizi en güzel şekilde temsil eden okullar hakkında ‘kara propaganda’ talimatı verdi. Erdoğan, “Bu örgütün gerçek yüzünün artık yurtdışında mutlaka anlatılması, deşifre edilmesi lazım. Türkiye’deki yapılanması, faaliyetleri, hırs ve arzuları net bir şekilde ortaya çıkan, tehlikenin boyutları artık aşikâr hâle gelen bu örgütün muhataplarımız tarafından daha iyi bilinmesi önem arz ediyor.” diyordu.

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın ziyaret ettiği Danimarka’daki Özel HAY Okulu.

İlk düğmeyi doğru ilikleme adına öncelikle iki konunun altını çizmek gerekiyor. Birincisi; Avrupa’da özel okul geleneği yüz yılları deviren bir geçmişe sahip. Yani Avrupalılar, özel okul kavramıyla, ilk defa Türk kökenlilerin açtığı okullarla tanışmadı. İkincisi; Avrupa’nın hiçbir ülkesinde Türk okulu bulunmuyor. Türk müteşebbisler tarafından açılan ve bulunduğu ülkenin kanun ve mevzuatına uygun olarak eğitim veren özel okullar bulunuyor.

Avrupalılar, niyet okuma konusunda Türkiye’den oldukça geri oldukları için, kanun ve kuralları baz alıyorlar. Devletin koyduğu şartları yerine getiren kişi ve kurumlar özel okul açıyor. Türkiye’nin aksine Avrupa’nın birçok ülkesinde özel okullar teşvik edilir ve devlet tarafından maddi yardım görür. Mesela, Danimarka’da özel okulların giderinin yüzde 75’ini devlet karşılıyor. Devlet, verdiği her kuruşun veriliş amacına uygun olarak harcanmasını sıkı şekilde takip eder. Kurallara uymayan okullara devlet yardımı kesilir. Usulsüz kullanılan yardımlar ise geri alınır. Her şeyin bu kadar sıkı takip edildiği bu ülkeler moda tabirle ‘muz cumhuriyeti’ değildir.

Bulunduğu ülkenin mevzuatına göre faaliyet gösteren bu okullar ‘Türk okulu’ olarak tanımlanamaz. Türk müteşebbisler tarafından açılması, okulu Türk müessesi yapmaz. Zaten bu insanların çoğunluğu bulunduğu ülkenin vatandaşı konumunda. Olmasa bile o ülkede yıllardır yaşayanlardır. Başbakan Erdoğan’ın ‘kara propaganda’ talimatını yerine getirmek için harekete geçen büyükelçilere söylenecek ilk şey, “Bu okullar Türk okulu değil, bizim ülkemizin özel okulları.” olacaktır. Bir adım sonrası “Türkiye bizim iç işlerimize karışamaz.” cümlesidir ki bu diplomatik bir kriz anlamına gelmektedir. Bağımsız hiçbir ülke, bir başka ülkenin kendi iç işlerine karışmasına asla müsaade etmez. Danimarka örneğinden hareket edersek, okulların 21 yıllık bir mazisi var. Yani Başbakan Erdoğan göreve gelmeden yıllar önce bu okullar faaliyete geçti. 28 Şubat sürecinde benzer girişimler olmasına karşılık, yetkililer ‘kara propaganda’ya göre değil, kanun ve kurallar çerçevesinde hareket ettiler.

Komplo teorilerinin Avrupa’da alıcısı pek olmaz. Sadece marjinal çevreler komplo teorilerinin ipine sarılır. Büyük çoğunluk için geçer akçe deliller ve gerçeklerdir. Özellikle İslam ve Müslüman karşıtı partiler komplo teorileri ile toplumu etkilemeye çalıştılar. Bu partilere göre, birkaç nesil sonra ülkede nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturacak, bazı ülkelerde Müslüman başbakan görmek sıradan olacaktı. Bu komplonun alıcısı marjinal çevreler oldu. Bu partiler ‘aşırı sağ veya marjinal parti’ olarak tescillendi. Toplumun desteğini alamayan bu partiler, son yıllarda komplo teorilerini bir kenara bırakarak sosyal ve toplumsal konulara ağırlık vererek oy toplama stratejisini benimsediler.

Avrupa’nın komplo teorilerine rağbet etmediğini Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinde de gördük. Türkiye sınırları içinde dile getirdiği “dış güçler, darbe, paralel yapı ve HSYK’nın yapısı” gibi konuları Brüksel’de Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde ısrarla dile getirmekten uzak durdu. Avrupa basını bu çelişkiyi “Erdoğan Brüksel’de farklı, Türkiye’de farklı” tespitiyle veriyordu. Avrupa Konseyi Başkanı Rompuy, AB Komisyonu Başkanı Barroso ve Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, bir araya geldikleri Başbakan Erdoğan’ı uyarırken; üç başkan da Erdoğan’ın bütün sorunların hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı çerçevesinde ele alınacağı konusunda kendilerine teminat verdiğini duyurdu. Ortak basın toplantısında, Türkiye’de dile getirdiği konulara girmeyen Erdoğan, AB yetkilileri karşısında dile getiremediklerini gurbetçilere söylüyordu. Önce Belçika’ya İşgücü Göçünün 50. Yıldönümü Sempozyumu, ardından da TÜMSİAD 2. Genel İstişare Kurulu’na katılan Erdoğan’ın her iki toplantıdaki konuşmaları, Türkiye’deki açıklamalarının tekrarı gibiydi. “Biz Türkiye Cumhuriyeti devletinin dışında bir paralel devlete, bir ananas cumhuriyetine müsaade etmeyeceğiz. Paralel devlet kurmaya çalışanları saf dışı etmek durumundayız.” ifadelerini kullanırken, salondaki gurbetçilerin ‘paralel devlet’ açıklamaları esnasında ‘yuh’ çekmesi hafızalarda kalıyordu.

Sadece AB yetkilileri değil, Belçikalılar da ‘komplo teorileri’ ve ‘paralel yapıya’ pirim vermediğini gösteriyordu. Belçika’ya İşgücü Göçünün 50. Yıldönümü Sempozyumu’na Türk müteşebbislerin kurduğu Yıldızlar Okulu’nun (Ecole Des Etoiles) müdiresi Arzu Pehlivan rol model olarak davet ediliyordu. Hem de bu konuda Türkiye tarafından gelen baskılara rağmen… Belçika eğitim sisteminden kaynaklanan problemlerden dolayı Türk asıllı öğrencilerin başarı seviyesinin düşük olduğunu belirten Brüksel Üniversitesi sosyoloji hocası Dirk Jacobs, problemin çözümünde Türk müteşebbislerin açtığı okulları örnek veriyordu. Jacobs, “Bu okullar öğrencilerine fırsat eşitliği ve mevcut eğitim sistemindeki problemlere cevap vermek istiyor.” cümlelerini, başta Erdoğan, salondaki herkese ifade ediyordu.

Sonuç olarak, komplo teorilerinin kabul görmediği Avrupa’da, özel okullara yönelik kara propaganda tutmayacaktır. Bu okullar hem bulundukları ülkenin kanunlarına göre eğitim veriyorlar hem de ülkeye ciddi katkı sağlıyorlar. Avrupa’da göçmenler denince akla gelen entegrasyon, dil sorunu, eğitim ve kriminal suç konularında bu okullar üzerine düşeni fazlasıyla yerine getiriyor. Ülkelerine bu denli katkı sağlayan eğitim yuvalarını hiçbir Avrupa ülkesi ‘sözde komplo teorileri’ ile denetlemez. Zaten gerekli denetimi Türkiye’nin demesine gerek kalmadan kendisi yapıyor. Danimarka Liberal Parti Milletvekili Sören Pind, ziyaret ettiği Özel HAY Okulu hakkında şu tarihî sözleri söylüyor: “Ben okulunuzu sadece eğitimde çok başarılı olduğu için ziyaret etmedim. Asıl ziyaret sebebim, sizden mezun olan hiçbir öğrencinin kriminal suç işlememesi.”

Kara propaganda emri verilirken keşke tüm bu gerçekler bilinseydi. İşin sonunda büyükelçiler ‘istenmeyen adam’ bile ilan edilebilir. Tabii devlet aklı galip gelir de emri yerine getirmezlerse sorun yok.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: