SURİYE DOSYASI /// SELİM SAVAŞ GENÇ : Cenevre II Suriye’ye niçin derman olamaz ?

Suriye için masa başına oturulup barışın konuşulduğu son tarihte takvimler Haziran 2012’yi gösteriyordu. Dünyanın en büyük sorunu ve insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri için sadece bu veri bile Suriye topraklarına barışın ne kadar uzak olduğunu göstermesi açısından manidar.

Cenevre II görüşmelerine katılması için Esed yönetimini ikna eden Suriye’nin Dostları Çekirdek Grubu, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) ön şartlarını bir tarafa bırakarak masa başında yerlerini alması yönünde de telkinde bulundu.

SMDK, Cenevre I’de söz verildiği üzere öncelikle Esed’in içinde olmadığı bir geçiş hükümetinin kurulmasını istiyor. ABD de başından beri bu çizgide olduğunu sıklıkla tekrar etse de bu talebinin yerine getirilmediği takdirde ne yapacağını kimse bilmiyor. ‘Esed yönetimi bırakmazsa B planına geçer ve rejim üstündeki baskı ve denetimi artırırız’ açıklamalarının an itibarı ile ne kadar inandırıcı olduğunu bütün dünya biliyor. Kimyasal silah kullanımı akabinde bile Suriye’ye yönelik ciddi bir yaptırım uygulanamadığını düşünecek olursak, muhaliflerin (SMDK) şüpheci yaklaşımını çok daha iyi anlayabiliriz. “Esed’in olmadığı yönetimi destekliyoruz” çıkışı kulaklara hoş gelmekte ve en ideal çözüm olmakla birlikte, bu sürecin hangi operasyon ve yaptırımlarla destekleneceğine dair bir yol haritası ortaya konulamıyorsa, “Esed’i istemiyoruz” demenin Suriye savaşının bu şekilde devam etmesini istiyoruz demekle aynı anlama geldiğini de artık çok iyi biliyoruz.

Yaklaşık iki seneyi aşkın bir süredir talep ettiğimiz gibi Suriye’de önceliğin kapsamlı bir çözüm ve geçiş hükümeti pazarlıklarından ziyade ateşkes olması gerekiyor. Silahsız ve ölümlerin olmadığı (ya da en aza indirgendiği) bir Suriye’de alternatif barış seçenekleri ve yeni Suriye hesapları çok daha sağlıklı şartlar altında yapılabilir. İnsanların açlıktan, işkence altında ve akıl almaz şartlarda can verdiği bir ülkede ateşkes tesis edilmeden atılması planlanan her adıma uzun zamandır şüphe ile bakıyorum.

Bir sene öncesi ile mukayese edilip bölgesel konjonktür de göz önünde bulundurulduğunda maalesef Esed’in elinin kısmen daha güçlü olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. “Arap Uyanışı” denilen heyecan Mısır darbesi ile durdurulduğu için İran bu yeni ve önemli gelişme ışığında çok önemli mevziler kazandı. Batı’nın Sünni ‘İslamcılar’ eli ile demokratikleşme getirilemeyeceğine kanaat getirdiğini gören Tahran, 34 sene sonra ABD ile konuşmaya başladı ve İsrail’in ön şartı olan nükleer programının bir kısmını durdurduğunu deklara etti. Mısır’da seçilmiş İhvan Hareketi’nin iktidarına tahammül edemeyenlerin Suriye’de SMDK için alabilecekleri inisiyatifi çok merak etmiyorum.

Kürtlerin 22 bakandan oluşan kabinesi ile özerklik ilan ettiği, Işıd ve El Nusra gibi grupların artık günlük hayatın bir parçası olduğu Suriye’de ateşkes ve Esed ile SMDK arasındaki muhtemel bir anlaşma akabinde bile sorunların büyük kısmı çözülmüş olmayacak.

‘Suriye sorunu Türkiye’nin içişleridir’ çıkışının yapıldığı günlerle mukayese ettiğimizde Ankara’nın komşusunda vuku bulan hadiselere daha düşük yoğunlukta politikalar üretip bölgede çok daha az görünür olduğunu söyleyebiliriz.

Ortaya çıkan binlerce işkence fotoğrafı Esed rejiminin sistematik işkence yaptığını dünya kamuoyuna göstermesi açısından çok önemli olsa da Suriye üzerinde yürütülen vekalet savaşlarının güç dengesinde ciddi bir değişiklik olmadığı sürece tarafların bulundukları mevzileri bırakmayacağı artık aşikârdır. Nitekim Montrö’de vuku bulan Cenevre II Konferansı başlamadan Esed iktidarı bırakmak gibi bir niyetinin olmadığını açık bir şekilde ifade ederken, hesaplarınızı bu duruma göre yapın tehdidinde bulundu.

Netice itibarı ile Suriye’de barışın tesisi ya da Baas rejiminin yıkılması için Suriye’nin dostları olduğunu iddia eden ülkelerin talep ettikleri siyasi yaptırımların vuku bulmaması durumunda uygulayacakları caydırıcı yaptırım ya da askerî müdahalelerin ucu gösterilmeden Esed-Rusya-İran koalisyonundan bir şeyler kopartmanın mümkün olmadığını görmemiz ve havanda su dövenlere bakıp heyecanlanmamamız gerekiyor.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: