KOMPLO TEORİLERİ : Astral Seyahat Üzerinde İnceleme

Astral Seyahat Üzerinde İnceleme

Cilt I (v1.1) Bölüm 4

Yazan Robert Bruce

Çeviren: Cem Çiloğlu

Bölünme

Uyuduğunuz veya herhangi bir beden dışı deneyim yaşadığınız her zaman, bilinç iki ayrı ama birbirinin benzeri parçaya ayrılır. Bu ayrılma çok iyi bir nedenden dolayı vuku bulur:

Eğer astral projeksiyon, lusid rüya, obe ( beden dışı deneyim) ve yakın ölüm deneyimleri hakkında olayları okursanız, bölünme etkisini tarif eden birçok tanıma rastlarsınız. Bir beden dışı deneyim esnasında ayrı, suptil bir beden içinde olduğunuzu hissederken aynı anda fiziksel bedenin farkında olmak çok yaygındır. Bunun nedeni iki vücudunuz arasındaki telepatik bağdır. Astral projeksiyon durumunda, bu bağ fiziksel bedeni herhangi bir zarar görmemesi amacıyla denetlemekte kullanılır.

Projeksiyon yaptığınızda astral dubleniz fiziksel bedenden ayrılır ve zihin bölünür. Bir parçası astral vücut içinde diğeri ise fiziksel bedenle kalması gereken eterik vücutta merkezlenmiştir. Astral form oluşturulduğunda zihninizin bir ayna yansıması oluşur. O SİZ’dir, her haliyle, bir band kaydının band kaydı gibi, ikisi de aynı, ikisi de SİZ!

Sık sık, uyku esnasında, yansımış zihinler bir tür telepatik rüya paylaşımı içinde karışır. Fiziksel, eterik zihinde ayrıca rüya görme yeteneğine sahiptir. Bu rüya karışımı, birden fazla bilinç noktasından kaynaklanan bir tür rüya hafıza şizofrenisi oluşturur. Şizofreniye aşina olmayanların bilgisine, şizofreniler aynı anda zihinlerinde birden fazla düşünce dizgisine sahip olabilir.

Dualite

Eğer astral ve eterik bedenlerin ikisi de tamamen uyanık olarak, bir projeksiyon esnasında birbirlerine yakın mesafeden konsantre olursa çift yönlü bir telepatik bağ oluşur. Bu çok rahatsız edicidir ve bunu çok sık denemenizi önermem. Fiziksel/eterik SİZ ve astral SİZ birbirini aynı anda açıkça görecektir. Birbirinizin gözlerinden aynı anda, simultane bir şekilde, her iki görüntü setinin farkında olarak bakıyor olacaksınız.

Üstüne üstük, durumu daha da karmaşıklaştıracak bir biçimde, simultane olarak kendinizinkilerle birlikte diğerinin de düşüncelerinin farkında olacaksınız. Bu telepatik bir geri bildirimdir, sonsuzluğa bir bakış atmanızı sağlamak için birbirine bakan iki aynayı tutmak gibi, yansımanın yansımasının yansıması vs….

Bu rahatsız ve kafa karıştırıcı durum, projeksiyon esnasında birbirinize çok yakından bakmayarak ve birbirinizi düşünmeyerek engellenebilir.

Bu, bir yönüyle bazen rüyaların niye çok karmaşık ve kaotik olduğunu bize açıklar. Zihin çok iyi bir nedenden dolayı bölünmektedir ve her iki parçada bağımsız olarak fonksiyon gösterebilmektedir.

Projeksiyon esnasında bu fenomeni birçok kez deneyimledim. Onun üzerinde çalıştım çünkü yakınına geldiğimde fiziksel bedenimi hissedişim konusunu merak ediyordum. Ayrıyetten, projeksiyon esnasında aynı anda iki farklı işi yapıyor olmanın kafa karıştırıcı anılarını almaya devam ediyordum. Örneğin: Projeksiyonu hatırlarken ev içindeki ve sokaktaki olayların ve seslerin farkında olmak. Bu dualite başka projeksiyon yapanlar tarafından da bildirilmiş ama hiçbir zaman hakkı vererek açıklanmamış veya anlaşılmamıştır.

İşte dualiteyi ve telepatik geri bildirimi ilk deneyimleyişimin hikayesi:

Ateşin yanında, sandalyemde meditasyon yapıyordum ve yağmur çatıyı dövmeye başladığında normal farkındalık halime döndüm. Rüzgar hızlanıyor ve pencereleri sarsıyordu. Saate baktım, sabahın üçüydü. Bu olağandışı değil çünkü bazen gece meditasyon yaparım. Kendimi iyi dinlenmiş ve enerji dolu hissediyordum. Kendi kendime düşündüm. ”Daha önce hiç yağmurda projeksiyon yapmamıştım. nasıl birşey olduğunu merak ediyorum.”

Yeniden gözlerimi kapadım, biraz sonra bedenimden dışarı projeksiyon yapmıştım.

Duvarın içinden geçerek dışarı, yağmurun içine çıktım. ne kadar muazzam ıslak bir histi. Yağmurun içimden geçtiğini hissediyordum. Yağmur kokusu ve ıslaklık heryerdeydi ve beni enerjiyle dolduruyor gibiydi. Çatıya doğru yükseldim, bacanın üstüne oturdum ve şehrin üzerinden baktım. Yağmurun çatı ve sokaklarda dans edişini, oluklardan girdaplar yaparak dönmesini ve mazgallara dökülmesini izledim. Kendine ait dost bir sesi ve ritmi varmış gibiydi ”İç beni, sıçrat beni, lıkırdat beni, taşır beni” diyordu. O an çok hoştu.

Bacada otururken aşağıda, sandalyede oturan bedenimi hissedebildiğimi farkettim. Fiziksel vücudumu yakınındayken hissedip uzaklaştığımda hissetmeyişim her zaman ilgimi çekmişti. Bacadan aşağı kayarak kendimi daha yakından etüt etmeyi kararlaştırdım.

Bir anda, kendimi hem duvardan geçerken hem de sandalyede otururken gördüm. O bendim, sandalyede oturan, duvardan geçerek süzülen bana bakan, ama aynı zamanda sandalyede oturan beni seyreden, sandalyenin on feet önünde süzülen de bendim. Bu sadece kafa karıştırıcı değildi aynı zamanda çok hasta hissetmeme sebep oldu.

Aynı anda ve birbirine bağlı olarak iki grup görüntüye ve iki grup düşünceye sahiptim, bu büyüleyiciydi. Aynı zamanda bir şey ifade ediyordu. Sadece astral bedenim fiziksel bedenimden ayrıldığı için niye fiziksel olan düşünmeyi kesindi?

Astral ben, o sırada onu izlemekte olan sandalyedeki beni inceleyerek odada gezindi. Hala fiziksel benin arkasında olsam da astral beni görebiliyordum. Astral beden odada gezinirken takip etmeye çalışan kendimi sandalyede oturur hissediyordum. Bunu yapmak sanki hiç kımıldamaya enerjim yokmuş gibi çok zordu. Kendimi dev gibi ve muazzam bir basınca karşı ilerliyormuş gibi hissettim. Görüntü noktamı hareket ettiriyordum ama fiziksel olarak pek hareket etmiyordum.

Farkındalığım aynı anda hem eterik hem de astral bedenimde bulunuyordu. Böylece fiziksel ben astral beni kolayca ve her bir açıdan görebiliyordu. Eterik bedenim, kelimenin tam anlamıyla derimin etrafında dönüyordu. Bu, kapalı göz kapaklarının ardından ve değişik perspektiflerden görebilme yeteneği sık sık projeksiyon ve meditasyon yapanlar tarafından anlatılır.

Bu dualite, şizofrenlerin bir nöbet anında hissettiklerine dikkate değer bir biçimde benziyor: Baş dönmesi, enerji kaybı, çoklu düşünce grupları ve yönünü kaybetme duygusu. Bu berbat kargaşa, astral bedenin yerinden oynaması yüzünden oluyor olabilir mi? Bu durumda bunu bulmanın tek yolu, astral görüş açısından bir şizofreni nöbet anında incelemek.

Astral formumla eterik/fiziksel bedenleri inceledikten sonra şu aşağıdaki sonuçlara ulaştım:

Normal uyku esnasında, enerji beden veya yaşamsal örtü olarak tarif edilmesi daha uygun olan eterik beden, sanki bir enerji süngeri veya güneş akümülatörü gibi çalışıyor. Astral bedenin serbestçe süzülmesini sağlayarak şişiyor ve açılıyor, bu esnada evrenden bir tür enerji (kozmik enerji?) emiyor.

Genişlediğinde, büyük ve küçük tüm çakralar bir bahçedeki çiçekler gibi yavaşça açılıyor ve enerjileri yakalayıp emiyorlar. Uyandığımızda eterik beden, astral bedeni küçültüyor ve yeniden emiyor böylece içinde saklı enerjiler ve seyyal bedenler barındıran yoğun bir eterik kalkan veya deri oluşturuyor.

Bazı kaynaklara göre, küçükleri de sayarsanız, 300 çakramız var.

Farkındalık üzerine odaklandığı zaman eterik bedenin kabarıklığı, aynı zamanda kendi içinde bir küçüklük duygusunun eşlik ettiği bedendeki şişlik hissinden sorumlu gibi görünüyor. Bu tuhaf his karışımları sık sık astral projeksiyon ve meditasyon yapan insanlar tarafından anlatılıyor. Bunlara, şişip evrenle ilişkiye geçen eterik beden neden oluyor gibi görünüyor

Cilt I (v1.1) Bölüm 5

Yazan Robert Bruce

Çeviren: Cem Çiloğlu

Projeksiyon Problemleri

Aşağıda, insanların projeksiyonla ilgili en genel problemlerine bazı yanıtlar bulunmaktadır. Bana gönderdiğiniz yüzlerce mail için teşekkürler. Geri bildiriminiz bana bu incelemeyi geliştirmemde yardımcı oluyor, bu da sonuç olarak herkese yardım ediyor. Eğer bana yazıp da bir hafta içinde yanıt alamazsanız yine yazın. Bazen kazara bazı mailleri kaybediyorum.

Orijinal, bilinci beden dışına aktarma tekniğiyle işimi bitirmiş durumdayım. Birçok kişi bu imgelemeyi çok zor buluyor ve bunu yaparken de değerli enerjiyi kaybediyor. İmgeleme tüm projeksiyon tekniklerindeki en büyük problemdir. Bunun üstesinden gelmek için çok daha etkin olan, daha basit bir teknik geliştirdim.

En genel problemler şunlardır:
1. Dışarı, kendi önüne imgeleme
2. Başarılı görünen bir projeksiyondan sonra felç
3. Korku
4. Projeksiyonu hatırlamak

1. Dışarı, kendi önüne imgeleme

İmgeleme sayesinde bilinç noktanızı bedenin dışına odaklamak, basitçe astral vücuda baskı uygulamanın bir yoludur. Daha önce bu seride verdiğim metottan başka bunu yapmanın birçok yolu bulunmaktadır. Bundaki en büyük problem, kendinizi içinde bulunduğunuz pozisyondan farklı bir yerde hayal etmenizin gerekmesidir.

Örneğin, Eğer yatıyorsanız, yataysınızdır ve bedeninizi yatağın bir ayak uzaklığında, ayakta hayal etmeye çalışacaksınız ki bu dikeydir. Bu, projeksiyon yapmanın bir sandalyede niye daha kolay olduğunun nedenlerinden biridir. Sandalyede dikeysinizdir ve kendinizi önünüzde dururken (dikey) hayal edersiniz. Oturmak ve ayakta durmak, her ikisi de dikey pozisyonlardır. Gözlerinizi kapatın ve kendinizi yerde yatar vaziyette hayal etmeye çalışın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Tek zorluk bu değildir. Kendinizi asıl bulunduğunuz noktadan daha farklı bir yerde hayal etmenizi gerektiren herhangi bir imgeleme tuhaftır ve dolayısıyla çok zordur. Bu, inanıyorum ki, birçok başarısızlığın sebebidir. Projeksiyonun kendisinde kullanılabilecek pek çok enerji buna çabalarken kaybedilir.

Projeksiyon yapmayı öğrenirken imgeleme insanlar için büyük bir engeldir. Pek çok kişinin onunla sorunu vardır çünkü gözlerinde canlandırdıkları şeyi tam anlamıyla görmeleri gerektiğini düşünürler, bu böyle değildir. Şeyleri açıkça gözünde canlandıran kişiler aslında tam olarak bir şey görmüyorlardır. Eğer görüyorlarsa bu artık gözde canlandırma değil, durugörüdür.

İmgeleme, bir şeyin nasıl göründüğü veya hissettirdiği hakkında zihin gözünüzde bir simge yaratabilme yeteneğidir. Daha doğru bir adlandırmayla, gerçeğin hayali bir algılanması olan fantezi kurmak. Birçok kişi hiç imgeleme yapamadıklarını söylemektedirler ama yine de şık fanteziler üretebilmektedirler.

Bu problemi çözmek için bu işin aynısını yapacak olan zihinsel eller tekniğinin basit bir uzantısını geliştirdim. Eğer rahatlama egzersizlerindeki zihinsel elleri becerdiyseniz tamamdır. Bunda hiçbir zorlukla karşılaşmayacaksınız.

Zihinsel Eller Projeksiyonu

Yatağınızın veya sandalyenizin üstüne uzunca bir kurdele asın. Göğsünüzün üzerinde asılı ve ucuda kol mesafesinde içinde olsun. Eğer sandalye kullanıyorsanız, bir ayak uzaklıkta ve kol mesafesinde asılı olsun. Not: Bu sadece görsel yardımdır.

Bir sonraki projeksiyon denemesine başlamadan evvel uzanıp kurdeleyi tutma alışkanlığını edinin. Nerede olduğunu ve nasıl bir his verdiğini hatırlayın. Bu kurdeleyi kendinizi beden dışına çekmek için kullanacaksınız.

Bölüm üçte anlatıldığı üzere projeksiyonunuza başlayın. Trans durumuna geçtiğinizde, kendinizi dışarıda hayal etmek yerine kendinizi kulaç kulaç bedeninizden çıkarmak için zihinsel ellerinizi kullanın. Zihinsel ellerinizle uzanın ve kordondan yukarı tırmandığınızı hayal edin. Kolunuzu her attığınızda kendinizi fiziksel bedeninizden biraz daha çıktığınızı hayal edin. Bunu yaparken herhangi bir kasınızı germemeye dikkat edin. İrade gücü olarak elinizde ne varsa bu işe verin.

Kendinizi dışarı çıkarmak için zihinsel ellerinizi kullanırken nefes farkındalığını bırakabilirsiniz. Zihinsel ellerle kurdeleye tırmanmak zihninizi tamamen kaplayacak ve diğer bir zihinsel egzersizi lüzumsuz kılacaktır.Bu, sahip olduğunuz her gram enerjiyi karmaşık bir imgeleme egzersizinde harcamak yerine tek bir aktivitede, projeksiyonda toplayacaktır.

Kurdeleye tırmanırken fiziksel bedeninizden serbest kalıyor olduğunuzu hayal edin. Her yeni el atışta biraz daha yükseldiğinizi hayal edin. Serbestçe süzüldüğünüzü hissedin. Astral vücuda basınç verildikçe mide çukurunuzda hafif bir baş döndürücü his hissedeceksiniz.

2. Başarılı görünen bir projeksiyondan sonra felç

Her şey iyi gidiyor gibi görünürken, tüm hisleri, ağırlığı, kalp çakrasının gümbürdemesi hissettikten sonra bu olur. Ama hiçbir şey olmaz. Orada, kımıldayamaz halde, hafif hissederek ve uçar gibi bir hisle yatarsınız. Bu uyanma felcinin bir başka türüdür.

Başınıza gelen şudur, projeksiyon refleksini çalıştırdınız, eterik vücut genişledi ama sadece kısmi olarak astral bedeni serbest bıraktı. Bu, uyanma felcine çok benze.

Böyle bir şey olduğunda bundan kurtulmanın yolu, zihinsel ellerinizle kurdeleye tırmanışınıza daha fazla güç yüklemek, tüm iradenizi bunu yapmakta kullanmaktır. Bu, astral bedene projeksiyonu bitirmenizi sağlayacak yeterli baskıyı verecektir. Eğer bu işe yaramazsa kuvvetli bir olasılıkla, zaten projeksiyon yapmış ve fiziksel veya eterik bedeninizde merkezlenmiş olabilirsiniz.

Eğer durumun bu olduğunu düşünüyorsanız ve bunu kırıp geçemiyorsanız kullanın. Yapabildiğiniz kadar inceleyin, deney yapan, hissedin, göz kapaklarınızın ardından görün, arkanıza bakmayı deneyin. Deneyebileceğiniz bir başka şey ise bunu lusid rüyaya çevirmektir. Bir fanteziye veya gitmek istediğiniz bir yere odaklanmaya çalışın. Bunu zihninizde yaratın böylece kendinizi buna ayarlamış olursunuz.

Uyanma felcinin yukardaki koşuluna ilişkin yeterli şey bilinmemektedir. Onun hakkında veya onunla birşeyler yapmayı keşfederseniz lütfen bana e-mail atın. Başkalarına yardımcı olabilmek için bu bulguları gelecek bir yazıya katacağım.

3. Korku

Pek çok kişi bana projeksiyon esnasındaki korku hislerini yazdı. Bu, bazı insanlar için aşması gereken doğal bir bariyerdir.Bazıları onu ”Eşikte yaşayan” diye adlandırır. Bu sizin kendi iç korkularınızın bir tezahürüdür. Çocuğun sebepsiz yere karanlıktan korkması, bilinmeyenin korkusu gibi.

Birçok kişi, projeksiyon yapmalarına engel olan şeytani bir şeylerin veya kötü bir ruhun onları beklediğini hisseder. Bu cesaretle karşılanmalıdır! Bunu özgürce projeksiyon yapmadan önce geçilmesi gereken bir test gibi, bir sınav gibi görün. Bir kere projeksiyon yaptığınızda ve onunla yüzleştiğinizde bunun ufalanıp yok olan boş bir tehdit olduğunu fark edeceksiniz.

Hayatım boyunca, astral formumla yüzlerce kez projeksiyon yaptım ve hiç saldırıya uğramadım. Kendime ilk kez bilinçli olarak projeksiyon yapmayı öğretirken benimde çok güçlü korkularım vardı.

Bir de düşünülmesi gereken şu vardır. Astral formdayken siz yaralanmazsınız ve vücudunuzun projeksiyon esnasında sizi koruyan mükemmel sistemleri vardır. Genişlemiş eterik iradeniz, en ufak bir tacizde veya dostça olmayan dokunuşta anında tepki gösterecektir. Ne kadar uzakta olursanız olun sizi bir saniyede geri çekecektir.

Korkuyu yenme yolları:

· Gündüz projeksiyon yapmak

· Evdeki birçok ışığı yanık bırakmak

· Bir arkadaşla projeksiyon yapmak (Birleşik projeksiyon)

· Projeksiyon için inandığınız tanrıya dua etmek

4. Projeksiyonu hatırlamak

Eğer projeksiyonunuz uygun bir şekilde olmuş görünüyorsa ama sadece yatakta yattığınızı ve sonrada uykuya daldığınızı hatırlıyorsanız, problem astral deneyimi hatırlamak olabilir.

İşte hatırlamamaya karşı yapacağınız şey. Uyanır uyanmaz kalkın ve o anıları geri çekin. Oturun ve yoğun düşünün. Her sabah birkaç sakin dakikanızı ayırın ve bunu yapın. Bu projeksiyonlarınızı ve rüyalarınızı hatırlamada sizi eğitecektir.

Bu sakin zaman sırasınca, bir şeylere rastlayıncaya kadar aklınızdan anahtar cümleler geçirin. Şunun gibi şeyler söyleyin: Yürüyordum….. Falancayla konuşuyordum……….. Filan yere gidiyordum………….. Şuranın tepesindeydim……………. Şu yerin üzerinde uçuyordum…………. Şuranın içindeydim……. Bunlar sizi uzerine kilitlenebileceğiniz bir anı parçasına rastlamanızı sağlayabilecek cümle örnekleridir. Kendiniz için daha fazla cümleler bulun.

Zihninizde hatırlanacak bire şeyler varmış gibi hissetmeyebilirsiniz. ama sıkıca deneyin ve bunun için ciddi bir güç sarf edin. Onlar oradalar sadece ulaşıp yerlerini tespit etmeniz gerekiyor. Bir kere bir anı parçasına kitlendiğinizde çok daha fazlası tespit edilebilir. Bu şekilde ne kadar çok şey hatırlayabildiğinize şaşacaksınız.

Bu anıları hatırladığınız anda yazmak çok önemlidir. Çok canlı ve unutulmaz gibi görünebilirler ama eğer onları kaydetmezseniz birkaç dakika içinde kaybolacaklardır. Birkaç anahtar kelime yeterlidir.

Hatırlamaya yardımcı olacak bir başka yardım ise projeksiyon öncesi veya yatağa gitmeden evvel kendinize post hipnotik önermeler vermektir. Bu bir onaylama şeklinde olabilir. Şu gibi şeyler söyleyin ” Bu gece yaptığım her şeyi hatırlayacağım” İyice fenalık gelene kadar bunu tekrar edin.

Son olarak, Her projeksiyon için bir görevinizin olması yardımcı olur. Özellikle yapmak istediğiniz bir şey. Bunu onaylamayla birleştirin ve kendinizi bunu yapmaya programlayın. Örneğin şöyle deyin: Plaja gideceğim ve hatırlayacağım ki…… Plaja gideceğim ve hatırlayacağım ki……….

Son olarak, ilk birkaç projeksiyonunuzu çok kısa tutmayı hatırlayın. Bu kesin bir zorunluluktur. Hatırlayabildiğiniz 30 saniyelik bir projeksiyon, her gece yapıp da unuttuğunuz projeksiyonlardan çok daha önemlidir.

DSS

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: