Aylık arşivler: Şubat 2014

/// DUYURU /// Kısa bir aradan sonra VİDEO DVD versiyon 1.0’ı çıkardık. Bilginize sunarız.

Değerli Üyelerimiz;

Kısa bir aradan sonra ARŞİV DVD’mizin 2. Versiyonu olan VİDEO DVD versiyon 1.0’ı çıkardık.

Bu video DVD setinde çok önemli konulara ilişkin yüzlerce görüntü kaydı bulunuyor. Eğer gündemi sansürsüz ve net bir biçimde takip etmeyi arzu ediyorsanız bu DVD tam size göre. Çünkü bu DVD’de AKP VE AB-D GÜDÜMLÜ yandaş medyada göremeyeceğiniz sansürlenmemiş görüntüler bulacaksınız. Görüntülerin bir çoğu AKP ve AB-D’nin ısrarları ile yayından kaldırılmıştır. Bu nedenle başka kaynaklardan edinmeniz zor olabilir.

Video DVD içeriğini ek’te Excel dosyası olarak incelemenize sunuyoruz.

Eğer ARŞİV DVD’yi aldıysanız mutlaka bu DVD’yi de arşivinize koymanızı tavsiye ediyoruz.

Bu VİDEO DVD setinde;

· 12 EYLÜL BELGESELİNİ,

· 28 ŞUBAT DERİN DARBESİNİ

· ESKİ AK PARTİ MİLLETVEKİLİ VE BAKANI ABDÜLLATİF ŞENER’İN PARTİ HAKKINDAKİ ÖNEMLİ ANALİZLERİNİ,

· BENGÜ TÜRK’ÜN AK PARTİ İLE İLGİLİ ÇARPICI VİDEOSUNU,

· NECMETTİN ERBAKAN’IN AK PARTİ YORUMUNU,

· USTA’NIN HİKAYESİ BELGESELİNİ,

· TAYYİP ERDOĞAN’IN NASIL ZENGİN OLDUĞUNU,

· TAYYİP ERDOĞAN’IN YÖNETİM ZAAFİYETLERİNİ,

· GEORGE CARLIN’İN AMERİKAN RÜYASI ADLI BELGESELİNİ,

· TAYYİP ERDOĞAN’IN VATANA NASIL İHANET ETTİĞİNE DAİR BELGELERİ,

· ÖZGÜRLÜKTEN FAŞİZM’E ADLI AMERİKA BELGESELİNİ,

· TÜRK – AMERİKAN SAVAŞI ADLI BELGESELİ,

· BANU AVAR’IN BİRBİRİNDEN DEĞERLİ 16 PROGRAMININ FUL KAYITLARINI,

· BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ İLE İLGİLİ BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ 27 VİDEOYU,

· İSLAM DİNİ İLE İLGİLİ 12 ÖNEMLİ VİDEOYU,

· ÜNLÜ EKONOMİK TETİKÇİ JOHN PERKİNS’İN AÇIKLAMALARINI,

· IMF – DÜNYA BANKASI İLE İLGİLİ KOMPLO TEORİLERİNİ,

· FAİLİ MEÇHULLER DOSYASINI,

· EMEKLİ KORGENERAL OSMAN PAMUKOĞLU’DAN PKK ANALİZİNİ,

· KARDAK KRİZİ DOSYASINI,

· MISIR VE SURİYE DOSYASINI,

· ANONYMOUS, RED HACK, SİBER ERGENEKON TİM VE AYYILDIZ TİM GİBİ HACKER GRUPLARINI ANLATAN VİDEOLARI,

· YERLİ VE YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİ DOSYASINI,

· KÜRT SORUNU VE PKK İLE İLGİLİ ÇARPICI VİDEOLARI,

· MK ULTRA PROJESİNİ,

· TEKNİK TAKİP İLE İLGİLİ KAYITLARI (ECHELON & DIG-INT),

· İRTİCA VE KÖKTEN DİNCİLİK,

· CANDAŞ MEDYA VE YANDAŞ MEDYA,

· UYUŞTURUCU VE NAREKOTİK,

· SİYASİ PARTİLER (CHP, MHP, AKP, BDP)

· SU & ENERJİ VE MADENLER İLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ KAYITLARI,

· SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI,

· TARİH İLE İLGİLİ GÖRÜNTÜ KAYITLARINI,

· KOMPLO TEORİLERİ (İLLUMİNATİ, UFO, JİTEM, HİRAM ABAS, ARMAGEDDON, CFR, BİLDERBERG, İKİZ KULELER VS.)

· MASONLUK VE SİYONİZM İLE İLGİLİ ÖNEMLİ KAYITLARI,

· YOLSUZLUK DOSYASINI,

· GENELKURMAY VE GÜVENLİK İLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ GÖRÜNTÜLERİ,

· MEDYA DOSYASINI, ve daha binlerce görüntü kaydını

Dikkatinize sunuyoruz.

Ayrıca bu Video DVD’sini satın alarak grubumuzun titizlikle yürüttüğü araştırma faaliyetlerine de destek vermiş olacaksınız. Bunun yanı sıra en önemlisi ise SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI ile ilgili tüm dünya çapında yürüttüğümüz BİLGİLENDİRME projemize de katkıda bulunmuş olacaksınız.

Video DVD’sini satın almak isteyen üyelerimiz lütfen AD, SOYAD, ADRES VE CEP NUMARA bilgilerini Digi (.) Security (@) isnet (.) com (.) tr adresimize göndersinler.

Ödemeyi bulunduğunuz bölgedeki POSTANE’den posta çeki hesabımıza (POSTA ÇEKİ HESABIMIZ : 10847175 – MÜŞTERİ NO : 01596259127) Erkut ERSOY adına 99 TL yatırmanız halinde aynı gün içinde kargoya verebiliriz. (Kargo bedeli tarafımıza aittir) Ödemeyi yaptıktan sonra lütfen 0539-570-2295 nolu cep numaramıza SMS ile yada e-posta ile bildiriniz. Eğer yurtdışından sipariş veriyorsanız WESTERN UNION ile Erkut ERSOY adına havale yapabilirsiniz. Havale işleminden sonra lütfen havale takip numarasını cep numaramıza bildiriniz.

Mutlu paylaşımlar dileriz ve şimdiden verdiğiniz destekten ötürü teşekkür ederiz.

Teşekkür mesajımız için lütfen tıklayın.

NOT :

· Eğer ARŞİV DVD versiyon 1.0’ı da almak isterseniz (tıklayın) her 2 DVD’yi 198 TL’ye alabilirsiniz.

· ARŞİV DVD içeriğini ek’teki dosyadan inceleyebilirsiniz.

ÖZEL BÜRO İLETİŞİM ADRESLERİMİZ

www.ozel-buro-istihbarat.com

Digi (.) Security (@) isnet (.) com (.) tr

VDEO DVD ER.xls

ARV DVD ER.xls

ARV DVD ER.doc

Reklamlar

YARGI DOSYASI /// ADEM YAVUZ ARSLAN : 5.yargı paketi kim için çıkıyor ?

Adem Yavuz ARSLAN

ayavuz

TBMM bugünlerde çok hareketli.

Çok tartışılan ‘internet yasası’ önceki akşam kabul edildi.

‘İnternete sansür getirmekle eleştirilen’ yasanın tartışması bile yapılamadan dün de Özel Yetkili Mahkemeleri (ÖYM) kaldıran 22 maddelik bir yasa teklifi Meclis’e sunuldu.

Teklif hayli kapsamlı.

Dinleme, teknik takip, arama ve el koyma kararlarını zorlaştıran teklif radikal değişiklikler getiriyor.

İlk olarak Ergenekon, KCK ve Balyoz gibi önemli davalara bakan ÖYM’ler ile TMK mahkemeleri kalkacak. Böylece kritik davalar ağır ceza mahkemelerinde yeniden görülmeye başlanacak.

Teklif bugüne kadar sıklıkla eleştirilen bazı uygulamalara da çekidüzen veriliyor.

Mesela telefon dinlemeleri zorlaştırılıyor. Bu iyi bir şey. Ancak dinleme kararı ve dinlemelere itiraz için oy birliği aranacak ki bu yargı camiasında ilk kez olacak.

Sıkıntı yaşanacağı muhakkak.

Gözaltı kararı için kuvvetli şüphe şartı getiriliyor.
Savunma makamı suçlandığı tüm dosyalara ulaşabilecek. Dinlemelerdeki suç dışı tapeler yok edilecek.

Mal varlığına el koymak için BDDK, MASAK, SPK raporu şartı geliyor.

ÖYM’lerin alanına giren suçlarda uygulanan azami tutukluluk süresi 10 yıldan 5 yıla iniyor. Böylece halen 5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan 130 kişi tahliye olacak.

Teklifin ‘adrese teslim’ olduğu yönünde eleştiriler de var.

Yani yasa teklifi demokratik standartları yükseltmekten çok ‘hükümetin kendini korumaya alma çalışması’ gibi duruyor.

Her ne kadar kulağa hoş gelse de ‘kişisel verilerin korunması amacıyla bu verileri hukuka aykırı olarak kaydedene ve yayanlara verilen ceza artırılıyor.’ Kaydedene 1 yıldan 3 yıla, yayan da 2 yıldan 4 yıla kadar hapisle yargılanacak.

Bu şu demek; eğer internete düşen bir skandalın ses kaydını başkasıyla paylaşırsanız işiniz zor.

Öte yandan tasfiyelere karşı yargı yolu tıkanıyor.
Yürütmeyi durdurma kararları artık idarenin savunması alınmadan verilemeyecek. Ayrıca artık bakana tazminat davası açılamayacak.

Emri uygulamayan memur da korunmuş olacak.

ÖYM’lerin kaldırılması kaosa neden olur mu?

Bir de madalyonun öbür yüzü var.

Bugün alelacele kaldırılan ÖYM ve TMK’lar ihtiyaca binaen kurulmuştu. Nitekim söz konusu mahkemeler terör örgütlerine, mafyatik yapılara ve çetelere göz açtırmadı.

Sonuçta ÖYM’ler uzmanlaşmış ihtisas mahkemeleriydi.

Uzmanlaşmış kadroların lağvedilmesi için terörün, uyuşturucu tacirlerinin, çetelerin bitmesi gerekir.

Peki öyle mi?

İstenilen seviyede olmasa da bir çözüm süreci var. PKK şimdilik silaha sarılmıyor. Peki DHKP-C ya da El Kaide gibi örgütleri ne yapacağız?

ÖYM’lerde görev yapan hakim ve savcılar 1. sınıf yani 10 yıl ve üzeri tecrübeye sahiptiler. Yeni durumda nispeten acemi yargıçlar çok önemli soruşturmaları yürütecekler.

Pratikte başka sorunlar da çıkacak.
Mevcut uygulamada büyük illerde bulunan ÖYM’lerin kapanmasından sonra terör davaları Hakkâri, Lice ve Şemdinli gibi yerlerde görülmeye başlanacak.

Buralarda görev yapan yargı mensuplarının yaşayacağı sıkıntıları düşünmek gerekirdi. Nitekim Tunceli Ovacık ve Doğubeyazıt’ta iki savcı şehit edildi.

Hal böyleyken yargılamaların sağlıklı olması pek mümkün değil.

Zaten ÖYM ve TMK 10’dan devredilen davalar nedeniyle davaların uzaması kaçınılmaz. Bir de güvenlik nedeniyle küçük illerden nakiller başlayacak.

Birden fazla ilde işlenen bu tür suçların yargılamalarında yetki uyuşmazlığı olacak ve mahkemeler arasında karmaşa çıkacak. Dosyalar sahipsiz kalacak. Çeteler bu durumu fırsat bilecek.

Oysaki dünyanın gelişmiş ülkelerinde de terör ve mafya yargılamaları ÖYM’lerde yapılıyor.

Hatta Bulgaristan, 2012’de Avrupa Konseyi’nin tavsiyesi üzerine ÖYM’leri kurdu. Terör sorunu yaşamayan birçok AB ülkesinde de ÖYM’ler var.

Öte yandan AİHM, Türkiye’deki mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olduğunu da daha önce tescillemişti.

Hatırlanacağı gibi Tuncay Özkan ve Çetin Doğan, ÖYM’lerin ‘adil yargılama’ ilkesine aykırı olduğunu iddia etmişti. AİHM ise bu iddiayı kabul etmemişti.

Sonuç itibariyle uygulamada yaşanan aksaklıkları düzeltmek yerine ya da karşılaşılan bir zorluğu palyatif çözümlerle aşmak için alelacele yapılan düzenlemeler ileride başımıza çok daha büyük sorunlar açabilir.

Emniyet lağvedilmiş, savcılar hallaç pamuğu gibi dağıtılmışken sokaklar yeniden suç örgütlerine kalırsa bazı şeyler için geç olabilir.

YARGI DOSYASI : Ergenekon sanıklarına kötü haber

TBMM’ye sunulan 22 maddelik yasa teklifindeki maddelerden biri de tutukluluk üst sınırının 10 yılda 5 yıla indirilmesi… Ancak Ergenekon sanıkları bu maddeden faydalanamayacak.

Özel yetkili mahkemelerle ilgili düzenlemenin de yer aldığı 22 maddelik yasa teklifi, TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 22 maddelik yasa teklifi ile ilgili gazetecilere bilgi verdi.

22 maddelik bu teklifte önemli maddeler var.

İşte o maddeler:

– Özel yetkili mahkemeler tamamen kalkıyor. Özel yetkili hakim savcı ve kovuşturma usülleri bundan sonra olmayacak.

– ÖYM’lerin baktığı tüm dosyalar Ağır Ceza Mahkemeleri’ne iade edilecek.

– Yasa dışı dinlemelere ve özel hayatın gizliliğine dair verileri yok etmeyenlere yönelik cezalar artıyor.

– Tutukluluk üst sınırı 10 yıldan 5 yıla iniyor. Ancak Ergenekon davası sanıkları bundan faydalanamıyor, çünkü Yargıtay ve AİHM içtahaklarına göre temyiz süresi tutukluktan sayılmıyor.

– Gözaltı kararı için kuvvetli şüphe şartı geliyor.

– Savunma makamı suçlandığı tüm dosyalara ulaşabilecek.

– Dinlemelerde suç dışı belge ve tape’ler yok edilecek.

– Mevcut dinleme kararları gözden geçirilecek.

– Dinleme kararını sadece Ağır Ceza Mahkeme heyeti verebilecek. Dinleme kararı için mahkeme heyetinin oybirliği gerekiyor.

– Mal varlığına el koymak için BDDK, MASAK, SPK raporu şartı geliyor.

– Dinleme kararını sadece Ağır Ceza Mahkemesi heyeti verecek. Mevcut dinleme kararları gözden geçirilecek.

– Kişisel verileri hukuka aykırı alanlara ağır cezalar geliyor

Bozdağ, ayrıca, Adana’da TIR’ların durdurulmasıyla ilgili başsavcıyı aradığını ve gizlilik konusunda kendisini uyardığını söyledi. Bozdağ, o fezlekenin de iade edildiğini ifade etti.

İSTİHBARAT /// WWW (.) HABERDAR (.) COM : Mit’ten skandal talep !

MİT Müsteşarlığı’nın Yargıtay’da görülen ve Başbakan’ın da dinlendiği Erzincan Ergenekonu davasında, sanık üç personelinin soruşturulmaması yönünde rapor hazırladığı ortaya çıktı.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın imzasıyla Başbakanlığa sunulan raporda, Ergenekon Terör Örgütü üyesi oldukları iddia edilen 3 MİT personeli için kovuşturma izni verilmemesi istendi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise rapora karşın MİT’çiler hakkındaki kovuşturmanın devam etmesini istedi.

YARGITAY İZİN İSTEDİ

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde görülen, eski 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in de yargılandığı Erzincan davasında, Başbakan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin yasa dışı dinlendiği iddia edilmişti. MİT Kanunu’ndaki değişiklik nedeniyle Yargıtay kovuşturmayı Başbakan’dan izin alınması için durdurmuştu. Başbakan’ın izninden sonra devam eden davada, Teftiş Kurulu Raporu dikkat çekti.

‘PRENSİPLERE UYGUN’

MİT’ten Yargıtay’a gönderilen raporda şu ifadeler kullanıldı: “3 MİT mensubumuzun hedef haline getirilmesinin göz ardı edildiği, gizli tanık ifadelerindeki çok ağır suçlamalara karşın deliller yeterince araştırılmayarak personelin 6 ay boyunca tutuklu kaldığının anlaşıldığı, gizli tanığın Mart-Nisan 2009’da 4 e-posta gönderdiği, gizli tanık ile görüşmelerin plan ve prensiplere uygun gerçekleştiği, kovuşturmanın devamı için izin verilmemesi gerektiği.”

FETULLAH GÜLEN DOSYASI /// YENİ ŞAFAK’TAN MÜTHİŞ İDDİA : Türk Solu dergisinin paralel yapı bağlantısı deşifre oldu !

Türk Solu dergisi ile paralel yapılanmaya bağlı polislerin bağlantısı deşifre oldu. 17 Aralık komplosunun ardından görevden alınan polisler ile dergi yöneticileri Skype üzerinden temas kuruyor. Görüşmelerde paralel yapılanmanın Türk Solu’na talimatla yazı yazdırdığı belirlendi

Ergenekon soruşturması sırasında Ankara’da ‘Ordu Göreve’ pankartı açarak kamuoyu algısı oluşturan Türk Solu Dergisi ekibinin paralel yapıyla ilişkisi deşifre oldu. İstihbarat birimleri paralel yapıya mensup polisler ile Türk Solu yöneticilerinin ’22 kezden fazla olmak üzere’ Skype üzerinden defalarca iletişime geçtiği belirlendi. Bu temaslara paralel olarak Türk Solu yayın politikasında değişikliğe gitti. Dergi, hükümet darbesini hedef alan yolsuzluk kılıflı operasyonlarda paralel yapıya destek vermeye başladı.

ÇULHAOĞLU’NA SAVCI DESTEĞİ

Aydınlık grubundan ayrılarak ulusalcı solda yeni bir akım oluşturmaya çabalayan Gökçe Fırat Çulhaoğlu yaptığı sansasyonel, hakaret içerikli ve ırkçı yayınlara rağmen şu ana kadar herhangi bir hukuki yaptırıma maruz kalmadı. Ergenekon soruşturması sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a silah hedefi doğrultulmuş bir kapak yayınlayan dergi özellikle Türkiye’de yaşayan Kürtlere de ırkçı propogandalara imza atmıştı. Son olarak 2013 Ekim’inde Başbakan’a ‘PKK Eşbaşkanı’ diyen ve Erdoğan’ı PKK yönetici olarak resmeden Türk Solu hakkında Başbakan’ın avukatları tarafından suç duyurusunda bulunulmuştu. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yayını düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirerek soruşturmaya takipsizlik verdiği öğrenildi.

YENİDEN YARGILAMAYA DA KARŞI

‘Ulusalcı-Sosyalist-Kemalist br çizgide’ olduğunu iddia eden dergi son günlerde Eegenekon ve Balyoz yargılamaları ile ilgili gündeme gelen yeniden yargılama konusunda açık bir karşı duruş sergilemeye başladı. Tayyip Erdoğan’ın Doğu Perinçek’e görev verdiğini iddia eden dergi, Perinçek’in dışarı çıkarılıp CHP’yi bölmek için görevlendirildiğini öne sürdü.

Talimatlar Skype’tan

Paralel devlet bağlantılı polis şeflerine yönelik yürütülen soruşturmada polisler ile Çulhaoğlu’nun irtibatları deşifre oldu. Güvenli olduğu gerekçesiyle Skype üzerinden yapışan çok sayıda görüşmede paralel yapılanmanın Türk Solu’na talimatla yazı yazdırdığı belirlendi.

İşçi Partisi içinde siyasi çalışmalar yapan Çulhaoğlu, MİT ajanı olduğu gerekçesiyle partiden kovulmuştu. İP macerasının ardından Türksolu isimli dergiyi çıkarmaya başlayan Çulhaoğlu, CHP’den de ‘teklif’ aldı. Çulhaoğlu bir dönem CHP içinde de bulunmuştu.

Cemaate destek istedi

Derginin sahibi Gökçe Fırat Çulhaoğlu son yaşananlarla ilgili ilginç bir yazı yazarak okuyucularına açıkça cemaatten yana tavır almalarını istedi. ‘AKP ile Cemaat’in savaşı, bu savaşın dışındaki güçleri taraf tutmak zorunda bırakıyor’ diyen, Çulhaoğlu şu ifadeleri kullandı: ‘Aslında tablo çok net. Türkiye’de iktidar devrilecek. Tayyip Erdoğan ne kadar dirense de, ne kadar hukuku ortadan kaldırsa da, baskı yapsa da, hile yapsa da yıkılacak! Çünkü ABD artık Tayyip’i istemiyor. Ergenekon tertibinde Türk Ordusu tek bir kurşun atmadan teslim oldu! Ama Cemaat gördünüz Tayyip’e savaşacak cesareti gösterdi. Ve neyi gösterdi bize? Demek ki bir savcı bile pek çok şeyi başarabilirmiş.’Alışverişimi Türk’ten yapıyorum param PKK’ya gitmiyor’ adında bir kampanya başlatan Çulhaoğlu’nun sahibi olduğu derginin eski Genel Yayın Müdürü Erkin Yurdakul 2003 yılında evinin penceresinden atlayarak intihar etmişti.

Cihat Arpacık / Yeni Şafak

MEDYA DOSYASI /// KEREM ALTAN : Haydi Yıldıray, daha yüksek sesle: ‘Ordu göreve’

Yok, henüz “ordu göreve” diye ortaya çıkmadı ama yakındır. Yaşadığı düşüşün arkasından böyle bir çığlık atması da muhtemeldir.

Başbakanı’nın hukuksuzluklarını kapatmak için dört elle sarıldığı Kemal Kerinçsizler’le birlikte yakında görürüz kendisini meydanlarda.

Yıllarca çalıştığı Taraf Gazetesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunanlara “cephane” sağlayan yazılar yazdıktan, “o belgeyi yayınlamak suçtur” diye yol gösterdikten sonra artık her şey mümkün.

PKK itirafçılarını hatırlarsınız…

Ergenekon terör örgütünün tetikçiliğini yaptılar yıllarca. Kendileri de Kürt olmalarına rağmen “aldatıldık, kandırıldık” diyerek Ergenekon’un emrine girip yüzlerce Kürdün canına kıydılar, faili meçhul cinayetlerin tetikçiliğini üstlendiler.

Yıldıray Oğur da sonunda onlara benzedi. “Kandırıldım, kullanıldım” diyerek “milli orduya kumpas” yalanının arkasına takıldı. Bir zamanlar “askeri vesayete” birlikte karşı çıktıklarına pusu kurmaya uğraşıyor şimdilerde.

“Milli ordunun” tertemiz olduğuna inanmamızı bekliyor. Darbe planlarını, darbeleri, faili meçhulleri, öldürülen vatandaşlarımızı, suikastları unutmamızı istiyor “kullanışlı aptal”.

Kendisine “kullanışlı aptal” dememin sebebi yukarıda saydığım anlaşılmaz beklentisi değil tabii ki.

“Kullanışlı bir aptal” olduğunu kendisi yazdı. Gazete yazısından ziyade “kullanışlı eleman” arayanlar için yayınlanmış bir ilan metni gibiydi yazdıkları.

“Bir insanın, göğsünü gere gere kullanışlı olduğunu itiraf edebilmesi için acaba ne kadar kullanışlı olması gerekir?” sorusunu şimdilik bir kenara bırakıp devam edelim.

Yıldıray “kullanışlı bir aptal” olduğunu öyle durup dururken keşfetmedi.

Yaşam koçu, akıl hocası, hatta belki de işvereni olan Başbakan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın, yolsuzlukların üstünü örtmek ve iktidarın kaybettiği önemli bir ortaklığın yerini kirli bir ittifakla doldurmak adına “milli orduya kumpas” lafını ortaya atmasından sonra, “Hakikaten amma da kullanışlı aptalmışız” diye ani bir aydınlanma yaşadı.

Galiba zamanlama bu defa gerçekten manidar oldu.

Akdoğan bu sinsi yola sapar sapmaz Yıldıray bir anda “kullanışlılığını” ilan etme ihtiyacı duydu.

Akdoğan’ın o manevrası Yıldıray’ın birdenbire kendisiyle ilgili “gerçeği” keşfetmesini sağladı.

Akdoğan’ın gücünü de takdir etmek gerekir, bir insanı bir cümleyle değiştirebilecek bir kudrete sahip adam.

Eğer hükümeti çok zor duruma düşüren yolsuzluk skandalı patlamasaydı Yıldıray’ın “vicdanının” o kurnaz mı kurnaz sesini belki de hiç duyamayacaktık.

Siyasi iktidarın çıkarlarına endekslenmiş böyle bir vicdanın, siyasi iktidarın her söylediğinin doğruluğuna iman eden böyle bir kullanışlılığın ve siyasi iktidarla birlikte bir yandan bir yana savruluşun tek nedeninin “vicdan” olduğuna insanların inanmasını bekleyen böyle bir aptallığın pek kolay bulunmayacağını da söylemeliyim.

Şimdilerde kendisi “Kafes ve Askeri Casusluk davaları için pişmanlığımı dile getirdim” dese de Yalçın Akdoğan’ın “milli orduya kumpas” saçmalığını ilk dillendirdiği günlerde, Balçiçek Pamir’in programına çıktığında, özellikle herhangi bir dava ismi söylemeden, “Artık bundan önceki davalara da şüpheyle bakıyorum” dediğini kendi kulaklarımla duydum.

Ergenekoncular ve darbeciler için açılmış bütün davaları bir şüphe bulutunun içine gömdüğüne bizzat şahit oldum.

Belki de sonradan abilerinin uyarısıyla, tüm cephaneyi bir anda bitirmemek adına davalardan dava beğendi.

Ama yine de Yıldıray’ın kurnazlığının altını çizecek bazı soruları kısaca sormakta da yarar var tabii.

Örneğin hazır vicdanının sesini dinlemeye başlamışken, neden Başbakanı’nın hapishanede olmasından sık sık yakındığı “milli ordu”nun eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a mahkumiyet yolunu açan “internet andıcı” haberi hakkındaki düşüncelerini hala açıklamadığını merak ediyor insan.

O haber de yalan mıydı? Bir kullanışlılığın sonucunda mı ortaya çıkmıştı? “Milli orduya” kurulmuş bir kumpas mıydı?

Yoksa gerçek miydi? Eğer gerçekse, “milli orduya kumpas kuruldu” lafının bir yalan olduğunu düşünmek mi gerekir? Akdoğan yalan mı söyledi?

Niye bu konuya hiç değinmiyor Yıldıray?

Belki de şimdilik o konuyla ilgili bir komut gelmedi kendisine. Başbakanı’nın ileride çıkması muhtemel bir başka hukuksuzluğunu kapatmak için her ihtimale karşı cebinde tutuyor sanırım bu “pişmanlığını”.

Şimdi bir de “ben özeleştirimi yaptım, başkaları da yapmalı, hesabını veremezler” diyor.

Hesap verme konusuna girebilecek kadar cesur olması şaşırtıcı tabii.

Gezi’de ölenleri Başbakanı uğruna görmezden gelmenin, ayakkabı kutularından fışkıran dolarlardan Başbakanı’nın hayrı için hiç söz etmemenin, Roboski’de öldürülen 34 insanın felaketine hiç değinmemenin, iktidar olmanın gücünün kullanıp mahkeme emirlerini dinlemeyerek açıkça hukuku katledenleri savunmanın, bu korkunç suçları işleyenlerin “kullanışlı” neferi olmanın hesabını kendisi nasıl verecek?

Siyasi iktidar değiştikten sonra bir başka “ben o zaman kullanışlı aptaldım” açıklamasıyla bunları da geride bırakacağını mı düşünüyor acaba?

Bu, tam da onun “kullanışlı” kurnazlığına uygun olur aslında.

Bu arada hazır konu “kullanışlı” olmaktan açılmışken…

Yıldıray gibi geçmişlerine ihanet edip koşa koşa yolsuzluklarla kirlenmiş bir iktidarın yanında saf tutan Markar (kendisinden yakında “Ermeni soykırımı büyük bir yalandır” konulu bir yazı gelirse hiç şaşırmam), Melih ve Kurtuluş’tan hala aptallıklarıyla ilgili bir itiraf gelmemesi de düşündürücü.

Yoksa onlar Yıldıray kadar aptal değil mi?

PKK DOSYASI /// Oral Çalışlar : Öcalan’ı itibarsızlaştırma projesi

Oral Çalışlar: Kimler bunlar acaba? Öcalan’ın 15 yıl önceki sorgusunun kasetlerini elde etme yeteneğine kimler sahip olabilir? Size bir tahminde bulunayım: Ergenekon soruşturmasını kim yürüttüyse JİTEM’cileri kim sorgulayıp evraklarına el koyduysa onlar.

Oral Çalışlar’ın Radikal gazetesindeki "Öcalan’ı itibarsızlaştırma projesi" başlıklı (7 Şubat 2014) yazısı şöyle:

Son dönemde, ‘Kürtlerin hakkını hukukunu savunan’ bazı çevreler, Kürtlerin barışa yönelmesinden hoşnut değiller.

Öcalan’ın hedefe oturtulacağı belliydi. Çok profesyonelce monte edildiği anlaşılan kasetin hedefi; Öcalan’ı, Kürtlerin, Türklerin gözünden düşürmek. Abdullah Öcalan’ın Kenya’dan getirildiği günlerde, JİTEM’ci Atilla Uğur tarafından sorgulanırken çekilmiş görüntüleri, keyfi şekilde montajlanarak, 15 sene sonra yeniden devreye sokuluyor.

Tabloyu daha net bir şekilde görebilmek için 17 Aralık’a uzanalım: 17 Aralık operasyonu, istenilen sonucu vermedi. Darbe girişimi amacına ulaşamadı. ‘Devirmeci topluluğun’, ‘hamle’ beklediği kesimlerden biri de Kürtlerdi, Öcalan’dı, BDP’ydi. ‘İşin bir ucundan da onlar tutsaydı’, Tayyip Erdoğan bitirilebilirdi. Barışı bozmaları ve ‘krizin derinleşmesine katkıda bulunmaları’ beklendi. Ancak, Öcalan, ‘paralel yapı’ya ve ‘darbeci’lere karşı olduğunu açıkça ifade etmekten geri durmuyor. Kandil ve BDP de bu tavrın arkasında olduklarını gösteriyorlar.

“Öcalan sattı” iftirası

“Öcalan satıyor” iftirası, yeni değil. Öcalan’ın ilk yakalandığı günden bugüne, soldaki bazı çevreler, onun ‘devlete satıldığı’ fikriyatını ‘servise sokabilmek’ için, ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak Kürtler onlara değil Öcalan’a inanıyorlar. Abdullah Öcalan, Kürtlerin ‘barış eğilimi’ni doğru okuyup, bir silahsızlanma çağrısında bulundu. Bir yıl önceki Newroz’da Diyarbakır’da okunan mesajı milyonlarca Kürt’ün duygularına tercüman oldu. PKK’nın silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini ilan eden bu çağrı, barışçı müzakereler dönemini de başlatmış oldu. O günden beri, neredeyse 15 aya yakın bir zamandır, dağlarda çocuklarımız ölmüyor.

Barış sürecinin iki önemli aktörü var: Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan. İkisi de kendi hitap ettikleri kitleyi çatışmasızlığa ve çözüme ikna etmek için, riski göze aldılar, ellerini taşın altına koydular. Onca kargaşaya, değişik torpillemelere rağmen, başlattıkları yoldan dönmediler.

17 Aralık sonrası

Son dönemde, ‘Kürtlerin hakkını hukukunu savunan’ bazı çevreler, Kürtlerin barışa yönelmesinden hoşnut değiller. Öcalan’ın tavrına olan kızgınlıklarını gizlemiyorlar. Onun bir ‘satış’ içinde olduğunu yüksek sesle dile getirmeye başladılar. Birkaç ay önce, ‘kullanılan adam’ ifadeleri piyasaya sürülmüştü. Bunun yetmediği anlaşılıyor. Artık ‘satan adam’ aşamasına geçiliyor.

Bu tür yazıların son dönemde yaygınlık kazanmasıyla Öcalan kasetinin devreye sokulması, belli ki bir planın ürünü. ‘Birileri, Öcalan’ı devreden çıkarmak, Kürtler üzerindeki etkisini kırmak ve/veya Kürt hareketini parçalamak’ şeklinde bir stratejiyi uygulamaya koymuş bulunuyor.

Kimler bunlar acaba? Öcalan’ın 15 yıl önceki sorgusunun kasetlerini elde etme yeteneğine kimler sahip olabilir? Size bir tahminde bulunayım: Ergenekon soruşturmasını kim yürüttüyse JİTEM’cileri kim sorgulayıp evraklarına el koyduysa onlar. Hükümet ve MİT’in, ‘Öcalan’ın itibarsızlaştırılmasını’ istemeyeceğini de hesaba kattığımızda, fotoğraf netlik kazanıyor.

Buradan da görülüyor ki ‘17 Aralık darbe girişimcileri’nin en çok canlarını sıkan şeylerden biri, ‘barış ve çatışmasızlık’ kararının sürüyor olması. ‘Çözüm süreci’nin başladığı ilk günden beri, memnuniyetsizliklerini açıklamaktan geri durmuyorlar.

Geçen yıl nisan ayında çözüm sürecine destek amacıyla ‘Âkil İnsanlar’ gezisindeyken, bir ‘darbe’yle Taraf gazetesinden tasfiye edilmemiz bir tesadüf değildi. O zaman, bunun ‘barış karşıtı bir operasyon’ olduğunu, kamuoyu ile paylaşmıştık. Öcalan, ‘barış karşıtı operasyoncular’ın en önemli hedeflerinden birisi. Operasyoncular, ondan istediklerini bir türlü alamadılar. Oslo’yu sızdırıp eline kolunu bağlamak istediler. ‘Öcalan kaseti’, bir tesadüf değil. Son olacağını da sanmıyorum. Operasyoncular, ellerindeki malzemeleri devreye sokmayı sürdürecekler. Öcalan için ‘satıldı’ fikriyatını işlemeye devam edecekler.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: