İRAN DOSYASI /// MAKYAVALİST VE İLKESİZ IRAKLI SİYASİLER : RAFİ EL-İSAVİ ÖRNEĞİ

İRAN ANALİZ / Amerikan ve İran ittifakının neticesinde yürürlüğe konulan, içinde Türkiye’nin de yer aldığı bazı ülkelerin desteklediği Irak’taki siyasi sürece katılan tarafların neredeyse tamamının Irak halkının çıkarlarına, ülkenin birlik ve beraberliği, kalkınması ve refahına değil tam aksine şahsi, partizan veya mezhepsel çıkarları, kendilerine sponsor olan ülkelerin siyasetlerine uygun bir şekilde çalıştıkları yönünde Irak’ta genel bir kanaat hakim. Aralık 2012 tarihinde kitlesel gösterilerin patlak vermesine neden olan, korumaları tutuklanan, kendisi kaçan Maliye Bakanı Rafi el-İsavi’nin sözde Maliki karşıtlığına rağmen son haftalarda gizli şekilde Maliki ile temaslarda bulunduğuna dikkat çekildi.

Siyasi sürecin önemli isimlerinden, Maliki hükümetinde Maliye Bakanı olan Sünni kökenli Rafi el-İsavi’nin Aralık 2012 tarihinde korumaları tutuklanmış, bakanlık binası ve bazı yerler basılmış, kendisi Enbar’a kaçmıştı. Ülkede yaşanan devlet terörüne, tüm resmi kurumlarda dışlama, rastgele tutuklamalar, sokak ortasında infazlar ve aşırı Şii mezhepçi siyasete muhatap olan Sünniler, bu olayla birlikte 6 önemli şehirde barışçıl gösteriler düzenledi. Bu büyük gösterileri fırsat bilerek kendi çıkarları için kullanan el-İsavi, aşırı bir şekilde Maliki karşıtı dil kullandı, elinde gerek Maliki gerekse diğer milletvekilleriyle ilgili birçok videolar bulunduğunu, gerekli yerlere ileteceği tehdidinde bulundu.

Göstericiler sözde Sünni olduğu iddiasıyla kendileri üzerinden meşruiyet devşirmeye çalışan siyasiler ve siyasi partilerin bir faydasının dokunmadığını, aksine aşırı Şii Nuri Maliki’nin başbakanlığını ve devlet terörünü, bu Sünni siyasilerin siyasi süreçte yer alarak daha güçlendirdiklerini vurguluyor. Bunlardan birisi olan ve Maliye Bakanlığı gibi önemli bir koltukta bulunmasına rağmen hiçbir ciddi hizmet sunmayan veya sunamayan el-İsavi’yi hedef alan saldırı Sünni bölgelerde bardağı taşıran bir damla oldu. Bir bakanın dahi istendiği an Şii milislerce görevden alınıp, tutuklanarak ortadan kaldırılabildiğine işaret eden Iraklılar sıradan Sünninin ne halde olduğunu, hiçbir koruması, hakkı ve hukukunun itibarının bulunmadığını dile getirme fırsatı buldu.

Felluce, Ramadi, Tikrit gibi birçok şehirde ve ilçe merkezlerinde kurulan bir meydanda binler, onbinler ve yüzbinlerce insan toplandı, ortak cuma namazları kılarak 14 farklı maddeyi içeren taleplerini dile getirdi. Bunların başında Sünnileri hedef alan, rastgele ve istendiği zaman güvenlik güçlerinin tutuklayıp, içeri tıktığı veya öldürdüğü sözde 4. anti terör maddesi, kadınlar ve çocuklar dahil masum tutukluların serbest bırakılması gibi talepler gelmekteydi. Bu gösterilerin yapıldığı meydanlara giden, hamaset kokan konuşmalar yapan milletvekili el-İsavi, Ürdün ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında mekik dokudu. Buradaki ticari şirketleri üzerinden işlerini yürüttü, ama Sünnilerin dile getirdiği taleplerin hiçbirisini yerine getirmek için harekete geçmedi, geçmiş olsa bile hiçbir şey yapamayacağı bilinmekteydi. Tıpkı Tarık el-Haşimi örneğinde olduğu gibi.

Elinde Maliki ve bazı milletvekillerine ait olan gayri ahlaki kasetler olduğunu söyleyen el-İsavi bunları Sünnilerin itibar ettiği önemli alimlerden Prof. Dr. Abdulmelik es-Saadi’ye değil de işgale karşı direnişe fetva vermeyen, Irak’ı etnik, mezhepsel ve dini temellerde ayrıştıracak, Şiileri ülkede söz sahibi kılacak Anayasa ve siyasi süreci destekleyen Şii din adamı Ali Sistani’ye vermekle tehdit edecekti. Bununla da kalmayacak tıpkı diğer Sünni sıfatını kullanan siyasiler, milletvekillerin yaptığı gibi eli kanlıymış gibi görüntü verdiklerinin tam aksine kısa bir süre sonra Maliki ile, hiçbir toplumsal hizmete katkı sağlamadıkları, ama şahsi/parti çıkarları için milyon dolarlık kazanımlar elde ettikleri meclise, siyasi sürece geri dönecekler, en radikal Şii Maliki’yi ve diğerlerini destekleyeceklerdi. İşte bunlardan birisinin de Rafi el-İsavi olduğu son gelişmelerle ilgili olarak önemli detaylar paylaşan Iraklı internet sitelerinde ortaya çıkıyor.

İhvan kökenli Irak İslam Partisi’nin dışarıdaki sözcüsü Usame Tikriti ve beraberindeki bir heyet Amerika’ya gönderilecekti. el-Enbar eyaleti ve diğer yerlerdeki barışçıl gösterilerin birinci yılını doldurmasına rağmen devam etmesi, buradaki halkın ısrarlı ve hak talebinden vazgeçmemesi, yaklaşan seçimler ve içeride gittikçe köşeye sıkışan Nusayri Beşşar Esed diktasındaki Suriye’de hızlanan gelişmeler, İran’dan gelen baskılar gibi sebeplerle Maliki rejimi bir adım atmaya karar verdi. Göstericileri tehdit etmesine, bazı yerlerde baskınlar yapıp halkı katletmesine rağmen halk intidasını durdurmayan Maliki rejimi bu sefer ordu birliklerini ve Şii milisleri savaş açtığı Enbar’a gönderdi. Ancak Maliki ve Şii milisler ile Amerikalıların bir projesi olan, bazı Sünni aşiretlerin ve direnişten ayrılanların kurduğu Sahveler (Awakening Council – Uyanış Konseyleri) Enbar’da aniden patlak veren silahlı aşiret güçleri karşısında ağır zayiatlar verdi.

İsavi’nin gönderdiği Tikriti başkanlığındaki sözde Sünni siyasi heyet, ABD yönetimi ile Enbar’daki silahlı aşiret devrimcilerini ortadan kaldırmak için Sahveleri yeniden canlandırma projesini konuştu. Karşılığında Amerika, İslami Parti’ye iktidar ortaklığını verecekti! Ki bu sözde Sünniliği kullanan İhvan kökenli İslami Parti’den seçilen Enbar’daki eyalet meclisi ve yetkililer tüm aşiretlere, direniş örgütlerine ihanet ederek Maliki hükümetine çağrı yapacak, sözde Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD-Kaide) ile mücadele için ordu birliklerini buraya göndermesini isteyecek, Sahve militanlarını Şii milislere destek vermek için harekete geçirecekti! Amerika da füze, savaş helikopteri, istihbarat ve diğer teknik desteği Maliki hükümetine vereceğini ilan edecek, İran tüm gücüyle Şii iktidarın yanında duracaktı.

Türkiye ise kendi halkına, aşiretlere ve Irak’ın birlik-beraberliğinin teminatı olan işgal-siyasi süreç karşıtı milli-aşiret-dini güçlere karşı olan, bunların aksi yönde hareket eden, sahadakilerin şiddetle eleştirdiği el-İsavi benzeri siyasilere destek vermeyi sürdürecekti. Böylece Türkiye sahada rahat hareket eden, dengeleri değiştirebilen ve söz sahibi olan güçlerden uzak, kendi elini oldukça zayıflatan, çok yönlü ilişkiler geliştirmesini engelleyen, hatta kendisine zarar veren tek yönlü ilişkiler çıkmazındaki dış politikasında değişikliğe gitmeyecekti.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , ,

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: