EKONOMİ DOSYASI : Almanlar iyiyse Avrupa da iyi olur

Avrupa ekonomisinin lokomotifi Almanya. Kıtanın 2014 ile ilgili tablosunu değerlendirirken ilk önce Almanlara bakmak gerekiyor. Panzerler bu yıl yüzde 2,5’lik bir büyüme bekliyor.

Angela Merkel’in Eylül 2013’te Avrupa’da nadir görülen bir başarıya imza atarak üçüncü kez ve oylarını artırarak başbakanlığa devam etmesi, sadece Almanya için değil, Avrupa Birliği (AB) için de oldukça önemliydi. Merkel’in başarısının en önemli sebebi, krizde ekonomiyi iyi yönetmesiydi. Almanya, AB’nin ekonomik lokomotifi olduğu için bu ülkedeki istikrar ve büyüme otomatik olarak tüm birliğe olumlu yansıyordu. Merkel’in direksiyonunda olduğu Almanya’yı 2014’te ekonomi ve büyüme açılarından parlak günler bekliyor. Aynı durum krizden en çok etkilenen İspanya ve Yunanistan için de geçerli.

Almanya’nın 2013’teki yüzde 0,5’lik büyüme beklentisi yüzde 0,4 olarak gerçekleşti. Bu, 2009’dan sonra kaydedilen en düşük orandı. Hesaptaki sapmanın sebebi, kendi ekonomik dinamiklerinden ziyade, Euro Bölgesi’ndeki daralmaydı. Euro Bölgesi’nde görülen kıpırdamadan aslan payını Almanya’nın alması bekleniyor. 2014 için beklenen büyüme oranı yüzde 2. Bu oranın yüzde 2,5 olmasının şaşırtmayacağı ifade ediliyor. Avrupa Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesinden dolayı Alman firmaları ciddi yatırıma yöneldi. Bir önceki yıla göre Almanların bankalarda veya yastık altında bulanan paraları yüzde 10,3’ten yüzde 10’a düştü. Bu küçük düşüş Almanların para harcamada ‘dikkatli olma’ dönemini yavaş yavaş geride bıraktığını göstermesi açısından önemli. İşsizlik oranının yüzde 6,9’a düşmesi, istihdamın 7 yıl üst üste artarak çalışan sayısının 41,8 milyona ulaşması, Almanya’nın 2014’te umutlu olmasının gerekçeleri arasında bulunuyor.

Elbette sadece iç dinamikler değil Almanları iyimser kılan. 2013’te ABD ve Japonya ekonomisinde görülen yüzde 2, Çin ekonomisinde görülen yüzde 7,5’lik büyüme Alman araba firmalarının iştahını kabarttı. Detroit Otomobil Fuarı’nda Alman markalarına olan güvenin tekrar tescil edilmesi, Mercedes başta olmak üzere diğer firmaların iştahını kabarttı. 2013’te ihracatın 1,5 trilyon dolar olması yüzleri güldürdü. Aslında yılın ilk aylarında ihracat rakamları olumlu sinyaller vermiyordu. Özellikle yılın ikinci yarısında atağa geçen bir ihracat trendi yaşandı. 2014’te de canlanmanın devam etmesi bekleniyor. Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği’nin anketine katılan bin şirketin yüzde 28’i 2014’te daha fazla ihracat yapmayı umuyor. Geçen yılın rakamlarına ulaşma umudu az olan şirketlerin oranı yüzde 7’de kalıyor. Odalar Birliği, 2014’te ihracat artışının yüzde 4’ü bulmasını bekliyor. İhracatçı Alman şirketleri en çok Kuzey Amerika’dan ümitli. ABD, ihracat ülkesi olarak Asya’nın yükselen piyasalarını bile geride bıraktı. İhracatta en hızlı artışın beklendiği bölge ise Avrupa. Bu rakamlar Almanya’nın dünya ekonomisindeki yüzde 7,5’lik payını koruduğunu gösteriyor.

2014’le ilgili iyimser bir sinyal de Avrupa Komisyonu’ndan geldi. Komisyon, bu yıl iki çeyrekte tüm AB çapında büyümenin görülmesini pozitif gelişme olarak değerlendirirken, aşılması gereken en büyük problem olarak ilk sırada yüksek işsizlik oranı geliyor. AB Komisyonu Ekonomik ve Mali İşlerden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, krizden çıkış zaferinin ilan edilmesi için henüz erken olduğunu belirtirken, işsizliğin en önemli sorun olduğunu ifade ediyor. AB çapında büyümenin 2014 için yüzde 1,4; 2015 için yüzde 1,9 olması bekleniyor. Euro Bölgesi’nde ise büyüme rakamları daha düşük olacak: 2014’te yüzde 1,1 ve 2015’te yüzde 1,7…

Avrupa ekonomisinde en sorunlu ülkeler Yunanistan ve İspanya olarak görülüyor. Avrupa Birliği’nin ‘problem çocuğu’ Yunanistan ekonomisinde yavaş da olsa bir kıpırdanma gözüküyor. Bunun en bariz göstergesi kredi notunun artması oldu. Moody’s, ülkenin notunu iki kademe artırarak ‘Caa3’ seviyesine yükseltti. Kuruluş, bu not artışına neden olarak ülkenin borç hedefini tutturmaya yakın olmasını gösterdi. AB’den gelen 100 milyar Euroluk ekonomik yardım Yunan ekonomisinin batmasını engellemişti. Yunanistan’ın 6 yıl aradan sonra ilk kez 2014’te büyümesi bekleniyor. Büyümenin yüzde 03-05 arasında olacağı tahmin ediliyor. Yunanistan’ın en büyük sıkıntısı, işsizliğin yüzde 25 olması. Gençler arasında bu oran yüzde 50 civarında.

Avrupa Birliği’nin 4. büyük ekonomisi İspanya da son yılları sıkıntılı geçiren ülkelerin başında geliyordu. İşsizliğin arttığı, işyerlerinin kapandığı İspanya’da milyonlar sokaklara dökülerek yaşanan krizi protesto etmişti. İşsizlik rakamlarının yüzde 27 düzeyine çıktığı İspanya’da 2013 yılı ümit veren bir şekilde sona erdi. 2013’ün ikinci çeyreğinde işsizlik rakamının bir önceki yılın aynı dönemine göre 237 bin kişi azalması yüzleri güldürdü. Sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 2,6 arttı. Bu, son iki yılda yaşanan en büyük artış olarak kayıtlara geçti. Euro Bölgesi’nin dördüncü büyük ekonomisinde borçlanma maliyetlerinin yükselmesi ve resesyonun da derinleşmesi nedeniyle geçen yıllarda üretimde sert düşüşler yaşanmıştı. İspanya’ya iyi bir haber de kredi kuruluşlarından geldi. Moody’s, İspanya’nın kredi notu görünümünü ‘negatif’ten ‘durağan’a yükseltti. Kuruluş buna gerekçe olarak ülkenin büyümesine yönelik olumlu beklentileri gösterdi. Moody’s ayrıca İspanya ekonomisinde ‘sürdürülebilir dengelenme’ye dikkat çekti. İspanya’nın 2014’ün ikinci yarısından itibaren gözle görülür bir büyüme yaşaması bekleniyor.

Yunanistan ve İspanya’da görülen iyimser tabloyu, krizin yaşandığı bir başka ülke olan İtalya’da görmek pek mümkün değil. Büyümenin durduğu, sanayi üretiminin azaldığı ve rekabet gücünün ortadan kalktığı İtalya’da işsizlik oranı, yüzde 12,7 ile 1990’lardan bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

Peki, 2014’te AB çapında nasıl bir ekonomi bekleniyor? ING Bank Ekonomi Uzmanı Carsten Brzeski, Euro Bölgesi’nin iyiye gitmeye başladığını fakat hâlâ tamamen iyi durumda olmadığını ifade ediyor. Ayrıca 2014’ün işsizlik ve kamu borcu gibi sorunların üstesinden gelme yılı olacağını söylüyor.

Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Anni Podimata ise ekonomik, politik ve sosyal yönden daha istikrarlı bir ortam oluşturmak için ön plandaki mali düzenlemelerden çok, bütçelerde sıkı tasarruf programları uygulanması gerektiğini savunuyor. Anni ayrıca insanların AB’nin kurtarma projelerine güvenmediklerini ifade ediyor.

Bruegel düşünce kuruluşundan ekonomi uzmanı Zsolt Darvas da Avrupa Komisyonu’nun gelecek için iyimser olduğunu ama istikrarsızlığın devam ettiğini belirtiyor. Darvas, bazı ülkelerde işsizliğin yüksek seviyelerde seyretmesinin daha popülist hükümetlerin başa geçmesi sonucunu doğurabileceğini ve bunun da AB içerisinde başka krizler ortaya çıkarabileceğini söylüyor.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: