EKONOMİ DOSYASI /// Denizbank Baş Ekonomisti Dr. Saruhan Özel : Yatırım notumuz bir süre daha devam et tirilmeli

Denizbank Baş Ekonomisti Dr. Saruhan Özel’in ekonomide yaşanan gelişmelerle ilgili önemli uyarıları var.

Denizbank Baş Ekonomisti Dr. Saruhan Özel’in yaşanan gelişmelerle ilgili önemli uyarıları var. Özel ile dövizdeki dalgalanma, FED’in atacağı adımların etkisi, Türkiye’nin mevcut durumu ve 2014 beklentilerini konuştuk.

-2014’e büyük bir döviz kriziyle merhaba dedik. Dövizin yükselmesi ile ilgili gerekçeler de muhtelif. Sizce sebepler neler?

Döviz kurundaki yükseliş, temelde, TL ve TL cinsi enstrümanların kısa vadede döviz bazında getirisinin ülke riskine yakın hâle gelmesi ve hatta 2013’ün ilk yarısında ülke riskinin de altına inmesinden kaynaklanıyor. Bunu oluşturan çeşitli faktörler var. Birincisi yurtdışında düşük faiz ortamının ne zaman biteceğine yönelik tarih sürecinin belirlenmesi, yurtiçinde enflasyon görünümünün Merkez Bankası’nın çok fazla faz artış yapmasına gerek bırakmaması ve tabii son dönemde artan politik gerginlik bunların önde gelenleri.

-Dolarda yaşanan gelişmeler, bazı gıda maddelerindeki fiyat artışları enflasyon hedefinin tutmayacağı yönündeki yorumları kuvvetlendirdi. Ayrıca yağışlardaki yetersizlik ve dövizdeki artış dikkate alındığında enerji ve gıda konusunda da sıkıntı yaşayacağımız ifade ediliyor. Bu yüzden gıda ve enerji faturalarının kabarması makro ekonomik hedeflerden sapmaya yol açar mı?

Döviz kurundaki yükseliş muhakkak üretici fiyatlarını artıracaktır. Çünkü ithalatımızın neredeyse yüzde 90’ı ara mal. Hammadde ve döviz kurundaki artış ithalatın TL cinsinden maliyetini artırıyor. Bunun tüketici fiyatlarına yansıması daha az ve daha uzun bir süreçte olabilir. Çünkü finansal piyasalardaki ve politik taraftaki gerginlik beklentileri biraz olumsuzluğa çevirecek ve tüketim talebini de zayıflatacaktır. Öte yandan bu yıl kuraklık tehdidi de çok büyük. Yağış miktarı Ekim-Ocak döneminde bir önceki yıla göre yüzde 42 azaldı. Şimdilik bu yönetilebilir gözüküyor ama mayıs sonrası devam ederse gıda fiyatlarında yansımalarını görürüz ve bu da tüketici enflasyonunu yükseltir. Ama bu etkiler hep arz kaynaklı olup kalıcı görülmeyeceği için Merkez’in reaksiyon vermesine gerek olmayacak.

-Sizin 2014 ile ilgili beklentileriniz neler? Amerika ve Avrupa’da bu yıl bir düzelme olacağını düşünüyor musunuz?

ABD, İngiltere ve Japonya’ya yönelik beklentilerimiz iyi. Her geçen gün radikal para politikalarının destekleri sayesinde potansiyel büyüme hızlarına yaklaşıyorlar. Euro Bölgesi’nde sorun var hâlâ ama en kötü bitti. Dibe geldiler ve dipte yatay seyrediyorlar. Açık olarak gördüğümüz husus 2008 sonrası kriz ortamının artık bittiği. FED, 2016’da faiz artırımına başlayana kadar gelişmiş ülkelerde gayet istikrarlı bir dönem geçebilir.

-Türkiye ile ilgili düşünceleriniz neler? Bu çerçevede büyüme, enflasyon, işsizlik, ihracat, cari açık konularındaki öngörüleriniz…

Türkiye yapısal olarak sağlam. Birçok gerçek kriz testini başarıyla geçti ve hak ettiği yatırım derecesi notunu aldı. Bu notu bir süre devam ettirmek en önemli hedef olmalı. Çünkü Türkiye’nin istikrarlı, düşük maliyetli ve uzun vadeli dış kaynak bulmasına yardımcı olacak. Yurtiçindeki kaynaklarımız yüzde 5 üzerinde büyümek için yetmediğine göre bu çok önemli. Ve maalesef 2013’ten sonra 2014’te de yüzde 5’lerin altında kalacağımız ve işsizliğin çift hane sınırında seyredeceği net görülüyor.

-Sizce Türk ekonomisinin yumuşak karnı nedir? Bunun için ne gibi tedbirler alınmalı?

Yumuşak karın TL’nin hâlâ proje yatırımlarını finanse etmek için yeteri kadar uzun vadeli ve makul maliyetli finansman para birimi olamamasıdır. Bu kaynak maalesef döviz tarafında bulunabiliyor ama sermaye kontrollerimiz olmadığı için bu döviz gelsin diye kapıyı ardına kadar açık tutuyoruz ve iyi kaynağın yanında kötü yani spekülatif ve kısa vadeli kaynak da içeri doluşuyor. Bu da dönem dönem ekonomide oynaklığı artırıyor.

-Bir süredir Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşebileceği, bunun bir an önce aşılması gerektiği yönünde tartışmalar yaşanıyor. Orta gelir tuzağı nedir? Aşmak için neler yapmak gerekiyor? Bu konuda örnek bir ülke var mı?

Orta gelir tuzağı, bir ekonominin düşük miktarda yatırımlarla bile hızlı büyürken çok daha fazla yatırım yaptığı hâlde büyümekte zorluk çekmeye başlaması demek. Brezilya, Rusya, Güney Afrika gibi ülkeler bu tuzaktan muzdarip gibi gözüküyorlar. Çünkü son yıllarda ekonomilerinde gerekli yapısal dönüşümü sağlayıp dünyada söz sahibi, katma değeri yüksek üretim ve hizmet sektörleri ortaya çıkartamadılar ve kişi başına gelir hâlâ gelişmişler seviyesinde olmadığı hâlde büyüme hızları yavaşladı. Elbette bunun ilacı, bu ekonomide katma değeri yüksek üretime yönelik yapısal dönüşümü sağlayabilmek. Bence henüz Türkiye için erken ama son yıllarda yapısal dönüşüm tarafında zayıf kaldığımız da bir gerçek. Özellikle 2007-2012 dönemini iyi değerlendiremedik.

-Bu arada tüketici kredileri ve kredi kartlarına getirilen sınırlamalar söz konusu. Bunlar da büyümeye olumsuz yansımaz mı?

Yansır. Ekonominin üçte ikisi, tüketim harcamaları. Krediler ve kredi kartları, tüketicilerin harcamalarını mevsimsellikten çıkartıp düzenli hâle getiriyor ve ekonomide öngörülebilirliğin artmasını sağlıyor. Bu yara alınca ister istemez büyüme olumsuz etkilenecek. Ya da bu finansman, hiç doğru olmayan, vergi ödemeyen, katma değer oluşturmayan, takip edilemeyen, ak ile karanın belli olmadığı kanallara kayacak.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: