FETULLAH GÜLEN DOSYASI /// AHMET AY : DAVUT AS. KISSASI VE FETULLAH GÜLEN’iN HUKUK ANLAYIŞI

Kur’an-ı Mubin her ayetiyle hikmetlerle dolu. Kur’an-ı Kerim ilahi vahy olması münasebetiyle hâşâ “lehv/boş söz”den münezzehtir. Kelam, âlemi yoktan var eden her şeyin maliki Allah’tan geliyorsa mutlaka bir hikmet taşır, velev ki herkes o hikmeti kavramasak da.

Kitab-ı Mubin ayetlerden (belge, mucize, işaret, gösterge) oluşur. İşte bu ayetleri anlama, kavrama, İlahi maksadı bulma insanın yaradılışındaki yeteneklerine, eğitimine, zekâsına, ferasetine, basiretine, fikriyatına, Kur’an’la ilişkisine, bilincine göre farklılık arz eder. Besmeleyi ümmi olan annem ile benim aynı derecede anlamamız beklenemez. Keza, literal/lafzi yaklaşım gösterenle, maksada yönelik (makasıdullah/muradı ilahi) çaba gösterenin de Kur’an’ı aynı şekilde anlaması mümkün olmuyor.

İşte bu makasıdullahı bulmaya örnek ayetlerden bir tanesi;

Kur’an-ı Mubin’de Sad Suresinin 21-24. Ayetlerinde yukarıda bahsettiğimiz türden “Allah bir şey söylüyor, biz onunla ne demek istediğini anlamaya çalışarak” ayet(ler)i maksadına vardırıyoruz. Ve bununla da hakkaniyeti, adaleti ayakta tutmayı öğreniyoruz.

Ayetler:

Davut AS’ın huzuruna gelenler:

“…dediler ki: "Korkma, (biz) iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip ilet."

"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."

“Dedi ki: ‘Andolsun, o senin koyununu kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir… Davud kendisini imtihan ettiğimizi sandı da Rabbinden bağışlanma diledi. Rüku ederek yere kapandı ve gönülden (bize) yöneldi.”

Kısaca özetlersek;

İki ortak Hz. Davut’a gelip aralarındaki sorunu adil bir şekilde çözmesini istiyor. Taraflardan biri şikâyetini: “benim 1 koyunum, ortağımın 99 koyunu var ve benim 1 koyunumu da ‘koyunlarına katmak istiyor’ ortağım” ifadesiyle dile getiriyor.

(Bu ayetlerle ilgili akla ziyan yorum/tefsirler yapılmışsa da yazımız “başkalarının hukukuna riayet”i esas aldığı için tefsirlerdeki çarpıklığa değinmiyoruz.)

Davut AS’a gelen davacıların olayında olduğu gibi bu tür anlaşmazlıklarda hakkaniyeti sağlamanın olmazsa olmaz şartları göz ardı edilmemelidir. Bilhassa itham söz konusuysa bu olmazsa olmaz şartların ihmali haksızlığa sebebiyet verebilir.

Örneğin,

Borç konusunda taraflar borcun miktarı üzerinde anlaşmazlık içinde iseler sadece alacaklıyı dinlerseniz borçluya, borçluyu dinlerseniz alacaklıya haksızlık yapmanız kaçınılmazdır. Keza hırsızlıkla itham edilen şahıs dinlenmez sadece davcıları dinlerseniz yine haksızlık kaçınılmaz olur ve bu da kul hakkına tecavüz olup büyük bir vebaldir.

Dönelim Davut as’ın kıssasına;

Davut as kendisine gelen davacı (müddei) ortağı dinledikten sonra dava edilen (müddei aleyh) ortağı da dinlemeliydi. Oysa Davut AS. 1 koyun sahibi olan müddeiyi dinleyip matematiksel orantı/sızlıktan hareketle “duygusal kararla” 99 koyun sahibi olan ortağı dinlemeden hüküm verdi ve isabetli bir yargılama yapmadığını anlayıp tevbe etti. Çünkü her iki ortağın da beyanını dinledikten sonra haklı-haksız netleşebilirdi. Kim bilir, belki de 1 koyun sahibi yine de haklı çıkacaktı, ama diğer ortak dinlenmeden verilen kararın adil yargılamaya uymadığı anlaşılmıştı.

Bizde ise ülkede zaten yargının çivisi çıkmış, taraflılığına bir de PARALELliği eklenmiş. Ve bu paralel yargının elemanları 17 Aralık süreciyle başbakan Tayyip Erdoğan’a “yolsuzluk iddiaları” ile darbe girişiminde bulunmuştur.

Operasyonun gizliliği ihlal edilerek basına bazı dedikodular yansımış, ithamlar başlamış ve

Henüz operasyonların iddianamesi yokken,

Zanlıların savunmaları alınmamışken,

Konu hâkimlerce mütalaa edilmemişken,

Mahkeme henüz kararını açıklamamışken hocaefendi 17 Aralık operasyonu için “yolsuzluk olduğu muhakkaktır” diyerek İslami hassasiyetini, İslam Hukuk anlayışını, fıkıh ve usulünü BBC muhabirinin ayakkabılarının altına attı odasındaki Türkiye haritasını da attığı gibi.

Zerre kadar Fıkıh, usul-u fıkıh, Kur’an bilgisi olanın sakınması gereken böyle bir konuda “yolsuzluk olduğu muhakkaktır” demesi kabul edilebilir bir şey değildir. Davut AS’ın yukarıda anlattığımız kıssasından hocaefendi habersiz olamaz? Kaldı ki bu kıssadan habersiz de olsa henüz dava açılmamış, zanlıların ifadeleri yok, mahkeme bir karar vermemiş ise “yolsuzluk olduğu muhakkaktır” demek için hak-hukuktan bihaber olmalı. Bundan da bihaber olsa Amerika’da BİLE hukuk böyle işlemiyordur eminim.

Başbakan Erdoğan’a beslenen kinin ne tür haksızlıklara yol açtığını gördükçe bu cemaatin kendisinden ibaret olmadığını daha iyi anlıyorum.

Nerede bu kul hakkı, savunma hakkı, hakkın hakkı..?

Twitter: @ahmetay_

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: