FETULLAHÇI MEDYA : TÜBİTAK raporu LAW’ları örtmeye, Balyoz kayıtlarını silmeye yetmiyor

Balyoz ve Poyrazköy davalarının delillerini barındıran 5 No’lu hard diskle ilgili hazırlanan TÜBİTAK bilirkişi raporunun ‘davaları düşüreceği’ iddia ediliyor. Oysa rapor, hukuki açıdan her iki davayı da etkileyecek nitelikte değil. Üstelik, çok sağlam başka deliller ortada duruyor.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları başladıktan sonra eskiden beri Ergenekon ve Balyoz davalarını savunan kesimler tam tersi açıklamalar yapmaya başladı. Kamuoyunun, Ergenekon, Balyoz başta olmak üzere darbe, derin devlet ve çete davalarının sahte delillerle açıldığına inanması isteniyor. Yani, yargı yoluyla 7 yıllık bir derin devlet ve darbecilik mücadelesinin silinmesi, bu temizliğin ülkenin hafızasından kazınması isteniyor. Bu talep, meşru bir gerekçe ya da somut yeni güncel delillere de bağlanmıyor. Sadece bu davaların sanıkları ve avukatlarının baştan beri sürdürdüğü savunma stratejileri ve argümanlarının bugün itirazsız kabul edilmesi isteniyor. Hem de Balyoz ve Ergenekon gibi darbe davaları karara bağlanmışken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), davadaki delillerin makul ve sanıkların tutuklanmasını gerektirecek yeterlikte olduğuna birçok kez karar vermişken.

Ergenekon ve Balyoz davalarının hiç olmadığı kadar siyasileştirildiği bir süreç bu. Bugüne kadar söz konusu davaların siyasi boyutu elbette inkâr edilmedi. Darbe teşebbüsü sonuçları itibarıyla siyasi suç olduğu için davalar siyasi anlam taşıyordu. Ama bundan daha öte delilleri, ortaya çıkan suikast-eylem planları, LAW silahları, bombalar, fişlemeler davaların hukuki boyutunu gösteriyordu. Delilleri itibarıyla tamamen hukuki davalardı. Nitekim AİHM’nin de sanıkların her başvurusunu reddetmesi bunun önemli işaretlerinden. Yolsuzluk soruşturmalarıyla birlikte başlayan sürece geldiğimizde ise, eskiden bu davaları destekleyen gazeteler, gazeteciler sanık avukatları gibi ‘darbe ve derin devlet’ davalarının ‘hukuki’ boyutunu boşaltmaya gayret ediyor. Delillerin sahteliğini yazıyor ve bunlar üzerinden kamuoyu oluşturuluyor. Son olarak 20 Ocak 2014’te mahkemeye verilen TÜBİTAK görevlilerinin hazırladığı 73 sayfalık rapor bir tartışma başlattı. Raporda, geçmişte ortaya çıkandan farklı bir bilgi, tespit verilmediği hâlde sanki öyleymiş gibi Poyrazköy Cephaneliği ve Balyoz davaları delillerinden 5 No’lu hard diskin sahte deliller içerdiği söyleniyor. Amaç belli, kamuoyu bir delilin sahteliğine ikna edilirse, diğer deliller ve davaların da tamamen komplo olduğu tezi kabul ettirilecek. 7 yıllık hukuki süreç boşa çıkarılmış olacak. O zaman 5 No’lu hard disk çerçevesinde darbe-derin devlet davalarının geldiği noktayı incelemekte fayda var.

1. 5 No’lu hard disk nedir?

6 Aralık 2010’da ihbar üzerine Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Karşı Koyma Birimi’nde (İKK) yapılan aramada 9 çuval belge, doküman ele geçirildi. Bunlardan 5 numaralı çuvaldan çıkan ‘5 No’lu’ diye isimlendirilen hard diskte Balyoz darbe planının ek planları olan ORAJ ve SUGA eylem planları bulundu. Toplamda Balyoz darbe planı ile alakalı 144 belgenin var olduğu bizzat askerî bilirkişi tarafından tespit edildi. Ayrıca, ‘Poyrazköy Cephaneliği’ davası olarak bilinen ve 15’i dolu 22 LAW silahıyla ilgili dokümanlar da ele geçirildi. Bu belgelerden 43 klasörü 16 Aralık 2010’da başlayan Balyoz davasına delil olarak gönderildi. Poyrazköy Cephaneliği ile ilgili olan kısmı da yeni bir iddianame konusu oldu. 10 sanıklı bu yeni dava Poyrazköy Cephaneliği ana davası ile birleştirildi. Bu noktada, 5 No’lu hard disk hem Balyoz hem de Poyrazköy Cephaneliği davalarının delillerinden oldu.

2- 5 No’lu hard diskin hukuki niteliği nedir?

Askerî savcılık, yaptığı incelemede 5 No’lu hard diskin imajında ‘manipülatif’ dosyalar içerdiği iddiasında bulundu. Balyoz iddianamesi ve klasörlerinde yer alan ‘SUGA’ ve ‘ORAJ’ harekât planları ile ilintili olduğu izlenimi veren toplam 144 dosyanın tespit edildiğini söyleyen askerî savcılık, kendi bakış açısıyla şu tespitte bulundu: “5 No’lu hard diskte mevcut ‘manipülatif’ dosyaların tamamının 28.07.2009’dan sonraki bir tarihte sistem tarih ve saati değiştirilmiş başka bir bilgisayardan aktarılarak kaydedildiği…” Bir de, hard diskin ele geçtiği Donanma Komutanlığı İKK ve Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde bilgi güvenliği açısından mevcut emir ve talimatlara aykırı hareket edilmesi nedeniyle istismara açık bir ortam oluştuğunun tespit edildiğini iddia etti. ‘Belgelerin kim tarafından ve hangi tarihte, hangi bilgisayarda ne maksatla oluşturulduğu’ sorularına cevap verecek yeterli veriye ulaşılamadığını rapor etti. Askerî savcılık İKK’da istismara açık ortam olduğunu belirtse de, bu konuda kimin emir ve talimatlara aykırı davrandığı, istismar yaptığı ya da buna sebep olduğuna dair herhangi bir sonuca, tespite ulaşmadı. Dolayısıyla bu iddia havada ve dayanaksız kaldı.

3- 5 No’lu hard disk neden Poyrazköy davasında inceleme konusu oldu?

Hard diskte çıkan belgelere göre, 15’i dolu 22 LAW silahının bulunduğu Poyrazköy’deki Keçilik mevkii ile alakalı önceden araştırma yapıldığı ortaya çıktı. Balyoz davasından hüküm giyen eski Güney Deniz Saha Komutanı emekli Koramiral Kadir Sağdıç tarafından hazırlatıldığı iddia edilen ‘arazi’ isimli belgede LAW silahlarının bulunduğu arazi ile ilgili 2008’de ‘toprak yapısı, gizleme ve örtmeye elverişli olup olmadığı, başıboş hayvan olup olmadığı, transfere uygun olup olmadığı, askerî birliklere yakınlığı’ gibi konuların araştırılması istenmiş. Hard diskte çıkan belgelere göre Eylül 2008’de yapıldığı görülen bu incelemeden sonra Nisan 2009’da Poyrazköy’deki gömülü LAW silahları bulundu. Bunun dışında yine azınlıkları hedef alan Kafes eylem planı iddianamesiyle de bağlantılı olarak azınlıklar ve kiliselere dair fişleme amaçlı belgeler ele geçti. Bütün bu belgelerin LAW silahlarının bulunması, Kafes eylem planının hazırlanmasından önceki tarihlere ait olduğu tespit edildi. Yani iddiaya göre bu eylemlerin hazırlık aşamasını oluşturuyordu. Dolayısıyla, 5 No’lu hard diskte çıkan belgelerle ilgili açılan 10 sanıklı dava, Poyrazköy ana davası ile birleştirildi. Sanık avukatları, Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nden ve Poyrazköy davasına bakan heyetten 5 No’lu hard diskin incelenmesini istedi. Poyrazköy Cephaneliği davası heyeti bu talebi kabul edince TÜBİTAK görevlileri inceleme yaptı.

4- TÜBİTAK raporunda ne deniyor?

TÜBİTAK’ın 73 sayfalık raporuna baktığımızda, iki ana tartışmaya cevap verildiği görülüyor. “Diskin üretim tarihinden daha eski tarihli bir dosya, diskin içinde bulunabilmektedir.” diyen TÜBİTAK, bunun 5 ayrı bilimsel oluşma yolu olduğunu anlatıyor. Bunlardan biri de şöyle: “Diskin üretim tarihinden önce oluşturulmuş bir dosya bulunduğu diskten (kaynak disk), bu diske (hedef disk) aktarıldığında, dosyanın hedef diskteki dosya sistemi ‘son değiştirilme’ zamanı kaynak diskteki ile aynı olur. Bu dosyanın zaman bilgileri listelendiğinde, dosyanın diskin üretim tarihinden önce bir zaman bilgisine sahip olduğu görülür.” İkinci konu ise hard diskteki zararlı yazılımlar. Zararlı yazılım tespit edildiğini belirten TÜBİTAK, “Bu zararlı yazılımlar vasıtası ile uzaktan sistemi yönetme, sisteme dosya atma veya sistemden dosya alma gibi işlemler mümkün değildir.” diyor. Devamında, bu zararlı yazılımın bilgisayar açıkken uzun süre çalıştığı, 28.07.2009 tarihinden sonra takıldığı sistem saati güncel olmayan bilgisayarlardan birine de bulaştığı ve belgelerin üst verilerin eski tarihi gösterecek şekilde değiştiğinin değerlendirildiğini aktarıyor. Sonuç olarak, 5 No’lu hard diske belge aktarımının 2009 yılında başka bir bilgisayardan yapıldığı görülüyor. Bunu dışarıdan birinin yapma ihtimali dosya kapsamı ve tanık ifadelerine göre yok.

5- TÜBİTAK kaç rapor hazırladı? Son rapor çelişki ortaya çıkardı mı?

Sanık avukatları ve medya, TÜBİTAK görevlilerinin hazırladığı 20 Ocak 2014 tarihli bu raporu, 19 Şubat 2010 tarihli eski rapor ile karşılaştırılarak aynı deliller hakkında iki farklı rapor verilmiş gibi sunuyor. Hâlbuki TÜBİTAK’ın 2010 tarihli raporu Balyoz davasının ilk delilleri olan 19 CD ile ilgiliydi. Ve son rapora konu olan 5 No’lu hard disk ise, 2010 tarihli ilk rapordan 10 ay sonra 6 Aralık 2010’da Gölcük Donanma Komutanlığı’na yapılan aramada bulundu. Askerî savcılık ve emniyetin inceleme yaptığı hard disk bu raporla ilk kez TÜBİTAK tarafından incelenmiş oldu.

6- TÜBİTAK raporu balyoz davasını nasıl etkiler?

Ocak 2010’da başlayan Balyoz darbe planı soruşturmasının ilk iddianamesi Temmuz 2010’da tamamlandı. 6 Aralık 2010’daki aramada Gölcük Donanma Komutanlığı’ndan çıkan Balyoz belgeleri ise, 43 klasör olarak yargılama başladığında davanın görüldüğü İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 11 Şubat 2011’de 163 Balyoz sanığı hakkında tutuklama kararı veren mahkeme, bu yeni belgeleri de tutuklama gerekçelerinden biri olarak gösterdi. Yeni çıkan 43 klasördeki belgelerin, Balyoz dava dosyasındaki delillerle örtüştüğü, onları teyit ettiği sonucuna vardı. Bununla birlikte, belgeler Balyoz sürecinde kendi başına ayrı iddianame konusu da olmadı. Mahkeme, Eylül 2012’de Balyoz sanıklarını mahkûm eden gerekçeli kararında, Gölcük Donanma’dan çıkan 5 No’lu hard diskin Donanma Komutanlığı İKK’nın başında olan Binbaşı Kemalettin Yakar ve Astsubay Erdinç Yıldız’ın kullanımında olduğunu vurguladı. Hard diskteki şifrelerin sanıklardan Yakar ve Yıldız’ın şifreleri ile aynı olduğunu tespit edip, dışarıdan birilerinin oraya belge koyma imkânı olmadığına dikkat çekti. 9 Ekim 2013’te Balyoz davasında çıkan mahkûmiyetleri onayan Yargıtay da, mahkeme ile aynı görüşte oldu.

Şimdi TÜBİTAK raporunun belgelerde sahtelik şüphesini arttırdığı ya da bazılarına göre bunu ortaya çıkardığı iddiası ile Balyoz davasında yeniden yargılama gerektiği ifade ediliyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre yeniden yargılama yapılması için davada kararı doğrudan etkileyen belgenin sahteliğinin anlaşılması gerekiyor. Ama TÜBİTAK raporu böyle bir beyanda bulunmuyor. Dava sırasında zaten dosyada bulunan bilgileri tekrar edip hard diskte zararlı yazılım olduğu ve tarihlerin geri olarak değiştirilme ihtimalinden bahsediyor ki, bu zaten biliniyordu. Önemli olan bunu kimin yaptığı sorusu idi? TÜBİTAK buna cevap vermiyor. Ama mahkeme, sanıkların uzun zamandır İKK’da çalıştığı, kozmik şifreli yere yabancı kimsenin girme ihtimali olmadığını belirterek bu şüpheleri bertaraf etti. Netice olarak Balyoz dava dosyası için ne yargılama yapılan dönem ne de Yargıtay aşamasından farklı bir sonuç çıkarıyor yeni rapor.

7- TÜBİTAK raporu Poyrazköy Cephaneliği davasını nasıl etkiler?

TÜBİTAK raporunun İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasına girmesinden hemen sonra Poyrazköy Cephaneliği davasındaki son tutuklu sanıkların tahliye edilmesi dikkat çekti. Kamuoyunda, sanıkların TÜBİTAK raporu nedeniyle tahliye olduğu algısı oluşturuldu. Oysa mahkeme, davanın tutuklu sanıkları emekli Binbaşı Levent Bektaş, Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat, Binbaşı Eren Günay ve Albay Hüseyin Hançer’i ‘tutuklu kaldıkları süre ve Anayasa Mahkemesi’nin tutukluluk süresi ile ilgili kararı’ gerekçesiyle tahliye etti. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk süresini 5 yıl olarak belirlemişti, mahkeme bunu dikkate aldı. Yani rapor nedeniyle tahliye durumu yok.

Sonuç itibarıyla, hem Balyoz davasında hem de Poyrazköy Cephaneliği davasında 5 No’lu hard disk tek delil değil, ana delil hiç değil. Her iki davanın da delillerinden biri. Bu delil için ilk gün askerî savcılığın yaptığı tespitten öte değişen bir şey yok. Zaten Balyoz davasında 2003 tarihli seminerin ses kayıtları, 19 adet CD, sanık ve tanık beyanları gibi çok sayıda delil var. Poyrazköy davasında ise, en başta 15 dolu LAW silahı. Mahkeme heyetleri, ceza yargılama usulleri açısından delil bütünlüğüne, delillerin birbirini tamamlamasına göre değerlendirme yapar. 5 No’lu hard diskle ilgili ‘sahtelik’ iddiası LAW silahlarını tekrar toprağa gömecek, 2003’teki Balyoz semineri ses kayıtlarını silecek güçte asla değil.

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: