GÜNDEM ANALİZİ /// ADEM GÜNEŞ : Bireyin değer algısını değiştirmeye çalışmak.

“Türkiye’de ne oluyor?” diye soranlara, “Bir psikolojik savaş var ülkemizde” diye cevap veriyorum.

Psikolojik savaş, bir “algı değiştirme” girişimidir… Amacı; “olayların gerçekliğini değiştirme” ve “yeni gerçeklere bireyi inandırma” çabasıdır.

Bunun fark edemeyen kişiler, bir süre önce içtenlikle savunduğu değerleri, bir süre sonra, farklı bahaneler ile savunamaz hale düşerler…

Örneğin, dürüstlük, erdem, insana saygı gibi değerlere sahip olmayı, yalan, rüşvet, yolsuzluk gibi düşkünlüklere karşı gelmeyi varlık sebebi sayan bir kişi, psikolojik savaşın tesiri ile bu değerlerin tam zıddında bir mücadele içine girebilir, toplumsal değerlilik ifade eden kişilerle çatıştığını fark edemeyebilir…

Ancak bireyin “değer” algısını değiştirmeye yönelik bu çabalar, psikolojisi açısından oldukça tehlikelidir. Zira bireyin değiştirilen “gerçeklik algısı” yıllar sonra o bireyin eski yaşamına yeniden ayak uyduramaması gibi bir sorunu da beraberinde getirir.

İşte size trajik bir örnek…

1965 yılında Kanadalı Reimer ailesinin ikiz çocukları dünyaya gelir. Aile, çocuklarına Brain ve David isimlerini koyar. David, 8 aylıkken ailesi tarafından sünnet ettirilir. Ancak, sünnet başarısız olur ve David’in penisi zarar görür…

Durum aileyi oldukça sarsar.

Küçük David’in tedavisi için J.Hopkins hastanesinden yardım istenir. Hastane psikoloğu Jhon Money aileye psikolojik destek vermek yerine, David’in penisinin tamamen kesilmesini, onun yaşamına kız olarak devam etmesini tavsiye eder. Buna gerekçe olarak da, “Cinsiyetin doğuştan değil, sosyal öğrenme ile gerçekleştiğini” iddia eder. Aile, bu teklif ile ikinci bir kez sarsılsa da, psikolog, aileye bütün süreçte yanlarında olacağını, David’in bütün bir çocukluk çağı boyunca psikolojik telkin altında tutularak onun algısını tamamen kız çocuğu algısı olarak oluşturulabileceğini söyler.

Reimer ailesi psikoloğun teklifini zor da olsa kabul eder…

David, bir yaşında geçirdiği ameliyatla cinsiyeti değişir ve “Brenda” ismi verilerek aileye teslim edilir.

Brenda, gün geçtikçe büyümeye, gelişmeye başlar… Ancak, bir süre sonra, Brenda’nın şirin, tatlı, küçük bir kız çocuğu gibi davranmaya başlaması hiç beklenmedik bir yerde sorun oluşturur…

Brenda’nın annesi oğlunun bir kız gibi davranmasından rahatsızlık duymaya başlamıştır… Psikolog Money, Brenda’nın annesinin algısını değiştirerek, oğlu David’i, artık kızı Brenda gibi algılamasını sağlar…

Ancak bu telkinler yıllar içinde hem anneyi hem de Psikolog Money’i de yormaya başlamıştır. Zira psikolojik telkinler kesildiğinde gerçeklik algısı yeniden su üzerine çıkıyor, problemler baş gösteriyordu…

Bu arada kendi gerçeğinden haberi olmayan Brenda 12 yaşına gelir. O, her ne kadar bir kız çocuğu gibi yaşasa da, huzursuzdur… İçinde “anlam veremediği” bir karmaşadan bahsediyordur artık… Brenda, bu acılara dayanamadığı bir gün intihara kalkışır. Son anda hastaneye yetiştirilir…

Brenda’nın ailesi bu intihar teşebbüsü ile sarsılır ve 12 yıl boyunca süren psikolojik kâbustan uyanır. Brenda’nın tedavisi psikiyatri servisinde devam eder.

Doktor, bunca yıl üzerinde psikolojik bir savaş gerçekleşen Brenda’nın normalliğini kaybetmiş olduğunu ifade ederek, onun doğal yaşamına dönmesi için girişimler başlatır. İlk adım olarak kendisine, kendi gerçeği ifade edilir… Ona, doğumda verilen David ismi yeniden iade edilir… Annesi üzerlerinden kalkan bu kara buluttan kurtulmuş olmanın verdiği huzur ile ağlar… Yıllar sonra kendisini sorgulamaya başladığında, çocuğunun cinsiyet değişiklik iznini nasıl verdiğine kendisi de inanamaz…

Psikolojik savaş, bir illüzyondur… Bu illüzyondan kurtulmayı başaran kişiler, sanki bir uykudan uyanmışçasına kendi geçmiş davranışlarına “gerçekten bunları ben mi yaptım” diyerek hayretle bakarlar…

Psikolojik savaş, geçici olarak kişinin algısını değiştirmede işe yarasa da, zaman, her değişen algıyı tekrar doğal görünümüne çevirebilecek güce sahiptir. Ancak bu her zaman mutlu sonlanmayabilir…

David’in sonu ne oldu diye merak ediyorsanız, söyleyeyim…

Doğal yaşamına dönen David, 25 yaşında Jane Fontain ile evlendi… Jane’nin önceki evliliğinden 3 çocuğu vardı ve onlara babalık yapmaktan keyif aldı…

Aile tam huzura ermişti ki, bu sefer sorun hiç beklenmedik bir kişide baş gösterdi… David’in ikiz kardeşi bunalıma girdi. Uzunca yıllar ikizinin bir kız olduğunu zanneden, daha sonra “aslında o bir erkekti” diye tanıtılan David’in ikizi girdiği bunalımdan kurtulamadı. 2002 yılında aldığı yüksek dozda ilaçlar ile yaşamına son verdi… Reimer ailesi üzerinde gerçekleşen bu psikolojik savaşın tek kurbanı David’in ikizi olmadı. David’in eşi Jane de bu olayları içine sindiremedi ve David’den ayrılmaya karar verdi. Kendi algıları üzerinde bunca değişikleri kaldıramayan David ise 38 yaşında başına silah sıkarak yaşamına son verdi.

Psikolojik savaş yöntemleri ile bireylerin değer algısını değiştirme çabası oldukça tehlikeli bir süreçtir… Zira süreç bittiğinde, kendisi ile çelişen, dostlarının yeni algısı ile sorunlu, kendi değerleri ile problemli bir tortu bırakır geride…

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: