YABANCI BASIN /// Vali Nasr : Amerika Suudileri Yatıştırmalı

rtx14zm2.jpg?itok=y0viBDzn

İsviçre’nin Davos ve Münih kentlerinde geçen ay dünya liderlerini biraraya getiren konferanslar boyunca süren müzakerelerde benim için netleşen nokta ABD’nin Ortadoğu’da karşılaştığı en büyük zorluğun nükleer görüşmelerde İran ile olan beklenmedik açılıma Suudi Arabistan’ın gösterdiği tepkinin yönetilmesi oldu.

Suudiler sinirli ve onlar nükleer anlaşmanın ABD’yi Ortadoğu’yu ötelemesine ve tüm dikkatini Çin ve geri kalan Asya’ya çevirmesine neden olacağından korkuyorlar. Bu hal ekonomik müeyyidelerin yoksunluğunda İran’ı tesir alanlarını genişletmekte serbest bırakacaktır.

Dışişleri Bakanı John Kerry’nin ısrarlı bir şekilde hem Davos’taki Dünya Ekonomik Forum’unda hem de Münih Güvenlik Konferansı’nda Amerika’nın tümüyle Ortadoğu ile ilgilenmeye devam edeceğini söylediğinden emin olabilirsiniz. Fakat Arap takipçiler Başkan Obama’yı ölçü alıyorlar ve o da Amerika’yı Ortadoğu’nun kavgalarından kurtarma isteğini gizlemiyor.

Bu amaç anlaşılabilir; ama dikkatsiz bir pozisyon alış bu kurtarma işini beter hale getirebilir. Amerika’nın zorluğu o halde dünyanın bu iki bölümü arasında dikkatini ikna edici bir şekilde bölmesidir. Her ikisinde de istikrarsızlık fena bir şekilde temel Amerikan menfaatlerini tehdit edebilir.

Ortadoğu Arap Baharı’nın kaotik sarhoşluğundan uyanıyor. Davos ve Münih’te İranlılar ve Araplılar Suriye iç savaşının yayılacağı ve bölgeyi Şii-Sünni hatlarına ayıracağı ile ilgili olarak endişeliydiler. Fakat bu renksiz bir Amerikan kaygısı oluşturdu ve pek çok Arap ilgisizliği Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın ayakta kalmasını istemeye yordu.

Bu Sünni Arap liderlerin gözünde olabildiğince kötü; fakat şimdi bu İran ile tansiyonu düşürmenin Amerika’nın tüm dikkatini Asya’ya çevirmeden önce yapacağı bölgedeki son işi olduğu korkusu ile de daha da güçlendirilmiş vaziyette. Hususen Suudiler Irak ve Afganistan’dan sonra Pers Körfezi’nden bütünüyle çekilişin “sıfır seçenek” denilen bir Amerikan söylemine dönüşebileceğinin artık imkansız olmadığına inanıyorlar.

Bu düşünceyi takip ettiğimizde bir çelişkiyle karşılaşırız: Amerika Suudi endişelerine cevap vermedikçe İran politikası Ortadoğu için gerginlikleri düşüren bir ana vuruş olmaktan ziyade istikrarsızlık temin edici olabilir. Bu muazzam bir şekilde ters sonuçlar üretebilir: Pers Körfezi’nin petrol zengini kavşak yollarında ortaya çıkacak yeni kriz riskleri Amerika’nın Asya’ya odaklanmasını çok daha güç yapabilir.

Suudi Arabistan ve İran daha şimdiden tesir alanları için ölümcül bir mücadeleye girişmiş vaziyetteler. Suriye çatışmasını bir vekalet savaşına dönüştürdükten sonra bu rekabet şimdi aynısının Lübnan, Yemen ve Bahreyn’de oluşma tehdidini taşıyor.

Bahreyn’de 2011’de Suudiler aslında geniş bir Şii isyanını engellediler. Bu düşünüldüğünde onlar kendilerinin İran sorununun Tahran Batı ile bir yakınlaşmaya girmeyi gerçekleştirirse patlama noktasına geleceğinden korkabilirler. İş böyle olunca Suudiler Sünni mezhepçiliğini İran’a karşı bir cephe oluşturmak için körükleme çabalarını ikiye katladılar. Vekalet aracılığıyla yapılan bu ihtarla biz halihazırda Suriye ve Irak’taki El Kaide bağlantılı militanların tehlikeli yükselişine şahit oluyoruz.

Obama’nın meselesi Ortadoğu’daki bu ne olacağı belli olmayan hallerin Amerikan yönetiminin tüm dikkatini sarfetme noktasında hassas olduğu Asya’daki eşit düzeyde kaygı verici gerginliklere rastlamasıdır.

Kuzey Kore’nin hanedan entrikaları zaten kaygan ve nükleer silahları olan bir rejim ile ilgili olarak daha büyük belirsizlikler yaratıyor. Daha rahatsız edici olan uzun zamandır hareketsiz haldeki milliyetçi duyguların ve toprak anlaşmazlıklarının Güney Çin Denizi’nde ve Çin, Kore Yarımadası, Rusya ve Japonya ile teması olan Japon Denizi’nde Çin ve komşuları arasında çatışma tehdidi olarak baş göstermesidir. Çin ve Japonya arasında yükselen kendine güven ekonomik geleceğin altını oyarak bölgenin geri kalan kısmını istikrarsızlaştırabilir.

Asya’ya dönmenin temel amacı –ki Obama’nın ilk Başkanlık devresinin başlarında ifade edilmiştir- derin Amerikan menfaatlerinin korunmasıdır. Şimdi Asya ayrıca Amerikan diplomasisinin küresel ekonomi üzerinde tahribat oluşturacak ve ABD’yi müttefiki Japonya’yı savunmaya zorlayacak bir krizden muhafaza etmek için harekete geçmesini talep ediyor.

Çinli takipçiler arasında sık duyulan bir şaka her ne zaman Çin’in başı belaya girse Ortadoğu’nun ısınmaya başladığı ile ilgilidir.

Kerry’nin konuşmalarında Asya’ya kıt kanaat atfı herhangi bir işaret ise pozisyon alma ile ilgili şüphecilerin haklı bir nedeni olabilir. Arapların İran nükleer anlaşması ile ilgili endişelerini yönetmek, Suriye iç savaşının kötü sonuçlarını sınırlamak ve benzer şekilde İsrail ve Filistinlileri barışa dönük düşünmeye sevketmek yoğun bir Amerikan dikkatini gerektirmektedir. Bu zamanda Amerika Ortadoğu’ya ne fazla ne de az dikkat kesbetmeyi kaldıramaz.

Aslında endişelerin iki alanı kesişmektedir. Asya’nın sınırsız iktisadi potansiyeli Ortadoğu’nun dipsiz enerji rezervlerine ihtiyaç duymaktadır. Çin Suudi Arabistan’ın en büyük müşterisi olup Suudi Arabistan Çin’in en büyük petrol tedarikçisidir. Amerika Asya’nın zenginleşmesine ihtiyaç duyuyor ve Asya’nın zenginleşmesi Ortadoğu’nun istikrarlı oluşunu gerekli kılıyor.

Ortadoğu ve Asya’da Amerika korkutucu krizlerle karşı karşıyadır. Başarının anahtarı ikisinden birini tercih etme zorunlulukları ile ilgili şikayet etmekten ziyade her ikisine de ilgi göstermede yatmaktadır. Hiçbir yerde bu gereklilik Suudi Arabistan ile olan ilişkilerimizde olduğu kadar kritik değildir.

ABD İran açılımını ve Asya’ya olan dikkat arttırışını Arap dünyası için önemli olan meselelerle ilgili daha derin angajmanlar ile birleştirmelidir. Arap liderlerin Amerika’nın İran angajmanını ülkenin nükleer tehdidini ortadan kaldırmadan daha fazla işler yapacağını görmeye ihtiyacı var. Ayrıca bu İran’ın bölgesel siyasetini değiştiren bir yolun açılmasını İran’ı tamamen bölgeye entegre etmeye müsaade edişin bir şartı haline getirmelidir.

İyi bir ilk adım Suudi Arabistan ve İran’ı Suriye krizini çözmek için aynı masa etrafında bir araya getirmek olacaktır. Amerika’nın Asya’daki kriz yönetimi için bu iyi pratik de olacaktır.

Çeviren: Süreç Analiz

(NYT, Vali Nasr, America Must Assuage Saudi Anxiety, 5 Şubat 2014)

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: