Kategori arşivi: Kampanyalar

KAMPANYA : Kentinin karar alma mekanizmalarına dahil olmak istemez misin? #gencdostu kentler için harekete g eç.

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

30 Mart yerel seçimleri yaklaşırken kentinin karar alma mekanizmalarında #neredesin?

Türkiye’de nüfusun yüzde 26’sını gençler oluşturuyor. Buna rağmen kentlerdeki karar alma süreçlerine gençlerin aktif katılımının eksik kaldığı ortada. Yerel yönetimlerde ve yerel gençlik politikalarının oluşturulmasında gençlere söz ve yer verilmesi gerekiyor.

Türkiye’de 51 milyon seçmenin 19 milyonunun genç seçmen olduğunu düşünürsek ne kadar büyük bir kitleden bahsettiğimiz ortaya çıkıyor. Fakat buna rağmen bugüne kadar yerel yönetimlerde gençler yeteri kadar söz sahibi olamadı.

Biliyor musun? 3.379 İl Genel Meclisi Üyesi’nden sadece 44’ü, 31.790 Belediye Meclis Üyesi’nden sadece 882’i 25-30 yaş aralığında. Bu yüzden, ilde, ilçede, mahallede gençlerin aktif olarak dahil olduğu bir yerel yönetim hayal ediyoruz.

Biz, Ulusal Gençlik Parlamentosu olarak 30 Mart 2014 tarihinde gerçekleşecek yerel seçimlerde bunun değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden, gençlerin demokratikleşme süreçlerine katılımını bir gereklilik olarak gören tüm siyasi partilerin belediye başkan adaylarını genç dostu bir kent oluşturulması konusunda sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Peki #gencdostu kent ne demek?

Genç Dostu Kentler gençlerin; sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere, istihdam olanaklarına, kaliteli ve kapsamlı kentsel hizmetlere (ulaşım, konut, güvenlik, vb), şiddete maruz kaldıkları takdirde haklarını güvence altına alacak mekanizmalara, yerel yönetimlerin planlama ve karar süreçlerine katılımını ve erişimini sağlayarak, genç kadınlar ve genç engelliler ile birlikte kentsel yaşamın tüm alanlarında eşit bir biçimde yer almasını destekleyen mekanizmaların oluşturulduğu kentlerdir.

Genç Dostu Kentler kentin sunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi fırsatlardan kentte yaşayan gençlerin eşit bir biçimde yararlanabileceği kentlerdir. Bu kentlerin oluşturulmasında, gençlerin yerel karar alma mekanizmalarına dahil olması kadar, yerel karar alıcıların da belirtilen gençlik ihtiyaçlarına cevap verebilen genç dostu yöneticiler olması gerekmektedir.

Bunun için neler yapıyoruz?

Bu kapsamda ülke çapında gençlerin yerel yönetimlerde nerede olduğunu sorgulayarak Genç Dostu Adaylar & Genç Dostu Kentler kampanyasını başlattık. Bunun için 66 ilde ekipler kurduk. Bu arkadaşlarımız belediye başkan adayları ile görüşerek Genç Dostu Kent nedir anlatarak adaylardan aşağıdaki iyi niyet sözleşmesini imzalamalarını talep edecek. Böylece adaylar seçilmeleri halinde bu sözleşmeye uygun kararlar alacaklarını ve bulundukları belediyeyi #gençdostu yapmak için çalışacaklarını ilan etmiş olacak.

Şimdiden 30 adet belediye başkan adayı bu sözleşmeyi imzalayarak #gençdostu kentler için adımını attı. Amacımız seçimlere kadar olabildiğince çok başkan adayının bu sözleşmeyi imzalayarak sorumluluk almasını sağlamak.

Senin desteğin sayesinde başkan adayları sesimizi çok daha güçlü duyacak. Bizler de adaylar sözleşmeyi imzaladıkça kampanya sayfasındaki bölümünde duyuracağız.

Facebook ve Twitter hesaplarımızdan da bizleri takip edebilirsiniz. Kampanya filmimize ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Desteğin için şimdiden teşekkür ederiz.

Not: Kampanyayı imzaladıktan sonra Facebook, Twitter gibi sosyal medya hesapların üzerinden kampanyayı paylaşarak çok daha çok kişinin destek vermesini sağlayabilirsin.

Eğer sen de yerel ekiplerimize katılarak süreçte akitf olarak rol almak istersen info adresinden bizimle iletişime geçebilirsin.

Reklamlar

#PedofiliyeSavasActik /// ÇOCUK GELİNLERİ ALANLAR HADIM EDİLMELİ /// MECLİS GÖREVE ///

KAMPANYA : Datça asbesti hak etmiyor ! Datça’da asbest/kanserojen içmek, yemek ve solumak istemiyoruz.

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Burada yaşasan da yaşamasan da, bu imza kampanyasını senin için başlattık. Çünkü mesele ortak meselemiz, köy hepimizin köyü.

Datça’da 30.000 metrelik (30 km.) asbestli yani kanserojen su şebekesi borusu olduğunu, belediyemizden dilekçelerimize verilen yanıt aracılığıyla, net olarak öğrendik. 2011’de İller Bankası’ndan istenen desteğe cevap alınamadığını da, aynı yolla öğrendik.

Çözüm bulunamaması ne demektir biliyor musun? Bizim çocuklarımız, bu musluk suyunu içiyor. Çünkü suyu temiz bellemişler bugüne dek. İçmeyin desek ne fayda? Çamaşırımızı bu suyla yıkıyoruz ve tişörtteki asbesti soluyoruz. Sebzeyi meyveyi bu suyla yıkıyoruz, suluyoruz. Yani asbest yiyoruz. Kış aylarında su boruları patlıyor, kırılıyor. Bu kez her yana tehlike saçıyor. En çok da tamir etmeye çalışan görevliler için vahim bir durum söz konusu.

Devlet eliyle kullanımı tamamıyla yasaklanan asbestin, yani hastalık saçan bu kanserojen maddenin, bizim hayatımızdan da çıkmasını istiyoruz. Daha önce yapılması gerekenin şimdi yapılması için imza topluyoruz.

Datça’da yaşamasan da, tertemiz bir köyde, bir ağaç gölgesinde, derin ve tereddütsüz bir soluk almak istiyorsan, gün bugün. Katkın büyük olacak.

Bizler; senin de desteğinle, bu en doğal yaşam hakkımıza, belediyemizin, valiliğimizin, T.C. Çevre ve Sağlık Bakanlığı’nın ve İlller Bankası’nın duyarlılık göstereceğine ve asbestli boruların değişmesi için gereken adımların bir an önce atılacağına içtenlikle inanıyoruz.

Şimdiden teşekkürler…

KAMPANYA : Datça asbesti hak etmiyor! Datça’da asbest/kanserojen içmek, yemek ve solumak istemiyoruz.

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Burada yaşasan da yaşamasan da, bu imza kampanyasını senin için başlattık. Çünkü mesele ortak meselemiz, köy hepimizin köyü.

Datça’da 30.000 metrelik (30 km.) asbestli yani kanserojen su şebekesi borusu olduğunu, belediyemizden dilekçelerimize verilen yanıt aracılığıyla, net olarak öğrendik. 2011’de İller Bankası’ndan istenen desteğe cevap alınamadığını da, aynı yolla öğrendik.

Çözüm bulunamaması ne demektir biliyor musun? Bizim çocuklarımız, bu musluk suyunu içiyor. Çünkü suyu temiz bellemişler bugüne dek. İçmeyin desek ne fayda? Çamaşırımızı bu suyla yıkıyoruz ve tişörtteki asbesti soluyoruz. Sebzeyi meyveyi bu suyla yıkıyoruz, suluyoruz. Yani asbest yiyoruz. Kış aylarında su boruları patlıyor, kırılıyor. Bu kez her yana tehlike saçıyor. En çok da tamir etmeye çalışan görevliler için vahim bir durum söz konusu.

Devlet eliyle kullanımı tamamıyla yasaklanan asbestin, yani hastalık saçan bu kanserojen maddenin, bizim hayatımızdan da çıkmasını istiyoruz. Daha önce yapılması gerekenin şimdi yapılması için imza topluyoruz.

Datça’da yaşamasan da, tertemiz bir köyde, bir ağaç gölgesinde, derin ve tereddütsüz bir soluk almak istiyorsan, gün bugün. Katkın büyük olacak.

Bizler; senin de desteğinle, bu en doğal yaşam hakkımıza, belediyemizin, valiliğimizin, T.C. Çevre ve Sağlık Bakanlığı’nın ve İlller Bankası’nın duyarlılık göstereceğine ve asbestli boruların değişmesi için gereken adımların bir an önce atılacağına içtenlikle inanıyoruz.

Şimdiden teşekkürler…

KAMPANYA : Datça asbesti hak etmiyor! Datça’da asbest/kanserojen içmek, yemek ve solumak istemiyoruz.

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Burada yaşasan da yaşamasan da, bu imza kampanyasını senin için başlattık. Çünkü mesele ortak meselemiz, köy hepimizin köyü.

Datça’da 30.000 metrelik (30 km.) asbestli yani kanserojen su şebekesi borusu olduğunu, belediyemizden dilekçelerimize verilen yanıt aracılığıyla, net olarak öğrendik. 2011’de İller Bankası’ndan istenen desteğe cevap alınamadığını da, aynı yolla öğrendik.

Çözüm bulunamaması ne demektir biliyor musun? Bizim çocuklarımız, bu musluk suyunu içiyor. Çünkü suyu temiz bellemişler bugüne dek. İçmeyin desek ne fayda? Çamaşırımızı bu suyla yıkıyoruz ve tişörtteki asbesti soluyoruz. Sebzeyi meyveyi bu suyla yıkıyoruz, suluyoruz. Yani asbest yiyoruz. Kış aylarında su boruları patlıyor, kırılıyor. Bu kez her yana tehlike saçıyor. En çok da tamir etmeye çalışan görevliler için vahim bir durum söz konusu.

Devlet eliyle kullanımı tamamıyla yasaklanan asbestin, yani hastalık saçan bu kanserojen maddenin, bizim hayatımızdan da çıkmasını istiyoruz. Daha önce yapılması gerekenin şimdi yapılması için imza topluyoruz.

Datça’da yaşamasan da, tertemiz bir köyde, bir ağaç gölgesinde, derin ve tereddütsüz bir soluk almak istiyorsan, gün bugün. Katkın büyük olacak.

Bizler; senin de desteğinle, bu en doğal yaşam hakkımıza, belediyemizin, valiliğimizin, T.C. Çevre ve Sağlık Bakanlığı’nın ve İlller Bankası’nın duyarlılık göstereceğine ve asbestli boruların değişmesi için gereken adımların bir an önce atılacağına içtenlikle inanıyoruz.

Şimdiden teşekkürler…

KAMPANYA : SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI KONUSUNDA DÜNYA ÇAPINDA BAŞLATILAN KAMPANYAYA SİZ DE KATILIN !

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

KAMPANYA : #TemizSiyaset için İlk Adım : Mal Varlıkları Açıklansın @TBMMresmi

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

TEMİZ SİYASET İÇİN MAL VARLIKLARI AÇIKLANSIN!

Son günlerde yolsuzluk soruşturmaları dolayısıyla siyasette ve kamu yönetiminde şeffaf ve hesap verebilir bir hukuksal altyapı ve işleyişe duyulan ihtiyaç bir kez daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır!

Temiz Siyaset için 5 adım yeter! http://seffaflik.org/detay_tr.asp?GID=74&MenuID=75

İlk adım mal varlıklarının açıklanması, şeffaflaştırılması!

Dünyadaki tüm gelişmiş demokrasilerde siyasetçiler ve üst düzey kamu görevlilerinin mal varlığı halkla açık bir şekilde paylaşılır! Rusya, Ukrayna, Bolivya, Uganda, Cezayir, Tayland gibi yolsuzluk algısı yüksek ve demokratik işleyişinde problemler yaşayan bir ülkede dahi milletvekillerinin malvarlığına internet üzerinden ulaşılabilmektedir. Ülkemiz şeffaf ve dürüst bir yönetimin ihtiyaç duyduğu bazı temel mekanizmalardan yoksundur!

Kamu görevi ile yetkilendirilmiş kişilerin hesap verebilirliğini sağlayan, mal bildirimlerini şeffaflaştıran ve izlemeye açan bir sisteme acil olarak ihtiyacımız var! Bu sistem, vatandaşların izleme mekanizmasına katılması ve etkili bir denetimi mümkün kılacak, böylelikle yolsuzluk ve rüşvete izin vermeyen bir yönetim anlayışı oluşturulacaktır!

Türkiye’de 1990 yılından beri yolsuzlukları ve rüşveti önlemeyi amaçlayan ve mal bildiriminde bulunulmasını düzenleyen bir kanun var: 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu.

Peki, bu kanuna göre mal bildiriminde bulunması gereken hangi siyasetçi, üst düzey kamu görevlisi, medya sahibi ya da başyazarın mal varlığından haberdarız? Galiba hiç…

Çünkü, bu kanun mal bildirimlerinin gizli tutulması gerektiğini söylüyor!

Mal bildirimlerinin gizli tutulması, ilgili kamu görevlisi hakkında bir soruşturma açılmadığı sürece sicil dosyalarında kapalı olarak kalması ve herhangi bir kontrolünün yapılmaması ülkemizdeki gizlilik kültürünü artırmakta ve kamunun zararına sonuçların ortaya çıkmasında etkili olabilmektedir.

Yolsuzlukların önlenmesi; dürüst, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını esas alan temiz siyaset ve kamu yönetimi için;

·Mal bildiriminde bulunmakla yükümlü olan başta seçimle iş başına gelen her tür kamu görevlileri, bakanlar kurulu üyeleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar, siyasi parti başkanları, gazete sahipleri, başyazarların mal bildirimleri halkla paylaşmalıdır.

·Bildirimlerinin derlendiği, vatandaşlarla açık ve düzenli bir şekilde paylaşıldığı bir internet sitesi kurulmalıdır.

·Daha etkili bir izleme ve denetleme mekanizmasının oluşturulması için mal bildirimleri her yıl yenilenmeli ve bildirimlerdeki bariz değişiklikler kontrol edilmelidir.

Mal bildirimlerinin şeffaf hale getirilmesi, izleme ve denetlemeye açılması da Türkiyenin uluslararası taehhütlerini yerine getirmesi açısından da kritik bir öneme sahiptir.

NOT: Kampanyayı imzaladıktan sonra Facebook ve Twitter gibi sosyal medya hesaplarından paylaşman çok önemli. Böylece çok daha fazla kişinin desteğini alarak muhataplara seslenebiliriz.

Kampanyaya hızlı ulaşım linkini de paylaşabilirsin: www.change.org/TemizSiyaset

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: