Kategori arşivi: Terör

PKK DOSYASI /// Oral Çalışlar : Öcalan’ı itibarsızlaştırma projesi

Oral Çalışlar: Kimler bunlar acaba? Öcalan’ın 15 yıl önceki sorgusunun kasetlerini elde etme yeteneğine kimler sahip olabilir? Size bir tahminde bulunayım: Ergenekon soruşturmasını kim yürüttüyse JİTEM’cileri kim sorgulayıp evraklarına el koyduysa onlar.

Oral Çalışlar’ın Radikal gazetesindeki "Öcalan’ı itibarsızlaştırma projesi" başlıklı (7 Şubat 2014) yazısı şöyle:

Son dönemde, ‘Kürtlerin hakkını hukukunu savunan’ bazı çevreler, Kürtlerin barışa yönelmesinden hoşnut değiller.

Öcalan’ın hedefe oturtulacağı belliydi. Çok profesyonelce monte edildiği anlaşılan kasetin hedefi; Öcalan’ı, Kürtlerin, Türklerin gözünden düşürmek. Abdullah Öcalan’ın Kenya’dan getirildiği günlerde, JİTEM’ci Atilla Uğur tarafından sorgulanırken çekilmiş görüntüleri, keyfi şekilde montajlanarak, 15 sene sonra yeniden devreye sokuluyor.

Tabloyu daha net bir şekilde görebilmek için 17 Aralık’a uzanalım: 17 Aralık operasyonu, istenilen sonucu vermedi. Darbe girişimi amacına ulaşamadı. ‘Devirmeci topluluğun’, ‘hamle’ beklediği kesimlerden biri de Kürtlerdi, Öcalan’dı, BDP’ydi. ‘İşin bir ucundan da onlar tutsaydı’, Tayyip Erdoğan bitirilebilirdi. Barışı bozmaları ve ‘krizin derinleşmesine katkıda bulunmaları’ beklendi. Ancak, Öcalan, ‘paralel yapı’ya ve ‘darbeci’lere karşı olduğunu açıkça ifade etmekten geri durmuyor. Kandil ve BDP de bu tavrın arkasında olduklarını gösteriyorlar.

“Öcalan sattı” iftirası

“Öcalan satıyor” iftirası, yeni değil. Öcalan’ın ilk yakalandığı günden bugüne, soldaki bazı çevreler, onun ‘devlete satıldığı’ fikriyatını ‘servise sokabilmek’ için, ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak Kürtler onlara değil Öcalan’a inanıyorlar. Abdullah Öcalan, Kürtlerin ‘barış eğilimi’ni doğru okuyup, bir silahsızlanma çağrısında bulundu. Bir yıl önceki Newroz’da Diyarbakır’da okunan mesajı milyonlarca Kürt’ün duygularına tercüman oldu. PKK’nın silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini ilan eden bu çağrı, barışçı müzakereler dönemini de başlatmış oldu. O günden beri, neredeyse 15 aya yakın bir zamandır, dağlarda çocuklarımız ölmüyor.

Barış sürecinin iki önemli aktörü var: Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan. İkisi de kendi hitap ettikleri kitleyi çatışmasızlığa ve çözüme ikna etmek için, riski göze aldılar, ellerini taşın altına koydular. Onca kargaşaya, değişik torpillemelere rağmen, başlattıkları yoldan dönmediler.

17 Aralık sonrası

Son dönemde, ‘Kürtlerin hakkını hukukunu savunan’ bazı çevreler, Kürtlerin barışa yönelmesinden hoşnut değiller. Öcalan’ın tavrına olan kızgınlıklarını gizlemiyorlar. Onun bir ‘satış’ içinde olduğunu yüksek sesle dile getirmeye başladılar. Birkaç ay önce, ‘kullanılan adam’ ifadeleri piyasaya sürülmüştü. Bunun yetmediği anlaşılıyor. Artık ‘satan adam’ aşamasına geçiliyor.

Bu tür yazıların son dönemde yaygınlık kazanmasıyla Öcalan kasetinin devreye sokulması, belli ki bir planın ürünü. ‘Birileri, Öcalan’ı devreden çıkarmak, Kürtler üzerindeki etkisini kırmak ve/veya Kürt hareketini parçalamak’ şeklinde bir stratejiyi uygulamaya koymuş bulunuyor.

Kimler bunlar acaba? Öcalan’ın 15 yıl önceki sorgusunun kasetlerini elde etme yeteneğine kimler sahip olabilir? Size bir tahminde bulunayım: Ergenekon soruşturmasını kim yürüttüyse JİTEM’cileri kim sorgulayıp evraklarına el koyduysa onlar. Hükümet ve MİT’in, ‘Öcalan’ın itibarsızlaştırılmasını’ istemeyeceğini de hesaba kattığımızda, fotoğraf netlik kazanıyor.

Buradan da görülüyor ki ‘17 Aralık darbe girişimcileri’nin en çok canlarını sıkan şeylerden biri, ‘barış ve çatışmasızlık’ kararının sürüyor olması. ‘Çözüm süreci’nin başladığı ilk günden beri, memnuniyetsizliklerini açıklamaktan geri durmuyorlar.

Geçen yıl nisan ayında çözüm sürecine destek amacıyla ‘Âkil İnsanlar’ gezisindeyken, bir ‘darbe’yle Taraf gazetesinden tasfiye edilmemiz bir tesadüf değildi. O zaman, bunun ‘barış karşıtı bir operasyon’ olduğunu, kamuoyu ile paylaşmıştık. Öcalan, ‘barış karşıtı operasyoncular’ın en önemli hedeflerinden birisi. Operasyoncular, ondan istediklerini bir türlü alamadılar. Oslo’yu sızdırıp eline kolunu bağlamak istediler. ‘Öcalan kaseti’, bir tesadüf değil. Son olacağını da sanmıyorum. Operasyoncular, ellerindeki malzemeleri devreye sokmayı sürdürecekler. Öcalan için ‘satıldı’ fikriyatını işlemeye devam edecekler.

TERÖR /// VİDEO : APO PİÇİNİN İMRALI’DAKİ SORGU GÖRÜNTÜLERİ

VİDEO LİNK :

TERÖR /// CHP’li Sezgin Tanrıkulu : ”İŞİD TÜRKİYE’YE Mİ SALDIRACAK ?”

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Başbakan’ın cevaplaması istemiyle Meclis’e soru önergesi sundu.

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, verdiği soru önergesinde "Türk İstihbarat Birimlerinin, El Kaide Kolu Irak Şam İslam Devleti İŞİD’in 20 kişilik bir intihar bombacı timinin, Ankara, İstanbul ve Hatay’da bombalı intihar saldırısı yapacağı bilgisine ulaştığı iddiasını’ sordu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, ‘Türk İstihbarat Birimlerinin, El Kaide Kolu Irak Şam İslam Devleti İŞİD’in 20 kişilik bir intihar bombacı timinin, Ankara, İstanbul ve Hatay’da bombalı intihar saldırısı yapacağı bilgisine ulaştığı iddiası doğru mudur?" diye sordu. CHP’li Tanrıkulu tarafından önergede şu sorulara yer verildi; "Türk İstihbarat Birimlerinin, El Kaide Kolu Irak Şam İslam Devleti İŞİD’in 20 kişilik bir intihar bombacı timinin, Ankara, İstanbul ve Hatay’da bombalı intihar saldırısı yapacağı bilgisine ulaştığı iddiası doğru mudur?

2-El Kaide Kolu İŞİD İntihar Timi Türkiye’ye nasıl ve kimlerin yardımıyla gelmiştir?

3-El Kaide Kolu İŞİD İntihar Timinin yakalanması için başlatılan çalışmalarda gelinen son durum nedir?

4-Suriye’deki iç savaşın taraflarından El Kaide Kolu İŞİD Örgütünün Türkiye’ye 7 bomba yüklü araç sokma hazırlığı yaptığı ve 2 aracı Kasım 2013’te Türkiye’ye sokmayı başardığı iddiası doğru mudur?

5-İddia doğru ise, bomba yüklü 2 aracın izine ulaşılmış mıdır?

6-Ayrıca, İstanbul’dan yine Kasım ve Aralık 2013’te çalınan birbirine benzer kamyonet ve Panelvan tipi 25 aracın kopyalanmış plakalar takılarak Hatay’a götürüldükleri ancak izlerinin kaybedildiği iddiası doğru mudur?

7-İŞİD’in Suriye Rejimine ait bir mühimmat deposundan çaldığı 1200 kilogram TNT ile patlayıcı yapımında kullanılan amonyum sülfat maddelerinden imal ettiği patlayıcıları İstanbul’dan kaçırılan araçlara yüklediği istihbaratının da elde edildiği iddiası doğru mudur?

8-Çalınan 25 araç ele geçirilmiş midir?

-Bu araçların izine ulaşılmış mıdır?

-İŞİD’in Türkiye’de bomba yüklü araçlarla eylem yapacağı istihbaratı doğrultusunda alınan güvenlik önlemleri nelerdir?"

TERÖR DOSYASI /// MEHMET BEDRİ GÜLTEKİN : PKK’nın önünü açma formülü : Genel Af

Mehmet Bedri Gültekin

Ergenekon ve Balyoz tertipleri ile içerde tutulan yurtseverleri bu saatten sonra hiç kimse içerde tutamaz.

Tayip Erdoğan’ın Tahran’ı ziyareti öncesinde yaptığı açıklamalar ve Adalet Bakanı’nın haberini verdiği hazırlıklardan sonra, içerdeki bütün yurtseverlerin yakında özgürlüklerine kavuşacakları anlaşılıyor.

Bununla birlikte F Tipi Gladyo ile birlikte AKP içinden de belli bir kesimin, yapılan çalışmalara karşı oldukları bilinmektedir.

PKK çevreleri de yaptıkları açıklamalarla, Ergenekon ve Balyoz tutuklularını özgürlüklerine kavuşturacak bir yasal düzenlemeye karşı olduklarını belirtiyorlar.

Bütün bu çevrelerin derdi, artık bütün toplumun talebi haline gelmiş olan yurtseverlerin özgürlüğü konusunu, duvara dayanmış olan “Kürt açılımı”nı sürdürmenin bir aracı yapabilmektir.

Çözüme itirazlar

Bugün artık gündeme gelmiş olan çözüme Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu önderlik etti. Özel Görevli Mahkemeleri kaldıran Yasa’nın, ellerindeki davaları bitirmelerini öngören geçici ikinci maddesini de iptal edilecek, dosyalar normal mahkemelere devredilecek. 5 Temmuz 2012’den sonra verdikleri bütün kararlar yok sayılarak yeniden yargılamaya gidilecek. Uzun tutukluluk için yasanın öngördüğü iki artı bir hükmü uygulanarak tutuklular derhal serbest bırakılacak…

Çözüm bu kadar basittir.

Ama bazı AKP sözcülerinin son günlerde lafı dolandırmaya başladıkları ve başka hesaplar peşinde koştukları görülüyor.

“Geçici 2. maddenin kaldırılması ve 5 Temmuz 2012 sonrasında verilen kararların yok sayılmasıyla yeniden yargılama, kaos yaratırmış”, “Suçsuz olanlar yeniden yargılansın ama gerçekten darbeci olanlar cezasız mı kalacak?” vb.

Bütün bu gerekçeleri sıralayanlar, çözüm olarak alttan alta “genel af”ı da dillendiriyorlar.

Gerçek amaç: Abdullah Öcalan’a af!

Amaçları “Kürt açılımı” ile planladıkları Abdullah Öcalan’a kapıyı aralamanın formülünü bulmaktır.

Ergenekon ve Balyoz davaları ile içeri atılan yurtseverlerin, Öcalan’ı da kapsayan geniş kapsamlı bir affa, kamuoyundan gelebilecek tepkileri yumuşatmak için kullanılmaları düşüncesi, başından beri tertipçilerin planı içindeydi.

Ama başta İşçi Partisi olmak üzere yurtseverlerin 2012 yılından itibaren kitleleri de harekete geçiren direnişi bu hesapları bozdu.

AKP yolun sonuna geldi. Bununla birlikte ABD tarafından önüne konulan “Kürt açılımı”nı sürdürmek istiyor. İktidarını sürdürebilmesinin buna bağlı olduğunu düşünüyor.

Şimdi bir taşla bir kaç kuş vurmak istiyor. Bir yandan milletimizin artık tamamının talebi haline gelmiş olan Ergenekon ve Balyoz tutuklularını serbest bırakırken; “af” numarası ile Öcalan’ı ve PKK’yı da pakete dahil etmek istiyor.

“Genel Af” talebinin esas sahipleri, AKP-PKK ortaklığının açılım görevlileridir.

Yeni hesaplar

AKP çevrelerinin “af”ı dillendirmelerinin bir diğer nedeni, son operasyonlarla bir kısmı içeri atılan, ama büyük çoğunluğu hala dışarıda olan kamu mallarını yağmalayan suçluları kurtarmaktır.

2013 yılı öncesi suçlar için çıkarılacak bir genel af bütün bu sorunları “halledebilir”! Böyle bir “af” Ergenekon ve Balyoz tertiplerini tezgâhlayan F Örgütü mensuplarını da kapsayacaktır.

Böylece bir taşla üç kuş birden vurulmuş olacaktır.

AKP ve F Örgütü artık içerde tutulamayacağı belli olan yurtseverlerin özgürlüğünü kendileri için kazanca dönüştürmenin hesapları içindeler.

Türkiye’nin ihtiyacı

Türkiye’nin ihtiyacı PKK’ya ve Abdullah Öcalan’a af değildir.

Türkiye bağımsız, egemen ve demokratik bir ülke olacaksa, ülkenin varlığına ve bütünlüğüne, demokratik laik esaslarına karşı tertipler yapmış Gladyo’yu tasfiye edecektir.

ABD emperyalizminin bölge planları içinde rol üstlenerek şiddet ve bölücülük yolunda hâlâ ısrar edenleri, başka deyişle PKK’yı “af” torbasına doldurmak, vatana yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olacaktır. Yangına benzin dökmek dedikleri işte budur.

Aynı şekilde ülke kaynaklarını fütursuzca yağmalayan hırsız takımının yaptıkları yanlarına kâr kalamaz. Milletimizin talebi budur.

Ne yapmamız gerekiyor?

Yıkılmakta olan AKP çırpınıyor. Çırpındıkça daha da batıyor.

Çözüm, halk hareketinin açtığı yolda daha da ileri gitmektir.

Yurtseverlerin özgürlüğü, emperyalistlerin Kürt açılımı dayatmalarını hayata geçirmenin perdesi yapılamaz.

Aynı şekilde yurtseverlerin özgürlüğünün, hırsızların adaletten kaçmalarına hizmet eden bir oyuna dönüştürülmesine de izin verilemez.

Günün görevi, Türkiye Barolar Birliği’nin önerdiği çözümün derhal uygulanmasını sağlamak için kitlelerin harekete geçirilmesidir.

Sorun içerde olan yurtseverlerin kişisel özgürlüğünün ötesinde Türkiye’nin bağımsızlığı ve özgürlüğü sorunudur.

Mehmet Bedri Gültekin

ulusalkanal.com.tr

TERÖR : Bolu´da El-Kaide Kampı Yokmuş

İsrail Askeri İstihbarat Başkanı General Aviv Kochavi, İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün (INNS) yıllık güvenlik konferansında yaptığı bir konuşmada Türkiye’de El Kaide kampları olduğunu iddia etti…

İsrail Askeri İstihbarat Başkanı General Aviv Kochavi, İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün (INNS) yıllık güvenlik konferansında yaptığı bir konuşmada Türkiye’de El Kaide kampları olduğunu iddia etti.

Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, General Aviv Kochavi, basın mensuplarına sunduğu bir haritayla bu kampların Karaman, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde bulunduğunu ve El Kaide’nin NATO üyesi olan Türkiye üzerinden Avrupa’ya daha kolay ulaşabileceğini vurguladı. Koçavi, "Suriye iç çatışmalarını bütün bölgeye yansıtıyor. Elimde gördüğünüz haritadaki kara noktalar bir grafik hatası değil, Avrupa’ya uzanan kısa yoldur" dedi. Türk Dışişleri Bakanlığı bu iddiaya anında yanıt vermedi, ancak Başbakan Tayyip Erdoğan El Kaide bağlantılı gruplara sığınak ya da destek sağladıkları iddialarını kabul etmedi.

CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun meclise sunduğu Bolu’da El-Kaide kampları var mı? soru önergesine cevabı İsrail vermiş oldu. Haritayla kampların yerini gösteren İsrail Askeri İstihbaratının raporu Bolu’da kamp olmadığının delilidir.

/// ÖNEMLİ /// PKK, TÜRKİYE SINIRLARI İÇİNDE Kİ TÜM ŞEHİRLERE 100 BİN TERÖRİST İLE SALDIRACAK

TERÖR /// CHP’li Sezgin Tanrıkulu : ‘Paris benzeri cinayetler işleneceğine ilişkin bir istihbarat var mı ?’

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Paris’te öldürülen 3 PKK’lı kadının cinayet zanlısı Ömer Güney’in MİT ile bağlantısını işaret eden ses kaydını Meclis gündemine taşıdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Paris cinayetinde Ömer Güney muammasını Meclis gündemine taşıdı. Başbakan Tayyip Erdoğan‘a, "Benzer cinayetlerin işleneceğine dair Hükümetin edindiği herhangi bir istihbarat var mıdır?" diye sordu Tanrıkulu, "Ömer Güney’in MİT’le herhangi bir irtibatı olmuş mudur? Olmuşsa, bu ilişki ne zaman ve nerede başlamıştır?" dedi. Tanrıkulu’nn soru önregesi ve gerekçesi şöyle:

9 Ocak 2013 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te öldürülen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katil zanlısı olarak yakalanan Ömer Güney’e ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydı çeşitli internet sitelerinde yayınlanmıştır. Söz konusu ses kaydında Ömer Güney’in suikast planını MİT mensubu olduğu ileri sürülen kişilerle tartıştığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar sesin Ömer Güney’e ait olup olmadığı henüz netlik kazanmamışsa da, böylesi bir kaydın, mevcut koşullarda ortaya çıkması dikkat çekmektedir. Kayıtlardan anlaşıldığı kadarıyla Ömer Güney, görüştüğü kişilerden silah temini için destek vaadi alıyor ve öldürülecek kişiler konusunda bir sıralama yapıyor.

– Söz konusu ses kaydındaki kişiler MİT mensubu mudur?

– Ömer Güney’in MİT’le herhangi bir irtibatı olmuş mudur? Olmuşsa, bu ilişki ne zaman ve nerede başlamıştır?

– Ömer Güney’in cinayetlerden önce Ankara’ya geldiği ortaya çıkmıştır. Güney, Ankara’da kimlerle görüşmüştür?

– Güney’le konuşan kişilerin MİT mensubu olup olmadığına dair herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır? Başlatılmışsa, bu kişilerin söz konusu cinayetleri kimlerin talimatıyla organize ettiği ortaya çıkarılacak mıdır?

– Fransa’da devam etmekte olan cinayet davasında Türkiye, elindeki tüm bilgileri mahkemeye iletmiş midir? İletmemişse, bunun sebebi nedir?

– Benzer cinayetlerin işleneceğine dair Hükümetin edindiği herhangi bir istihbarat var mıdır?

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: