Etiket arşivi: ABD

İsrail pes etti : ABD’deki güçlü İsrail lobisi AIPAC, Başkan Obama’nın veto tehdidi üzerine İran yaptırımlarından vazgeçti.

ABD’deki güçlü İsrail lobisi AIPAC, Başkan Obama’nın veto tehdidi üzerine 33 yıldır ilk kez geri adım atarak Kongre’den çıkarmak istediği İran yaptırımlarından vazgeçti.

Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nin (AIPAC) aylardır ABD Kongresi’nde sürdürdüğü İran karşıtı kampanya ABD Başkanı Barack Obama’nın Birliğin Durumu konuşmasında savurduğu veto tehdidi ile sona erdi. Obama’nın İran yönetimi ile yürürlüğe koyduğu nükleer anlaşmaya güvenmeyen AIPAC, güçlü bağları ile Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti’den toplamda 59 senatörün desteğini alarak Kongre’den yeni yaptırım paketi çıkarmasını istiyordu. Yaptırım yanlısı Demokrat senatörlerden Richard Blumenthal, AIPAC’ın geri adımını kanıtlarcasına aniden fikir değiştirerek, "Obama’nın diplomatik adımlarına zaman tanınmalı" açıklaması yaptı.

New York Times ise dünkü haberinde AIPAC’in Demokrat senatörlere de baskı yapmayı bıraktığını bildirdi. Uzmanlara göre AIPAC’in "istediğini alamadığı" son büyük olay 1981’de ABD Başkanı Ronald Reagan’ın İsrail’in tüm itirazlarını yok sayarak Suudi Arabistan’a Awacs uçaklarının satışıyla gerçekleşmişti. O tarihten bu yana AIPAC istediği yasaları özellikle Senato’da çoğunlukla her iki partinin desteğini alarak oybirliği ile geçirmeyi başarmıştı. Yıllık kongresinde 14 bin destekçi, Beyaz Saray ve Kongre’den konuşmacılar çeken ve İsrail için her yıl 3,1 milyar dolar yardım sağlayan AIPAC’in Obama’ya rağmen sert bir yaptırım paketi için uğraşması ABD’deki Yahudi liderler arasında da tartışma yarattı. İsrailli gruplar 1951’de kurulan AIPAC’in sert ve baskıcı taktiklerine destek vermediklerini belirtirken, Karalama Karşıtı Birlik (ADL) Başkanı Abraham Foxman da, "Hedef İran olmalı. Burada Obama’yı hedef almak için bulunmuyoruz" dedi.

DİN & DİYANET DOSYASI : ABD’li Büyükelçi Müslüman oldu

ABD Sudan Büyükelçisi’nin Müslüman olduğu için görevden alındığı iddiası çok konuşuluyor

Görevden alınmayla ilgili Büyükelçilik sözcülüğünden yapılan açıklamada, Stafford’un ailevi sorunlarından dolayı güya ‘istifa’ ettiği öne sürüldü. Ancak Sudan basını, Stafford’un İslâmi cemaat ve Müslümanlara yakınlığı ve emperyalist ABD’nin bölgede oynadığı oyun ve Müslümanları içine ittiği şiddet sarmalından etkilenerek Müslümanlığı seçmesinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nca "hoş karşılanmayıp" istifaya zorlandığını yazdı. Çıkan haberlerin ABD resmi makamlarınca halen yalanlanmaması iddiaların doğruluğunu teyit etti.

Sudan’ı ikiye bölerek ülkeyi büyük bir kaosa iten, yeni uydurulan Güney Sudan’da halkı açlık, sefalet ve ölüme iten emperyalist Batı, bölgede oynadığı oyunun bozulma ihtimaline bile katlanamıyor. ABD, bölgede oynanan oyunu gören ve Hartum, Darfur’da ve Kesele bölgelerinde yaşananlardan etkilenerek Müslüman olan Sudan Büyükelçisi Joseph Stafford’u sırf İslâm’ı seçtiği için görevden aldı.

Haberde, ABD Sudan Büyükelçisi Joseph Stafford’un istifaya mecbur bırakılması şu şekilde yer aldı: "ABD Sudan Büyükelçiliği sözcüsünün yaptığı açıklamada Stafford’un dışişleri bakanlığındaki tüm görevlerinden istifa ettiği belirtildi. Sözde istifanın nedeninin ise Stafford’un ailevi sorunları olduğu öne sürüldü."

ABD YALANLAMADI

Haberin devamında Stafford’un İslâmi gruplara ve cemaatlere yakınlığına vurgu yapıldı. Sudan basını, Stafford’un büyükelçilik görevinden alınma gerekçesini kısa süre önce İslâm dinini seçerek Müslüman olmasına bağladı. Çıkan haberlerle ilgili Sudan’daki ABD resmi makamlarınca halen herhangi bir yalanlama yapılmadı.

Yine Sudan basınında yer alan haber analizlerinde ise Stafford’un, milyonlarca Müslüman mültecinin yaşadığı Hartum, Darfur ve Kesele bölgelerini sık sık ziyaret ettiği ve buradaki Müslümanlardan etkilendiği yorumları yer aldı. Geçtiğimiz hafta görevden alınan Büyükelçi Joseph Stafford’un yerine vekâleten Christopher Horoan atandı.

BÜYÜKELÇİ MÜSLÜMANLARDAN ETKİLENDİ

ABD Büyükelçisi Joseph Stafford’un Müslüman olmasını yorumlayan Cansuyu Derneği İstanbul Şubesi Dış İlişkiler Koordinatörü Şerafettin Mollaoğlu, "Sudan’da Müslümanların zor şartlar altında yaşaması ve buna karşılık inançlarını muhafaza edebilmeleri büyükelçi Stafford’un Müslüman olmasında etkili olmuştur. Sık sık gittiğim Sudan’da Müslümanlara yapılan baskı ve zulme şahit oluyorum. Kamplardaki mülteci Müslümanları görüyorum. Her şeye rağmen inançları sapa sağlam. "

Kaynak: Mİlli Gazete

AMERİKA : ABD’yi koşan SÜPER Türk

ABD’de 104 maratonda 4 bin 389 kilometre koşan Sadık Tokgöz (45), MS hastaları için 15 bin dolar topladı.

ABD’de yaşayan bilgisayar mühendisi Sadık Tokgöz (45), ABD ve Kanada’da bugüne kadar 104 maratonda 4 bin 389 kilometre koştu. 24 yıldır ABD’de yaşayan ve 8 yıldır bir tür nörolojik hastalık olan ‘Multipl Skleroz’ (MS) hastaları yararına koşan Tokgöz, toplam 15 bin dolar bağış topladı. Geçen yıl Boston Maratonu’nda düzenlenen terör saldırısından kıl payı kurtulan Tokgöz, nisanda Boston’da 105’inci maratonunu koşacak. Tokgöz, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü bitirdikten sonra 24 yıl önce yüksek lisans için ABD’ye gitti. Boston Üniversitesi’nde "Bilgisayar Bilimleri" alanında yüksek lisans, Kanada ve ABD’deki çeşitli firmalarda mühendislik, borsa ve finans danışmanlığı ve siber saldırı danışmanlığı yaptı. Çocukluğundan beri Olimpiyat Oyunları’ndaki maratonlara ilgi duyan Tokgöz, ABD’nin en prestijli maratonunu düzenleyen Boston’a geldiğinde, bu ilgisini gerçeğe dönüştürmeye karar verdi. 1996’da ilk kez maratona katılan Tokgöz, daha sonra tam bir maraton tutkunu oldu.

Çoğunluğu ABD ve Kanada’da, biri İrlanda’da olmak üzere bugüne kadar 104 maratona katılan Tokgöz, koşarken ayaklarına kızları Melis ile Deniz’in isimlerini yazıyor. Yılda 5 ile 8 maratona katılan Tokgöz, geçen yıl mayısta Kanada’da 100’üncü maratonunu koştuktan sonra bir hesap yapmış. 18 yılda hazırlık koşuları dahil 63 bin kilometre koşmuş. Katıldığı 104 maratonda ise yaklaşık 4 bin 389 kilometre kat etmiş. Maratonlarda koştuğu toplam süre ise 13 gün, 12 saat, 13 dakika ve 6 saniye olmuş. Tokgöz, 2006’dan bu yana maraton koşularına sosyal bir amaç da eklemiş. MS hastalar yararına koşan Tokgöz, katıldığı her Boston Maratonu’nda MS hastaları için ortalama 2 bin 500 dolar bağış topluyor. Tokgöz, "Zaten yarışı koşacağım. Bu vesile ile bir bağış kurumuna yardımcı olmak istedim ve MS grubu ile irtibata geçtim. Hem onlar memnun, hem de ben" diyor.

Tokgöz, geçen yıl Boston Maratonu’nda yapılan terör saldırısından kıl payı kurtuldu. Tokgöz’ün bitiş çizgisini geçmesinden iki saat sonra iki patlama oldu. Patlamalarda 3 kişi hayatını kaybetti, 200’ü aşkın kişi yaralandı. Tokgöz, 17’ncisini koştuğu Boston Maratonu’nda meydana gelen bu feci olaya rağmen, bu yıl da maratona katılacağını söylüyor. Tokgöz, "Terörün acısını yakından biliyoruz kendi ülkemizde. Terör yüzünden hayatımızda zevk aldığımız olaylardan ödün vermek, bana terörü yaratanların isteklerine boyun eğmek gibi geliyor. Hayatımıza devam etmek açısından katılmayı uygun görüyorum" diyor. Daha uzun yıllar koşmak istediğini belirten Tokgöz, "Koşarken kendimle uyanık bir şekilde baş başa kaldığımı hissediyorum. Düşüncelerim net, karışan kimse yok, öz bir karar verme olanağına sahip oluyorsunuz Yarışırken çoğu zaman, kendimi koşabildiğim için şükreder bir vaziyette buluyorum. Çok şükür hayattayım ve böyle bir olayda yer alıyorum’ diye hep aklımdan geçer. Nerdeyse her yarışta ilginçtir, vefat edip hayatta olmayan tanıdıklarım aklıma gelir" diye konuşuyor. Türkiye’de bir maratona katılmayı çok istediğini kaydeden Tokgöz, yakın zamanda Antalya veya Avrasya maratonlarından birine katılmak istediğini ekliyor.

TEKNİK TAKİP : ABD – ‘NSA ekonomi casusluğu yapıyor’

Rusya’ya sığınan eski ajan Edward Snowden, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) görevi dışına çıkarak ekonomi casusluğu yaptığını itiraf etti.

Geçen hafta Alman ARD televizyonuna canlı yayınla röportaj veren Snowden, NSA’nın Siemens gibi birçok Alman şirketi ile ilgili bilgi topladığını, bunların büyük bir kısmının güvenlikle hiçbir ilgisi olmadığını kaydetti. ABD hükümetinin kendisine suikast düzenlemek istediğini, ölüm tehditleri aldığını söyleyen Snowden, 1 yıllık geçici siyasi sığınma süresinin dolması durumunda Rus makamlarına yeniden başvuracağını belirtti.

TEKNİK TAKİP : ABD’de internet şirketlerine istihbarat baskısı

Yahoo Amerikan istihbaratının kullanıcı bilgilerine ulaşmak için altı aylık sürede yaptığı taleplere açıklık getirdi. Şirketin 40 bine yakın kullanıcı hesabından şahsi bilgi alınmak istendiği ortaya çıktı.

ABD’de NSA (Ulusal Güvenlik Dairesi) ve FBI’ın (Federal Soruşturma Bürosu) teknoloji şirketlerine kullanıcılarının şahsi bilgilerini açıklamaları için yaptığı talepler konusunda ortaya yeni ayrıntılar çıktı.

2013’ün ilk altı ayı süresince Yahoo’dan 30 bin ila 40 bin arasında kullanıcı hesabının içeriğini teslim etmesinin istendiği bildiriliyor.

Benzer taleplerle karşılaşan Microsoft, Facebook, LinkedIn ve Google’ın da içinde bulunduğu bilişim devleri arasında Amerikan istihbaratının en yoğun biçimde Yahoo’ya yöneldiği anlaşılıyor.

Yahoo, istihbarat yetkililerinin e-postalarda hangi kelimelerin kullanıldığına, anında mesajlaşma servisinde yazılanlara, Yahoo’ya bağlı Flickr sitesine konan fotoğraflara ve Yahoo’nun rehber ya da takvim hizmetlerindeki şahsi bilgilere ulaşmak istediğini açıkladı.

Ne kadar şeffaf?

Yahoo ayrıca blog sitesi Tumblr hakkında yayımladığı şeffaflık raporunda sitenin kullanıcılarının özel hayatına müdahale eden türden bir taleple karşılaşılmadığı kaydetti.

Amerikan yasaları, güvenlik servisinin istihbarat toplamak amacıyla bu gibi taleplerde bulunmasına izin veriyor.

Teknoloji şirketleri yayınladıkları şeffaflık raporlarıyla Amerikan istihbaratıyla aralarındaki işbirliğinin boyutunu gözler önüne sererek tüketicilere güvence vermeyi amaçlıyor.

Ancak kimi şirketler, istihbarat taleplerini daha ayrıntılı biçimde kamuoyuna duyurma hakkı talep ediyor.

Örneğin teknoloji şirketlerinin kamuoyuyla paylaştığı rakamsal bilgiler, talep sayısını değil kaç tane kullanıcı hesabının etkilendiğini gösteriyor. Fakat bir kullanıcı hesabı hakkında çok sayıda istihbarat talebi olabileceği için bu sayının da kamuoyuna duyurulması isteniyor.

İngiliz-Amerikan işbirliği

Google’ın hukuki işlerden sorumlu yöneticisi Richard Salgado, ”İstihbarat taleplerinin tam sayısı ve ne tipte olduğuna dair daha kesin bilgileri kamuoyuna açıklamak istiyoruz” dedi.

Özel hayatın mahremiyetini korumak için kampanya yürüten Privacy International adlı örgütten Mike Rispoli BBC’ye verdiği mülakatta, şeffaflık raporlarının artık fazla bir şey ifade etmediğini çünkü günümüzde hükümetlerin veri toplamak için teknoloji şirketlerinin kapısını çalmaktansa arka kapıdan gizlice sızmayı yeğlediğini söyledi.

Eski Amerikalı istihbaratçı Edward Snowden’ın basına sızdırdığı ve Washington Post gazetesinde yayımlanan gizli belgelere göre Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi NSA ve İngiltere’deki müdahili GCHQ, Google ve Yahoo’nun veri merkezleri arasındaki iletişim bağlantılarına gizlice sızarak bilgiler kaydetti.

Buna ilaveten Guardian gazetesinin yayımladığı belgeler ise GCHQ’daki İngiliz casusların fiber optik internet kablolarından veri toplayarak bu bilgiyi Tempora adlı operasyon çerçevesinde Amerikalı istihbaratçılarla paylaştığına işaret ediyor.

ERGENEKON DAVASI /// Hatip Dicle : Ergenekon’da ABD’ye hayır diyenler tasfiye edildi

KCK tutuklusu eski DEP Milletvekili Hatip Dicle, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının ordunun ulusalcı kesimine yapıldığını söyledi.

2009 yılında tutuklanan ve halen Diyarbakır Cezaevi’nde yatan Hatip Dicle, ulusalcıları anlatırken PKK ve BDP’nin resmi söylemlerinin dışına çıktı. Dicle, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer’e konuştu.

“Ergenekon ve Balyoz davalarında kimler tutuklandı? Çetin Paşa, İlker Paşa… Ordunun ulusalcı güçleri tasfiye edildi ama 1990 ile 1999 arasında Kürtleri yakıp yıkan, faili meçhulleri yapanlar ortada yok. İçerideki generallerin hiçbiri yakıp yıkmadı. Çıksınlar tabii ki”

Dicle, 17 Aralık sonrası PKK çevrelerindeki tartışmaları da değerlendirdi.

“17 Aralık sonrası PKK’daki hava şu: Erdoğan gidecek ve savaş başlayacak ama son günlerde Cemil Bayık ve Selahattin Demirtaş "Erdoğan olsa da olmasa da çözüm süreci devam eder" diyorlar. Biz bu sözleri çok önemsedik. Acaba birileri "Bu devlet politikasıdır, değişmez" mesajı mı götürdü PKK’ya? Devletin bir kanadı olabilir. Belki de ulusalcı kanadı. "Erdoğan gittiği anda savaş başlar" diye düşünenlere bir yanıt olarak mesaj mı götürüldü? Yani "Böyle düşünmeyin" denmiş olabilir. Özal öncesinde ve 1996-97’de de bu tür ulusalcı güçler PKK ile temastaydı. Ulusalcı güç dediklerimiz, 1 Mart tezkeresinde ABD ve Batı’ya rağmen "hayır" diyenler. Devletin hep böyle bir kanadı olmuştur”

KCK tutuklusu eski DEP Milletvekili Hatip Dicle,cemaate güvenmediklerini belirtti.

ulusalkanal.com.tr

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI /// ATILGAN BAYAR : ABD’de Mormonlar, Türkiye’de Cemaat

Atılgan Bayar

2007 yılında, ‘Türkiye Fethullahçıların, ABD Mormonların İstihbarat Faaliyetlerini Tartışıyor’ başlıklı kısa bir not analiz yayınlamıştım. ABD eski başkanı Clinton’un sözcüsü ve Ortadoğu uzmanı Michael Rubin’in ‘CIA’i özelleştirmek’ başlıklı bir analizini mercek altına almıştım. Rubin, iyi yetişmiş profillerin istihbarat dünyasına eğilmediğini, CIA’nin saha elemanı sıkıntısı çektiğini ve bu yüzden, Mormon’ları kadrolarına dahil ettiğini söylüyordu. Mormon erkekler 18 yaşına geldiklerinde ‘misyon’ dedikleri saha görevine çıkıyorlar, kolay dil öğreniyorlar, sigara içki kullanmıyorlar, ancak, ‘kitap akıllısı’ seviyesinde kalıyor ve analiz yapamıyorlardı.

Rubin’in makalesi istihbarat başarısızlıklarının büyük çoğunluğunun CIA görevlerinin Mormonlara verilmesine bağlıyordu. Rubin bu bilenen gerçekleri açıklarken, aslında Utah merkezli Mormonlar’ın istihbarat’ın kilit noktalarından tasfiyesinin başladığının da işaretini vermişti. Hatırlarsınız Utah eyaleti çeşitli sebeplerden dolayı Türkiye’nin gündemini epeyce işgal etmişti. Ben 2007 yılında, Mormonlar’ın CIA’nin kilit görevlerinden tasviyesi ile ilgili bir zihinsel modelleme yapmış ve bunun ardcılarının muhakkak benzerlikler arzeden Gülen Cemaati’ni de etkileyeceğini tahmin etmiştim. Şimdi yaşadığımız süreçte, 2007 yılında kayda geçirdiğim bu not-analiz’i hatırladım. Gülen Cemaati’nin Mormonlar ile bir ilgisi vardır ya da yoktur, ben bilemem. Ancak, her iki dinsel grubun da profil benzerlikleri ve istihbarat işlerine merakı bir modelleme yapmayı kolaylaştırıyor ve Mormonlar hangi alanlara çekildilerse, Gülen Cemaati’ninde aynı alanlara çekileceğini tahmin etmek hiç de zor değil(di.)

Yalnız, şunu da söylemekte fayda var: Mormonlar çeşitli misyon ve bu misyonların topladığı bilgileri analiz etme görevlerinden çekildiler… Yani siyasallaşmadılar. Türkiye’de ise farklı bir süreç yaşıyoruz. Cemaat, aşırı siyasallaşıp, hükümete cephe muhalefeti açmış görünüyor. Dolayısıyla Türkiye’de Cemaat’in alacağı hasar, Mormonlar’ın ABD devleti içinde kaybettikleri mevzilerden çok çok daha büyük olacaktır.

Köşe Yazarları Endeksi

Medya ölçümlemesi de yapan, MediaCatOnline, bir zamandır, ‘Köşe Yazarları Endeksi’ yapıyor. Bu endeksin verilerine göre, elektronik ortamda en çok paylaşılan köşe yazarlarını her gün sıralıyor. Tahmin edersiniz ki, ben de her yazar gibi, ne kadar okunduğumu merak ettim. Yazmaya başladığım ilk iki gün, MediaCat’in köşe yazarları endeksini kontrol ettim. O listenin en yukarılarında üç Yeni Asır yazarı gördüm. Ancak daha sonra, Yeni Asır yazarlarının o listeden çıkartıldığını fark ettim. Umarım, bu işlem, bir bölge gazetesi olan Yeni Asır yazarlarının, bütün ulusal gazetelerin yazarlarının kahir ekseriyetinden daha çok okunduğunu saklamak için yapılmamıştır.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: