Etiket arşivi: açıklama

ERGENEKON DAVASI /// VİDEO : Eski Ergenekon Hakimi Köksal Şengün’den çok önemli açıklamalar

VİDEO LİNK :

Reklamlar

PARALEL DEVLET DOSYASI : Abdullah Gül’den paralel yapıya müdahale açıklaması

Cumhurbaşkanı Gül, paralel yapılanmayla ilgili “Devlet sistemi içinde bazı kurumlarda farklı dayanışmalar var, bunun bazı örnekleri var. Bunların hukuk çerçevesinde düzeltilmesinden daha normal bir şey olamaz. Bir hukuk devletinde görevlilerin hepsinin sadakati önce anayasa kanunlar ve devlete olacaktır” dedi.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, bakanlar ve kalabalık bir iş adamı grubuyla birlikte yaptığı İtalya ziyaretin 2009’da italya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyaretine karşılık bir iadeyi ziyaret olduğunu ifade etti. Gül İtalya yolunda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

– Doğal bir süreç mi yaşıyoruz?

Hak etmediğimiz bir ortam içindeyiz. Hak etmediğimiz tartışmalar yaşanıyor. Nasıl kaynaklandı, ne oldu, bu ayrı bir konu. Bu mikro detaylara girmek istemem.

Dili gözden geçirmeliyiz

– Türbülanstan nasıl çıkılır?

Türbülans lafının boyutunu çok büyütmek kanısında değilim. Türbülansa girersiniz, çıkarsınız. Şimdiye kadar türbülansta düşen bir uçak yok. Ama yolcuları rahatsız eder. Boyutunu büyütmeyin, kasırga fırtına esiyormuş gibi almayın. Ama hepimiz görüyoruz, manşetlere, konuşulanlara baktığınızda, keskin bir ortam var. Bundan çıkmanın yolu, konuşulan dil çok önemli, hepimiz için. Söylem tarzlarımız biraz gözden geçirilirse, bu birden havayı değiştirir kanaatindeyim.

Kurumlar arası birlik var

– Yaşanan sürecin mahiyeti ve bununla nasıl baş edileceği konusunda devletin tepesinde, buradaki kurumlar arasında fikir birliği var mı?

Devlet organları arasında farklılıklar yok, Cumhurbaşkanlığı, hükümet, yüksek mahkemelerin başkanları ve diğer önemli kurumlara baktığınızda… Söylediğiniz konudaki problemlerin çözülmesi ancak hukuk çerçevesi içinde mümkün olabilir. Bunun ötesinde zaten başka bir şey yapamazsınız. Hukuk çerçevesi içinde yanlış gördüğünüz, devlet için bu tip davranışlar doğru değildir dediğinizde, bunların hukuk çerçevesi içinde düzeltilmesi bir noktada görevdir. Bunlar yapılırken yanlışlar olursa, hukuk dışı olursa, yine mekanizmalar var.

Problem olmasa duman olmaz

-“Bürokrasi içinde ayrı bir dayanışma içinde davrananlar var” demiştiniz. Buna ne tür bir müdahale münasiptir?

Devlet sistemi içinde bazı kurumlarda farklı dayanışmalar var, bunun bazı örnekleri var. Bunlar hukuk çerçevesi içinde düzeltilebilir. Bunun düzeltilmesinden daha normal bir şey olamaz.. Hatta bu dayanışmalar dini olabilir, etnik olabilir, dolayısıyla bunların bir hukuk devletinde devlette çalışanları hepsinin sadakati önce anayasa kanunlar ve devlete olacaktır. Varsa alacakları bir direktif, hiyerarşik bir sistem içinde kanunlar içinde olmalıdır. Bunun dışında başka bir şekilde dayanışma olursa, buna hukuk çerçevesi içinde müsaade edilmez, hangi saikle olursa olsun…

– Problem olduğunu kabul ediyorsunuz…

Bir problem olmasa bu kadar duman da çıkmaz…

Tüm gücümü kullanıyorum

– Bardağın dolu tarağını anlatıyorsunuz. Ama bir de boş tarafı var. Suriye malum. İçeride de kırıcı bir tartışma var. Bunlar sizi rahatsız etmiyor mu? Yatıştırıcı adımlar atmayı düşünmüyor musunuz?

Bardağın dolu tarafını görerek Türkiye’nin ufkunun, geleceğinin parlak olduğunu göstermek durumundayız. Şüphesiz ki bardağın boş tarafları da vardır. Boş tarafları benim aleni bir şekilde konuşmam için bazı engeller var. Yeri geldiğinde eleştirel bakışlarımı paylaşıyorum kamuoyuyla. Ama bazı şeyler de var ki, bunları Cumhurbaşkanı kimliğimle özel yapabilirim. Ama bu konuların hepsinde duyarsız mı kalacağım? Belki çoğunuzdan daha duyarlıyım. Ama bunları daha özel bir şekilde ele alıyorum. Yani bu konuların aşılması için gücümü katkılarımı kullanıyorum, bunları toplantılarda kurullarda baş başa görüşmelerimizde söylüyorum. Yüz yüze bakamayacak duruma gelmek lazım. Yanlışlar hukuk yoluyla düzeltilmeli.

MİT’in aleni tartışılması doğru değil

– MİT ile ilgili tır tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her devletin istihbarat teşkilatı vardır. Bu, devlet olma vasfının şartıdır. Güvenlik meseleleri kesinlikle ihmal edilemeyecek konulardır. Ama şu da bir gerçektir ki, istihbarat faaliyetleri de böyle aleni işler değildir. Bunlar örtülü meselelerdir, devletin, milletin ali menfaatleri için, halkın güvenliği için polis ve TSK varsa, o da kendisine verilen görevleri yerine getirecektir. Ben istihbarat teşkilatının bu kadar aleni gündemde tutulmasını, tartışılmasını doğru bulmam.

Hesabı gereken yere verirler

İstihbarat teşkilatının bu kadar ağızlarda olmasının, bu kadar sayfalarda olmasının iyi olmadığı kanaatindeyim. Hesaplarını vermeleri gereken makamlara verirler. Çevremizde büyük kırılmaların yaşandığı bir coğrafyadayız. Gelecekle ilgili çalışmaları ihmal edemez. Güney sınırlarımızın ötesi çok değişmiştir. Bu gerçekler karşında Türkiye’nin ileride kendisine tehditlerin ortaya çıkmaması için muhakkak milli istihbarat teşkilatına da görevler düşmektedir. Onun faaliyetleri de kanunlar çerçevesinde olacaktır.

SİYASİ VE EKONOMİK İSTİKRAR VAR

– Son dönemde Batı basınında ekonomik ve siyasi alanda istikrarsız bir Türkiye fotoğrafı inşa ediliyor sanki…

Basın olarak siz nasıl bakarsanız, Batı basını da öyle bakar. Daha sivri tarafları ön plana çıkartır, daha tartışılır halde göstermek ister. Bu basının tabiatıyla ilgili. ‘Niye eleştiriyor kardeşim, olumlu taraftan baksın’ dediğinizde, o zaman basın olmuyor, başka bir şey oluyor. Ekonomimizde de çok yüksek boyutlu olmasa da ufak bazı dalgalanmalar oluyor. Bütün bunlara rağmen şu da bir gerçek ki Türkiye’de siyasi istikrar var.

Toptancı yaklaşmayalım

Dışarıdan çok kasıtlı olarak kötü göstermek isteyen çevreler olabilir ama bunu toptancı bir şekilde “dışarısı kötü göstermek istiyor, kampanya yapıyor” diye düşünmek doğru değil. Unutmayalım ki, bir zamanlar bizim için “Türkiye’nin reformcu hükümeti” diye manşet atan gazetelerdir bunlar. Bazen “sırıtıyor, çok kasıtlı, çok aleyhte” dediğiniz yazılar da var. Hepsini toptancı şekilde Türkiye düşmanı gibi görmemek gerekir. O zaman yanlış yaparız ve herkesi Türkiye’nin düşmanları safına yerleştiririz.

ÖYM’ler için Başbakan doğru söylemiş

– Başbakan’ın özel yetkili mahkemelerin kapatılacağı açıklamasına nasıl bakıyorsunuz?

Bunun hikayesi eskidir. 2004’te yasayla bu özel yetkili mahkemeler kurulurken, ben itiraz etmiştim. Maalesef o zaman bugün özel yetkili mahkemelerden en çok şikayet eden çevreler, bu mahkemelerin önemini ve devamını çok arzu ettiler o zaman. Bir mahkemeye özel etiketini koyduğunuz andan itibaren işte o da özel davranmaya başlıyor. (Başbakan’ın ÖYM’ler kaldırılacak açıklaması hatırlatılınca) Doğrusu, Sayın Başbakan çok doğru söylemiş.

İnternette özgürlükten yanayım

– İnternetle ilgili bir düzenleme gündemde, önünüze geldi mi?

Getirilmek istenen düzenlemenin detaylarını bilmiyorum. Ama ben bu konularda genel olarak özgürlükçü düşünürüm. İnternet dediğiniz öyle bir okyanus ki, ancak okyanusu acarken çocuklar ve korunması gereken kesimler açısından tedbirli alternatiflerin olmasını da doğal karşılarım. Böyle bir okyanusta kimsenin simidi olmadan denize atılmasını da doğru bulmam.

İSTİHBARAT : Bilmece, bulmaca, devlet sırrı açıklamaca.

Bir bulmaca soracağım. Cevap için beş saniyeniz var. Bildiniz bildiniz, bilemezseniz mecburen bir devlet sırrı açıklayacağım.

Başlıyoruz.

Soru: Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ne iş yapar?

Biiiir, ikiiiiii, üüüüç, dööört, beeeeşşş…

Bilemediniiiiiiz!..

Cevap: Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yasanın hatta Anayasanın kendisine verdiği görevleri yapar gibi görünür. Ama aslında onun rutin işi devletimizin ne kadar yufka yürekli, ne kadar yardım sever, ne kadar yokluk, yoksulluk çekenlerin derdine deva olduğunu kanıtlamaktır.

Bu amaçla çok sayıda TIR almış ya da kiralamıştır ve rutin olarak TIR nakliyeciliği yapar.

MİT’e eleman alınırken asıl sınav TIR kamyonlarını yardan aşırıp, sınır kapısından geçirip hedefine ulaştırıp ulaştıramayacağındadır. Sınavı geçip, mesleğe alınıp kıdemli olanlar TIR şoförü olur; acemi olanlar da şoför muavini olarak görevlendirilir.

Mesela Suriye’de zalim Baas rejimi, halkının Nusayri (Arap Aleviliği de deniyor) kesimini balla börekle beslerken Sünni kesimini aç açık mı bırakıyor; MİT hemen kolları sıvar; TIR’lara bebek aspirini, bebek maması, süt, lahmacun, muhallebi, kesme şeker, sıvı yağ, margarin, battaniye, kalın çorap, nohut, bulgur yüklenir ve TIR’lar yola çıkar.

Tam sınır kapısına yaklaşırken Cemaat’ın hain ve zalim savcıları yolu kesip TIR’ları durdurur ve aramaya kalkışır. Çoğu zaman arayamazlar. Çünkü jandarma ve polis adli kolluk olarak kimden emir alacağını artık iyi öğrenmiştir. Kanuna değil valiye bakar. Vali Ankara’ya bakar. Ankara Başbakan’a bakar ve savcılar da çekip giden TIR’ların ardından bakar.

Vali demeç verir:

"19 Ocak 2014 günü Adana – Ceyhan istikametinde seyreden üç araçta, Cumhuriyet Savcılığının talimatı ile yapılan kontrollerde, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın rutin görevlerini ifa eden personelin bulunduğu anlaşılmıştır. Söz konusu personel gerekli incelemeyi müteakip, rutin görevlerini ifa etmek üzere kontrol noktasından ayrılmışlardır"

Ancak valinin işaret ettiği “gerekli inceleme” sırasında TIR’larda mühimmat denen mermi, havan topu başlığı, el bombası filan gibi askeri malzeme sandıkları bulunduğu ortaya çıkmıştır.

Ama ne gam!

MİT, insani yardım malzemesini, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKE) deposunda bulunan ve kullanılmayan sandıklara koymuştur ve olay bundan ibarettir.

Tabii bazı fesat ruhlu kişilerin, özellikle gazetecilerin fitne yaratacak sorularından etkilenip “Madem insani yardım malzemesi, niye gizli; niye TIR’ların aranmasına karşı çıkılıyor” diye soranlarınız çıkacak.

Çıkmasınlar…

Gizlidir, çünkü tersi yüce devletimizin yardımseverliğine, hamiyetperverliğine yakışmayacak bir kibirle “Bakın biz Suriye’nin yoksullarına, zor durumdaki insanlarına ne büyük insani yardımlarda bulunuyoruz” gibi bir öğünme, böbürlenme tavrı ortaya çıkacaktır.

Bu yüce devletimize yakışır mı, ?

El cevap: Elbette yakışmaz.

Günah da gizli, sevap da gizli dememiş mi atalarımız?

Zaten asıl açıklamayı Hükümet Sözcüsü yapacaktır ve kestirip atacaktır:

– MİT’in TIR’ındaki malzemeler hiç kimseyi ilgilendirmez…

Çünkü devlet sırrıdır. Bu devletin sırrı da ne Türkiye Cumhuriyeti savcılarını, ne Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını ilgilendirmez. Sadece Papua –Yeni Ginelileri ilgilendirir…

İtirazı olan?

Yok.

Öyleyse dağılın!

ERGENEKON DAVASI : Gizli tanık “Dilovası”nın kimliğinin açıklamasıyla ilgili dava

İSTANBUL (AA) – Ergenekon davasının gizli tanığı "Dilovası"nın kimliğini açıklaması sebebiyle açılan davanın görülmesine başlandı.

Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Ergenekon davasından tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile Perinçek’in avukatı Mehmet Nuri Aytekin katıldı.

Kimlik tespitinin yapılması ve iddianamenin okunmasının ardından savunmasını yapan sanık Doğu Perinçek, suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Ergenekon davasının gizli tanığı "Dilovası"nın gerçek adını yazılı basından öğrendiğini ifade eden Perinçek, sol bir terör örgütüne mensup olan tanığın, Türkiye aleyhine çeşitli eylemlerde bulunduğunu iddia etti.

Tanığın isminin, Ergenekon davasında zikredildiğini kaydeden Perinçek, duruşma tutanaklarını ve görüntülerin mahkemeye gönderilmesini talep etti.

Perinçek, "Savunma yaptığım tarih olan 27 Ocak 2009’dan yaklaşık 3,5 sene sonra kasıtlı olarak hakkımızda suç duyurusunda bulunulmuştur. Bir suç söz konusuysa, beklenmeksizin derhal yerine getirilmesi gerekirdi. Suç duyurusunun iyiniyetten yoksun olduğunu düşünüyorum" dedi.

Perinçek’in avukatı Mehmet Nuri Aytekin, gizli tanığın kimliğine ilgililer dışında ulaşılamayacağını ifade ederek, "Ortada işlenemez bir suç vardır. Doğu Perinçek’in yargılandığı dava dosyasının 43. celseden önceki celselerde de gizli tanığın ismi zikredilmiştir. Dolayısıyla bir suç varsa bu celsede de işlenmiştir. Müvekkilimin savunmasının alındığı 43. celseden geriye doğru 42 celsenin duruşma tutanaklarının incelenmesini istiyoruz" diye konuştu.

Aytekin, gizli tanığın kimliğinin açıklanmasının bir kere suç oluşturabileceğini, daha sonradan gizli tanığın isminin zikredilmesinin suç oluşturmayacağını söyledi.

Sanık Veli Küçük ise davadan dün haberini olduğunu belirterek, savunma hazırlamak için süre istedi.

Ergenekon dava dosyasının görüntülü duruşma kayıtlarının gönderilmesini isteyen mahkeme, savunması için sanık Veli Küçük’e de süre vererek, duruşmayı erteledi.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Gazeteciler ve Yazarlar vakfı ses kayıtları hakkında açıklama yaptı !

Gazeteciler yazarlar vakfı başkanı Mustafa Yeşil, Fetullah Gülen’in telefon dinlemesi hakkında konuştu. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, ses kaydıyla ilgili olarak, "Uluslararası alanda bu tür dinlemeler devletler tarafından yapılır" diyerek hükümeti işaret etti.

İşte açıklamadan notlar:

Aslında dershanelerin kapatılma düşüncesi ile kamuoyuna yansımış olan AK Parti ve Hizmet arasındaki huzursuzluk takdir edersiniz ki uzun yıllar AK Parti ile belli bir uzlaşı içinde katkıda bulunarak pozisyon belirlemiş Hizmet’in kazanımların farkında.

8-10 yıla yakın vesayetçi dönemin ardından AK Parti demokratik adımlar adına ciddi adımlar attı.

İnanç ve fikir özgürlüklerinin altının çizilmesi vesayete karşı mücadele AK Parti’yi desteklememizin en önemli sebepleri arasında yer alıyor.

Kamuoyunda bu ilkelerle kazanılmış hamle ve mesafe ve değerlerin özellikle dershanelerle endişeye düşüren, bir sektörü kaybetmek değil demokratik kazanımlarla ilgisi olmayan acaba geriye mi gidiyoruz endişesini taşıyan bir yaklaşımdır.

Dershanelerin kapatılması 2015 yılına kadar tehir edildi. 17 Aralık’ta meydana gelen yolsuzluk operasyonlarının direkt olarak camia ile ilişkilendirilmesi camia ile ilişkilendirilmesi kabul edilemez.

Zaman zaman yolsuzluklar olmuştur. Daha önceki dönemlerde de olmuştur. Yolsuzlukların ortaya çıkışı ile birlikte söylem son derece inciticidir. Zira Hizmet bugüne kadar kendisi sivil çerçevesi içinde kalma hassasiyeti ile kaldı. 50 yıllık hizmetin gerek eğitim gerek insani yardım ve yurtiçi ve yurtdışı katma değerle birlikte belli çevrelerin ithamları 8 yıl yargılama konusu yapıldı.

Operasyonların yapılması ile birlikte zarar ve dış ayak vurgusu sanki bir cemaatin bir alternatif arayış içine girdiği Erdoğan‘sız bir AK Parti isteği asla hakikate dayanmamaktadır.

Özellikle hareket üzerine zaman zaman kamuoyunu aydınlatmak amacıyla açıklama yaptık. Emniyet ve yargıda yapılanma ile ilgili açıklama yaptık. MİT, çete örgüt meseleleri üzerine açıklamalar yaptık. Bununla ilgili duruşumuzu belirtmiştik.

Hizmet 50 yıllık süre içinde hesabını halka veren bir gönüllü teşkilattır. Attığı her adımı milyonların önünde atmıştır. Haşhaşiler olarak karanlık tarihe geçmiş, uyuşturucu kaçakçılığı olan, toplumu tehlikeye sokan illetli bir yapı olarak tarihe geçen Nizamül Mülk’ ile hizmetin benzetilmesi kabul edilemez.

Hizmetin için silahlar uyuşturucular koyalım örgüt listesine alalım iddiaları tutmadı.

İki polis bir jandarma ile terör örgütü ilan ederiz iddialarının olduğu süreçte bu hizmetle en ufak bir kaygımızın olmadığının altını çizeriz.

160 ülkede 2 binden fazla kurum kuruluşla gayret ve emeğin içindeyiz.

Ülkede hepimizin sorumluğu medyamızın sorumluğu çoktur. İdarecilerin sorumlulukları fevkalade önemlidir. Her söz-cümle kendi bindiğimiz gemiyi batırmaktan farkı yoktur.

Aslında yolsuzluk operasyonundan sonra yargıya müdahale, emniyet ve yargı mensuplarının yerinin değiştirilmesi, siyasi dilin kutuplaşması, öteleşmesi kamplaştırması bizim açımızdan endişe verici kaygı verici fırsat bekleyenlere altın tepsi içinde fırsat sunmaktır.

Ülkemizi temsil eden bütün vatandaşlarına kadar birleştirici kusurlarımızı görmeyerek ötekileştirmeden gönül gönüle söylemlerle yeni bir dönemi inşa edemezsek yarın bir araya gelemeyin sadece konuşamamaktan kontrolsüz her türlü mihrakların oyununa gelen mihrakların hedefi oluruz.

Ne olursa olsun bu ülkede hukukun üstünlüğü konusunda ittifak etmek zorundayız. Yargının hatalarını yargıyla çözmek zorundayız. Hukuku askıya aldığınız ülkede ifade özgürlüğünüz gider. Mahrumiyet, can güvenliğiniz gider. Toplumsal uzlaşı ve barış tehlikeye girer. Toplumsal barışta yöneticilerin duyarlı olmalıdır. Hukuk çevresinde kalmak şartıyla devlet bünyemizin içinde ur telaki eden yapı varsa bütün delilleriyle hukuk çevresinde üzerine gidilmeli. Ancak elde bir delil bir isnat edilecek belge olmadan bir kitleyi itham etmek milyonlarca sevgilisi olan bir hareketi çeteyle örgütle itham etmek ve yine yapılan bütün çalışmaları görmezden gelerek yanlış tarihi referans vermek tehlikeli ve endişe vericidir.

Yargılamalarda hiçbir şey kusursuz olmuş denemez. Vesayetin yıkılmasında önemli rol alan yargılamanın ardından bugün çete ve cunta şeklinde adlandırmak anlamak mümkün değil.

Kazanımların kaybedilmemesi meselesi AK Parti’nin geçmiş dönemlerde referans ettiği ve üzerinde durduğu hukukun üstünlüğü, ab normları konusunda bu savrulmanın önüne geçilmesi gerekir.

Hukuk çerçevesi içinde kalmak zorundayız. 17 Aralık Yolsuzluk operasyonu ile birlikte yolsuzluklar üzerine gidilmedikçe konuşulanlar gündem saptırması olarak algılanacaktır. Yolsuzluk yapanlar olacaktır hukuk onların üstüne gidecektir.

Dinlemelerle ilgili olarak uluslararası alanda devletin güvenlik güçleri tarafından yapılmamışsa bunlar ancak devlet aracılığı ile bulunabilir.

Bankasya gündeme getirildi. Karışıklığın içinde bir banka iradi ve kasıtlı olarak batırılmak istenmesine karşılık Sayın Gülen’e itibar ederek değişik yollarla fikirlerini beyan eden insanların fikirlerini almak kadar doğal ne olabilir.

Hoca Efendi zaman zaman dostlarının telefonu vasıtası ile duygu ve düşüncesini aldığı zamanlar olmuştur. Gülen ile konuşmak suçmuş paylaşmak büyük bir cürümmüş örgüt işiymiş havasında yansıtma anlayış ve zihniyet açısından nerelere kadar savrulduğumuzu ortaya koyuyor.

Ben bu savrulmaya bir örnekte vermek istiyorum. AB büyükelçileri ile yapılan toplantının birisine konuşmacı olarak davet edildim. Toplantılar AB dönem başkanı tarafından organize ediliyor. Davet edilen konuşmacının 40 dakika konuşma ve yarım saatlik soru cevapla yapılan bir toplantıdır. Hizmetin temel ilkeleri ile ilgili 25 dk. Sunumdan sonra yarım saat soruya cevapla iştirak ettim. Bu programı web sitemizde haber olarak yayınladık. Bazı gazeteler aldı haber yaptı. Ancak bu organizasyon 21-22 Aralık gibiydi adeta maalesef temsilcilerimizin nezdinde adeta operasyonun dış ayağı olarak nitelendirilmiş ve casus sıfatıyla iştirak etmem gündeme getirilmişti. Açık bir toplantıydı. Sorular açık ve ortadaydı. Davet eden AB dönem başkanıydı büyükelçileriydi. Davet edilen BM Türkiye’de sadece genel danışmanlık statüsünde olan vakfın başkanıydı. O toplantıya Türkiye’den de katılım vardı.

Geçmiş dönemde irticanın merkezi atılarak toplumuzda meydana getirilen huzursuzluk bugün kaygı ve endişeyle izlediğimiz camia ile yapılmak isteniyor. Yıpratma işlemi milyonlarca seveni dışında ülke açısından ciddi yıpratma çalışmasıdır. Camianın içinde örgüt, çete, paralel yapı olduğu tamamen iftira töhmet olduğunu söyleyebiliriz. Bunu söyleyenler en az hukuki olarak bilgi belge ortaya koymaları gerekmez miydi? Dosya yargıya intikal eden konularla ilgili kaygılarınızı ifade ederken yargıya uğramamış konuları nasıl seslendirebiliyorsunuz. Bunlar ciddi sorumluluk oluşturan ülkenin geleceğini riske eden yaklaşım ve değerlendirmelerdir.

Bu ülkenin en zirvesinde olan insandan sokağında olan insanına kadar herkesi bilinçli ve şuurlu katkı yapacak bir üslupta olmasını arzu ediyorum.

Hukukun üstünlüğü noktasında kararlı yürüyüş tek kurtuluş noktamızdır. Milletin sorumluluğunu üstlenen insanlar bunu yapacağı kanaatindeyiz. Kim bu noktada bir adım atarsa hizmet 10 adım atmaya hazırdır. Elverir ki kırılan ilişkilerin tamiri yeniden ülkenin kayıplarını telafi söz konusu olsun.

SORU VE CEVAPLAR

17 Aralık’tan bugüne kadar yaşadığımız süreçte hizmetin bir rolü olmadığını iftira olduğunu söylediniz. Dışarıdan baktığınızda yaşadığımız bir baş döndüren olaylar silsilesi var. Sizce ne oluyor?

17 Aralık yolsuzluk operasyonu yapılıp yargıya intikal etseydi, zanlılar normal prosedür içinde yargılama devam etseydi bu ülke AK Parti iktidarında Ergenekon ve Balyoz süreci yaşandı. O süreçte böyle bir kriz yaşandı. Eksiğiyle kusuruyla yargı işleyebilseydi bunu yaşamazdık. Hukuk kendi kriterleri içinde işlerken bir müdahale konusu olmadan emniyet yargı vazifesini yapabilseydi hukuk askıya alınmasaydı bugün bu denli kaygılı hissetmeyecektik.

Soru 2

Hizmet bütün gücünü hukuktan şeffaflıktan almaktadır. Siz gönüllü bir kuruluşsunuz. Kimseye bir şey vaat etmiyorsunuz. İnsanlık için hizmet ediyor onlardan bir şey istemiyorsunuz. Almak üzerine değil vermek üzerine işler. Vermek üzerine işleyen bir çete gördünüz mü hiç. Depremzedelerin yardımına koşan, dünyanın birçok ülkesinde okul açan, eğitim kurumları açan bir çete gördünüz mü? Buna çete denemiyorsa neye çete denir bunun açıklanması lazım? Kastettiğimiz şunlardır, şu insanlardır demezseniz doğru olmaz?

Ses kayıtları düştü sizin ifade ettiğiniz gibi olumsuzluk teşkil edecek bir şey yoktur. Bunu ya güvenlik güçleri yâda illegal bir yapı dinledi. Devamlı hizmet hareketi itham altında bırakıldı. Dünkü ses kaydıyla ortaya çıktı ki bunu hizmete de yaptılar. Bu suç değil mi?

Malum hizmetin değişik zaman ve zeminlerde maruz kaldığı iftiralar oldu. Yargıya intikal edenler beraat etti. Özellikle siyaset alanında kaset skandalı ilgisinin olması söz konusu değil. Kasetler siyasetçiler etrafında dönüyor. Zemini kaybedenler başka bir alan açıyorlar. Hizmet bir parti kurmama ya da bir partinin içinde ya da dışında olmamayı deklare etmiştir. Siyasiler etrafında cereyan edenler arasında ne gibi bir gayesi olabilir. Maalesef bu algı üzerinden yıpratma etkisizleştirme gayretleri dün de oldu bugün de olmuştur. Muhtemelen hizmete karşı bir psikolojik hareket oluşturulmaktadır. Gülen çetenin başı insanlar onunla konuşuyor görüşüyorlar. Gülen ile görüşmeyi konuşmayı birçok gazeteci arkadaş yaptı. İş dünyasından yaptı. Bu ses kayıtlarını dinlediğinizi de Gülen ile oturup konuşanlar suçlu algısı oluşturuluyor. Bunu devlet gücünde birisi yapmıştır bunu devlet bulmak zorundadır.

Avukat: Kişilik hakları düzenlemeleri bulunmaktadır. Hoca efendinin avukatları gerekli başvuruyu yapacak. İllegal dinlemenin cezai yaptırımları olduğu kanunlarımızda var.

Yolsuzluk operasyonları ile ilgili hizmet hareketinin bazı şeyleri üzerine aldığı yönünde söylemler var. İktidar tarafından. En direk söylenenleri üzerinize aldığınız söyleniyor. Yolsuzlukla hizmet neden bu kadar ilgileniyor? Ayrıca korkmuyor musunuz?

Şu anda bir soru içinde 22 tane soruya nasıl cevap vereceğiz bilemiyorum. Ama uzman birisine verelim sözü.

Cemal Bey: Şimdi ben sorularınıza direk cevap vermeden bir iki husus var onları paylaşalım. Kendisinin de söylediği gibi 160 ülkede faaliyet gösteren hizmetin huzur güven ve istikrara ihtiyaç duyuyor.

Talihsiz bir döneme şahitlik ediyoruz. Hoca Efendi hakkında açılan hukuk tarihinde görülmeyen tek kişilik silahsız terör örgütü davası var. Dünya tarihinde böyle bir davanın Nuh Mete Yüksel iddianamesinde o isnatlar bugünlerde o günlerin mağdurları isnatlar tekrarlanmaktadır. Tarihin ironik şekilde tecellisi.

Neden hizmet hareketi tartışmaların odağına oturtuluyor. 1965 yılında da rahmetli İsmet İnönü seçimi kaybedince beni Nurcular yıktı dedi. 1970’li yıllar geldi her taşın altından komünistler, faşistler çıkardı. Dönem dönem bu faturayı kesecek birileri aranıyor. Bu dönemde de bu hizmet hareketinin gibi anlaşılıyor. Genel anlamda buna irtica deniyordu, rağbet görmeyen kâğıt olunca yerine hizmet konuldu.

Hizmet savcıları yönetiyor mu? Böyle bir şey olamaz. Yargıda, orduda Hoca efendiye gönül vermiş insanlar olabilir. Kitapları 600 bin basılıyor. Böyle bir iddia varsa bu ortaya çıkarılmalıdır. Sabun kirlenmişse kendi kendini temizler. Hukuk kendi kendini temizler. Hukuka da güvenmiyorsanız neye güvenebilirsiniz.

Kasetler de isnattır başka bir şey değildir. Ortaya dökülmesi gayri hukuki ve gayri ahlakidir. Bunu kim yapıyorsa ortaya çıkarılmalıdır. Yakışıksız bir durumdur.

Hizmet hareketinin oy rengi. 30 Mart sonrası sonucu görürsünüz. Anketlerden görürsünüz.

Neden diğer cemaatler değil de hizmet üzerine alınıyor. Son 2 yıldır Mavi Marmara ile başlayan sabah, Star, Yenişafak gibi bazı gazeteler bunu gündeme getiriyor. Paralel yapı gibi. ABD ve İsrail ile ortak hareket gibi. Hocaefendi ortam gergindi yatıştırıcı bir rol üstlendi. O rolün siyasilerin de tavrıyla doğrulandığını gördük. Mavi Marmara’ya donanma eşlik edecek dedi. İsrail övülüyor gibi deniliyor. Masum insanların üstlerine gönderiyorsunuz. ABD ile kavga ederek bir yere gelinmez demek Amerikan uşaklığı olmuyor. Bir arada yaşama oluyor. Bir anda delil olmadan ABD uşağı oldu. Türkiye’nin menfaatlerini düşünmüyor deniliyor. Somut bir şekilde hizmet hareketinin ülke aleyhine yaptığı bir şey yoktur. Böyle bir şey yoktur. Ama tersine o kadar çok şey var ki. TUSKON, Türkçe olimpiyatları gibi çok olumlu şeyler vardır. 1 milyon 200 bin satan bir gazete var. Kürt sorununa karşı olduğu söyleniyor. Bunu nereden çıkarıyorlar anlamak mümkün değildir. Kürtçenin devlet okullarında okutulmasını teklif etti. Gülen Kürtçenin insan hakkı olduğunu beyan etti. Barış olursa orada okul açacaktır. Oslo görüşmesi sızınca başbakan PKK yaptı demişti. Şimdi hizmet hareketinin üzerine atıyor. Onlar olmamış gibi MİT, KCK sanki başbakan KCK tutuklamalarına destek olmamış gibi manipülasyon yapıyor. Hizmet hareketi Abant, GYV ile sorunun çözülmesi için gayret ediyor. Hizmet hareketi Kürt, Alevilik sorunu gibi tüm sorunların çözümü için çaba sarf ediyor. Herkesin hesap sorabildiği denetimin tam olduğu ülkede ülkeyi ele geçirseniz de işe yaramayacak. Bugün bunu savunmayanlara niyetiniz nedir diye sormak gerekir.

Dinlemelerle ilgili suç unsuru olacak bir durum olmadığını görüyorum.

Normal dinlediğinizde laboratuvarlarda analizleri yapılmamış. Analize ihtiyacı var.

Didişme AK Parti ile Hizmet hareketinin başlangıç noktası nedir?

Hizmet partilerle ilişkilerin ilkesel yürüttü. 2010 referandum sonrasında Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterlerini temel alındığında endişelerimizi dile getirdik. Bu açıklamaları gündeme getirme siyasi partinin 7 yıldan beri alışageldiği desteğin bazı karşısında çizgi alması sıkıntıya sokmuş olabilir. Biz ülkenin menfaati ile AK Parti’nin yaptıklarının takdiri ile birlikte yapılacakları söyledik. Başarılı görülen 6-7 yılı hukukun üstünlüğü ve AB sürecinde kazandık. Bu kazanımlardan uzaklaşılmamalıdır. Hizmete yakın insanların tasfiyesi bu huzursuzluğu daha açık hale getirdi. Sadece dershane değil kazanılan kazanımların kaybedilmemesi gerekiyor. AB’ye döndüğümüz yüzümüzü o cepheye doğru oraya doğru tevcih edildi. AK Parti’nin attığı adımlar o yönde. Bu sürecin yavaşlaması Şangay örgütüne girme mevcudiyeti Türkiye’nin kazanımları açısından endişeye sevk ediyor. Bu ülkede bizim özgürlüklerin artırılmasına ihtiyaç var. Bunun hukuk zemininde arayışa girmemiz gerekir bunun dışındakiler bizi meçhule sevk eder.

Başbakan açıklamalarında örgütün üst yönetimi ile masum insanları ayıracağız diyor ne düşünüyorsunuz?

Örgütün üstü varsa altı da var. Üstü sorumluysa altı da sorumludur. Yapının bir görüneni var bir de görünmeyeni var diyorsanız bunun da belgeye ihtiyaç var. Hukuk çerçevesinde bilgi ve belge ortaya sunmanız lazım.

Başka bir yardım kuruluşunun toplantısında sizinle ilgili suçlama yapıldı ne diyeceksiniz? Bayraktar’ın istifası çok dikkat çekti. Gizlice İstanbul’a geldiği ve fikrini değiştirdiği yönünde iddiaya ne diyeceksiniz?

Hayalin ucu çok açık. Siz bazı senaryoların içine sokmak isterseniz zorlanmazsınız. Asgari hukuk çerçevesinde bir şey söyleyecekseniz asgari hukuk şartlarına riayet edilmeli. Hizmet hakkında söylenenleri bilmiyorum. İfadelerin hepsini iddia, iftira töhmet olduğunu söyleyebiliriz. Bunu ifade etsinler yargıya müracaatların yapsınlar. Bunun ötesinde bir şey söyleyemeyiz.

Erdoğan Bayraktar’ın hizmetten birisiyle görüşmesi çok iyi bir senaryo. Uzun süre AK Parti’de görev yapan bir insanın arkadaşlarıyla ilgili fikrini söylemesi hizmetle bağdaştırmak insan ilişkilerine ters bir durumdur. Bir tespiti kamuoyu ile paylaşmanın vakti gelmiş. Şahin de bazı ifadeler kullandı. Abant’a iştirak ettiğinde paralel yapıdan en küçüğüne şahitlik etsem müsamaha etmezdim iftiradır sözlerini bir bakanın ağzından duymak manidardır. Bayraktar’ın sözlerini birilerinin yakıştırması olarak görüyorum.

PARİS SUİKASTLERİ DOSYASI /// Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)’ten Paris’te 3 Kadının Öl dürülmesiyle İlgili Açıklama

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), geçen yıl Paris’te PKK’lı üç kadının öldürülmesiyle ilgili iddiaları yalanladı.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), geçen yıl Paris’te PKK’lı üç kadının öldürülmesiyle ilgili iddiaları yalanladı. MİT’in açıklamasında, “Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan cinayetleriyle Teşkilatımızın kesinlikle bir ilgisi bulunmamaktadır.” denildi.

Paris’te üç PKK’lı kadın öldürmekten önceki gün tutuklanan Ömer Güney’e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı sosyal medyada yayınlanmıştı. Ses kaydında, Ömer Güney’in MİT’çi olduğu belirtilen iki kişiyle Paris’teki cinayet planıyla ilgili konuşmalar yer almıştı. Dün yayınlanan bir belgede ise Ömer Güney’in Sakine Cansız’a suikast yapması için MİT’ten talimat aldığı iddiası yer alıyordu.

MİT’ten yapılan açıklamada, bu iddialar yalanlanarak, yayınların çözüm sürecinde aktif görev alan teşkilatı yıpratma amaçlı olduğu öne sürüldü. MİT’in açıklaması şöyle: “Son günlerde basın yayın organları ve sosyal medyada yer alan bazı ses kayıtları ve belgeler aracılığı ile Teşkilatımızın Paris’te öldürülen PKK’lılar konusu ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Söz konusu yayınların, Çözüm Süreci’nde aktif rol üstlenen Teşkilatımızı yıpratmaya ve bu süreçte görev alan personeli deşifre ederek görevlerini yapamaz hâle getirmeye yönelik bir operasyon olduğu değerlendirilmektedir. Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan cinayetleriyle Teşkilatımızın kesinlikle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte söz konusu iddialar ile ilgili iç bünyemizde gerekli idari soruşturma başlatılmıştır.

Teşkilatımız 2937 sayılı yasa ile kendisine verilen görevi kanunlar çerçevesinde yerine getirmekte olup, bundan sonra da görevini bu çerçevede sürdürmeye kararlılıkla devam edecektir." CİHAN

Haberimport.com : http://www.haberimport.com/haber/milli-istihbarat-teskilati-mitten-pariste-3-kadinin-oldurulmesiyle-ilgili-a-326695.htm#ixzz2qVW9lFZ4

KCK DAVASI : İlker Başbuğ’dan şaşırtan açıklama

Balyoz ve Ergenekon davalarında yargılanan ve halen Silivri’de tutuklu bulunan eski Genelkurmay Başkanı, emekli Orgeneral İlker Başbuğ, KCK davası sanıklarının da yeniden yargılanması gerektiği mesajını verdi.

Balyoz ve Ergenekon davalarında yargılanan eski Genelkurmay Başkanı, emekli Orgeneral İlker Başbuğ, KCK davası sanıklarının da yeniden yargılanması gerektiği mesajını verdi.

Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer’in sorularını yanıtlayan Başbuğ, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun girişimleriyle gündeme gelen ‘yeniden yargılama’ konusunda, “Sayın Metin Feyzioğlu’nun çalışmalarını takip ediyoruz. Bize göre gerçekçi. Çünkü görüyorsunuz yargı alanında olağanüstü bir dönemden geçiyor Türkiye. Olağanüstü şartları olağan tedbirlerle aşmak zor. Ancak olağanüstü tedbirlerle aşabilirsiniz. Meclis Başkanımız Cemil Çiçek bile ‘Yargı bağımsızlığı öldü’ dedikten sonra yargıyı, kaosu aşmak için olağanüstü tedbirler lazım. Madem herkes ÖYM’ler kalksın diyor, madem çoğunluk terör mahkemeleri kalksın diyor, uzun tutukluluktan rahatsız oluyor, o zaman yeniden yargılama yapılsın. Biz bu öneriyi çözüm olarak görüyor, koşulsuz destek veriyoruz” dedi.

İlker Başbuğ, ‘yeniden yargılama’nın, Balyoz ve Ergenekon davalarının yanı sıra KCK yargılamalarını da kapsaması konusunda ne düşündüğünün sorulması üzerine şu yanıtı veriyor: “Eğer yeniden yargılama olacaksa ‘Bana olsun, ona olmasın’ diyemeyiz. ÖYM’ler kalktığında bu antidemokratik mahkemelerin elindeki tüm dosyalar genel yargıya gitmelidir.”

Başbuğ, Utku Çakırözer’in, “Size göre neden iki yıldır Silivri’desiniz” sorusuna ise, “Bunun yanıtını son kitabımda (Suçlamalara Karşı Gerçekler) bulabilirsiniz. Elimde somut delil olmadan kimseyi itham edemem. Ama ben kendi söylediklerimi biliyorum. Ulus devlet, üniter devlet ve laik devleti savunduğumuz için buradayız” cevabı veriyor.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: