Etiket arşivi: Balyoz

ERGENEKON DAVASI /// Ergenekon ve Balyoz sanıklarına şok !

TBMM’ye sunulan 22 maddelik kanun teklifinde, tutukluluk üst sınırının 10 yıldan 5 yıla indirilmesini öngören maddeden Balyoz ve Ergenekon sanıkları yararlanamayacak.

Özel yetkili mahkemeler kaldırılacak, ellerindeki dosyalara ağır ceza mahkemeleri bakacak.

Kanun teklifi 22 maddeden oluşuyor.

22 maddelik Demokratikleşme Paketi’nin önemli başlıkları şunlar;

*Özel Yetkili Mahkemeler tamamen kaldırılıyor

*Özel Yetkili Mahkemelerin baktığı dosyalara Ağır Ceza Mahkemeleri bakacak

*Mevcut dinleme kararları gözden geçirilecek

*Dinleme kararını Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti verecek

*Dinleme kararı için mahkeme heyetinin oy birliği şartı gerekiyor.

*Dinlemelerde suç dışı belge ve tapeler yok edilecek

*Tutuklama süresi 10 yıldan 5 yıla indirilecek (Ceza davalarında bu süre bir yıl daha uzatılabilecek. Üst sınırın 5 yıla indirilmesinden 130 sanık yararlanacak)

* Gözaltı kararı için kuvvetli şüphe gerekecek

*Mal varlığına el koymak için BBDK, SPK ve MASAK raporu şartı gerekiyor

ERGENEKON DAVASI /// HÜSEYİN KOCABIYIK : Ergenekon ve Balyoz lobisi

AK Parti Milletvekili Yalçın Akdoğan yazdığı bir köşe yazısında Cemaati kastederek "Milli orduya kumpas kurdular" diye yazdıktan sonra, Ergenekon ve Balyoz lobisi tam gaz harekete geçti.

Elbette bunun nedenlerinden birisi Yalçın Akdoğan üstadımızın öyle sıradan bir milletvekili ve sıradan bir karar alıcı olmamasıdır.

Yalçın Akdoğan hem gelişmiş devlet ve hukuk bilincine sahip bir siyaset adamıdır hem de insan olarak vicdan melekesi çalışan birisidir.

Söylediği sözü eleştirecek değilim, belki haklıdır belki değildir, ancak bu açıklamayı zamansız bulduğumu belirtmeliyim.

Bir kere Yalçın Akdoğan’ın söylediği bu söz belli ki yeni bir tespit değil; o zaman bu kadar pis bir kumpas ve böylesine bir adaletsizlik var idiyse niye bu meseleyi daha önce dile getirmedi?

Bu soru Yalçın Bey’e hayatının her karesinde sorulacaktır, buna hazır olmalı.

***

Meselenin bir başka boyutu şu: Konu hem Ergenekon lobisi hem de 17 Aralık darbecileriyle mücadele eden hükümet çevrelerinde öyle ele alınıyor ki, sanki bu ülkede hiç Ergenekon yoktu, Balyoz diye bir darbe girişimi hiç olmadı da Cemaat bu zavallı insanları karalamak, hapse tıktırmak için suç delili üretti.

Yapmayın beyler, ne kendinizi, ne de bizi bu kadar saf yerine koyun. Biz o dosyaları gördük, o dosyalarda çok şey var ve her şeyden önce darbe hazırlıkları var.

Zaten Yalçın Bey tartışmalar başka bir mecraya kayınca ve konu lobi tarafından istismar edilince o meşhur açıklamasını tavzih etme lüzumu duymuştu.

***

Sonuç olarak:

17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin yarattığı yargı sendromundan hareketle Ergenekon ve Balyoz darbecilerini aklama çabalarını son derece rahatsız edici buluyor ve buna başta istemeden de olsa Yalçın Akdoğan ve hükümetin neden olduğunu düşünüyorum.

Gerçek ters yüz edilemez; Ergenekon ve Balyoz dosyalarında sağlam suç kanıtları olan davalardır.

Oradaki yanlış, ki Yalçın Akdoğan muhtemelen onu kastetmiş olabilir, bu yargılamalar esnasında yapılan usul hatalarıdır.

Evet, Anayasa Mahkemesi’nin de tespit ettiği gibi bu davalarda çok hatalar yapılmıştır.

Yargılamayı yapan yapan hakim ve savcıların paralel yapıyla ilgileri önemli bir konudur.

Verilen cezalar yüksektir.

Lehte deliller yeterince değerlendirilmemiştir.

Muhtemel ki kurunun yanında yaş da yanmıştır.

Zaten bu sebeple de davaların yeniden ele alınması, yeniden bir yargılama yapılması; örneğin İlker Başbuğ’un derhal özgürlüğüne kavuşması gereklidir.

Ama söz konusu lobinin yürüttüğü bu davaların bütünüyle uydurma olduğu kampanyası hepimizin yaşadığı tarihle alay etmek anlamına geliyor.

O nedenle iki şeyi bir birinden ayıralım.

ERGENEKON DAVASI : Odatv, Balyoz gibi davalarda kullanılan virüsün kaynağı neresi

Balyoz, Ergenekon, Odatv gibi davalardaki dijital delilleri inceleyen Arsenal Adli Bilişim Şirketi’nin ABD’de araştırdığı bir olay, Cemaat’e bağlı devlet içindeki bir ekibin, devlet kaynaklarını kullanarak kendi işlerini gördükleri şüphelerini artırıyor.

Sol gazetesinden Yiğit Günay, ABD’li adli bilişim şirketi Arsenal’in şefi Mark G. Spencer’la yaptığı söyleşiye bugün de devam etti.

Röportajda Spencer, dijital delilleri inceledikleri Balyoz, Poyrazköy-ÇYDD, Odatv, Ergenekon gibi davalardaki komploları kuran kişilerin kim olduğunu tam olarak bilmemelerine rağmen bunun bir ekip olduğu izlenimi edindiklerini belirtmiş ve “Giderek kendilerini geliştirdiler” demişti.

Spercer’a göre gelişim, kabaca şu şekilde ilerledi:

"İlk dönemde kurulan dijital komplolarda çete, delil olarak alınan harddisk’lere ve CD’lere, sonradan başka bilgisayar üzerinden dosyalar ekliyordu. Bunun yakalandığı anlaşıldıktan sonra, teknik olarak daha dikkatli olmaya başladılar. Ardından Odatv’de, ofisteki bilgisayarlara dışarıdan kötü amaçlı yazılım vasıtasıyla kimi dosyalar yüklendi. Bu, daha profesyonel bir işti.

AKADEMİSYENE VİRÜS

Ancak gelişimin şimdiye kadar bilinen tepe noktası, ABD’deki bir olay gibi gözüküyor. 2013 Haziran ayı başında ABD’li bir kadın akademisyen, Harvard Üniversitesi’nden bir meslektaşından e-posta aldı. E-postanın konusu, “Fethullah Gülen Cemaati”ydi. Kadın akademisyen de, gönderen meslektaşı da Gülen Cemaati’nin ABD’deki faaliyetleriyle ilgileniyordu.

Ancak e-postayı gönderen kişinin adresinin “harvard.edu” yerine “hardward.edu” şeklinde olduğunu fark edince, ABD’li akademisyen Arsenal’le bağlantı kurdu.

Arsenal ve Rus bilişim şirketi Kaspersky’nin uzmanlarının çalışmaları, e-postada “Remote Control System”, Türkçesiyle “Uzaktan Kontrol Sistemi” adlı bir virüs bulunduğunu tespit etti.

ŞİRKET YANIT VERMEDİ

“Uzaktan Kontrol Sistemi”, İtalya merkezli Hacking Team adlı bir yazılım firması tarafından geliştiriliyor. Firma, bu sistemi yalnızca devletlere satıyor, özel kişi ve şirketlere satmıyor. Sistem, sızdığı bilgisayar veya akıllı telefondaki tüm özel yazışmaları, şifreleri ve benzeri bilgileri alabilmesinin yanında, makinenin mikrofonunu da açarak ortam dinlemesi yapılabilmesini ve Skype gibi sesli sohbet programları kanalıyla yapılan görüşmelerin kaydedilmesini sağlıyor.

Hacking Team şirketi, bu virüsü Türkiye’ye satıp satmadıkları yönündeki sorumuzu yanıtsız bıraktı.

Spencer, Kaspersky dışında hiçbir kurum, olayın aydınlatılması konusunda kendileriyle işbirliği yapmadığı için saldırıyı düzenleyenlerin kimliklerini açığa çıkaramadıklarını belirtiyor.

Fakat e-postanın konusu ve gönderen ve gönderilen akademisyenlerin çalışmaları, komplonun arkasında Cemaat’e yakın bir ekibin olması ihtimalini güçlendiriyor.

Hacking Team’in bu çok etkili yazılımı yalnızca devletlere satıyor olması, Emniyet veya İstihbarat içerisindeki Cemaat kadrolarının, bu yazılımı kendi amaçları için de kullanıyor olabileceklerine işaret ediyor.

Yıllarca süren ve Türkiye siyasetine damga vuran dijital delilli siyasi davaların ardından, kim oldukları açığa çıkarılmamış olan çetenin daha da tehlikeli hale geldiği ortada."

Odatv.com

ERGENEKON DAVASI /// BURHAN KUZU : ‘Ergenekon, Balyoz davalardaki deliller sahte çıkarsa özür dileriz’

Burhan Kuzu, ‘gelişmiş bir ülkede Başbakan’ın oğlu içeri alınsa helal olsun derdik ama Türkiye’de olursa bu demokrasinin göstergesi değildir’ dedi

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, CNNTürk ekranlarında Enver Aysever‘in sorularını yanıtladı. Kuzu, "Sabah kalktık İçişleri Bakanı’nın oğlu, Adalet Bakanı’nın oğlu, Başbakan’ın oğlu içeriye alınmış mesela. Gelişmiş ülkelerde olsa helal olsun derdik. Ama bu Türkiye’de ileri demokrasinin belirtisi değil ben seni de alırım demektir" dedi.

‘Solcular az hırsızlık yapıyor çünkü…’

Enver Aysever’in "Neden solcular genelde siyasi suçlardan içeri giriyor da sağcılar hırsızlıktan giriyor?" sorusuna, Kuzu, "Sol iktidara az geldiği için az hırsızlık yapıyor" yanıtını verdi.

‘Çayı fazla kaçırmıştım, tweet attım’

Kuzu, Gülen cemaati mensubu 2000 kişinin fişlenmesi olayını Twitter’dan açıklamasıyla ilgili olarak, "O gün yılbaşı gecesiydi. Çayı da biraz fazla kaçırdım. Gazetede gördüm, tweet attım. Listede 2000 kişi var dedim" gerekçesini öne sürdü.

‘Suriye’ye pek çok ülke silah gönderiyor’

"Suriye’ye pek çok ülke silah gönderiyor ama onlarınki yakalanmıyor."

‘Ergenekon ve Balyoz için gerekirse özür dileriz’

"Savcı Öz çok önceden Ergenekon, Balyoz davalarından çekildi. Hakkında çıkan haberler, basında önplana çıkması rahatsızlık yarattığı gibi. Savcı Öz benim üniversiteden öğrencim. Adalette ufacık bir leke bile rahatsız eder. Gerçekten Ergenekon’da ve Balyoz’da hatalar varsa düzeltilir. Ergenekon, Balyoz davalardaki delillerin sahte uydurmaca olduğu ortaya çıkarsa özür dileriz."

‘Savcı, devletin ajanıdır’

"Savcı dediğin devletin ajanıdır. Kötü anlamda değil. Devlete haber verir."

‘Gelişmiş ülkede olsa helal olsun derdik’

"Bilal Erdoğan’ı kim koruyor diye bir şey yok. Sabah kalktık İçişleri Bakanı’nın oğlu, Adalet Bakanı’nın oğlu, Başbakan’ın oğlu içeriye alınmış mesela. Gelişmiş ülkelerde olsa helal olsun derdik. Avrupa’da paralleli olmayan bir devlet olsa ne güzel demokrasinin geldiği nokta derdik. Ama bu Türkiye’de ileri demokrasinin belirtisi değil ben seni de alırım demektir. 3 bakanın oğlu bir anda alınmasının yansıması bakımından Türkan Saylan’ın alınması aynı olmaz. Ben de o zaman Türkan Saylan’ın o şekilde alınmasını kınamıştım. Bilal’le ilgili dosyada savcının tutumu beni rahatsız ediyor. Bu dosya kesinlikle kapatılmaz. Yolsuzlukların kapatılması gibi bir durum sözkonusu değil. Bilal’in konusuda zaten yardım vakfıyla ilgilidir."

BALYOZ DAVASI : Cemaat’e balyoz !

TÜBİTAK, 300’ün üzerinde askerin yargılandığı Balyoz ve Poyrazköy davalarına esas teşkil eden 5 no’lu hard diske, sistem saati geri alınmış bilgisayardan veri aktarımı yapıldığını tespit etti.

5 no’lu hard diskteki iddialarla açılan Poyrazköy davasına bakan 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine hazırlanan raporda 5 no’lu hard diskte yer alan belgelerin sistem tarihi geriye alınmış bir bilgisayardan aktarıldığı tespitine yer verildi. Bu gelişme üzerine Balyoz davasındaki sanıkların avukatlarının yeniden yargılama talebinde bulunacağı öğrenildi.

ERGENEKON DAVASI /// ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU : ‘Ergenekon, Balyoz’da hata mı yaptık ?’

Ergenekon, Balyoz, Kafes eylem planı vd. davalarında birileri manipulasyon mu yaptı? Uydurma deliller ve abartılı suçlamalarla göz mü boyandı?

İki gücün arasındaki mücadelenin tribündeki figüranları mıydık?

Yıldıray Oğur’un hayıflandığı gibi hepimizi bir güç aptal yerine mi koydu? "Meğer ne aptalmışız" mı?

Ak Parti iktidara geldikten sonra militarizmin demokrasi üzerindeki gölgesini kaldırabilmek için önemli bir mücadeleye girişti. AB sürecine önem verdi, AB uyum yasaları çıkarttı.Yapılsa da başarısızlığa uğramaya mahkum darbe teşebbüslerini iyi takip etti ve yargının eline bıraktı bu kişileri. Tabii ki bu arada Cemaat da aynı paralelde hükümete yardımcı oldu ve militarizm önemli derecede güçten düştü ve gizli yapılanmalar birer birer deşifre olmaya başladı.

Hükümet ve Cemaatin ortak gayretiyle zamanla birçok aydını umutlandıran gelişmeler yaşandı. Demokratikleşme adımları çok yeterli olmasa da atıldı. Türkiye’nin dev sorunları yavaş yavaş çözüm yoluna girmeye başladı. Çözülmez denen başörtüsü sorunu zamanla çözüldü ve Kürt sorununda önceki yıllarda kimsenin cesaret edemeyeceği adımlar atıldı.

Ancak bu adımlar gerçekten demokrasi ve insan hakları adına mı atıldı yoksa hükümetin ve Cemaatin gücünü arttırabilmesi için mi atıldı?

Başta demokrasinin güçlenmesinden dolayı Ak Partiye kredi veren birçok aydın referandumda da "yetmez ama evet" dediler ve doğru bir karar vererek parti, grup ayrımı yapmadan demokratik gelişmelere destek verdiler. Ancak bu ilkeli desteği alanlar gerçekten baştan beri ilkeli bir mücadele yürüttüler mi, Kendine demokrat bir yapının dışına çıkabildiler mi sorularına olumlu cevap vermek pek mümkün görünmüyor. Zira son gelişmelerle başkasının değil kendi itiraflarıyla bu iki gücün ilkesel bir demokrasi mücadelesi içinde değil, kendine demokrat bir anlayış içinde hareket ettiklerini gördük. Türkiye’nin hayati davalarını liderleri için olan aşırı evham, "delillendiremediğimiz karanlığı hayali delil oluşturarak aydınlatmak gerek", "ne de olsa artık güç bizde", darbecilere karşı "gayrı meşruluk mübahtır" vb. argümanlarla hatalı duruma düşürecek adımlar atabildiler.

Ergenekon, Balyoz vd. davalarda abartı olduğunu insan hakları örgütleri daha ilk başlarda söyledi. Fakat 2007’deki 367 krizinde bugün olduğu gibi iyice fanatik taraftar olan kitleler, demokrat zihinler bazı yanlışları göremedi. Davalara gözü kapalı destek verdi ve Ergenekon sanıklarının mahkum olmasıyla tüm sorunların hallolacağını düşündüler.

Darbeciler ve demokrasiden alerji duyanlar tasfiye edilirken hata yapılması şimdi Cemaat hükümet kavgasından etkilenerek tekrar geri adım atmayı , dün söylediğin tüm iddiaların tersini bugün söylemeni meşrulaştırabilir mi?

Bu sorulara dünün şiddetli Ergenekon mücadelecileri olup bugün de güç savaşında bir tarafı seçmiş olanlara sormamız gerekiyor. Aynı delikten tekrar tekrar ısırılmak istemiyorsanız taraftar duruşu değil, demokrat duruşu içinde olmanız gerektiğini unutmayınız.

Evet, tekrar davalar görülebilir ama şimdi de yine "ne aptalmışız" mantığı devam ettirilip Türkiye’nin üstüne tekrar ağır militarizm yorganını örtmeye çalışırsanız dünkü yanlışı tekrar etmiş olursunuz. Dünkü hatalarınızı bugün tekrar yaparsınız, çünkü siz yine taraftarsınız. Taraftarca bir bakış açısıyla kurunun yanında yaşı da yakan bir anlayışla daha çok duvarlara toslayabilirsiniz.

Demokrasi mücadelesi yapıyor ve sizin gibi düşünmeyenlerin de hakkını, hukukunu korumaya dikkat ediyor, iddia ediyor ve söz veriyorsanız ilkeselliği elden bırakmamanız gerekiyor. Bunu yapmazsanız iki yüzlülüğünüz en zor gününüzde yüzünüze bir tokat gibi iniveriyor işte. Çok geç kalmış değilsiniz, bari bundan sonrası için demokrat ve adil bir zihniyetle hareket ediniz. Türkiye’de halen darbecilerin , demokrasi düşmanlarının fazla bir şansı yok. Ama siz yeter ki demokrasiyi yeni bir kavganın kurbanı etmeyiniz. Yarın da "ne aptalmışız derken bile yine aptal yerine konmuşuz" demeyiniz.

www.omerfarukgergerlioglu.com

ERGENEKON DAVASI : Balyoz ve Ergenekon hâkimleri görevden mi alınacak ?

Utku Çakırözer, Balyoz ve Ergenekon gibi yeniden yargılanmanın gündeme geldiği davalarda hakimlerin de değiştirileceğini iddia etti.

Yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin operasyonların ardından yargıda yaşanan deprem HSYK’nın atamalarıyla sürerken, Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Utku Çakırözer’den çarpıcı bir iddia geldi.

Çakırözer, Balyoz ve Ergenekon gibi yeniden yargılanmanın gündeme geldiği davalarda hakimlerin de değiştirileceğini öne sürdü.

Çakırözer’in Cumhuriyet gazetesinin bugünkü nüshasında (20 Ocak 2014) yayımlanan, “Balyoz Hâkimleri Görevden Alınabilir” başlıklı yazısı şöyle:

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıyla seçim öncesi köşeye sıkışan AKP hükümetinin ‘çıkış’ stratejisi iki ayak üzerine oturuyor:

1. Yolsuzluk soruşturmalarının üstünün örtülmesi ve yenilerinin önünün kesilmesi.

2. Balyoz, Ergenekon ve KCK davalarında “sorumluluk sadece cemaatin üzerinde kalacak biçimde” toplu tahliye kararları çıkması. Bu davalara son olarak Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın mahkûm olduğu Şike davası da eklenmiş durumda.

Hani cemaatin elindeydi?

Hükümet bu stratejiyi hayata geçirmek için öncelikle “cemaatin denetiminde olduğunu” ileri sürdüğü HSYK’yi dağıtmaya girişti. Ancak henüz kanun değişikliği yapılmamışken, dağıtılmak istenen HSYK’den iktidarın beklentilerinin önemli bölümünü karşılayacak kararlar çıktı. HSYK 1. Dairesi, son dönemde hükümetin şikâyetçi olduğu yolsuzluk ve Hatay’daki TIR soruşturması gibi dosyaları yürüten savcıları başka yerlere atadı. Bununla da kalmayıp “dokunulamaz” denen Ergenekon ve Balyoz davalarının savcılarını da tenzil-i rütbe şeklinde kararlarla görevlerinden aldı.

Bu sürpriz atamalar sonrasında doğal olarak, siyaset ve yargı kulislerinde “Demek ki HSYK cemaatin kontrolünde değilmiş” değerlendirmeleri ön plana çıktı.

‘Genel kuruldan döner’ kaygısı

Bu yorumları anımsatarak “HSYK tam da istediğiniz kararları aldı. Neden hâlâ değiştirmeye çalışıyorsunuz” sorusunu yönettiğimiz AKP’li bir bakan şu karşılığı verdi:

“Demek ki korkunca yapıyorlarmış!.. Ancak kararı alan dairenin üstünde yer alan HSYK Genel Kurulu’ndan bu atamaların dönmeyeceğinin bir garantisi yok. Biraz da bu yüzden yasal düzenleme konusunda kararlıyız.”

Öyle anlaşılıyor ki hükümette HSYK Genel Kurulu’nda “cemaatçi direnişi” ile karşılaşibilecekleri yönünde kaygılar var. TBMM’de görüşülen kanun teklifinde bir dairenin alacağı kararlar üzerinde inceleme yetkisinin, genel kurulun sorumluluğundan alınarak başka bir daireye verilmesinin ardında da bu kaygıların rol oynadığı anlaşılıyor.

Rutinin dışına çıkıp aldılar

Savcılar ve hâkimler hakkındaki şikâyetlerin ele alındığı birim aslında HSYK’nin Birinci Dairesi değil, Üçüncü Dairesi. O dairenin yapacağı inceleme ve soruşturma sonuçlarına göre görevden alma kararları verilebiliyor.

Ancak 2010 referandumu sonucu oluşan HSYK’nin yeni yapısında Ergenekon, Balyoz ve KCK gibi özel yetkili mahkemelerin yargılama heyetlerine yönelik yüzlerce şikâyetin neredeyse hiçbiri 3. Daire tarafından dikkate alınmadı. Ta ki 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasına kadar.

17 Aralık yolsuzluk operasyonu sonrasında hükümet, gündemi değiştirme ve Gülen cemaatini hedefe koyma amacıyla “Milli orduya kumpas kuruldu” ve “İçeride günahsız yatanlar var” şeklinde yeni bir söylem geliştirdi. Yargının tarafsız işlemediği ve itibarının iyice zayıfladığı yönünde toplumun geniş bir bölümünde var olan algı iyice güçlendi. İşte bu yüzdendir ki HSYK 1. Dairesi, inisiyatif alarak gündemdeki savcıların yerini değiştirdi.

Önce Balyoz hâkimleri değişecek

Savcıların değişmesiyle, hükümetin ve kamuoyunun (çok geç de olsa) beklentilerinin bir bölümü karşılanmış gözüküyor. Ancak bu adım Balyoz ve Ergenekon davalarında yaşanan haksızlıkların giderilmesini mümkün kılmıyor.

Bu mahkemelerin sadece savcıları değil, “hâkimleri” için de yapılan ve yine 3. Daire tarafından dikkate alınmayan yüzlerce şikâyet var.

HSYK’de savcılar için takınılan ve “yargının itibarını koruyalım” gerekçesine dayandırılan tutumun bir benzeri önümüzdeki günlerde İstanbul 10. ve 13. özel yetkili mahkemelerinin yargıçları için de gündeme gelebilir. Yargı kulislerinde, HSYK’nin rutin hâkim-savcı kararnamesi dahi beklenmeden münferit bir kararname ile öncelikle Balyoz davası hâkimlerinin İstanbul içinde başka davalara getirilecekleri, güçlü bir iddia olarak dile getiriliyor.

Yeni hâkimler yargılayacak

Ergenekon davasına bakan heyet ise henüz gerekçeli kararını yazmadığı için onlar hakkında nasıl bir adım atılacak belli değil.

Mahkeme heyetlerinin değişmesi şunun için önemli: Gündemde olan yeniden yargılama tartışmaları çerçevesinde Balyoz ve Ergenekon davalarında yeniden yargılama gündeme gelirse bu yargılamaları yeni belirlenecek isimler yapacak.

‘Dokunmanın’ Bedeli

Ergenekon sanığı Mehmet Haberal, daha milletvekili seçilmeden önce kendisini tahliye etmedikleri gerekçesiyle açtığı davada 9 hâkimi tazminat ödemeye mahkûm ettirmişti. 9 hâkimin tazminat cezası Yargıtay tarafından da onaylanmıştı. Başbakan Erdoğan ve AKP’liler bu karara öyle öfkelenmişlerdi ki kararı eleştirmekle kalmamış, yasa değiştirme yoluna gitmişlerdi. Değiştirdikleri yasayla artık hâkimler hakkında yanlış karar ve uygulamaları nedeniyle dava açma imkânını ortadan kaldırmışlardı. Yapılan yasa değişikliğiyle “yanlış karar” nedeniyle hâkimlere değil, doğrudan devlete dava açılabilecekti.

Sonra 17 Aralık operasyonu ve devamında AKP’nin “yanlış yaptık” dediği yargıyı dizayna yönelik baş döndürücü gelişmeler oldu. Bugünlerde AKP bu tür bir hazırlığın daha içine girmiş görünüyor. Emniyet ve yargıda yaptığı operasyonları “yeterli” görmeyen iktidar, bir dizi düzenlemenin içinde olacağı bir paket hazırlığı yürütüyor. Bu paketin içindeki en dikkat çekici değişiklik ise “yargılamada hâkim ve savcı kusuruna” yönelik olacak. AKP kulislerinden gelen bilgilere göre “Bir yargılamada kusurları varsa bununla ilgili tazminat hâkim ve savcıdan tahsil edilebilecek” Yani film yeniden tersine sarılacak. Kendi yaptığı yasa değişikliğini iptal edip yeniden eski duruma döndürmek istediğine göre bunun adı, “Hâkim ve savcıları yanlış kararları nedeniyle koruma altına almanın sınırı iktidara dokununca biter” olmaz mı?

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: