Etiket arşivi: CHP

CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART : Anayasa ve Adalet Komisyonu’nun çalışma saatleri hakkında

7 Şubat 2014

Basın Duyurusu ;

Anayasa ve Adalet Komisyonu ‘nun “Çalışma Saatleri” Hakkında….

–“Yeni Bir Demokratikleşme Paketi” adı altında TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığına sunulan, özünde ise “Yolsuzluk bulgularının üstünü örtmeye, delileri yok etmeye” yönelik olan tasarının Adalet Komisyonu görüşmeleriyle, Anayasa Komisyonundaki “Demokratikleşme Paketi” (!) görüşmelerinin 11 Şubat 2014-Salı günü yapılacak çalışma saatleri örtüşmektedir.

İktidar eliyle, TBMM Komisyonlarının çalışma saatlerinde bile karambol yaratılmaktadır.

TBMM Başkanlığına Tarafımızdan sunulan, konuyla ilgili gelişmeleri ve konuya müdahil olunması talebini içeren dilekçemizin bir örneği ilişikte sunulmuştur.

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla duyurulur.

Atilla Kart

Konya Milletvekili

7 Şubat 2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Konu ; Anayasa ve Adalet Komisyonu’nun “çalışma saatleri” hakkında.

(I) Hükümet tarafından “Demokratikleşme Paketi” adı altında TBMM Başkanlığına sunulan 1/869 sayılı düzenlemeyle ilgili Alt Komisyon Raporu 11 Şubat 2014 – Salı günü saat; 15.00’de Anayasa Komisyonda görüşülecektir.

Yine Hükümet tarafından “bir başka demokratikleşme paketi” adı altında TBMM Başkanlığına sunulan, özünde ise “yolsuzlukların üstünü örtmeye yönelik acil önlemler paketi” niteliğinde olan 2/1981 sayılı tasarı (!) ise Adalet Komisyonunda yine 11 Şubat 2014 – Salı günü Saat; 15.30’da görüşülecektir.

(II) Adalet Komisyonunda görüşülecek tasarı, aslında pek çok maddesiyle doğrudan Anayasa’ya aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, esas komisyon sıfatıyla Anayasa Komisyonunda görüşülmesi gereken bir tasarıdır. Olayın bu yönüne ilişkin değerlendirmeler bir tarafa; her 2 tasarının birbiriyle olan bağlantısı ve içeriği gözönüne alındığında , Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinin her 2 tasarıyı da bizzat takip etmeleri zorunluluğu vardır. Bu sebeple; Anayasa ve Adalet Komisyonlarının bu tasarılara ilişkin çalışma saatlerinin birbiriyle çakışmaması gerekmektedir.

(III) Anayasa ve Adalet Komisyonu Başkanlıklarının, bu temel konuya gerekli dikkat, özen ve duyarlılığı göstermedikleri anlaşılmaktadır. Yeni çatışmalara yol açılmaması, verimli ve sağlıklı bir çalışma ortamının sağlanabilmesi bakımından ; Komisyonların çalışmalarının denetlenmesi kapsamında, konuya müdahil olunmasını ve re’sen görülecek sair önlemlerin alınmasını saygıyla talep ederim.

Atilla Kart

Bilgi İçin; Konya Milletvekili Anayasa ve Adalet Komisyonu Anayasa Komisyonu Üyesi Başkanlıklarına

7 ubat 2014 Basn Duyurusu TBMM Bakanlna demokratikleme paketleri anayasa ve adalet komisy onu alma saatleri hakknda.doc

7 ubat 2014 TBMM Bakanlna demokratikleme paketleri anayasa ve adalet komisyonu alma lar.doc

Reklamlar

TEKNİK TAKİP /// CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger : “İnternet Yasası ile Yeni Bir MİT Yarat ılıyor”

CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, "Torba Kanun Teklifi"nde yer alan internet düzenlemesine ilişkin bu durumu Cumhurbaşkanı Gül’e anlattığını ve yargı yerine kendini koyan bir TİB’e ihtiyaç olmadını kaydetti ve "Cumhurbaşkanı’nın bu yasaya veto koyması gerektiğine inanan bir insanım" dedi.

Aksünger, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi verdi. Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) "Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Ulusal ve Uluslararası Durum Değerlendirmesi ile Bilgi Güvenliği ve Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Gerçekleştirilen Denetim Çalışmaları" raporuyla ilgili itirazları olduğunu hatırlatan Aksünger, Cumhurbaşkanı Gül’ün kendisini Çankaya Köşkü’ne davet ederek bu ve bilişim alanındaki bazı konularda görüşlerini aldığını söyledi.

CHP’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre DDK’nın raporunun buz dağının görünen kısmı olduğunu, MİT, Emniyet İstihbarat, Jandarma İstihbarat, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) çok büyük bilgi güvenliği sorunları olduğunu ileri süren Aksünger, bu görüşleri Cumhurbaşkanı Gül’e ilettiğini söyledi. Aksünger, DDK’nın 2005 yılından sonraki dönemi ciddi şekilde araştırması gerektiğini savunarak, 10 yıllık verilerle TİB’e gelen yargı kararlarının tekrar gözden geçirilmesini istedi.

Torba Kanun Teklifi içindeki internet düzenlemesine ilişkin görüşlerini de Cumhurbaşkanı Gül’e aktardığını belirten Aksünger, "İnternet yasası içerisinde yeni bir MİT yaratılıyor. Ve buna ihtiyaç yok. Yargı yerine kendini koyan bir TİB. Bunları anlattık" dedi. Düzenleme ile TİB içinde yeni bir kadro oluşturulacağını ve yargının vermesi gereken erişimin engellenmesi kararların bu kadro tarafından verileceğini anlatan Aksünger, bu yapı içinde oluşturulacak Erişim Sağlayıcıları Birliği’ni de "kiralık katil" olarak tanımladı. İhtisas Mahkemesi kurmak, 24 saat içinde karar istemek gibi alternatifler dururken, TİB’in yetkilendirilmesini eleştiren Aksünger, düzenlemenin uluslararası arenada da tepki göreceğini savundu. Aksünger, "Göz boyama ile algı yönetmekle bu kanunu geçirebilirler ama biz her türlü itirazlarımızı gerçekleştireceğiz. Bu gelen panik atak yasalarıyla ‘aman biran önce kendimi koruyayım’ yasalarıyla birlikte memleketim geleceği karartılacak" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "Cumhurbaşkanı’nın da dinlenmiş olduğuna" ilişkin sözlerini de hatırlatan Aksünger, buna benzer uyarıları geçen yıl yaptığını, ancak muhalefet partisi üyeleri söylediğinde bu sözlerin komplo teorisi gibi algılandığını ifade etti. Başka ülkelerin istihbarat örgütlerinin ve devlet yetkilerinin bu tür iddiaların üzerine gittiğini ve gereğini yerine getirdiğini anlatan Aksünger, Türkiye’de ise yeterli duyarlılığın olmadığını söyledi.

Aksünger, bir başka soruyu yanıtlarken de "Cumhurbaşkanı’nın bu yasaya veto koyması gerektiğine inanan bir insanım" dedi.

CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART : Ankara C.Başsavcısı Randevuyu Neden İptal Etti ?

5 Şubat 2014

Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin)

Ankara C.Başsavcısı Randevuyu Neden İptal Etti?

Değerli Basın Mensupları;

–Tarafıma bir Milletvekili arkadaşım aracılığıyla iletilen mesaj üzerine, 7 Ocak tarihinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcısını aradım. Başsavcı; “….. geçmiş yıllara yönelik olarak takipsizlik kararı verilen dosyaları incelediğini, bu çerçevede avukatlıktan yargıçlığa geçişle ilgili suç duyurusu hakkındaki dosyayı da canlandırmak üzere, suç duyurusu yapan kişi olarak görüşüme başvurmak istediğini….” beyan ederek, Makamında görüşmeye davet etti.

Ben de cevaben, “…..bundan memnun olacağımı , yasal prosedür içinde bu konularda yurttaş ve Milletvekili sorumluluğu içinde yardım etmeye hazır olduğumu; ancak bu arada sümenaltı edilen Kömür Yolsuzluğu, Telekom soruşturması başta olmak üzere takip ettiğim ve kamuoyuna mal olan, ancak takipsizlik kararı verilen diğer dosyalar yönünden de yasal yönden çalışmalar yapılması….” gereğini dile getirdim.

Aradan 10 gün kadar geçtikten sonra, 17 Ocak tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Kalemiyle, Sekreteryam görüşme yaptılar. Başsavcı Makamında olmadığı için, Özel Kalemi kendisiyle görüştükten sonra Sekreteryama dönüş yaptı ve saat 13.30 için randevuda mutabık kalındı. Ancak 20-25 dakika kadar sonra Özel Kalem , Sekreteryamı arayarak, “ Başsavcının öğleden sonra toplantısının olduğunu, bu toplantının uzayabileceğini ifade ederek; Pazartesi günü yeni randevu gününü tespit etmek üzere arayacaklarını” ifade ettiler.

17 Ocak’tan sonra 2 Pazartesi geçti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından arayan kimse olmadı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısının görüşmek İstediği dosya hangisiydi, içeriği neydi?

6 Mayıs 2012 tarihinde, Avukatlıktan Yargıçlığa geçiş sınavları yapıldı. Sınav sonuçları 30 Mayısta açıklandı. Ancak, sonuçlar açıklanmadan 13 gün evvel internette sınav sonuçları yayınlandı. 13 gün önce yayımlanan bu liste, 30 Mayıs’ta açıklanan listeyle örtüşüyordu.

Ortaya çıkan bulgulara göre; sınavı kazananların ağırlıklı olarak “…aile ilişkileri, karı-koca ilişkileri, AKP İl ve İlçe Yönetimlerinde görev yapan kişiler, Cemaat ilişkileri…” gibi ilişkiler üzerinden kazandıkları ve buna göre tercih edildikleri ortaya çıktı.

–15 Haziran 2012 tarihinde “AKP İktidarlarında Özel Yetkili Mahkemeler Bitmez!!!!!” başlıklı basın toplantısıyla dile getirdiğim suç bulgularını bilahare Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 3 Temmuz 2012 tarih, 2012/85109 soruşturma sayılı dosyasına konu yaptım ve benzeri nitelikteki suç duyurularını yine 3 Temmuz 2012 tarihi itibariyle Adalet Bakanlığı ile ÖSYM Başkanlığına da yaptım.

Ortaya çıkan bulgular o kadar barizdi ki, ÖSYM bu sınavı iptal etmek zorunda kaldı.

Adalet Bakanlığından ise Tarafımıza doğrudan ulaşan bir cevap olmamakla birlikte , ÖSYM’nin işlemi doğrultusunda Bakanlık da sınavları iptal etmek durumunda kaldı.

Bu arada , ÖSYM de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı her 2 suç duyurusunu birleştirdikten sonra, görünürde ve şekli olarak bir soruşturma yaptı. Suç bulgularının ve olgularının varlığını tespit eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı , her nasılsa suçluları tespit edemedi. 5 Mart 2013 tarihinde takipsizlik kararı verdi.

Diğer pek çok yolsuzluk olayında olduğu gibi, AKP ile birlikte hukukumuzda yeni bir uygulama yerleşti; suç var, suçun varlığı tespit ediliyor…. Ancak suçlu-lar bir türlü bulunamıyor!!!!

Zira, yolsuzlukları üreten ve himaye eden bir yapı ve yönetim anlayışı, AKP’yle birlikte kurumsal hale gelmiştir. Fotoğrafın özü ve esası budur.

Değerli Basın Mensupları;

Avukatlıktan Yargıçlığa geçiş sınavındaki usulsüzlüklerin benzerleri Komiser Yardımcılığı sınavında da yaşandı. Bu sınavlardaki yolsuzluk ve usulsüzlükler sebebiyle, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında da 25 Eylül 2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yaptık. Yargıçlık sınavındaki bulguların büyük bölümü bu sınavlar için de söz konusuydu.

Komiser Yardımcılığı sınavında yapılan yolsuzluk ve usulsüzleri 13 Eylül 2012, 3 Ekim 2012, 21 Mart 2013 tarihli basın toplantılarımızda “……Komiser Yardımcılığı sınavlarında Allah’tan Korkmayan, Kuldan Utanmayanlar Kimler? Bunları Kimler Himaye Ediyor?” başlıklarıyla ve sayfalar dolusu belgelerle dile getirdik.

Yeri gelmişken bir kez daha , mezkur basın toplantılarımıza atıfla ve kısaca ifade ediyoruz; …..emeğimize, alınterimize, göz nurumuza, zor çalışma şartlarımıza rağmen evimizden, eşimizden, çocuklarımızdan esirgediğimiz zamanlarda, geceli-gündüzlü çalışmalarımıza rağmen , bu zalimler yine hakkımıza tecavüz etmişlerdir.

Allahtan korkmayan, kuldan utanmayan, vicdansızlar karşısında elimiz kolumuz bağlı, içimiz kan ağlamaktadır.

Kimdir bu zalimler?

Kimdir bu Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan vicdansızlar?

Bu zalimleri, bu Allah’tan korkmayanları, utanmayanları himaye edenler kimlerdir? Bu iklimi ve mekanizmayı kimler yaratmıştır?

Bu feryatlar ve haykırışlar, sınavlarda mağdur olan Emniyet Mensuplarının sesiydi.

Değerli Basın Mensupları;

2005’le yıllardan bu yana , bu konuyla ilgili basın toplantılarında şunları ifade ettik; Türkiye’yi yönetenler eliyle, vicdansızlık, adaletsizlik, haksızlık ve zülüm yapılmaktadır. AKP iktidarlarında 2006-2007 yıllarından bu yana Kamu Personeli alımında, tayin ve terfi işlemlerinde organize bir şekilde nüfuz suiistimalleri yapılmaktadır. Yurttaşlarımız arasında ayırımcılık yapılmaktadır.

Artık ; ÖSYM, KPSS, TUS, Yargıçlık sınavlarıyla Emniyet odaklı Komiser Yardımcılığı sınavlarında sorular belli gruplara servis edilmektedir. Bu anlamda, Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM odaklı “çeteleşme” anlayışı Devlet içinde egemen hale gelmiştir. Bu yapı Yargı’yı kontrol ediyor, bu yapı Emniyeti kontrol ediyor, bu yapı Medyayı yönlendiriyor. Bu yapılanma toplumsal barışımızı tehdit ediyor

Gelinen aşamada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına elbette yardımcı olmak isteriz.

Ancak, Biz , birilerinin kişisel ve siyasi stratejilerinin parçası olmayız. Bizim için önemli olan tüm yolsuzluk ve hukuksuzlukların üzerine gitmektir. İlgili tüm dosyaları canlandırmaktır. Maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Fail ve sorumlular arasında ayırım yapmadan, soruşturma mekanizmalarını çalıştırmaktır.

Sadece bu dosyayı değil, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup 6 Milletvekili’yle (Uğur Bayraktutan-Artvin, Levent Gök-Ankara, Nedret Akova-Balıkesir, Dilek Akagün Yılmaz-Uşak, Ahmet Toptaş-Afyonkarahisar ve Ali İhsan Köktürk-Zonguldak) ilebirlikte Adalet Bakanına, Bakanlık Makamında vermiş olduğumuz 18 Ekim 2011 tarihli dilekçemizdeki suç dosyaları başta olmak üzere, kamuoyu gündeminde olan kritik tüm dosyaların tahkik edilmesi konusunda her türlü bilgi ve bulguyu paylaşmaya hazırız.

18 Ekim 2011 tarihli dilekçemizde şu dosyaları dile getirmişiz ;

(1) Türkiye Kömür İşletmelerinde 2003-2008 yılları arasında vuku bulan 1 Milyar Dolar seviyesindeki yolsuzluk dosyası.

(2) Oda TV iddianamesi.

(3)Telekom Yönetim ve Denetimiyle ilgili dosya; aralarında dönemin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru, Muhammed Hariri ve Abdullah Tivnikli’nin de bulunduğu kişilerle ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına Nisan 2011 tarihinde intikal eden dosya…

10 Milyar Dolarlar seviyesinde…

(4) Silivri soruşturmaları Savcısı Zekeriya Öz ile ilgili dosya….

Adı geçen Savcının , TCK’nun 279. maddesine aykırılık teşkil eden suç ilişkileri hakkında Bakanlık ve HSYK’yı göreve davet etmişiz.

(5) Ortadan kaldırılan Milletvekili fezlekeleri….

(6) Zamanaşımı gerekçesiyle Milletvekili hakkındaki dosyayı ortadan kaldıran Beyoğlu Savcısı hakkındaki suç duyurusu…

(7) Adalet Bakanlığı bürokrasisinin, resmi yazışmalarda yalan bilgiye dayalı yazışma yapmasına yönelik kaygılarımızı ayrıca dile getirmişiz…

Değerli Basın Mensupları ;

Yukarıda anlatımı yapılan başvuruyu yaparken, şu değerlendirme notunu düşmüşüz; Adalet Bakanlığının, Hükümet bağlantılı suç ilişkileri ya da nüfuz suiistimalleri konuşunda , hem ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve hem de HSYK’na “Kanunsuz Emir ve Talimat” yoluyla müdahalelerde bulunduğunu; bunun kabul edilemez bir durum olduğunu ifade etmişiz.

Ana Muhalefet Partisine mensup bir Milletvekili olarak;

Yolsuzluk ve hukuksuzluklarla mücadele konusunda ilkeli tavrımızı bundan böyle de sürdüreceğiz. İktidar dahil olmak üzere, hiçbir grupla organik bir ilişki içine girmeden; yedimizde mevcut olan ya da kamuoyuna mal olan tüm dosyalar yönünden; maddi gerçeğe ulaşılması, fail ve sorumluların ortaya çıkarılması için başvurularımızı bundan böyle de kararlılıkla sürdüreceğiz.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısının, TİB Başkanı olarak, 2005-2006’lı yıllardan itibaren “yasa dışı dinlemeler, temel hak ve özgürlüklerin tehdit altına alınması” süreçlerinde, Hükümet’in “kanunsuz emir ve talimatlarını” uyguladığına dair ciddi bulgular söz konusudur. TİB, bugün Türkiye’de ortam dinlemeleri, yasa dışı dinlemeler, soruşturmanın gizliliğinin ihlali gibi toplumsal barışımızı ve demokrasimizi tehdit eden pekçok uygulamanın sorumlusu ve müsebbibi konumundadır.

Bu sebeple, Ankara Cumhuriyet Başsavcısına ; Siyasi İktidarların gelip-geçici olduğunu ; esas olanın demokrasi, temel hak ve özgürlükler, insan hakları, adalet , hak , hukuk ve toplumsal barış olduğunu hatırlatıyor, Görevini Cumhuriyetin ve demokrasinin kazanımları doğrultusunda, kanunsuz emir ve talimatlara tabi olmadan ; yurttaşlarımız arasında ayırımcılık yapmadan; Cumhuriyetin Savcısı olarak ve Cumhur arasında ayırımcılık yapmadan yerine getirmesi gereğini ifade ediyor, uyarıda bulunuyor ve göreve davet ediyoruz.

5 ubat 2014 basn toplants metni.pdf

5 ubat 2014 basn toplants metni.doc

CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART : İş takipçiliği ve ihale tevzii yapan bir Başbakan

4 Şubat 2014

TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sn.R.Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

Atilla Kart

CHP Konya Milletvekili

J

17 Aralık Yolsuzluk soruşturmasının ortaya çıkardığı en vahim olaylardan birisi de “Sabah-ATV” nin satışı sürecindeki havuz ilişkisidir. Başbakan’ın bizzat müdahil olduğu yolsuzluk ilişkisini, yasama denetimi sorumluluğu içinde dile getiren İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın mezkur önergesine getirilmek istenilen internet sansürü , olayı ve iddiayı daha da kritik bir hale getirmiştir.

Asgari demokrasi kültürü ve duyarlılığı olan bir toplumda, Hükümet’in istifasını gerektiren bu olayla ilgili iddia ve gelişmeleri , kararlılıkla gündemde tutmak ve sorgulamak zorunluluğu vardır. Öyle ki, bu konuları dolaylı olarak dile getirmek isteyen basın mensupları Başbakan tarafından azarlanmakta ve rencide edilmektedir. Soru soran gazeteciler ve gazete yönetimleri, Başbakan tarafından doğrudan hedef gösterilmektedir. Başbakan’ın ayırımcı üslubu nefret diline dönmüş, Devlet gücüyle basın organları tehdit edilir hale gelmiştir.

Esasen Sabah-ATV grubuyla ilgili havuz olayının aktörleri, 2005’li yıllardan bu yana Hükümet ve Başbakan’ın özel himayesindedir. Bu gruplar arasında Cengiz Grubu, Yasin El Kadı’lar, Tivnikli’ler, Çalık’lar, Topbaş’lar, Ağaoğulları öne çıkmaktadır.

Seydişehir Eti Alüminyum özelleştirmesindeki çıkar ilişkilerinin baş aktörlerinden olan Cengiz Grubu, 2013’lü yıllarda da yine aynı şekilde Başbakan’la “özel ve yakın ilişkiler” içindedir. Basına yansıyan bulgulara göre; ….Başbakan’ın oğluyla Cengiz Grubu doğrudan çıkar ilişkileri içinde olup, Devlet’ten ihale alan ve kamuoyunda bilinen sermaye gruplarına 100’er Milyon Dolar “salma” yoluyla havuz oluşturulduğu, Başbakan’ın “iş takipçiliği ve ihale tevzii”yaptığını gösteren bulgular söz konusudur. Esasen, Sabah-ATV’nin Çalık grubuna satış süreci gözönüne alındığında , bu ilişkinin organize bir nitelik kazandığı ve Başbakan’ın bu basın grubunu adeta “özel müktesebatı” olarak gördüğünü dehşetle gözlemliyoruz.

Başbakan’ın “ahlaki erezyona” dönüşen ve anayasal anlamda suç teşkil eden bu ilişkileri, demokratik zemin içinde elbette sorgulanacaktır. Başbakan, suç ilişkilerinin ve delillerin ortaya çıkmasının yarattığı panikle, toplumun her kesimini nüfuz suiistimali yoluyla tehdit eder hale gelmiştir.

Şimdiki hal ve ivedi kaydıyla soruyoruz;

(1) Çalık Grubunun ödeme şartlarını ihlal ettiği açıklık kazandığı halde, tazmin ve iadeye ilişkin hükümler neden uygulanmamaktadır? Halkbank ve Vakıfbank’ıtan alınan toplam 750 Milyon Dolar kredinin üzerine ayrıca 170 Milyon Dolar daha kredi alındığı yönündeki iddia ve bilgiler doğru mudur?

(2) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına iş takipçiliği ve ihale tevzii yapmak yakışır mı?

4 ubat 2014 soru nergesi Sn Babakan a.doc

4 ubat 2014 soru nergesi Sn Babakan a.pdf

TERÖR /// CHP’li Sezgin Tanrıkulu : ”İŞİD TÜRKİYE’YE Mİ SALDIRACAK ?”

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Başbakan’ın cevaplaması istemiyle Meclis’e soru önergesi sundu.

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, verdiği soru önergesinde "Türk İstihbarat Birimlerinin, El Kaide Kolu Irak Şam İslam Devleti İŞİD’in 20 kişilik bir intihar bombacı timinin, Ankara, İstanbul ve Hatay’da bombalı intihar saldırısı yapacağı bilgisine ulaştığı iddiasını’ sordu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, ‘Türk İstihbarat Birimlerinin, El Kaide Kolu Irak Şam İslam Devleti İŞİD’in 20 kişilik bir intihar bombacı timinin, Ankara, İstanbul ve Hatay’da bombalı intihar saldırısı yapacağı bilgisine ulaştığı iddiası doğru mudur?" diye sordu. CHP’li Tanrıkulu tarafından önergede şu sorulara yer verildi; "Türk İstihbarat Birimlerinin, El Kaide Kolu Irak Şam İslam Devleti İŞİD’in 20 kişilik bir intihar bombacı timinin, Ankara, İstanbul ve Hatay’da bombalı intihar saldırısı yapacağı bilgisine ulaştığı iddiası doğru mudur?

2-El Kaide Kolu İŞİD İntihar Timi Türkiye’ye nasıl ve kimlerin yardımıyla gelmiştir?

3-El Kaide Kolu İŞİD İntihar Timinin yakalanması için başlatılan çalışmalarda gelinen son durum nedir?

4-Suriye’deki iç savaşın taraflarından El Kaide Kolu İŞİD Örgütünün Türkiye’ye 7 bomba yüklü araç sokma hazırlığı yaptığı ve 2 aracı Kasım 2013’te Türkiye’ye sokmayı başardığı iddiası doğru mudur?

5-İddia doğru ise, bomba yüklü 2 aracın izine ulaşılmış mıdır?

6-Ayrıca, İstanbul’dan yine Kasım ve Aralık 2013’te çalınan birbirine benzer kamyonet ve Panelvan tipi 25 aracın kopyalanmış plakalar takılarak Hatay’a götürüldükleri ancak izlerinin kaybedildiği iddiası doğru mudur?

7-İŞİD’in Suriye Rejimine ait bir mühimmat deposundan çaldığı 1200 kilogram TNT ile patlayıcı yapımında kullanılan amonyum sülfat maddelerinden imal ettiği patlayıcıları İstanbul’dan kaçırılan araçlara yüklediği istihbaratının da elde edildiği iddiası doğru mudur?

8-Çalınan 25 araç ele geçirilmiş midir?

-Bu araçların izine ulaşılmış mıdır?

-İŞİD’in Türkiye’de bomba yüklü araçlarla eylem yapacağı istihbaratı doğrultusunda alınan güvenlik önlemleri nelerdir?"

ERGENEKON DAVASI /// CHP Milletvekili Ağbaba : Ergenekon sanıklarının yaş ortalaması kaç ?

CHP Milletvekili Ağbaba, Ergenekon’nun ”dünyada yaş ortalaması en yüksek terör örgütü” olduğunu söyledi, Prof. Himioğlu’nun Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi çağrısında bulundu

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba Ergenekon sanıklarının yaş ortalamasının 72 olduğunu açıkladı.

CHP’li Veli Ağbaba “Ergenekon Terör Örgütü dünyada yaş ortalaması en yüksek örgüt kategorisine girmiş durumda” dedi. Ergenekon sanıklarından Kemal Yavuz’un 79, Yalçın Küçük’ün 75, Kemal Alemdaroğlu’nun 74, dava kapsamında gözaltına alınan ancak yargılama başlamadan önce vefat eden İlhan Selçuk’un 83 yaşında olduğunu hatırlatan Ağbaba söz konusu davada hukukun işlemediğini öne sürdü.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, TBMM’de düzenlendiği basın toplantısında, “Bugün artık Oda TV, Poyrazköy, Ergenekon, Balyoz Askeri Casusluk ve KCK gibi davalarda hukukun işlemediğini artık herkes görüyor” dedi.

İnönü Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu konusunda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yeniden çağrı yapan Ağbaba, Ergenekon Terör Örgütü üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınanların yaş ortalamalarını açıkladı. “ Müebbet hapis cezaları alanların önemli bir kısmının yaşı oldukça ileri. Bu dava o kadar ilginç ki Ergenekon Terör Örgütü dünyada yaş ortalaması en yüksek örgüt kategorisine girmiş durumda” dedi.

Ağbaba’nın verdiği bilgilere göre, bazılarının hayatını kaybettiği Ergenekon davasına giren isimlerin yaş ortalaması 72. Davada yargılanan bazı isimlerin yaşları şöyle:

Emekli Orgeneral Kemal Yavuz 79, Prof. Dr. Yalçın Küçük 75, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu 74, Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, Prof. Dr.Erol Manisalı ve Mustafa Özbek 73, Emekli Orgeneral Şener Eruygur ve Emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına 72, Doğu Perinçek ve Emekli Orgeneral Hurşit Tolon 71, Emekli Genelkurmay Başkanı Orgenaral İlker Başbuğ ve Emekli Oramiral Özden Örnek 70, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük 69, Emekli Orgeneral Hasan Iğsız 67 yaşındadır. Hikmet Çiçek’in yaşı 65.

İlhan Selçuk, 21 Mart 2008’de gece yarısı baskınıyla gözaltına alındığında 83 yaşındaydı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkemizde erkeklerde ortalama yaşam süresi 72. Bu demek oluyor ki örgüt yönetimin en üst kademesi ortalama yaşam süresini ya aşmış ya da sınırda.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : CHP kendini Cemaat’in şefkatli kolların a bıraktı

1557428_659254970788910_2109281751_n.jpg

CHP kendini Cemaat’in şefkatli kollarına bıraktı

Hanefi Avcı’nın avukatı Fidel Okan, CHP’nin Ankara ve İstanbul adayları konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

A Haber’de Sevilay Yükselir’in sunduğu %100 Siyaset programına Hanefi Avcı’nın avukatı Fidel Okan konuk oldu.

Okan, CHP’nin Ankara ve İstanbul adayları konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Başbakan’ın "tehdit mi var, şantaj mı var" sözleri üzerine yorumda bulunan Fidel Okan, "Sayın Başbakan, ne tehdit var, ne şantaj var. Ortada kirli bir ittifak var" dedi.

Fidel Okan, "bunu biz artık biliyoruz, toplum da bilsin. bu ittifak, özellikle Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayının açıklanma sürecine baktığımız zaman, daha önce MHP’den aday olmuş, seçilememiş. Sonra MHP’nin liderini MHP’yi CHP’lileştirmekle suçlamış bir adam, CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak kamuoyuna ilan ediliyor" dedi.

"KİRLİ İTTİFAKI GÖRÜYORUZ"

Sarıgül’ün adaylığı konusunda ise Okan, "Cemaat’le son derece yakın ilişkileri olan, Cemaat’in lideri Fethullah Gülen’e yakınlığıyla övünen şahıs, İstanbul’dan büyükşehir belediye başkan adayı olarak kamuoyuna ilan edildi. Dolayısıyla biz burada kirli ittifakı zaten görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"CHP KENDİNİ CEMAAT’İN ŞEFKATLİ KOLLARINA BIRAKTI"

17 Aralık operasyonunun ilk 4 gününde adı geçen bakanların zaten kamuoyu vicdanında mahkum edildiğini, 2-3 yıl sonunda beraat dahi etseler görünümün değişmeyeceğini söyleyen Fidel Okan, "ilk günlerde AK Parti’nin oy oranında yüzde 40’ın altına doğru bir gerileme yaşandı. Fakat sonra millet şunu gördü, bu operasyon bir yolsuzluk ve rüşvet operasyonu değil. Ana muhalefet partisine baktılar, bu parti meseleye sadece yolsuzluk ve rüşvetten bakarak, meselenin asıl nedenine giremedi. Girme gereği duymadı. Çünkü kendisini Cemaat’in o şefkatli kollarına teslim etti. O kolların ne kadar şefkatli olduğunu da zaman içerisinde göreceğiz" dedi.

"BURADA MİLLİ BİR DAVA VAR! DOĞU VE GÜNEY DOĞU HALKI ÇOK UYANIK OLMALIDIR"

Başbakan’a karşı davaların avukatı olduğunu söyleyen Fidel Okan, "bu benim iç meselem. Ama bu kez ortada milli bir dava var. Benim burada Başbakan’ın yanında olmam lazım. Sadece benim değil, toplumun da, milletin de. Çünkü bu operasyonda sadece Başbakan değil, hem millet, hem de Başbakan’ın politikaları hedef alınmıştır. Özellikle açılıma yönelik, Kürt politikası hedef alınmıştır. Doğu ve Güney Doğu halkının bu konuda çok uyanık olması gerekir" ifadelerini kullandı.

Zaten AK Parti’nin Ankara ve İstanbul’da seçimi kazanacağını söyleyen Okan, "Fakat burada özellikle, gerçek anlamda yurtseverlerin, bu ülkeyi seven herkesin bu meseleye bu minvalde yaklaşıp, yüzde 50’nin üzerinde bir avans oyu vermesi lazım.

Eğer AK Parti bu seçimlerde yüzde 50’nin üzerine taşırsa, o zaman dünya artık Türkiye üzerinde böyle operasyonların sökmeyeceğini anlayacaktır. Dünyaya bu mesajı vermemiz lazım" şeklinde konuştu

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: