Etiket arşivi: Dünya

KOMPLO TEORİLERİ /// Hakan Albayrak : Dünyanın bütün şeytanların a karşı

1507847_797492143613159_233000412_n.jpg

Dünyanın bütün şeytanlarına karşı

Hakan Albayrak

Bırakın bu komplo teorilerini. Küresel güçlerin bu işlerle ne alâkası var?” diyorlardı.

Geçti o günler.

Ar damarını iyice çatlattılar.

Maskelerini tamamen indirdiler.

Artık açıkça itiraf ediyorlar, ülkemize küresel güçler adına operasyon çektiklerini.

Fethullah Gülen Cephesi’nin önemli bir kalemşoru, Zaman gazetesinde peş peşe yazdığı yazılarda İsrail, ABD ve diğer Batılı devletlere ‘nanik’ yapan AK Parti hükümetine bedel ödetilmesini makul karşılamak gerektiğini söyleyip duruyor.

O cephenin gazetelerinden birinin yayın yönetmeni de, Merkez Bankası’nın baskılara boyun eğerek faiz oranlarını yükseltmesi üzerine, zil takıp oynayarak, ‘küresel ekonominin zorlamasıyla bu kararı alan hükümetin dış politikada da küresel politikalara ayak uydurmak zorunda kalacağını’ müjdeliyor.

“Evet, 17 Aralık süreci küresel güçlerin Türkiye’den intikam sürecidir ve biz de onların maşasıyız, beşinci koluz” diye bas bas bağırıyorlar yani.

“Küresel politikalar”a ayak uydurmamız gerekiyormuş!

Nedir “küresel politikalar”?

Batı emperyalizminin bekasına, Filistin’in mahvına, Arap devrimlerinin bastırılmasına, Türkiye’nin yükselişinin önlenmesine vs, vs, vs yönelik politikalar değil midir?

‘Emperyalistler mevzi kazanıyor, Türkiye ve bütün İslam dünyası mevzi kaybediyor’ diye sevinebilen acayip bir Müslüman tipiyle karşı karşıyayız.

Ondan sonra, “Başbakan çok ağır konuşuyor”!

Haydi ordan!

Başbakan’ın en ağır sözleri bile çok hafif kalıyor ihanetin ağırlığı karşısında.

İnanılır gibi değil; kan banyosunu durdurduğu için Abdullah Öcalan’a diş bileyen bile var.

“Yandaş” Öcalan’la aynı fikirde olmayan PKK’lıların ülkemizi yeniden kan gölüne çevirmesini ihtiras derecesinde arzu eden alçaklar…

17 Aralık sürecini başlatanlara teşekkür borçluyuz aslında.

İçimizde nasıl korkunç bir yılan beslediğimizi bu sayede görebildik ve çok geç olmadan o yılanın başını ezme imkânını bulduk.

Yılan, giderayak ısırıyor ve son bir gayretle boğmaya yelteniyor ülkemizi.

Acı veriyor, sıkıntı çektiriyor, ama geçecek inşaallah.

Yeni Türkiye’nin son doğum sancılarıdır bunlar.

Dünyanın bütün şeytanları toplanmış, varlarını yoklarını ortaya koymuş, yükselişe geçen ülkemizi “paralel devlet” vasıtasıyla yere sermeye çalışıyorlar.

Nihai savaş gibi bir şey.

Bu badireyi de atlattığımızda ne kadar güçlü ve özgür bir ülke olacağımızın farkındasınız, değil mi?

CEMAAT & AKP SAVAŞI : Cemaat artık dünyada da tehdit olarak görülüyor

Yeni Şafak gazetesi genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül çarpıcı bir yazıyla Gülen örgütünün artık dünyada da bir “tehdit” olarak algılandığını yazdı. Karagül bir de yakında Almanya, Hollanda ve bazı Asya ülkelerinde Gülen örgütüne yönelik operasyonların başlayacağı haberini verdi.

İşte yazısından bölümler:

CEMAAT DÜNYA İÇİN DE TEHDİT OLUYOR

Uzunca bir süredir, Türkiye içindeki darbeci yapının sadece Türkiye’de değil dünyada da tehdit olarak algılanabileceğine dair işaretlere dikkat ediyorum. Cemaat’in ya da ‘paralel yapı’nın Türkiye içindeki darbeci çevrelerle kurduğu ittifakın ortaya çıkardığı resim, bir çok ülke açısından hiç de kabul edilebilir değil.

İktidarı devirip devleti ele geçirme adına kuralsız, sınırsız, kim varsa ittifak kurmaya ayarlı çabanın, iktidar değişiminin ötesinde rejim değişikliği girişiminin bir süre sonra dünyada rahatsız edici, endişe verici bir koalisyon olarak algılanıp ‘ulusal tehdit’ kategorisine alınabileceği ihtimalini yabana atmamak lazım.

MEŞRUİYETİNİ KAYBETTİ

Özellikle kendi ülkesinde devlet iktidarının verdiği imkanları siyasi iktidara, ülkeye ve devletin kendisine karşı kullanabilen bir yapının meşruiyetini kaybetmesi, siyasi ve idari açıdan darbeci bir ‘örgüt’ olarak tanımlanması, hukuki açıdan suç örgütü olarak tanımlamasına yönelik çalışmalar yürütülmesi dışarıdan nasıl görülecek?

Kendi ülkesinde bunları yapan bir yapıya, faaliyetlerde bulunduğu ülkede bundan sonra nasıl davranılacak? Doğrudan destek vermeyen her ülke, bu yapıyı tehdit kategorisine sokacaktır. Doğrudan destek veren ülkelerin pozisyonundan rahatsız olan ülkeler ise sadece bu açıdan bile bir tehdit tanımlaması yapabilecektir.

BAŞKA ÜLKELER DE GÖRDÜ

Kendi ülkesinde demokratik siyasi iktidara savaş açan yapının, bunu yolsuzluk gibi kamuoyunun oldukça hassas olduğu bir kamuflajla sunsa da, gerçek niyetinin ne olduğunu anlama konusunda Türkiye’de oluşan kanaat sınırları aşıp bir çok ülkede de etkisini göstermeye başladı. Söz konusu yapının Türkiye’ye özgü, Türkiye ile sınırlı olmadığını, küresel ölçekte ilişkiler ağına sahip olduğunu, finansal ve siyasi hesapları bulunduğunu, bazı ülkelerle organik ilişkiler içine girdiğini gören bir çok ülkenin başka türlü de düşünmesi söz konusu olmayacaktır.

AVRUPA CEMAATİ TASFİYEYE BAŞLIYOR

Alman basınında son günlerde yayınlanan değerlendirmelere, Avrupa’nın olaya yaklaşımındaki eğilime bakılırsa; içeride ve dışarıda güç merkezlerine yakın durarak Türkiye ile kavgaya tutuşan yapının kısa süre sonra bu ülkelerle de kavgaya tutuşacağı, daha doğrusu özellikle Avrupa ülkelerinin bu yapıya karşı bir tür tasfiye ve kontrol stratejisi uygulamaya başlayacağı düşünülebilir.

Bu ülkelerde yaygın çalışması olan Cemaat üzerindeki tartışma biçimi Türkiye meselesi olmaktan çıkıp bir ‘iç meseleye’ dönüşüyor. Cemaat boyutu değil finansal ve istihbarat boyutu daha derinlemesine sorgulanıyor.

CEMAAT DIŞARISI İÇİN DE TEHDİT HALİNE GELDİ

29 Ocak’ta, ‘Cemaat dış güç haline geliyor’ diye yazmıştım. Bugün de anlatmak istediğim konu Cemaat, dışarısı için de tehdit haline geliyor. Bu iki boyutu çok iyi analiz etmek, sorgulamak lazım. Gözleri kör eden dezenformasyon, yalan ağından kurtulup Türkiye içi iktidar çatışmasını ve bunun dış bağlantılarını, dışarıdan Türkiye’ye yönelttikleri savaşı, mevzi olarak kullandıkları ülkelerin kendilerini bir iç tehdit gibi algılama eğilimlerini birlikte ele almak lazım.

BİRKAÇ HAFTA SONRA ALMANYA’DA, HOLLANDA’DAİ ASYA’DA BAZI ÜLKELER CEMAATE OPERASYONA BAŞLAYACAK

Birkaç hafta sonra Almanya’da, Hollanda’da Asya’da bazı ülkeler cemaatin hareket alanını kısıtlar hatta tasfiye operasyonlarına başlarsa kimse şaşırmasın. Sandığınız gibi bu ‘dini bir cemaat’in hareket alanını kısıtlamak ya da İslam’a karşı önyargıdan beslenmeyecek. İstihbarat ve finansal operasyon boyutu üzerine gidilecek.

ABD İLE KRİZ YAŞAYAN HER ÜLKE RAHATSIZ

Angela Merkel’i bile dinleyen NSA skandallarından sonra, NSA’nın Türkiye ayağı gibi hareket eden bir yapıdan, NSA dinlemelerinden rahatsız olan, bu yüzden ABD ile kriz yaşayan her ülke rahatsız olacaktır. Bu rahatsızlığını da açıkça ortaya koyacaklar. Daha şimdiden Türkiye’deki paralel istihbarat operasyonlarının ABD kaynaklı küresel dinleme/istihbarat operasyonlarıyla bağlantılandıran düşüncenin güç kazanması dikkat çekici

TARIM DOSYASI : İTALYA NASIL DÜNYANIN EN BÜYÜK ZEYTİNYAĞI İHRACA TÇISI OLDU ??? OKUYALIM, BİLELİM !!!

1951-1952 yıllarında İspanya Hükümeti, Türkiye’den çok yüksek miktarda odun kömürü satın almak istiyor.O güne kadar İspanya’ya yapılan ihracat kalemleri arasında yer almayan bu talebin bir de özel şartı var.

Kömürler İskenderun’dan Saroz Körfezi’ne kadar Akdeniz ve Ege sahillerinde doğada kendiliğinden yetişen delice ağacından elde edilmesi isteniyordu.İstek dönemin Hükümeti tarafından yüksek getirisi nedeniyle sevinçle karşılanıyor, ülkemizde bol miktarda bulunan delice kömürü ihraç edilmeye başlanıyordu.Görgü tanıklarının anlattıklarına göre,limanların üzeri gemi yüklemeleri sebebiyle kara bir bulut ile kaplanıyor göz gözü görmüyordu.

O yıllarda Ankara’da görev yapan ABD Ticaret Ateşesi, dönemin Dışişleri Bakanı’na ihraç edilen kömürün İspanya tarafından nasıl değerlendirildiği ya da nerelerde kullanıldığını araştırıp araştırmadıklarını soruyor.

Aldığı cevap, getirisinin önemli olduğu nerede kullanıldığının Türkiye’yi ilgilendirmediği şeklinde oluyor.Bunun üzerine ataşe konuyu kendisi araştırıyor ve otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığı bilgisine ulaşıyor.Bununla yetinmeyip ABD’de tanıdığı mühendislerden bilgi alıyor ve otoyolda kömür dolgunun bir yararı olmadığını öğreniyor.Öğrendiklerini Bakan’a iletiyor, Türkiye’nin rahatsız olmadığını, gelirden dolayı memnun olduklarını söylüyor, konu kapanıyor.

Delice ağacının zeytin aşılamak için en uygun ağaç olduğunu bilenler Türkiye’ye oyun oynamışlardı. Sonuç olarak İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçısı ve aynı yıllarda Türkiye’ye margarin giriyor. Ne büyük tesadüf.

From : Mollaoğlu

/// BİR İDEALİZM HİKAYESİ /// Bisikletiyle Hayallerinin Peşinde Dünyayı Dolaşan Genç Adam ///

Bugün size hayallerinin peşinden koşan daha doğrusu hayallerinin peşinden pedal çeviren bir genç dostumuzu takdim edeceğiz, huzurlarınızda Tunahan Emre Bilgin.

Tanıyanların çoğu kendisini fotoğrafçı olarak biliyorlar

10
Merhaba deyin bakalım.

Gerçekten de yıllardır özellikle müzik ağırlıklı…

2

Çektiği fotoğraflarla konserlerde, festivallerde, sahne arkalarında…

3

Her an karşılaşabiliyorsunuz Tunahan ile

4

2010′da Zenit’iyle Foça’da Dinar Bandosunu çekerken…

5

O gün arkadaşına Pink Floyd’u çekme hayalinden bahsediyor

6

2011′de ise İzmit’e gitmek için cebinde burs parasıyla otobüs beklerken…

7

Bir anda bisiklet almaya karar veriyor ve hâlâ kullandığı…

8

Fotoğraflardaki bisikletini alıp İzmit’e kot tişört bisiklet gidiyor

9

Sene 2012 olunca dev isimleri fotoğraflıyor birbiri ardına

11

Megadeth, Trivium, Scorpions, Enrique Iglesias, Guns’n Roses gibi

12

Ve bisikletle tek başına 750 km’lik bir Balkanlar turu yapıyor

14

Waters’ın ekibinden aldığı özel izinle…

15

Sofya’da Roger Waters konserini fotoğraflıyor ve ilk hedefine ulaşıyor böylece

18

İstanbul’a dönünce Evden Uzakta, Akustikhane ve başka televizyon projelerinde yer alıyor

19

Ve 2014′te yeni projesini açıklıyor: #TeaWithChrisNolan

20

Evet isminden de anlayacağınız üzere bu kez hedef Chris Nolan ile çay içmek

21

Ve bunun için bisikletle Los Angeles’e gitmek!

22

Bu çılgın projenin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz

24

O inanıyor, biz daha çok inanıyoruz

27

Git gel yol hikayeni de yazalım Tunahan

28

Tabii dikkatli sür, üşütme yollarda

29

Bir de hedefine ulaş, biz de başarı öyküsü yazabilelim :)

30
Yolun açık olsun!

/// DÜNYAYI GEZİYORUZ : Gerçek Olamayacak Kadar Güzel 27 Mekan / //

5283fea50fb851fa71000031.jpg
Fitoplankton adı verilen deniz mikropların oluşturduğu muhteşem görüntü – Vaadhoo Adası – Maldivler
5283fea00fb851fa71000028.jpg
Kırmızı Kum Taşı – Gansu – Çin
5283fea00fb851fa71000029.jpg
Aktif bir volkan karşısında farklı bir deneyim – Baños – Ekvator
5283fea00fb851fa7100002a.jpg
407 metre derinliğindeki dev oyuk – Belize
5283fea00fb851fa7100002b.jpg
Lale bahçeleri – Hollanda
5283fea20fb851fa7100002c.jpg
40 katlı binaları içine alabilecek olan dünyanın en büyük mağarasına hoşgeldiniz – Vietnam
5283fea20fb851fa7100002d.jpg
Yaklaşık olarak 4.5 milyon çiçeği içinde barındıran botanik park Ibaraki – Japonya
5283fea20fb851fa7100002e.jpg
Mendenhall mağarası – Alaska – Amerkia Birleşik Devletleri
5283fea30fb851fa7100002f.jpg
Tarihi 2 milyon öncesine dayanan masa dağı – Venezuela,Brezilya,Guyana Sınırı
5283fea40fb851fa71000030.jpg
Kapadokya – Türkiye
5283fea50fb851fa71000032.jpg
355 metre yüksekliğindeki sınır bekçisi şelalemiz – Zimbabve ve Zambia sınırı
5283fea50fb851fa71000033.jpg
Trolltunga, 1.000 metre yükseklikte,havada asılı olan bir kaya parçasıdır aman dikkat! – Norveç
5283fea60fb851fa71000035.jpg
Beyaz kumların doğayla bütünleşmesi – Whitsunday Adası – Avustralya
5283fea70fb851fa71000036.jpg
Dünyanın yedi doğal harikasından biri olarak kabul edilen büyük kanyon – Arizona – Amerika Birleşik Devletleri
5283fea70fb851fa71000037.jpg
Yaklaşık 6.000 yılda dalgaların oluşturduğu mermer mağaraları – Arjantin ve Şili
5283fea80fb851fa71000038.jpg
Aşk yolu…Nişan fotoğraflarınızı çektirmeden önce trene dikkat ettiğiniz zaman belki de dünyanın en güzel yerlerinden biri – Ukrayna
5283fea90fb851fa71000039.jpg
Dünyanın en büyük tuz havzası – Bolivya
5283fea90fb851fa7100003b.jpg
Chapada Diamantina Milli Parkı – Bahia – Brezilya
5283fea90fb851fa7100003c.jpg
Arizona – ABD
5283feab0fb851fa7100003d.jpg
Lav akışının oluşturduğu bazalt sütunlar – İskoçya
5283feab0fb851fa7100003e.jpg
Upolu – Samoa Adaları
5283feac0fb851fa7100003f.jpg
Bambu Ağaçları – Kyoto – Japonya
5283feac0fb851fa71000040.jpg
Mistik görüntüsüyle Glowworm Mağarası – Yeni Zelanda
5283feac0fb851fa71000041.jpg
Bu alan halka kapalı olsa da dik parkurun ziyaretçisi oldukça fazla -Hawaii – ABD
5283fead0fb851fa71000042.jpg
Kamçatka Yanardağı – Rusya
5283fead0fb851fa71000043.jpg
Yucatán – Meksika
5283feae0fb851fa71000044.jpg
Renkleri periyodik olarak değişen Maidens gölü – Flores Adası – Endenozya

SURİYE DOSYASI : Dünyadan vahşete ses çıkmadı

Suriye’de işkence edilerek öldürülen kurbanların fotoğraflarına dünya kamuoyu beklenen ve gereken tepkiyi vermedi. Tek somut yorum, fotoğraflar için "dehşet verici ve ikna edici" diyen İngiliz Dışişleri Bakanı’ndan geldi. Dünya basınında ise "Ölüm makinesi" gibi başlıklar atıldı.

Esad rejiminin işlediği insanlık suçlarını ve binlerce insanın nasıl işkenceyle öldürüldüğünü ortaya koyan tüyler ürpertici fotoğraflara, dünya kamuoyundan henüz somut bir tepki gelmedi. Suriye ordusunda 13 yıl askeri polis olarak görev yapan ‘Ceasar’ kod adlı eski rejim mensubunun çektiği kan donduran fotoğraflar, işlenen savaş suçunun da en net kanıtı oldu. Görüntülerin İngiltere’de incelenmesinden sonra, işkence iddialarının soruşturulması için uzman kişilerden oluşan özel bir komisyon kurulduğu ve komisyonda, Birleşmiş Milletler tarafından daha önce savaş suçu işlemiş eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç ve Sierra Leone için kurulan mahkemelerde görev alan savcı ve avukatlar görevlendirildiği belirtilmişti. 55 bin fotoğraftan 26 binini titizlikle inceleyen komisyon da fotoğrafları çekerek muhaliflere ulaştırdıktan sonra Suriye dışına kaçmayı başaran Ceasar’ı da dinlemişti.

‘BİR GÜN HESAP VERİRLER’

Dünyadan katliama yönelik gelen ilk tepkilerse şöyle oldu:

İNGİLTERE:İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, fotoğraflarla ilgili olarak "ikna edici" ve "dehşet verici" yorumunda bulundu. Hague, İngiliz Parlamentosu’nun alt kanadı Avam Kamarası’nda milletvekillerinin Suriye’deki son duruma ilişkin sorularını cevaplandırdı. Hague, "İran’ın Esad rejiminin vahşetine verdiği desteği çekmesini istiyoruz. Suriye rejimi tarafından uygulanan işkence ve tacizi ortaya koyan şoke edici kanıtlar ortaya çıktı. Birçok delil gördüm. Hepsi çok ikna edici ve dehşet verici. Bir gün bu suçları işleyenlerin sorumlu tutulacak olması önemli" dedi.

ABD: Fotoğrafları Anadolu Ajansı ve CNN ile aynı anda, özel haber olarak yayınlayan İngiliz gazetesi The Guardian’a konuşan ABD’li bir yetkili "Suriye’deki hapishane koşullarından ve rejimin tutuklulara yönelik davranışlarından rahatsızlığımızı uzun süredir dile getiriyoruz. Tutukluların sadece özgürlüğü kısıtlanmıyor, aynı zamanda insanlık onuruna aykırı davranışlara, fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalıyorlar" dedi. Açıklamada, "Bu durumun sorumluları yaptıkları insan hakları ihlallerinden dolayı yargılanmalıdır" ifadelerine yer verildi.

RUSYA: Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrova fotoğraflar hakkında, "Savaş suçu yok demiyorum, var ve belgelendirmek lazım" dedi. Fotoğrafları görmediğini belirten Lavrov şunları söyledi: "Suriye krizinde diplomatik savaştan çok enformasyon savaşı yaşanıyor. Bu fotoğraflar da enformasyon savaşının bir parçası. Suriye’de savaş suçunu iki taraf da işliyor."

İRAN: İran da fotoğraflar için "şüphe uyandırıcı" yorumunu yaptı. Dışişleri Bakanı Sözcüsü Merziye Afham "Suriye hükümeti aleyhine bir atmosfer yaratılmak isteniyor olabilir" yorumunda bulundu.

DÜNYA BASINI NASIL GÖRDÜ?

Dünya basını da Esad rejimine savaş suçları yükleyen bu fotoğraflara geniş yer verdi ve "Sistematik infaz", "Rejimin ölüm makinesi", "Suriye’de kitlesel katliam" gibi başlıklar attı.

İngiliz BBC "Suriye rejimi işkence ve 11 infazla suçlanıyor" başlığını kullanırken, The Guardian "Rejim tarafından işlenen sistematik infazın delilleri" ifadelerine yer verdi.

Fransa’da Le Monde, fotoğrafları "Rejimin ‘ölüm makinesi’ olduğunun ispatları" başlığıyla verirken, Liberation ise "Suriye’nin işkence makinesi" dedi.

Alman Deutsche-Welle, vahşeti resmi internet sitesinde "Katar merkezli rapor Suriye’yi sistematik işkence ve infazla suçluyor" şeklinde duyurdu.

‘SAVAŞ SUÇUNUN TEYİDİ’

Amerikan CNN kanalı "Tüyler ürpertici Suriye fotoğrafları Esad rejiminin uyguladığı işkenceyi kanıtlayabilir" başlığını kullanırken, Time dergisi bu yeni verilerin Cenevre-2 görüşmelerinin seyrini değiştirebileceğini söyledi.

Arap Basını; El Cezire televizyonunun "Suriye zindanlarındaki sistematik ölüm ve işkencenin delilleri" olarak duyurduğu fotoğrafları, Es-Sebil ve Rassad gazeteleri "Esad’ın savaş suçu işlediğini teyid ediyor" ifadeleriyle okuyucularına aktardı.

ESAD’A DESTEK, YARDIMA KÖSTEK

"Şam Kasabı" Esad’ın kendi vatandaşlarına yönelik soykırımı 50 bin fotoğrafla dünyanın gündemine otururken, Suriye diktatörüne CHP’nin ve paralel yapının verdiği destek hafızalara kazındı.

1- Birinci fail olarak 130 bin kişiyi varil bombaları, açlık ve işkenceyle katlettiği halde, Cenevre’de ‘sivil lider’ profili çizmeye çalışan Beşar Esad geliyor. Esad işlediği katliamlarla, Hama’yı yerle bir eden Hafız’ın oğlu olduğunu bir kez daha dünya aleme gösterdi.

2- Esad’ın en büyük suç ortaklarından biri ise Suriye rejimine küçük hesaplar gereği destek veren bazı bölge ülkeleri ve katliamlar karşısında üç maymunu oynayan devletler ve dünya kamuoyu…

3- Şam Kasabı’na en şaşırtıcı manevi desteklerden biri ise ana muhalefet partisi CHP ve marjinal sol partilerden geldi. CHP milletvekilleri Hasan Algül ve Refik Eryılmaz, Şam’da ayağına kadar gittikleri diktatörü, dünyaya seçime hazır demokratik bir lider gibi lanse etmeye çalıştılar.

4- Desteğin dördüncü ayağını ise 17 Aralık darbesinin arkasındaki güç paralel yapı oluşturdu. Suriye’deki Türkmenler’e insani yardım malzemeleri taşıyan TIR’lar, 300 jandarma eşliğinde basıldı. Reyhanlı’daki kanlı patlama için bir hafta boyunca parmağını bile oynatmayan Adana Cumhuriyet Savcısı, MİT gözetimindeki TIR’ları teşhir etmek için Adana’dan Hatay’a gitmekten üşenmedi.

SELİM SAVAŞ GENÇ : Dünya Türkiye’de olup biteni hangi zaviyeden takip ediyor ?

Türkiye’de başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturması akabinde küresel manşetler ilk etapta ‘Türkiye’de güç savaşı’ çerçevesinde atıldı. Habere biraz daha yakından bakma fırsatı yakalayan uluslararası medya organlarında olay, Ankara’nın anayasa, yasa ve yönetmeliklerden geri dönen hamleleri akabinde, daha çok yargının baskı altına alınması ve hukukun işletilememesi olarak yorumlanmaya başladı.

Gezi olayları ile tartışılmaya başlanan Türkiye’nin vizyonu, maalesef yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına karşı hükümetin aldığı tavır neticesinde dramatik boyutlara ulaştı. Yargı süreci tıkanmasa ve AK Parti yargılanarak arınmayı tercih etseydi muhtemelen Türkiye süreçten en ufak bir zarar görmeden çıkacak, AK Parti de hukuka olan saygısından ve içindeki zayıf halkalardan ayrılmayı göze alması nedeniyle büyümüş olacaktı. Zira Avrupa Parlamentosu (AP) liderlerinden Hannes Swoboda, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının tıpkı Gezi olayları gibi komplo ile izah edilmeye çalışılmasını inandırıcı bulmamış. AP milletvekillerinden Andrew Duff, yargı sürecinin engellenmesinin Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin durdurulmasına neden olabileceği uyarısında bulunmuş. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle ise Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK) gerçekleştirilmek istenen değişiklikleri yakından takip etiklerini belirten mesajlar yayımladı. Avrupa ülkelerinin yargıç derneklerinin çatı kuruluşu Demokrasi ve Özgürlükler İçin Avrupalı Yargıçlar Birliği (MEDEL) de HSYK yapısını değiştirmeyi öngören yasa tasarısını eleştirirken, yargı üzerinde hâkimiyet kurma girişimine dikkat çeken sert bir metin yayımladı. Dışarıdan, özellikle de Batı medyasından yükselen sesler Türkiye’de vuku bulan hadisenin bir darbe olduğuna ihtimal vermiyor.

Başbakan Erdoğan’ın büyükelçiler konferansındaki devlete sızdığı iddia edilen örgütün yurtdışında muhataplara anlatılması talimatını, yukarıdaki tabloyu tersine çevirmek için atılmış bir adım olarak görebiliriz. Özetle büyükelçiler, dış güçlerin planladığı ve ‘haşhaşilerin’ maşa olarak kullanıldığı bir süreci dış güçlere anlatacaklar. Kolay bir görev olmadığı aşikâr. Bu görevi ifa etmeyi düşünen birçok büyükelçi muhtemelen muhatapları tarafından nezaketle dinlendikten sonra hareket hakkında pozitif yorumlar işitecektir. Hizmet gönüllülerinin yurtdışındaki imajının Türkiye’de herhangi bir kurum ya da kişi ile mukayese edilemeyecek kadar yüksek olduğunu iddiasız bir gözlemci olarak ifade edebilirim. Hizmet hareketini kötüleyenlerin birçok ülkede gönüllülerin yüksek toplumsal kredisinden dolayı olağan şüpheli sayılabileceğinin farkında olanlar, muhtemelen böyle ‘mühim’ bir görevi doğrudan ifa etmemeyi tercih edecektir. Zira ısrar edenlere ‘Sizi burada tutmak zorunda değiliz’ tepkisini veren yetkililer bile çıkabilir. Hizmet’in tabanı ile sorunları olmadığını ifade edenlerin dünyayı ayağa kaldırma çabasının büyük bir çelişki olduğunu da bir kenara not edelim.

Hizmet hareketi gönüllülerinin aynı hataya düşüp dünyanın farklı coğrafyalarında Erdoğan’ı, hükümeti ve AK Parti’yi kötüleyen ve karalayan açıklamalar yapacağına ihtimal vermiyorum. Yargıya yansımış konuları yargı mensuplarına bırakıp sınır dışına bu ülkenin iç meselelerini taşımamak en güzeli. Başbakan Erdoğan’ın alışılagelmiş temposunun dışında ortaya koyduğu performans zaten her şeyi fazlası ile anlatıyor.

“Bundan sonra ne olacak?” sorusu son günlerde Türkiye’de en çok sorulan ve henüz yanıt verebilen birilerinin çıkmadığı tek soru. Ülke bu kaostan eski Türkiye yöntemleri ve yeni bir 28 Şubat’la mı çıkacak, masum insanlar gerçekten ‘çete’ mensubu muamelesi mi görecekler ve belki de hepsinden önemlisi babanın evlada, çiftlerin birbirine, komşunun komşuya düşman kesilmeye başladığı bu süreci kim hangi hamle ile sükunete kavuşturacak? Dışarıdan bakıldığında ‘benden sonrası tufan…’ felsefesinin hâkim olabileceği endişe verici bir sürece doğru adım adım ilerlediğimiz görülüyor. Cumhurbaşkanlığı makamı siyasal sistemlere bugünler için konulmuştur. Çankaya’nın duvara doğru yol alan sürat trenine yön tayin etmesi gerekiyor. Hukukun ve demokrasinin dışında buluşabileceğimiz bir yer yok!

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: