Etiket arşivi: : Fethullah Gülen

YERLİ BASIN : Fethullah Gülen ve Hizmet

b_5494.jpg?itok=ja_oMdeV

Sabah: Mehmet Barlas: Gülen Türkiye’de yaşasaydı herhalde ülkesine kıyamazdı

Yeni Türkiye ile eskisi arasındaki önemli farklardan birinin, son dost modern darbenin içeriğine yansıdığını görebiliriz. Eski Türkiye’de yaşadığımız türlü çeşitli darbelerde ekonomisi çökmüş, döviz krizleri sarmalında yaşayan ve toplumsal barışın ya sağ-sol, ya laik-şeriatçı ya da Türk-Kürt çatışmalarının tehdidi altındaki ülkenin yönetimine el koyulup, ekonomide IMF’nin, siyasette de Washington’un rehberliklerinde bir restorasyon dönemine girilmesi amaçlanırdı. Devamı…

Star: Elif Çakır: Peki, Fethullah Gülen Hizmet’in nesi olur?

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV), son günlerde seriye bağladığı basın toplantılarından birini daha yaptı. Mustafa Yeşil, vakfın gelmiş geçmiş en popüler başkanlarından birisi. Kendisini neredeyse görmediğimiz gün yok. Ya bir televizyon kanalında tatlı tatlı “…Kozanlı Ömer’in emniyet imamı olmakla alakası bulunmamaktadır. Bu şahsın, emniyetin sigorta işlerini yapan birisi olarak emniyete sık girip çıkmasında ne tuhaflık var?” konuşmaları yapıyor… Ya da kameralar önünde “Son günlerde yaşanan gelişmelere yönelik…” Devamı…

Zaman: Hüseyin Gülerce: Hizmet, parti mi kursun?

Başlıktaki soruyu cevaplamadan önce üç hususun altını çizmek gerekiyor. Birincisi, “paralel yapı” teranesi bir yargısız infaz sloganı olarak işletiliyor. Bir algı operasyonu malzemesi yapılıyor. Net olarak söyleniyor: Hükümetin elinde ne belge, bilgi varsa bunları yargıya havale etmelidir. Kim suçlu ise buna yargı karar vermelidir. Suçun şahsiliği prensibi var. Koskoca bir camia zan altında bırakılmamalı, tedirgin edilmemelidir. Tekrarlanan iddialar, hakaretlerle beslenen ötekileştirmeler, birbirini kardeş kabul eden insanları, gerçekten telafisi zor bir kutuplaşmaya sürüklüyor. Devamı…

YeniŞafak: Markar Esayan: Hizmet Hareketi ve telafi

Türkiye’nin 17 Aralık’tan sonra başka bir yer olduğunu pazartesi günkü yazıda ifade etmiştim. Bu neyi ifade ediyor? En geniş anlamıyla, artık kimse kararlarını 16 Aralık gecesindeki Türkiye’de yaşıyormuş gibi alamaz. Daha doğrusu almamalı. Bu ‘kimse’lerin başında da Hizmet Hareketi geliyor. Şüphesiz Hükümet ile diğer siyasi ve toplumsal parçalar da aynı kurala tabi. İster kurumsal, ister kişisel olsun, alınan kararlar ve hareketler sonuçlar doğurur. Belki farkında olunmaz ama, en ehemmiyetsiz kararlar bile, o karar alınmadan önceki dünyayı fiilen sonlandırır; başka bir dünyaya geçiş olur. Devamı…

Aydınlık: Mustafa Mutlu: Cemaat CHP’yi gösterip MHP’yi destekleyecek!

Cemaat ile AKP arasında gittikçe tırmanan kavgadan sonra herkes aynı soruları soruyor: Fethullah Gülen Cemaati, AKP’den desteğini çektiğine göre hangi partiyi destekleyecek? Eğer; bugüne kadar kuşkulanıldığı gibi seçim sonuçlarına parmak atmak gibi bir alışkanlığı varsa, bu seçimlerde bu parmağı hangi parti lehine atacak? Genelde Fethullah Gülen Cemaati’nin yeni gözdesinin CHP olacağı söyleniyor. Bu, İstanbul için doğru olabilir. Çünkü Cemaat’e yakınlığıyla bilinen Mustafa Sarıgül’e destek verilmesi son derece doğal görülebilir. Devamı…

(Süreç Analiz, 5 Şubat 2014)

Reklamlar

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Ünlü Fotoğraf Sanatçısı Ara Güler’in objektifinden Fethullah Gülen

Türkiye fotoğrafının duayen ismi, ünlü foto muhabiri Ara Güler’in 1998 yılında çektiği Fethullah Gülen Hocaefendi fotoğrafları yıllar sonra ilk kez Aksiyon’da yayımlanıyor.

Güler, ‘arkadaşım’ dediği Gülen’in fotoğraflarını çekerken hiç zorlanmamış. Güler, Time dergisi için yapılan röportajdan sonra Altunizâde’deki ikametgâhında ve odasında enstantaneler almış.

Ara Güler’in tarihî fotoğrafları uzun bir aradan sonra Aksiyon’un 1000. sayısı için yayımlanıyor.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen’in son konuşmaları

Fethullah Gülen ile Cemaat mensubunun konuşmaları şoke etti!

Sosyal medyada, Fethullah Gülen ve bir Cemaat mensubuna ait olduğu iddia edilen konuşmalar büyük yankı uyandırdı. İşte o konuşmaların detayları…

Fethullah Gülen ile bazı Cemaat mensuplarına ait olduğu iddia edilen konuşmalar sosyal medyanın gündemine bomba gibi düştü. Twitter kullanıcıları, söz konusu konuşmaları sosyal ortamda tartışmaya açtı.

İşte sosyal medyadaki tartışmalarda yer alan o konuşmalara ait bazı bölümlerin detayları…

PEYGAMBER "TWİTLERİ İKİ KATINA ÇIKARIN" DEMİŞ
Özellikle Hz. Peygamber’in rüyalarda "twitleri ikiye katlayın" dediğinin iddia edildiği sözler sosyal medyada büyük infiale sebep oldu.

Telefondaki Gülen’le konuşan şahıs bu rüyaları anlatınca, karşıdan "siz de öyle yapın inşallah, dediği gibi" cevabını alıyor.

İDRİS BAL GİBİ YAPSINLAR
Bazı AK Partili vekillere yapılan baskıların açık açık anlatıldığı konuşmalarda, Gülen’in "İdris Bal gibi yapsınlar, milletvekilliğini elinden alacak değiller ya, zaten onları ikinci seçimde aday olarak koymayacaklar yani" şeklindeki talimatı sosyal medyada yine en çok konuştuğu konular arasında yer alıyor.

İdris Bal gibi yapsın denilen vekilin talimatı yerine getirerek 2013 Aralık sonunda istifa ettiği bilgisi de, sosyal medyada konuşulanlar arasında.

BENİM SEVDİĞİM ÜLKE DE DESTEKLİYOR
Sosyal medya kullanıcılarını şoke eden diğer bir konuşmada ise, Süleyman isimli şahıs, ABD’de yapılacak olan Kürt Kongresi’nden bahsediyor, bu kongreyi ABD’nin ve kendisinin sevdiği ülkenin desteklediğini söylüyor. Twitter kullanıcıları "benim sevdiğim ülke"den kastın "İsrail" olduğu yönünde yorumlar yaptı.

ERDOĞAN BERTARAF EDİLECEK, YENİDEN SİLAHLI, ÇATIŞMALI DÖNEM GELİYOR…
Süleyman isimli şahsın anlattığına göre; bu kongreyle birlikte İmralı (Öcalan) bertaraf edilecek, artık tekrar silahlı ve çatışmalı bir dönem geliyor, Barzani de bertaraf edilecek, Erdoğan da bertaraf edilecek.

Sosyal medyada hayretle karşılanan ve büyük tepki çeken sözlerden biri ise, Süleyman isimli şahsın "Abi Türkiye’de halkı uyutmuşlar, halk aptal, zavallı hepsi" sözleri oldu.

YENİ PARTİDE GERİ ADIM YOK
Konuşmalarda geçen "tren vagon" şifrelerinden kastın ise sosyal medyada "yeni parti" olduğu belirtiliyor. Buna göre, bu adım konusunda paralel yapı geri adım atmayı düşünmüyor, Erdoğan’ın bertaraf edilmesinin artık şart olduğu söyleniyor.

ZAFER ÇAĞLAYAN’I İYİ TUTUN
Konuşmalarda, Gülen’le bir başka şahsın konuşması esnasında, KOÇ’la, Sabancı’yla ilişkiler, onların Afrika ziyaretleri konuşulurken, bir bölümde konu Zafer Çağlayan’a getiriliyor.

Çağlayan’ın iyi kontrol edilmesi gerektiğinin altının çizildiği telefon konuşması esnasında, "öbür tarafa kaymasın" ifadesi kullanılıyor.

NİSAN’DAN SONRA BAKANLARI, VEKİLLERİ BİZ BELİRLEYECEĞİZ
Yine Süleyman isimli şahsın kayıtlarının yer aldığı videoda, büyük işadamlarından bahsediliyor, bu işin Ergenekon gibi uzayıp uzayıp, sonuçta bütün kabineyi yıkacağını, milletvekillerinin bakanların Nisan’dan sonra artık kendileri tarafından belirleneceği söyleniyor.

GENÇ PARTİ’Yİ ALDILAR
Sosyal medyada en çok şaşkınlığa sebep olan bölümlerden biri de "Genç Parti’yi aldılar, düzenlendi müzenlendi…" şeklindeki ifadeler oldu.

AK Parti’den ise 78 milletvekilinin koparılacağını belirten Süleyman, bütün koordinasyonu sağladığını, milletvekili adaylarından istediğini istediği yere yazabileceğini, tuzluğu koysa, taşı koysa milletvekili yapabileceğini anlatıyor.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen çok mu hasta ?

16 yıl sonra ilk kez bir televizyon kanalına konuşan Fethullah Gülen, BBC muhabirini hayli şaşırttı. Röportaj sırasındaki izlenimlerini paylaşan BBC muhabiri Tim Franks’ın en çok dikkatini çeken Gülen’in sağlığı ve mülakat odasının mütevaziliği olmuş.

Franks mülakatta yaşanan 2 bomba detayı da aktardı. İzlenimine göre Gülen’in fiziksel yeterliliği hayli düşmüş.

Fethullah Gülen Hocaefendi ile 16 yıl aradan sonra ilk televizyon röportajını yapan BBC, kıdemli muhabirleri Tim Franks’in mülakat sırasındaki izlenimlerini yayınladı.

GÜÇLÜ AMA İNZİVAYA ÇEKİLMİŞ

"Güçlü ama inzivaya çekilmiş Türk din adamı" başlıklı izlenim yazısında İngiliz gazeteci, "Fethullah Gülen, Türkiye’nin ikinci en güçlü adamı olarak adlandırıldı. Ama aynı zamanda kendi kendini sürgün ettiği ABD’de inzivaya çekilmiş birisi." yorumunda
bulundu.

İLGİNÇ 2 OLAY

Franks, Gülen’in sağlık durumu ve yaşadığı mütevazı odanın mülakatta en çok dikkatini çeken şeyler olduğunu belirtti.

Röportaj sırasında mülakatın içeriğiyle ilgisi olmayan iki şeyin öne çıktığını belirten BBC muhabiri, bu iki olayı şöyle anlattı:

-"İlk olay mülakat başlamadan hemen önce yaşandı. Gülen, halsiz bir şekilde kolunu koltuğun üzerine koydu ve hemen doktoru tansiyonuna bakıp cebinden çıkartdığı hapı çiğnemesi için Gülen’e verdi. Bu kontroller mülakat boyunca devam etti.

ARKAYA DOĞRU DÜŞÜYORDU

*Dikkat çekmek istediğim ikinci olay ise yapılan tercüme sebebiyle uzayan mülakat sonrası Gülen ayağa kalktığında arkasına doğru düşmeye başladı ve odada bulunanlar hemen omuzlarından tutarak Gülen’i doğrulttular."

BAKIŞLARI IZDIRAPLIYDI

İngiliz gazeteci, mülakat boyunca da Gülen’in rahatsızlık görünümü içinde olduğunu, verdiği uzun cevapların tercümesini beklerken gözlerini kapattığını, bakışlarının uykulu değil ızdırap içinde olduğunu, Başbakan Erdoğan ile yaşadığı sorunu "doğrudan fazla körüklememeyi" tercih ettiğini ifade etti.

EN GÜÇLÜ İKİNCİ ADAM AMA FİZİKSEL YETERSİZLİLİĞİ AZALMIŞ

"Fethullah Gülen, Türkiye’nin en güçlü ikinci adamı olabilir. Ancak fiziksel yeterliliği azalmış gibi görünüyor." ifadelerini kullanan Franks, Gülen’in bir dizi kronik rahatsızlığının olduğunu ve son olarak da solunum ile ilgili bir rahatsızlık geçirdiğinin kendilerine anlatıldığını aktardı.

RÖPORTAJ AZ KALSIN İPTAL OLUYORDU

Bu sebeplerden dolayı röportajın iptal edilme noktasına geldiği ancak danışmanlarının mülakat için ikna ettiğini kaydetti. Franks yazısında, "Peki o zaman neden Sayın Gülen sonunda BBC ile buluşmayı kabul etti?" sorusuna da Gülen’in danışmanlarına dayanarak, "Bazı yanlış anlamaları gidermek amacıyla." cevabını verdi.

GÜLEN’İN ODASINI DA ANLATTI

Gülen’in Pensilvanya’da yaşadığı yerleşke içindeki özel odasını da gezen Tim Franks, "Rezidansın büyüklüğü göz önünde tutulursa, Gülen’in küçücük odası sürpriz oluşturuyor. Sayın Gülen, fotoğraflarda sık sık gösterilen büyük binada değil, yanındaki daha küçük binada yaşıyor." diye yazdı.

Odasındaki tek kişilik yatağına ve çalışma odasındaki Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen kum koleksiyonunu fotoğraflar eşliğinde okuyucularıyla paylaşan Franks, odayı şu şekilde tasvir etti: "Sayın Gülen haricindeki 12 kişi özel alanında sıkıştık; Türkiye’den getirilen kum koleksiyonuna, koyu renk kitap raflarına, bir ucunda kahverengi hafif bir yastığı olan düşük tek kişilik yatağına, namazlık seccadesine ve büyük boydaki Kur’an’a bakmak için…"

Gülen mülakatı, BBC World haber bültenlerinin yanı sıra başta Türkçe, Farsça, Arapça, Urduca olmak üzere İngiliz yayın kuruluşunun 28 farklı dilden oluşan yabancı diller servisinde TV, radyo ve web sitelerinde servis edildi.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen’in itiraf vakti

16 yıl sonra ilk televizyon röportajını İngiliz kanalı BBC’ye veren Fethullah Gülen, bir “din adamı”ndan çok bir “siyasi figür” görüntüsü çizdi.

Röportajında özellikle Başbakan Erdoğan için "arkadaşı yanlış yönlendiriyorlar" ifadesi tepki çeken Gülen’in sözleri içinde bir de itiraf vardı.

BBC’nin "Hizmet hareketinin yaklaşık 50 yıllık tarihinde yaşadığı en zor dönemin bu dönem olduğu fikrine katılıyor musunuz? Geçmişte Said-i Nursi’nin tek parti döneminde yaşadıklarıyla paralellik görüyor musunuz?" sorusuna Gülen şu cevabı verdi:

"Bu bizim kabahatimiz olabilir. Bir de inancım o benim; bu yaşadıklarımızı Cenab-ı Allah’ın bizi cezalandırması şeklinde değerlendiriyorum. Siz Bediüzzaman’dan bahsettiniz; o bir yerde diyor ki ‘Ben bunca zaman bana çektirenlerin hikmetini şimdi anlıyorum. Benim suçum Hizmeti Kur’aniyyeyi maddi manevi terakkiyatima alet etmekliğimmiş’ der. Oysa yapılan şeyler sadece Allah rızası için ihlasla yapılmalı. Ve yapılan şeyler insanlığa bir şeyler kazandırmalı. İnsanlık ondan bir şey kazanmalı.

Havada uçmak, suda batmadan gitmek için insan kendisini dine diyanete verirse şayet o da yine ihlasa muhalif bir tavır ve davranış olduğundan dolayı Allah cezalandırır. Bir ayette denir ki ‘Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.’ Dosdoğru bir yolda olduğumuzu söylediğimiz halde, adanmışların yolunda yürüdüğümüzü söylediğimiz halde tam öyle adanmışlara yakışır, yaraşır hareket etmediğimiz için Allah tokatlıyor olabilir bizi. Ama bu onların doğru yaptığı anlamına gelmez. Allah onlara da hesabını sorar bu yaptıklarının."

FETULLAH GÜLEN DOSYASI /// Süleyman Özışık : Fethullah Gülen de bunu söylerse

fft5_mf159008.jpg

Fethullah Gülen de bunu söylerse…

Fethullah Gülen The Wall Street Journal’e verdiği mülakatta, "AK Parti son iki yılda demokratikleşme adımlarından vazgeçtiği için kendilerine cephe aldık" demiş.

Eğer partiniz CHP veya MHP ise, eğer Kemal Kılıçdaroğlu veya Devlet Bahçeli adını taşıyorsanız bu sözlerden dolayı fazla ayıplanmazsınız.

Ama eğer bir dini cemaatin lideriyseniz ve adınız Fethullah Gülen ise, bu sözü söylediğiniz an, şahsınıza duyulan itibarı bizzat katletmiş olursunuz.

Elinizdeki tüm medya kuruluşları ve emrinizdeki tüm cemaat mensupları bunu söylese bile, inandırıcı olamazsınız.

17 Aralık’tan beri yapılan operasyonlar ve özellikle Gülen’e ait ses kayıtlarının ortaya saçılmasından sonra, hemen her mecrada yayınlanan okur yorumlarını takip ediyorum.

Neredeyse tamamı farklı cümlelerle ortak duygusunu, "Düne kadar hepimizin Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’siydi. Bugün ise sadece Fethullah Gülen’dir. Düne kadar hepimizin ortak gururu olan cemaat artık oyun kurucuların maşası olan bir camiadır" cümleleriyle dile getiriyor.

Bu sözleri söyleyenlere kızabilirsiniz. Ama söyleyen kadar söyletene de bakmanız gerekir.

Yolsuzluk yaptığı ve rüşvet verdiği şüphesiyle takibe aldırdığı Ali Ağaoğlu’nun parasıyla tatile giden Zekeriya Öz’e sahip çıkıyorsanız…

İkinci dalga operasyonda elindeki 25 torba belgeden bir tanesini bile incelemeden, Türkiye’nin dev projelerine imza atan işadamlarını ve Erdoğan’ın oğlu Bilal’i evinden aldırmak isteyen Muammer Akkaş’a kol kanat geriyorsanız…

Üçüncü dalga operasyonda, "Siz gidip şu işadamlarını ve Bilal’i alın gelin. Belgeleri sonra hazırlarız" diyerek hukuku ve insan haklarını ayaklar altına alan savcıya hak veriyorsanız…

Bunların üzerine kalkıp bir de, "AK Parti son iki yılda demokratikleşme adımlarından vazgeçtiği için kendilerine cephe aldık" diyorsanız, yapılan eleştirilere de da isyan etmeyeceksiniz.

AK Parti hangi demokratikleşme adımlarından geri adım atmış, söyler misiniz?

Size göre Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı getirmek demokratikleşmede geri adım atmak mıdır?

HSYK’nın yapısını tamamen değiştirip, oralara adamlarınızı tıkış tıkış doldurmanıza sebep olmaları mıdır size bunu söyleten?

Eşinin başı kapalı diye, ya da namaz kılıyor diye ordudan ihraç edilen inançlı kesimlerin haklarının iade edilmesi size göre demokraside geri adım atmak öyle mi?

Yoksa okul önlerinde yerlerde sürüklenen öğrencilerin, derslerine giremeyen başörtülü öğretmenlerin gördükleri zulmün sona ermesi mi hoşunuza gitmedi?

Milletin vekillerinin tekrar başörtülü Meclis’e gelmesi, her kökenden her ırktan insana hakaretin nefret suçları kapmasına alınması demokratik adımlardan geri adım atılması oldu öyle mi?

28 Şubat postmodern darbesinin en büyük dayanağı olan Emasya Protokolü’nün kaldırılması AK Parti’yi antidemokratik yaptı?

Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünün açılması, köy isimlerinin tarihi isimlerine tekrar kavuşturulması, seçimlerde de farklı dil ve lehçelerde propaganda yapılmasına izin verilmesi, oy verme hakkına sahip olan herkese, partilere üye olma hakkı verilmesi size göre çok kötü gelişmeler galiba?

Seçim barajının 3 farklı öneriyle tartışmaya açılması, partilere hazine yardımı yapılmasındaki yüzde 10’luk barajın yüzde 3’lere çekilmesi sizi niye rahatsız etti ki?

Toplumda Çingene denilerek aşağılanan Romanlar’ın kültürlerine ve dillerine sahip çıkılması ülkeyi geriye götürmekmiş öyle mi?

Q, W gibi harflerin kullanımından kaynaklanan cezayı kaldırarak bizi taaa Ortaçağ’ın karanlık dönemine kadar geri götürdü AK Parti he mi?

Galiba sizi, Deniz Baykal’ın koltuğu, MHP’li vekillerin siyasetine bırakmasına… Cübbeli Ahmet Hoca’nın hapse girmesine ve daha pek çok kişinin mağdur olmasına neden olan, kişisel verilerin gizliliğini düzenleyen madde rahatsız etmiş olmalı…

Seks içerikli şantaj kasetlerinin yayınlanmasının suç olması demokratikleşmeye ne büyük darbe indirmiş değil mi?!

Sizin demokratikleşme anlayışınız nedir peki, bize bunu anlatın da bilelim?

HSYK tarafından görev yerleri değişen savcıların, “Şimdilik böyle bir durum olabilir. Gidiyoruz ama geri geleceğiz. AKP yıkıldıktan sonra daha iyi yerlere geleceğiz. O zaman bizlerin gücünü göreceksiniz” diyerek devlete meydan okumaları demokratikleşme midir?

Devletin kaybolan dinleme cihazlarının Emniyet’in çatı katında faal şekilde bulunması, Başbakan’ın yatak odasına ve makamına böcek diye tabir edilen dinleme cihazının konulması demokratikleşme midir?

Maliyenin denetim yapacağı şirketlere önceden haber uçurup, bunun karşılığında sponsorluk koparmak demokratikleşme midir?

Cemaat hakkında yazdığı yazı daha yazı işleri toplantısına girmeden, gazetenin patronuna çıkıp o yazıya sansür uygulatmak demokratikleşme midir?

Uluslararası ihaleleri birilerine peşkeş çekmek demokratikleşme midir?

Suriye’deki mazlumlara yardım götüren MİT’e ait tırlara operasyonlar yapan savcılara omuz vermek demokratikleşme midir?

Söyleyiniz lütfen! Daha fazla demokrasiden kastınız nedir?

Yüzde 50’nin oyuyla gelen bir lidere köşe yazılarında "Diktatör" diyen, "Terazide tartıldın ve günahların ağır bastı. Kellen kesilecek" diyen kalemler sizde…

"Türkiye nükleer bomba üretip Irak gibi başınıza bela olacak ey dünya. Müdahale etsenize!.." diyen yazar da, "Türkiye El Kaide’ye yardım yapıyor. Bu ülkeyi ve bu ülkenin liderini teröristlere destek verenler listesine alsanıza" diyen yazarlar da sizde…

"AK Parti hakkında kapatma davası açılmalı. İktidar meşruiyetini kaybetti" diyen de, "Asker nasıl darbe yapar" diyerek orduyu yönetime el koyması için fişeklemeye çalışan da sizde…

"Yezid" diyen sizde, "Ebu Cehil bunlardan iyiydi" diyen sizde, "Hocaefendi münafıkların ülkesine gelmez" diyen sizde, "Peygamberin kıblesi şaştı" diyen sizde, kadın yazarlara "Sizin de belaltı kasetleriniz var" diyen sizde, "Gezi haklıydı" diyen sizde, "Mavi Marmara’da yaşananlar İsrail’i zor duruma düşürmek için tezgahlanan bir oyundu" diyen sizde, "Bu kavga Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar devam edecek" diyerek adeta itirafta bulunan sizde….

Yargı sizde, polis sizde, hakim sizde, eğitim sizde, medya sizde, BDDK sizde, ananas ikram ettiğiniz işadamları sizde, istifa ederek hükümet düşürmeye çalışan vekiller sizde…

Atatürk’ün Partisi CHP bile sizde… Daha nasıl bir demokratikleşme istiyorsunuz?

Hadi, söyleyin biz de bilelim?

Süleyman Özışık

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen-Recep Tayyip Erdoğan kavgası ne zaman bitecek ?

Zaman yazarı Hüseyin Gülerce hükümet ile Cemaat arasındaki eşi görülmemiş kavganın ne zaman son bulacağını açıkladı.

Fethullah GülenRecep Tayyip Erdoğan kavgası ne zaman bitecek? İşte bu sorunun cevabını Hüseyin Gülerce yanıtladı

Fethullah Gülen‘e yakınlığıyla bilinen Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, hükümet ve cemaat arasındaki çatışma ile ilgili olarak, ‘çıkış yolu var mı?" sorusunun yanıtını verdi.

Gülerce’ye göre şu saatten sonra artık herkes, "büyüyen yangının, şiddeti artan fırtınanın, kopmak üzere olan çığın, en az zararla nasıl atlatılacağını" düşünüyor. Çok sıkıntılı bir dönemden geçileceğini belirten Gülerce, savaşın ne zaman biteceğine yönelik tarih de verdi.

Gülerce’ye göre Türkiye ‘yi temellerinden sarsan bu kavga 1 yıl daha devam edecek. Bitmesi ise ancak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra olacak.

İşte Gülerce’nin yazısı ve tahminleri:

"Ben bu atmosferin kalıcı olmayacağına, özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Türkiye’nin normalleşeceğine, sonunda milletimizin -Allah’ın yardımıyla- en doğru kararı vereceğine inanıyorum. İman, umut, millete güvenme, yükselen değerlerimizin bir daha hırpalanmayacağı inancı ile sonunda, nehir yatağını bulacaktır diye düşünüyorum…

Demek ki en az bir yıllık sıkıntı ile ırgalanacak, sarsılacak, üzülecek, zaman zaman yeise kapılacağız.

Çıkış yolu var mı?

Daha önce de ifade ettim, çıkış yolunu kolaylaştıracak iki esas var:

Birincisi, demokratik terbiyeyi bozmadan, ilke ve esasları savunarak hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak. Bütün iddiaları, yargının neticelendirmesini savunmak. Yargı kararları olmadan kimseyi mahkûm etmemek. Bu konuda çok dikkatli olmak. Peşin hükümlerin, psikolojik harp taktiklerine dayalı algı oluşturmalarının önünü kesmek… İlle de hukuk, ille de demokrasi demek…

İkinci esas, duruşumuz, üslubumuzdur. Kim üslup güzelliğini korursa, kim diline sahip çıkarsa onun başı yarın dik olacaktır. Üslup, usul kadar değerlidir. Yanlış üslup, haklı olduğunuz yerde sizi haksızlığa mahkûm edebilir. Kaldı ki, mümin duruşların ne güzel bir düsturu var: Sövene dilsiz, dövene elsiz gerek… Rencide olsan da rencide etme, kırılsan da kırma…

Gün bugündür…"

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: