Etiket arşivi: MİZAH

MİZAH : Elin Erkeğine Yakışıp Türk Erkeğine Yakışmayan 15 Meret

Türk erkeği dünyadaki diğer bütün erkeklerden çok başka bir tür, çok başka bir cins çeşit insan türü. Öyle garip bir güruh ki Türk erkekleri, hiç kimseye yakışmayacak birçok şey çok güzel duruyor üstünde. Bıyık olsun, tespih olsun tarlası yanmış köylü oturuşu olsun nasıl bir güzel duruyor üstünde Türk erkeğinin… Ama bazı şeyler var ki, tüm çalışmalarımıza tüm çabamıza rağmen bir türlü yakışmıyor bize. Yakışık durmuyor üstümüzde. Özeniyoruz, biz de elin adamı gibi olalım istiyoruz. Haklı olarak Türk kadını da bu tip özlemlerle yanıp tutuşuyor. Ama yok anacım, bizim DNA’mız farklı yoğrulmuş. Bizim iliğimize kemiğimize çok başka elementler işlemiş. Bazı şeyler bir türlü durmuyor üstümüzde.

Gelin bir bakalım elin herifinden nedir farkı Türk erkeğinin;

Beyaz atlet

0

0a
Al dakika bir gol bir. Vin Diesel başkana ‘cuk’ diye oturan o zalım beyaz atlet benim Anadolu menşeili Türk erkeğimin üstünde emanet duruyor resmen. Nice genç kızların yüreği hoplasın diye pazardan alınan o beyaz atletler nedense bir türlü istediğimiz etkiyi neden yaratmaz anlamadım. O da atlet bu da atlet kardeşim. Birine bakıyorsun için gidiyor, öbürüne bakıyorsun…Bakmazlar olasıca.

Üstü sıyırmak

1

1a
Brad abimiz üstünü sıyırınca bir değişik bir hoş oluyor, göze batmıyor. Bizim eleman sıyırınca içi darlanıyor insanın. Ne bileyim bir tövbe estağfurullah çekesi geliyor dudakların. Neden aynı etkiyi yaratmıyor neden olmuyor, açıklayabilen beri gelsin.

Kasları sergilemek

2

2a
Elin adamı tamam belki daha sportiftir belki daha güzel imkanlarda yapıyordur o kasları ama kardeşim al işte bizim çocuklar da sıkıyorlar kolu göğsü. Bizimkilerinki de patates püresi değil ki… Bir şey eksik ama ne? Aynı tadı nedense veremiyoruz.

Yaşlı gözler

3

3a
Bizde kültürdür, erkek adam ağlamaz derler. Racona ters ama yani yeri gelince erkeğin de bir bam teli tıngırdadı mı ağlar eder, iki yaş akıtır. Fakat gelgelim elin adamı ağlarken bile puanları toplarken, bizim yüzüne bakmaya doyamayacağın Kenan’ımız bile iki damla gözyaşında karizmayı marizmayı yırtıp atıyor. Neden arkadaş? Bizimki de göz pınarı bizimki de yürek, aynı etkiyi neden yaratmıyor.

Selfie poz

4

4a
Elin adamı telefonuyla bir poz çekiyor sosyal medya sallanıyor, bizim eleman çekince mizah sitelerine meze oluyor. Neden kardeşim al cihazsa bizimkinin de telefonu güzel, aynaysa bizimkinin de var aynası, her şey tip mi yani. Al bak bizimki de bir şekil vermeye çalışmış yani buna da bir iki puan veren neden olmaz diğerinin yanında yazıktır günahtır.

Silahlı poz

5

5a
Şiddet karşıtı insanlar olarak biz zaten silaha karşıyız. Sevmeyiz sevdirip özendirmeyiz de bunu bir kenara koymakla birlikte; Danyal abimizin elinde verdiği pozla birlikte bir hali karizmatik duran tabancayı, bir de bizimkilerin eline vermeye gör. Bizimki bıçakla bile desteklemeye çalışsa da kurtaramazken pozu, Danyal abi nasıl bir bakış atıyorsa yok arkadaş cuk oturuyor. Zaten sevdiğimiz bir şey değil, bari ortaya çıkartıp ağzımıza malzeme etmeyin şunu güzel kardeşim.

Saç kazıtmaca

6

6a
Beckham kazıtır artist olur, bizimki kazıtır iner misin çıkar mısın… Tamam kabul, biz kazıtırken biraz işin suyunu çıkartmıyor muyuz hamdolsun ziyadesiyle çıkartıyoruz. Ancak yani mesele kazıtmaksa elin adamına nasıl bu kadar güzel yakışır yahu. Bizim askerdeki evlatlarımız var hepsi kazıtmış durumda şu an git gir bütün koğuşlara Beckham’ın karşısına bir tanesini koyamazsın.

Banyo pozu

7

7a
Bizim kültürümüz zaten hamam kültürü öyle banyoymuş, duşmuş falan bize ters şeyler. Böyle diyerek bu manzaradan nasıl sıyırırım diye kasım kasım kasıyorum ülkemin erkeğini ama ne diyeyim kardeşim, adamlar bizi bu konuda da gömüyor yani. Her banyodan çıktığımızda biz de bakıyoruz aynaya, daha bir kere jakuzideki donlu abimizden bir adım öteye gidebilmiş değiliz.

DJ’lik

8

8a
Her Türk erkeğinin doğuştan yetenekli olduğu konulardan biri olduğuna inandığımız DJ’lik konusunda da elin herifi yetmiş sekiz fersah ötede bir karizmayla işini icra ederken, bizim insanımızın hali hal değil. Nedendir bilmem, ne elimize yakışır o meretler, ne bakışlarımızda o işin adamı olduğumuzu yansıtan bir pırıltı olmaz. Özentiliğimiz kurusun ne diyeyim.

Küpe olayı

9

9a
Bizim ecdadımız Yavuz Sultan Selim takmış kardeşim küpe dediğin şeyi. Yakışacaksa en güzel bizim erkeğimize yakışır diyeceğim ama Tamer abinin bakışıyla nereye kadar? Elin adamı nasıl bir özgüvenle takıyorsa o mereti kulağında tunç oluyor küpesi, bizimkisi at yelesinde kelebek misali… Tutmuyor kardeşim işte nasıl bir mayaysa yok “Budur” diyemiyor insan.

At yelesi saç

1010a
Elin herifi bir salıyor saçını salkım saçak, vay diyor insan vaylar vayı… Bizimkisi iki hafta geç gitse berbere yüzüne bakmazsın. Hak mıdır bu bize, suçumuz Türk olmak mı nedir kardeşim. Kadın arkadaşlar çıksın bir akıl versin nerededir hatamız.

Süper kahramanlık

11

11a
Şimdi adamlıksa kahramanlıksa dibine kadar Türk erkeği seri başıdır dünyada. Başka milletin adamı elimize su dökemez. Bu konuda toz kondurmam, kimsenin de itirazının olacağını sanmam. Gel gelelim işin içine azıcık bir fantastik kaçtı mıydı, orada bizim erkeğimize iki adım geri durmak düşmeli. Çünkü yüreği süper olan adamlarız biz, şekil şemalle olacak iş değil kahramanlık. İş şekle şemale gelince Ferhat abimiz bizim erkeğimize neler olabileceğini yedi düvele göstermiştir.

Güneş gözlüğü

12

12a
Güneş gözlüğü gerçekten bir karizma, bir ne bileyim duruş simgesi erkeğin yüzünde. İfadeyi saklayan ama bambaşka bir hava veren bir aparat. Elin adamı takınca yürekler hoplarken, benim yurdumun delikanlısı takınca neden aynı etkiyi yaratmaz bilemiyoruz. Bir şekilde bir uyumsuzluk baş gösteriyor. Akıl sır erecek gibi değil yahu. Al aynı gözlüğü Ryan Gosling’e tak 4 milyar kadın bastığı otları kemirir, bizim İzzet’e takıyorsun hamile kadınlar düşük yapıyor ne iştir anlamıyoruz.

Dans

13

13a
Elin herifi partneriyle bir dans ediyor ki sanırsın resital veriyorlar şerefine. Akıyor adam su gibi, bir ateş, arzu, tutku yumağı. Erkek adamı baştan çıkarır figürler sergiliyor aklın duruyor. Bizim adamı atıyorsun piste, otur çay demle… Olmuyor işte, yakışmıyor adama, tutmuyor aynı hamurun mayası. Ne yapmak lazım bu kadar adamı dans kursuna mı yazdıracaksın. Eğitim işi değil ki bu içinde yok bizimkilerin.

Tatil sefası

14

14a
Elin adamı tatile gidiyor öyle pozlar çıkıyor ki iki haftalık tatilden, artık sosyal medyada kaç tane takipçisi olan hatun varsa ip gibi diziliyorlar tatilden dönsün de bir münasebet olsun diye. Bir de bizimkine bakıyorsun, olay bambaşka yerlerde. Bir tatile gidiyor paylaştığı fotoğraf başına kadınlı erkekli 50-60 takipçi kaybediyor. Bir yol göstereni olsa toparlayacak belki ama yok anacım bazı şeyler genetik önüne geçemezsin. Yaratan böyle yaratmış, seveceksin yaradandan ötürü başka çaresi yok…

Kısa sözün özü, biz bu list’i Türk erkeğini ezelim büzelim, yuhlara mazhar edelim diye kaleme almadık elbette. Buraya Türk erkeğinin üstün özelliklerini yazsak kilometre uzunluğunda içerik olur internet kaldırmaz öyle bir veriyi. Elin herifinin bizi geçtiği noktaların aslında ne kadar yüzeysel, ne kadar şekil şemal işi olduğunu vurgulayalım dedik. Maksat biz yurdum erkeğinin eksiklerini görüp gelecek nesillerde bu eksikleri de giderelim takriben elli altmış seneye kusursuz erkek figürünü yaratalım. Yoksa şiir bizde, muhabbet bizde, alem bizde, ortam bizde… Yalnız şu beyaz atlet olayını bir en başta çözmek lazım.

MİZAH : Büyüyünce Normal Olamayın Diye Yaratılmış 8 Anime ve Çiz gi Film Anı

Geekyapar olarak bu listenin muhabbetini etmeye başladığımızda fikir ilk başta çok eğlenceli gelmişti. Geek ortamlarında da sık sık konuşulan bir şeydi. Pokémon’da Butterfree’nin uçup gittiği bölüm, Iron Giant’ta dev robotun dünyayı kurtardığı an, Monsters Inc’te Boo’ya veda ettikleri sahne… Araştırdıkça, diplere daldıkça fark ettik ki biz hafif meselelerden söz ediyormuşuz. Bahsettiğimiz şeyler hiçbir şeymiş. Açık konuşuyoruz, aşağıda sayacağımız 8 anime ve çizgi film anı çocuklar için yapılmış olamaz. Yetişkinlere de yapılmış olamaz. İnsan insana yapmaz bunu.

Buyrun… Bütün travmalarınızın sebebi olduğuna emin olduğumuz 8 anime ve çizgi film anı. Şimdiden netleştirelim, Futurama gibi yetişkinlere özel animasyon diziler bu listenin konusu değildir (ama Futurama’ya ayrı güzelleme yapmışlığımız mevcuttur). Çocukluk travmalarınıza, şöyle buyur edelim sizleri…

Bambi

2 BAMBI
O An: Bambi’nin annesinin ölümü

Ya böyle bir şey yapılabilir mi? Yapılacaksa da böyle çekilir mi? İnsafsız mısınız, vicdansız mısınız bu nedir? Küçük bir çocuğa, küçük bir çocuğun annesini kaybedişi izlettirilir mi? Hem de cinayete kurban gidişi? Hem de mevzubahis çocuk ve annesi tatlı hayvanlarsa? Resmen can acıtmak, gelecek yakmak için her formül ince ince işlenmiş… pes!

Çıkarmanız Gereken Ders: Anneniz ölecek. Yalnız kalacaksınız.

Notre Dame’ın Kamburu

8 NOTRE DAME
O An: Frollo’nun Quasimodo’nun annesini öldürdüğü sahne

Al işte. Üsttekinin laciverdi. Burada mevzu daha kötü, zira bir de bu adam annesini öldürdüğü çocuğa hayatı boyunca zulüm ediyor. Quasimodo ile ilgili her şey travmatik zaten; Esmeralda’nın onu tercih etmeyişi, herkesin onunla dalga geçişi, Frollo’nun devamlı ona kendisini pespaye hissettirişi… Yavrum size kim dedi Victor Hugo’nun romanlarından iyi çizgi film çıkar diye? Ha?

Çıkarmanız Gereken Ders: Anneniz ölecek, ezileceksiniz ve çirkinseniz kimse sizi sevmeyecek.

Casper

4 CASPEr
O An: Casper’ın çocukken öldüğü için çocuk hayalet olduğunu fark ettiğiniz sahne

Al bir de buradan yak. Küçük çocuğun annesinin öldüğü sahne dedik, burada küçük bir çocuğun direkt ölümü var. Casper zaten yeterince ürkütücü, korkutucu bir karakter. Bir de üzerine bu… O mezar taşının etrafında dolanması zaten kıllandırırken filminde utanmadan, arlanmadan Casper’ın zatürreden öldüğünü düpedüz söylediler. Ya siz sorunlu musunuz? Bir kere zaten bir çocuğun ölümü yeterince travmatik, bu ne rezillik?

Çıkarmanız Gereken Ders: Sadece anneniz değil, siz de öleceksiniz.

Pokémon

6 MEOWTH
O An: Meowth’un uğruna konuşmayı öğrendiği sevgilisinin zengin bir arabaya binip gitmesi

Kendisini Jesse ve James ile birlikte gelmiş geçmiş en esaslı 10 çizgi film ekibine koyduk, fakat aynı zamanda burada olmayı da öyle hak ediyor ki. Ah Meowth… uğruna iki ayak üstüne çıktın, konuşmayı öğrendin, sırf kız insan seviyor diye. Oldu mu? Reva mıydı sana? Seni çizenlerin ayıbı bu… Pokémon dövüşecek diye izliyoruz, karşımıza çıkana bak. Sonra tut gözyaşlarını tutabilirsen Meowth yağmur altında ağlarken. Hay arkadaş!

Çıkarmanız Gereken Ders: Büyüdüğünüzde uğruna kendinizi değiştirdiğiniz kızlar sizi yine de istemeyecek.

Heidi

5 ROTTENMEIER
O An: Rottenmeier denen odunun Heidi’ye yaptığı her şey

Bu kız Alpler’in kızı Fraulein Rottenmeier! Sen kimsin ya? Yemin ediyoruz Heidi’nin Frankfurt’ta geçirdiği günler zihnimize kazındı. Rottenmeier’ın kediyi evden atması, Heidi’nin oyuncaklarını alması, Heidi’ye Alpler’den söz etmeyi yasaklaması… Bugüne bugün ne zaman topuz yapılmış saç görsel yerimize siniyoruz yahu!

Çıkarmanız Gereken Ders: Sevdiklerinizden koparılıp, kötü muamele göreceksiniz. Anneniz yine ölüyor bu arada.

Oyuncak Hikayesi 2

7 JESSIe
O An: Jessie’nin sahibi tarafından terk ediliş anı

Ya yok… yok ağlamıyorum gözüme bir şey kaçtı. İnsaf Pixar. İnsaf. 90′lar neslini Disney bozdu, sen sağ olasın hem 90′lar hem 2000′ler nesline yürüyorsun. O nasıl bir sahnedir o? Çocuk izleyecek bunları çocuk! Oyuncaklar canlanıyor diye gelmiş filme! Hakikaten bir nesli üze üze kendine ev yaptın be Pixar…

Çıkarmanız Gereken Ders: Sizi seviyor sandıklarınız bir zaman sonra ilgisini yitirecek, sizi terk edecek.

Aslan Kral

3 MUFASA
O An: Mufasa’nın ölümü

1990′larda doğmuş ve bu sahnenin etkisini üzerinden atabilmiş bir kişi bulabilirseniz bana lütfen haber verir misiniz? Biz hiç öyle birini tanımıyoruz. Hayır bir de bu film, zamanlaması itibariyle çoğu 88-92 doğumlu çocuğun sinemada seyrettiği ilk filmdir. İlk sinema tecrüben ve gerçekleşen mevzuya bak. Ya hadi öldürdün, hadi bunu saniye saniye gösterdin, sonra Simba’yı ne götürtüyorsun Mufasa’nın yanına? Ha? Nedir yani o Simba’nın usulca “Baba?” deyişi, kafasıyla babasını dürtüşü, “Uyan baba gitmemiz lazım” diye derbeder oluşu… Yani bunun anlamı resmen “Sizi kıracağız, parçalayacağız, eve bozuk gideceksiniz” değil de nedir?

Çıkarmanız Gereken Ders: Babanız da ölecek.

Şeker Kız Candy

1 CANDY
O An: Hangi o an? Bütün çizgi film o an. En çok da

Allah bu çizgi filmin belasını versin. Yani geçenlerde How I Met Your Mother’a da sövdük ama bu öyle bir şey değil. Bunun hakikaten belasını versin. Çocukluğumuza dair üzüldüğümüz ne kadar anı varsa %75′i bu animeyi izlerken. Çizenlerin elleri kırılsın, yazanların evlerine ateş düşsün ya. Kızın ne aşk hayatı, ne aile hayatı, ne arkadaş hayatı hiçbir şeyi yolunda gitmedi. Bir çocuk sevdi, çocuk da dünyanın en iyi çocuğu, eleman attan düşüp gitti ya. Bu sahneyi izledikten sonra akıl sağlığını korumak mümkün müdür? Allah aşkına mümkün müdür yani? Hayır dizi ondan sonra da hız kesmedi ki…. Bir insanın başına kötü, üzücü, depresif, travmatik, yaralayıcı ne gelebilirse geldi. Biz de izledik. Çocuk halimizle sabahları Kanal D’de oturup izledik. Kimse de bir şey demedi. Yahu her gün “GTA çocuklara uygun mu” yaygarası kopuyor son 10 senedir, biz çocukken kimse niye sormadı Şeker Kız Candy çocuklara uygun mu diye? Değildi çünkü! Yanlış büyüdük biz! Tüm gün GTA’da adam ezseydik daha iyi yemin ederiz…

Çıkarmanız Gereken Ders: Anneniz, babanız, aşık olduğunuz çocuk ölecek, hayat boyu ezileceksiniz, size iyilik yapan insanların hepsi ya ölecek, ya başlarına kötü bir şey gelecek, ya da bir şekilde onlardan uzaklaşmak zorunda kalacaksınız, sevip kavuşamayacaksınız, sevmediğinizden zor yiyeceksiniz, savaş çıkacak…. Hayatta hiçbir şey yolunda gitmeyecek yani.

MİZAH : Mahmut Tuncer’le Halay Çekmeniz İçin 28 Gerçekçi Sebep

Mahmut Tuncer, o bir Anadolu efsanesi. Yaşadığımız yüzyılın halay başında mendil tutanı. Seveni vardır sevmeyeni vardır ama her gönülde bir sempatikliği olduğu yadsınamaz. Şarkılarının türkülerinin tadı tuzu müptelasına kalsın, biz onun şen yüzünü, eğlence anlayışımıza kattığı renklerle çok sevdik. Keşke ayda en az bir kez onunla halaya durabilsek de huyundan suyundan biraz kapabilsek.

Aslında her vatandaşımızın Mahmut ağabey ile en az bir kez olsun halaya durması gerekir. Neden mi? İşte Mahmut ağabeyin gerçek hayat hikayesiyle birlikte sebepleri;

Not: Bu list’i Mahmut Tuncer ağabeyimizin o güzel yüreğine, hoşgörüsüne sığınarak hazırladık, yorum yaparken zat’ı şahanesini incitmeyeceğinizi umuyoruz.

Çünkü kimse ondan daha iyi davul tokmaklayamaz

02_12_2011_17_57_mahmuttuncershow03
5 Mayıs 1961′de Urfa’da doğan Mahmut Tuncer 50 seneyi aşmış ömrüne; futbolculuk, şarkıcılık, bestecilik, oyunculuk ve sunuculuk kariyerlerini sığdırmıştır. Sığdırırken de bol bol çiğ köfteyi midesine indirmiştir.

Çünkü o yerel seçimlere her daim besteleriyle destek vermiştir

9f33926a9e614a68a32ffc840340c209
Urfa’da Karakeçeli aşiretinin bir evladı olarak dünyaya gözlerini açan Mahmut Tuncer, Urfaspor’da tekmeye kafa atan hırçın bir futbolcu olarak spor hayatıyla Türkiye gündemine girmiştir. (Geyik değil yemin billah böyle.) Urfaspor Teknik Direktörü’nün mevkisini “Halay kurucu” olarak tabir ettiği Tuncer, 18 yaşına kadar futbol topuyla haşır neşir bir hayat yaşamıştır.

Çünkü o hiçbir zaman ne oldum dememiş, hep ne olacağını sorgulamıştır

20
11 Nisan 1979 gecesi Mahmut Tuncer’in hayatı sonsuza dek değişir. Urfa’nın kurtuluşunun kutlanacağı bir etkinliğe evindeki çiğ köfte partisini bahane eden İbrahim Tatlıses, organizatörleri yüz üstü bırakarak iştirak etmemiştir. Bu Urfa ilinde büyük bir hüsrana yol açarken, İbo’suzluktan çılgına dönen ahaliyi nasıl kontrol altına alacağını bilemeyen kolluk kuvvetlerinin imdadına Urfaspor Teknik Direktörü yetişir. Bir süre önce Urfaspor’un Hatayspor’a 10-0 yenildiği maçtan sonra, büyük bir acıyla uzun havaya durup soyunma odasının o yankılı ortamında yanık sesiyle herkesin yüreğini sızlatmıştır Mahmut Tuncer. Bu özelliğini keşfeden teknik direktörü, kolluk kuvvetlerine Tuncer’den bahseder ve genç futbolcu kendisini birden sahnede bulur. Koca bir Urfa ilinin kaderi Tuncer’in iki dudağının arasından çıkacak türküye bağlıdır. Ve Tuncer öyle bir şakır, öyle bir şakır ki o an şevke gelip halaya duran binlerce Urfalıdan bazıları günümüzde hala o halayı sürdürmektedir. Tuncer, bütün Urfa’nın dikkatini işte o gün çekmiştir.

Çünkü kamuoyu yoklaması onun işidir

150691_406420166110930_1104775525_n
Urfa’daki olaylı geceden sonra birden yerel bir şöhret olan Tuncer, dönemin büyük menajerlerinden Mehmet Ali Yanıkoğlu tarafından Ankara’ya götürülür. Futbol kariyerine o gün son veren Mahmut Tuncer, Ankara’da gazinolarda boy göstermeye başlar. İlk sahne yıllarında Belkıs Akkale’nin büyük desteğini görür.

Çünkü onun da kendine göre bir cazibesi vardır

32555043536
Tuncer, 1979′da TRT’nin açtığı sınavlardan birincilikle geçerek sanatçı olmak yönünde büyük bir adım atar.

Çünkü helvanın yağ, un ve şekerden yapıldığını bize o öğretmiştir

Mc86ehx
Mahmut Tuncer’in ilk albümü 1980′de çıkan, “Uyandım sabah ile” ve hemen ardından “Yeter” dir. Üstelik de kariyenin başlamasına dolaylı yoldan sebep olan, hemşehrisi İbrahim Tatlıses’in şirketinden çıkar bu albüm.

Çünkü imkan verilse o da bir Hollywood yıldızı olur

250750_592836444063396_1679370855_n
İlk çıkışının ardından her yıl bir albüm çıkartmaya başlayan Mahmut Tuncer, aynı zamanda 20 filmde başrolde oynamıştır.

Çünkü onun iradesi herkesten sağlamdır

329796522
80′den fazla beste sahibi olan Mahmut Tuncer’in toplamda 19 adet albümü çıkmıştır.

Çünkü onun isyanı mendilsiz çekilen halayadır

02_12_2011_17_57_mahmuttuncershow
Tuncer, Mahmut Tuncer Show adındaki programıyla, izleyenleri ekran başında halaya durdurmaya devam etmektedir.

Çünkü o isterse hepimizden daha “Cool” olmasını da bilir

cGhvdG9zL2Fub255bW91c19waG90b3MvMjc2My10dW0tbXV6aWstbWFya2V0bGVyZGUuanBn
Mahmut Tuncer en son 2008′de çekilen Üç Kağıtçılar filminde kamera karşısına geçmiştir.

Çünkü onun da kendi içinde korkuları vardır

halay-başı
Tuncer son albümü olan Ankara’yı 2013 yılında çıkartmıştır.

Çünkü o tüm başarılarını azmine borçludur

halaydı-gerçek-oldu_543177
Işıl Tuncer ile evli olan Tuncer’in, 4 çocuğu vardır.

Çünkü onun kendine has bir İtalyan çizgisi de vardır

28596718668388965935388
Mahmut Tuncer özellikle davul ve zurna çalgılarında tam bir üstattır.

Çünkü o çiğköfteye bayılır

A7sChjGCIAAkyr6.jpg large
Tuncer çok duygusal biridir. 2006′da kendi Show programında iki engelli vatandaşın nikahının kıyılması sırasında yaşadığı duygusal birikim sonucu canlı yayında bayılmıştır.

Çünkü onun saçları ahenkle halay çeker

hqdefault
Mahmut Tuncer kariyeri boyunca birçok farklı saç kesim tarzıyla karşımıza çıkmıştır. Yenilikler açık bir yapısı vardır.

Çünkü o tavla skorlarından albüm ismi yapacak kadar naiftir

MAHMUT-TUNCER-DUBES-ATTIM-YEK-GELDI-LP__13034113_0
Tuncer aynı zamanda çok da iyi bir tavla oyuncusudur.

Çünkü o da yatağa uzandığında çok başka hayallere dalar

mahmut-tuncer-komik-caps
Mahmut Tuncer’in programında şu ana kadar takriben 250.000 farklı stüdyo seyircisi halay çekmiştir.

Çünkü o “Muhteşem” bir insandır

mahmut-tuncer-padisah1
Mahmut Tuncer, Show programında şimdiye kadar yüzlerce gencin nikahının kıyılmasına vesile olmuştur.

Çünkü karşıki dağlarda “Cenderme” olup olmadığını en iyi o bilir

Mahmut-Tuncer-Style-Dans-651fe2_002
Mahmut Tuncer’in “Karşıki dağlar Cenderme” adlı eseri, askerliğini Jandarma olarak yapan tüm Mehmetçiklerin hayatlarının büyük bir bölümünün soundtrack’ı olmuştur.

Çünkü o ayar almaz ayar verir

hqde4335fault
Tuncer, şivesi sebebiyle RTÜK tarafından uyarılan ilk sanatçı olma özelliğini taşır. RTÜK’ün bu uyarısına halay çekerek karşılık vermiştir.

Çünkü onun hakareti bile kulağa hoş gelir

sanatci-ibrahim-tatlises-e-silahli-saldiri-5_1714_o
Tuncer’in dillere pelesenk olmuş “Vay heyvan eti yemiş” şeklindeki söyleminin hala argo olup olmadığı tartışmaya açıktır.

Çünkü onun da bir özel halayı, pardon hayatı vardır

serin-sesler-mahmut-tuncer-style
Mahmut Tuncer, ilk zurnalı İngilizce şarkıyı dünya müziğine “Ay em sori ne sori güzelim siğe noliy” şarkısıyla kazandırmıştır.

Çünkü bir ortamda “Lo” çekilecekse en güzel “Mamud Abey” çeker

sira-gecesinde-mahmut-tuncer-sov21567a0133118689e81a
Tuncer şu ana kadar çıkardığı tüm albümlerinde yer alan şarkılarında sarf ettiği ve adeta virgül niyetine kullandığı “Lo” kelamını dünyada en çok kullanan kişi ünvanına sahiptir.

Çünkü o düetlerin aranan sesidir

Tuğba Özerk
Mahmut Tuncer, kariyeri boyunca tenorlarla bile düet yapıp sesini ispatlamıştır.

Çünkü o bir seyyahtır

tumblr_mplxfntVnR1s3n53to1_500
Tuncer, halaybaşısı olduğu birçok halayda kilometrelerce yol katetmiştir. Tuncer’in hayatı boyunca çektiği halaylar ucuca eklendiğinde dünyanın etrafını dört defa dolaşmış kadar mesafe aldığı görülmektedir.

Çünkü o farklı kültürlere çok çabuk uyum sağlar

tuncertioner
Tuncer’in şu ana kadar Latin, Pop, R&B ve hatta Trance tarzında söylediği şarkılar olup bunlardan en son örneği “This is Mahmut Tuncer Style” dır.

Çünkü o halkın yanındadır

tuncertioner_433781
Göz önünde olmasına rağmen son derece sade bir hayatı olan Tuncer, halkın arasına kolay karışabilen ender sanatçılardandır.

LO Bonusu: O hepimizin “Mahmud Abey” idir

02_12_2011_17_57_mahmuttuncershow
Futbol topunun peşinden sahnelere, oradan film setlerine ve televizyon şovlarına sürüklenen hayatının en olgun döneminde Mahmut Tuncer bir fenomen olma yolunda ilerlemektedir. Yarın öbür gün kendisini bambaşka bir meslek dalında, misal ralli pilotluğunda görürsek şaşırmayız artık. Eğer bu yazıyı okursa kendi espri ve şaka anlayışıyla; “Yav ne heyvan adamlarsınız” diyerek gülümseyeceğini en temiz niyetlerimizle umuyoruz.

MİZAH : Bütün Yolculukların Temeli 30 Toplu Taşıma Jargonu

Ulaşım, dünyanın her yerinde sıradan bir faaliyet. Bir noktadan diğerine giderken şahsi araç kullanmayacaksak ya da yoldan taksi çevirmeyeceksek, illa bizim gibi yollara düşmüş insanlarla aynı bineği paylaşacağız demektir. Dışarıdan baktığın zaman basit bir eylem. Bin git… Ama burası Türkiye, yok öyle dava. Türkiye’de toplu taşıma araçlarına binmek ve seyahat etmek için sosyal hayatta aklınızın ucundan geçmeyecek cümlelerin manalarını biliyor olmanız gerekir. Öyle ki bir toplu taşıma aracında geçen gündelik bir diyalogu düz yazıya döksek, +18 film senaryosu gibi bir metin çıkabilir ortaya. Koskoca bir toplu taşıma jargonunu oluşturan en temel 30 terimi işleyeceğimiz bu list’i okuduktan sonra, seyahat esnasında kulağınızı tırmalayan çemkirişlerin şifresini çözmüş olacaksınız. Toplu taşıma tarihinin en komik fotoğraflarının da yer aldığı Bu list’i okuduktan sonra siz de bilinçli bir toplu taşıma yolcusu olarak, belki de bu terimlerden birkaçını bir araya getirerek kuracağınız cümlelerle, seyahatin seyrine yol veren bir yolcu olarak tüm yolculuğu kontrolünüz altına alabileceksiniz. “Devam eeeeet!” diyerek başlıyoruz efendim;

Elden Ele

50o2dc
“Elden Ele” en az Nevruz kadar bu toprakların köklü ritüellerinden biridir. Bu ritüelin kurbanı olmak istemiyorsanız, minibüs ve dolmuşların locası olarak bilinen arka dörtlüde yerinizi kapmanız gerekir. Ama arka dörtlüye oturunca da başka dertleriniz olacak. Para uzatmak ve sonuçlarına katlanmak bir sanattır. Birincisi millet kulağına kulaklığını takmadan, Candy Crush’ta bölüm kasmaya başlamadan, yerine yerleşmeden o parayı uzatman gerek. Yoksa zalım çağın zalım insanları artık çok vurdumduymaz. Parayı ensesinden içeri soksan umurunda olmuyor elalemin. O yüzden oturur oturmaz paranı hemen uzatacaksın bu bir, ikincisi tam para vereceksin. Çünkü o para giderken ne yollardan geçecek belli değil ve şoförün ne zaman para üstünü vermek için keyfinin geleceğini hiç kimse bilemez. Öyle ki şoför siz ineceğiniz durağa geldiğinizde bile hala paranızın üstünü denkleştirmemiş olabilir. O yüzden gideceğin yer iki lira mı kardeşim? Asla beş lira uzatmayacaksın. 2 lira bozuğun yoksa yanındaki vatandaştan bozdur öyle gönder. Yoksa hiç sesini çıkartma, pıs oturduğun yere, sorarlarsa ben verdim dersin. Şimdi asıl sorun arka dörtlüde yer bulamazsak ne olacak? O zaman “Niyet ettim yolculuk için oturdum koltuğa, uydum hazır olan kaptana” diyeceksin ve ellerini cebinde birleştireceksin. Elden Ele’nin raconu budur. Şoförün “Haydi elden ele” diye seslenmesiyle başlayan ritüele hemen uyum sağlayacaksın. O an halay çekeceğiz falan sanmayacaksın, hemen paranı önündekine uzatacaksın, arkadakinden alacaksın yanındakine vereceksin. Demet Akalın konseri gibi eller hep havada olacak elden ele 100 lira gidecek, 5 lira gelecek, paralar havada uçuşacak. Ve hep beraber zikredeceksiniz “Elden ele elden ele” diye. Standart bir “Elden ele” ritüeli şoförün “Ya Allah” diyerek marşa basmasıyla başlar, artçı şoklarıyla giderek azalarak son durağa kadar sürer.

Durakta inecek yoksa çevre yolundan gidiyorum arkadaşlar!

35447_20130627123232
Bir kaptan her daim alternatif çözüm yöntemleri üreterek, yolcularını en kısa sürede son durağa ulaştırmasını bilmelidir. Bu sebeple trafiğin ucunu göremeyen her şoförün “İnecek varsa insin film burada koptu” manasına gelen alternatif yola girileceği anonsu kulaklara çalınır. “Ama ben şurada inecektim” “Ama bana bu yol ters” diyenlerin sille tokat dışarı atılacağını hissettiğiniz için, minibüsün Aşkabad’a doğru gittiğini bile görseniz sesiniz çıkmaz, yutkunursunuz. Yapacak bir şey yoktur, güzergahtan çıkılmış, otomatik pilot devre dışı kalmıştır. Kaptan sazı eline almıştır artık önünüzde macera dolu bir yolculuk vardır.

Bana da basar mısınız?

90682-minibusculerden-akbil-yalanlamasi
Sokakta sorsan bu soruyu akıbetini gazetelerin üçüncü sayfalarından öğrenmek mümkün olur. Ama bir belediye otobüsünde bu kelam, sıradan bir tekliftir. “Basmak” terimini hayatımıza sokan şey zalım “Akbil” dediğimiz zımbırtı aslında. Yoksa en baştan beri kartlar kullanılsaydı toplu taşımalarda, bir basma eylemi olmayacak ve belki de biz bu list’teki maddeyi “Benim için de okutur musunuz?” ya da Allah muhafaza “Benim için de değdirir misiniz?” diye belirlemiş olabilirdik. Ancak burada tabirde de bir bozukluk var. Sonuçta akbil evet basılan bir cisimdir ancak, bize değil otomata basılır. İlk kim dedi, nasıl kabul gördü “Bana da bas” kelamı akıl sır ermiyor ancak yadırgamamış toplumumuz. Otomatın başında duran adam belki de sırf özgüven tazelemek için duruyordur orada diye düşünmeden edemiyor insan. Düşünsenize hiç tanımadığınız bir sürü insan hep bir ağızdan “Bana da bas, bana da, bana da, bana da bas” diye size uzanıyor.

“Kardeş gel seni motorun üstüne alalım”

15112013
Bilmeyenler için tarif ediyorum vitesin ardında duran Allah benzetmesin musalla taşına benzeyen cisim, aracın teknik aksamının yer aldığı bir kutucuk. Üstü genelde para üstü vs. koymak amacıyla masa gibi kullanılır. Ancak şoförün inisiyatifine bağlı olarak ek koltuk vazifesi de görür. Genelde minibüs çok kalabalık olduğunda ya da şoförün size kadrolu muavin yapmak için göz koyduğunda kullanıma açılan bu alanda oturmak her babayiğidin harcı değildir. Çünkü bir anda minibüsün ekonomiden sorumlu bakanı olursunuz. Bütün paralar sizin kucağınızdan transfer edilir. Minibüste oturur pozisyonda yola sırtını dönmüş tek kişi olarak da bütün yolcuların gözü üstünüzde olur. Büyük bir özgüven imtihanı olan motor üstü seyahati hala denememişseniz, kendinizi nimetten saymayın. Eğer şoför size “Seni motorun üstüne alalım” diyorsa da yanlış anlamayın, fırsatı değerlendirin.

“Metrobüste inecek biri vardı kapıya yanaşsın”

20040522_1_1085248050_1ts9
Kaptan dediğin kişiye güvenmek bir yolcunun koşulsuz kabul edeceği bir şey olmalıdır. Misal bilmediğin bir yerde daha önce gitmediğin bir istikamete ulaşmak istiyorsun. Bindiğinde kaptana melül melül bakıp “Abi ben şurada ineceğim, gelince bana haber verir misin?” diye sorarsın. Kaptan “Hallederiz” der seni yerine oturtur. Aradan yarım saat geçer; şoför o sürede 100 kişiyle küsuratlı para transferi yapar, yolda dört ayrı kişiyle küfürleşip kavga eder, kırmızı ışıkta bekleme yapan arabanın şoförüyle aşağı inip kapışır… Ama asla unutmaz seni. Kaybolduğunu düşünmeye başladığın bir sırada “Şurda inecek biri vardı kapıya yanaşsın bakayım” der, işte o an anlarsınız bir kaptanın kolay yetişmediğini.

“Yer değiştirelim mi?”

20100102_411332_1262432241_ojmk
Toplu taşımada baktın içerisi kalabalık, eğer son durakta inmeyeceksen asla kapının yanından ayrılmayacaksın. Çünkü o kıyametin içinde bir kaybolursan var ya, ineceğin durakta otobüs dursa bile sen kapıyı bulamayabilirsin. Bu şekilde üç yıl iniş kapısını bulamayan, kayıp ilanıyla aranan insanlar var bu memlekette. Ama tabii her zaman işler senin kontrolünde olmayabilir. Sürüklenip gidebilirsin derinlere doğru. O zaman da daha durağına gelmeden firar hazırlıklarına başlayacaksın, ufak ufak “Yer değiştirelim ben ineceğim” diyerekten kapıya doğru kendinize yolunuzu açacaksınız. Yer değişikliği size iyi gelecektir.

Yaslanmadan yaslanmadan

20120427_272458_hayrettin-metrobus-reklami_5
Kimi zaman seyahat esnasında sağdan soldan kimi zaman da şoförden duyabilirsiniz bu seslenişi “Yaslanmadan yaslanmadan…” Nedir diye merak edecek olursan, bil ki içeride “Fortçu” olarak tabir edilen bir mahlukat vardır. Fortçu, henüz insan olup olmadığı tam olarak kanıtlanamamış bir insansı canlıdır. Bu türün dişisi yoktur. Erkek erkeğe eşeysiz olarak çoğalırlar. İnsanların kaba etine yaslanarak adeta bir parazit gibi beslenirler. Nasıl ki kediye “pist”, köpeğe “hoşt” deniyorsa toplu taşımada da Fortçulara “Yaslanmadan…” diye seslenilir. Ha aslında hakkı bir temiz sopadır ama işte önce bu şekilde iletişim kurulması adettendir.

“Çök çök çök!”

28984749055
Dünyada tam bir senkronizasyonla işlenen tek suç, minibüslerde ayakta yolcu taşınmasıdır. Çünkü burada suçu işleyen de, suç aleti de, suça alet olanlar da aynı amaca hizmet ederler: Son durağa bir an önce ulaşmak. Bu sebeple yolcular bile isteyerek ayakta gitmektedirler ve şoförün ceza yememesi için, yolculuğun yarıda kesilmemesi için gerekirse yerlere yatıp sürünmeye razıdırlar. Bu imzalanmamış bir anlaşma gibidir yolcuyla şoför arasında. Şoför rica bile etme gereği duymaz, köşe başında polis ekibini gördüğü an feryadı basar “Çök çök çök” diye. O anda ayakta yolculuk halindeyseniz çökmezseniz en toplum tarafından dışlanırsınız bizden söylemesi.

“Kaptan orta kapı”

409832514949e4a4e728o
Kimisinin ailesi rahat olduğundan orta kapı çevresinde bir yere kapağı atar otobüs içinde. Ne düğmeye basar ineceği durağa yaklaşırken, ne de yolu takip eder. Otobüs gelince ineceği durağa önündeki kapı açılırsa iner gider sessiz sedasız. Açık değilse de basar yaygarayı: “Kaptan orta kapı!” diye. Sanırsın süper kahraman çağırıyor. Kaptan da en çok bu tiplere uyuzdur ya, yine de bulaşmamak için söylene söylene açar kapıyı. Kimi zaman da gerçekten kaptan durakta yoldan geçen sarışına dalar gider unutur kapıları açmayı, o durumlarda da duyulabilir bu çemkiriş.

Arkalar boş ilerleyelim!

arkaya doğru
Otobüs şoförü için otobüsün orta kapısından sonrası bir kara deliktir. Sonsuz bir kapasiteye sahiptir. Sanırsın Stargate orta kapıdan ötesi, orta kapıyı geçen Super Mario Land’de buluyor kendini. Arkadaş bu da bir insan yapısı, bir kapasitesi var değil mi? Gel de bunu kaptana anlat işin yoksa. Bazen düşünmüyor değiliz bu otobüs şoförleri kargo firmalarında staj falan mı görüyor diye. Ama bir vatandaş olarak boynumuzun borcudur o otobüsün arka camını çatlatana kadar arka sıralara doğru ilerlemek. Ön kapıdan binip ön kapıdan inmek yok öyle kardeşim. Çıkışlar arka kapıdan, ikileyeceksin usul usul azarı işitmeden.

Arka dörtlü

atlagel
Toplu taşımada araç içindeki herkes tekil birer bireydir. Ancak arkadaki dörtlü koltukta oturan, o dört kişi bir ekiptir. Asla tek bir kişi olarak algılanmazlar. Dokunulmazlıkları da vardır, kimse onlara para uzattıramaz. Ancak kendi aralarında da bir hiyerarşileri vardır bu dört kişinin. En tuzu kuru olan kapı tarafında oturandır. Önü boştur, yayılır ancak bir yer vermek gerekirse dördü arasında ilk o feda edilir. Ortada oturan iki kişinin görevi dörtlü arasında toplanan parayı ön sırada oturanlara uzatmak üzere verilmesi ve dönen para üstlerinin dağılımını yapmaktır. En handikaplı olanı ise dip köşedekidir. Yolculuk boyunca etliye sütlüye karışmaz, karizması yerindedir, tüm yolcuları ulaşılmaz köşesinden mağrur bir şekilde izler. Ancak son durakta inmeyecekse eyvahlar eyvahıdır… O arka dörtlüdeki diğer üç kişiye de “neticesini” dönmek suretiyle ama kucaklarına oturarak ama kestaneyi çizdirerek, yolculuk boyunca kalibresi yükselen karizmasını tek seferde yerle bir ederek iner gider.

“Bayana yer verelim”

bayana yer ver
Kadın erkek eşitliğinin yerle yeksan olduğu yerlerdir toplu taşıma araçları. Erkek milleti hep ayaktadır nedense. Ayaktakileri analiz edecek olursak; dörtte biri fortçudur kesin bu cepte, su götürmez. Dörtte ikisi az sonra inecektir. Ama kafadan dörtte biri de bir ‘bayana’ yer vermiştir. Aslında helal olsun bizlere bu konuda. Yalan değil dolan değil, yurtdışında böyle bir şey yok. Bizde ‘bayana’ ayrı bir değer verildiği kesin. Kibar milletiz çok şükür, ha aramızda mandıra kaçkını öküzler yok mu oturduğu yerden kıpırdamayan, var ne yazık ki. Ama genel olarak takdire şayan bir milletizdir bu konuda. Erkeklerimize sesleniyoruz otobüste minibüste olur ya dalıp gitmişsinizdir, kulağınıza çalınırsa “Bayana yer verelim” diye bir ses, hemen kalkın ayağa da alem erkek görsün.

“Arkadan vermeyen var mı?”

cüneyt
Başka bir ortamda sorulsa bu soru yemin ediyorum silahlar çekilir, tüm Adanalılar Burger’in önünde taşlı sopalı birbirine girer. Ama kaptan nazlı nazlı sorunca kimseye dokunmaz bu soru. Herkes bir “essalamünaleyküm” dönüşüyle arkaya doğru bakar. Herkes arka dörtlüyle bir göz göze gelir. Arka dörtlü mahçup mahçup koro halinde “Biz öndekine verdik” der. Sonra silsile halinde, minübüs içindeki bütün o koca koca insanlar, birbirlerine nasıl verdiklerini ayan beyan itiraf ederler. O ana kadar henüz “vermemiş” olan aranan kişi, bu keşmekeş içerisinde ilk durakta çaktırmadan inerek canını zor kurtarır.

“Aynanın önünü kapatmayın!”

ego
Otobüs dolmuş taşmış, içeride Kamil Ocak Stadı’nı doldurmaya yetecek kadar insan var ve kaptanın tek derdi “Aman aynanın önü kapanmasın.” Yahu kıpırdayacak yer yok, adam aynanın derdine düşmüş. Tamam lazım sana o ayna da sen o kadar adamı otobüse doldurmadan önce düşünecektin o işi. Ön kapı civarında sıkışıp kalan herkes en az bir kere işitmiştir bu uyarıyı. İşitmedim diyen varsa Esenler İETT Hareket Amirliği’nden takdirnamesi törenle teslim edilmek üzere beklenmektedir.

Şuradan bir kişi…

en-usta-minibüs-şoförü_245990
Genelde tüm durakların aynı ücrete tabi olduğu ya da son durakta ineceğiniz zaman bu cümle gelir dilinize. Dünyanın ilk ve tek “gizli nesne” içeren cümlesidir bu. “Şuradan bir kişi” istikamet belirtmeksizin sizin yolculuk biletinizi kesen bir tanımdır. Bir de hayatında ilk defa para uzatan birine sarf ederseniz bu cümleyi sonu felaket olur. Sorar size “Bir kişi nereye?”, “Sen uzat kardeşim o bilir.” , “O kim?”, “Şoför ulan şoför uzat sen” gibi gereksiz bir diyalog yaşanır. Kimi zaman kavga bile çıkar bu arızalardan. Bu yüzden bu cümleyi direkt şoföre yöneltmek, parayı şoförün direkt eline vermek en garantisidir. Ha o şoförlere de yeri gelmişken ayrı bir alkış rica ediyorum izninizle. Hem parayı al, para üstünü hesapla, telefonla konuş, sigara iç, çay iç, direksiyonu çevir, pedala pas, vites at… Ulan Einstein iki işi bir arada yapamıyordu, bizim minibüsçülere demek ki bir tebeşir bir karatahta versen izafiyet teorisinin üstüne kat çıkacaklar.

“Fazla akbili olan?”

iett-akbil
Belediye otobüslerinde para geçmiyor olması dünyanın görüp görebileceği en büyük problemini doğuruyor ki İsviçreli bilim adamları bile henüz çözemedi. Bindim otobüse, akbili bastım, boş çıktı. Cebimde 200 TL tam banknot var. Şoför “in” diyor. Ulan gıcır gıcır maaşımı yeni çekmişim bankadan zenginim yahu, param var ama gidemiyorum. Ezik ezik iniyorum aşağıya, parayı bozduruyorum bir yerde biniyorum tekrar otobüse, ümitsiz bir şekilde “Fazla akbili olan var mı?” diyorum kimseden çıt çıkmıyor. Şoförün yüzünde “Püğ rezil…” der gibilerinden bir ifade. Paramla rezil oluyorum resmen. Mahsun mahsun iniyorum aşağıya. Yana yana akbil dolduracak yer arıyorum. Ararken gideceğim yolu yarılıyorum zaten… “Fazla akbili olan?” diye soran biri varsa tüm bunlar aklınıza gelsin, insanlık namına yardım edin güzel kardeşlerim benim.

“İnmeyecekseniz basmayın yahu!”

iett-soforu_141636
Bazen gideceğiniz yolda hangi durakta ineceğinizi bilemezsiniz bir türlü. Her durakta düğmeye basıp durdurursunuz otobüsü. Kapılar açılır. Bir bakarsınız yanlış durak ses çıkartmazsınız. Kapılar kapılır yolculuk devam eder, bir olur iki olur aynı şeyi yapıp durursunuz. Sonunda şoför patlar “İnmeyecekseniz basmayın ulan şu düğmeye!” der. Bu korkuyla gerçekten ineceğiniz durakta da basamazsınız düğmeye son durakta inip yolu geri yürürsünüz. Bir de her durakta sırf pisliğine düğmeye basanlar var ki son duraklarda şoförler genelde bu tiplerin ifadesini alıyor. Bu gözler neler gördü.

Ben muavin değilim

mesut & hüsnü
Minibüslerde en öne oturanın da dramı bir başkadır. Nedendir bilinmez o koltuğa az biraz minibüsçü tipli, bıçkın bir eleman oturmuşsa ahali tarafından muavin ilan edilir. Şoför dururken paralar hep ona iletilir. O da tabii haklı bir isyanla üçüncü, beşinci muameleden sonra muavin olmadığı yönündeki şok edici basın açıklamasını yapar. Halbuki o ana kadar sergilediği performansla minibüsçünün gözüne girmiş, dolgun bir maaşla muavinlik kariyerine başlangıç teklifi almak üzeredir.

Haydar’ı çıkarttırma bana!

unlu_dolmuscu1
Toplu taşımalarda efsane olmuş bir isim varsa o da “Haydar” dır. Haydar sandığınız üzere bir kişi değildir. Bildiğin odundur, sopadır. Şoförün koltuğunun altında her daim hazır bulunur. İster yolcu olun, ister yoldan geçen biri, ister trafikte başka bir arabanın şoförü… Haydar’ın menzili herkesi kapsar. Atarlı bir minibüs şoförünün Haydar’ı çıkartması, Kuzey Kore’nin nükleer füzelerini ateşlemesiyle eşdeğerdir. O dakikadan sonra dünya hiç kimse için güvenli bir yer olamaz. Bu sebeple siz siz olun kaptanınızın gönlünü hoş tutun, damarına basmayın.

Sağlı sollu…

minibus_1339
İlk bakışta siyasi bir ima taşıyormuş gibi gözükse de, aslında araca binen kişilerin disiplinli istiflenmesi adına bir yerleşke planının dile dökülmüş halidir: “Sağlı Sollu!” Bizim insanımız biraz yayılmacı politika izlediğinden boş bulduğu minibüsün neresinde duracağını bir türlü bilemez, nerede duracağını bilemez. O derin boşluk gözünü döndürür bizim insanımızın. İşte bu gibi durumlarda kaptana kulak vermek gerekir. Minibüse sağlı sollu yerleşildiği takdirde herkes sığacaktır, kimseler ezilmeyecektir.

“Durakta inecek var mı?!?”

minibus50_3
Şoförün durakta inip inmeyeceğini sormasının Türkçe meali şudur: Mümkünse inme. Çünkü kaptan o sırada gaza gelmiş ve vitesi beşe takmak üzeredir, son dakikada birinin hevesini kursağında bırakmasını istemez. Bu soruyu duyduğunuz anda ineceğiniz varsa ya o an konuşacaksınız ya da sonsuza kadar susacaksınız. Öyle paramı verdim istediğim yerde, istediğim zaman inerim diye düşünmek yok.

“Herkes parasının üstüne sahip çıksın!”

minibüste deney
Şoförden bu seslenişi duyduğunuz anda bilin ki kaptanınız dikiz aynasından muhtemel bir yankesici tespit etmiştir. Bu öyle bir cümledir ki pat diye orta yere söylendiği anda artık minibüs içindeki o birlik beraberlik bozulmuştur. Herkes birbirine suçluymuş gibi bakmaktadır ve siz de potansiyel bir suçlusunuzdur artık. Son durağa kadar bu güvensiz ortamda gitmektense, inip başka bir minibüse binmek belki de herkes için en hayırlısıdır.

Müsait bir yer…

müsait yer
“Müsait bir yerde inecek var” gibi bir durma eylemi ancak bu kadar şoförün inisiyatifine bırakılabilinir… Maksat giden aracı durdurmak değil mi? “İnecek var” de durur zaten. “Müsait bir yer…” dediğin her an ineceğin yerden kafadan bir kilometre uzaklaşıyorsun demektir. Çünkü şoförler yapı itibariyle rahat insan olduklarından müsait bir yer denildiğinde akıllarına genelde mesire yerleri gelmektedir. Müsait bir yerde inmek isterken yeni yerler keşfedebilirsiniz.

Üçlü beşli

otobus-metrobus5
Henüz amacı anlaşılmamış olmakla birlikte yine bir yerleşke planının söze dökülmüş halidir “Üçlü beşli” Alan daha geniş olduğu için daha çok otobüslerde kullanılır. Üç kişi oraya, beş kişi şuraya yerleşse sıkıntı olmayacak aslında yani ama işte anlamaz bizim insanımız. İlla uyaracaksın hatırlatacaksın. Yoksa aklı olana altılı yedili de olur, lezzetli çipetpet bunlar hep.

“Bozuk yok mu?”

recep ivedik 2
Minibüsçünün, dolmuşçunun zorluk çıkartma söylemidir bu. Ulan bozuk olsa akıl eder veririm ya da paramı bozduracak yer arıyorum sana ne? Vermişim işte parayı, üstünü ver bitsin bu gereksiz ticari anlaşmazlık. Amacı zaten bozuk para değil ki tipine gıcık kapmıştır ondan böyle yapıyordur. Yoksa verdiğin parayı atomlarına ayıracak kadar para üstü verebilir. Ama niyeti kötü işte nalet olasıcanın. Bir de “Yok” dersin, onun üstüne “Paran çoksa taksiye bin hemşerim” diye cevap veren cinsleri vardır bunların. Öylesine denk gelen acısını bilir.

İndi bindi

SDC14984
Genel olarak yanlış anlaşılan bir terimdir: İndi bindi. Yolculuğa belli bir noktada dahil olup kafasına göre yakın bir yerde inen kişilerin seyahat şekli sanılır. Ancak sanılanın aksine bu yolculuk biçiminin adı “Bindi indi” dir ki zaten yapılan eyleme göre yorumlarsanız doğru sonuca ulaşırsınız. Peki ‘indi bindi’ nedir? İlk duraktan binip belli bir durakta ineceğini kaptana beyan eden ancak herhangi bir sebeple, belirttiği durağa ulaşmadan inip sonra tekrar binmek isteyen kişinin yolculuk biçimidir. Peki inen kişi hareket halindeki minibüse tekrar nasıl biner? Yol sıkışır, kaza vardır, minibüs ara durakta bekleme yapar vs. inen kişi tekrar binmek isteyebilir ya da manyağın evladı maraton koşucusudur arkadan koşarak yetişir kapıya dayanır. Bu gibi durumlarda şoför inip tekrar bindiği için bu kişiye ceza olarak bir ücret yansıtır işte buna “İndi bindi” ücreti denir.

“Kapatıyorum sıkışmayın!”

-toplu-tasima-gariplikleri--toplu-tasima-komik-ilginc-1301910
Kaptandan bu uyarı cümlesini duyduğunuz anda, kapının yakınlarında olmasanız bile siper almanız faydanıza olacaktır. Yurdumun şoförleri “Bir kapı kapanır, bin kapı açılır” düsturunda insanlar olmadıkları için, kapıları kapatırken son derece haşin gaddar ve zalım olurlar. Bu uyarıyı duyduğunuz anda ineceğiniz varsa fütursuzca sanki otobüs patlayacakmışcasına dışarı atlayın, sağlığınız için en iyisi budur.

“Orta kapıdan binelim!”

-toplu-tasima-gariplikleri--toplu-tasima-komik-ilginc-1301916
Bazen o kadar kalabalık olur ki otobüs, yasaklar delinmeye başlar. Arka kapıdan orta kapıdan geçişler serbest ilan edilir. Sınırlar kaldırılır, artık o dakikadan sonra otobüse camdan bile binebilen biner. Bu gibi durumların izni yine kaptanın keyfine kederdir. Kaptanın ön kapı civarındaki ahaliden memnun olması ve kadroda rotasyon istememesi halinde “Orta kapıdan binelim” diye durakta bekleyen insanlara bir seslenişi duyulur. Orta kapıdan binenlerin yarısı kartını akbilini uzatmaz falan ondan sonra çarşı pazar karışır işte kaptan için.

“Çocuğu kucağa alalım, çantaları indirelim”

tavanda yolcu
Kaptanın yolcular arasında ten temasını yeterli düzeyde bulmaması halinde beklenmedik teklifler yapması mümkündür. Ayakta duran çocukların yer kaplamaması adına kucaklara alınması genelde öğrencilerin sırtından eksik olmayan çantaların yerlere indirilmesi en çok bilinen kaptan fantezileridir. Bu fantezilerin gerçekleşmesi halinde araç içinde ekstradan yirmi kişilik yer açıldığına birçok kez şahit olunmuştur.

Medeniyet Bonusu: İnenlere yol verelim

yolcu sıkıstırma stili
Dünyada sadece Türkiye’de kullanılan “İnenlere yol verelim” cümlesi, toplum olarak medeniyet seviyemizi ortaya koyan ibretlik bir toplu taşıma terimidir. Kardeşim araç kapasitesinin on katında yolcu almış, gelmiş önünde durmuş zaten binmemen sağlığın için daha hayırlı olacakken binmeye karar vermişsin. Baktın içeride bir hareketlenme var iki dakika dur bekle değil mi? Stratejik düşün içerde 50 kişi varken mi binmek daha kolay yoksa 45 kişi varken mi? Yok anacım durmuyor bizim milletin insanı. Mantalite, “Sen istersen in aslanım, ben binemesem de yaslarım” cümlemize yazıklar olsun. Allah rızası için daha güzel yarınlar için hepimiz inenlere bir yol verelim.

MİZAH /// Duymak Nasip Olmasın : Ölmeden Önce Söylenen 18 Muhtem el Son Söz

Tüpü çakmakla, doğru kabloyu direkt keserek, arabanın 200 basıp basmadığını deneyerek kontrol eden insanlarız. Son sözlerimiz de özgün olur elbet.

Allah duymayı nasip etmesin.

“Abi gel ya burası boyu geçmiyor”

bogulmak

“Sana sonuna kadar güveniyorum William”

boromir-ok

“Yat uyu ya bir şey koktuğu yok”

bu-koku-nerden-geliyor

“Bak bak şimdi ne yapıcam”

bakin-simdi-ne-yapicam

“Beyler siz buna mesafe mi diyorsunuz?”

beyler-siz-buna-mesafe-diyorsunuz

“Aşkım kocan eve kaçta geliyor?”

askim-kocan-ne-zaman-geliyor

“Güvenlik kilidi açık di mi İrfan?”

gecmis-olsun

“Ben buradan atlarım”

olmek-icin-degisik-bir-yontem

“Yaa her mantar zehirli olacak değil ya”

frodo-zehir

“Hayatım ben hallederim gerek yok elektrikçiye”

elektrik-carpmasi

“Senin araba 200 basabiliyor mu Kamil abi?”

araba-kazasi

“Ya Şükrü ne korkak adamsın kimi toplarsa toplasın”

kavga

“Alt tarafı pencereleri siliyorum Namık abartma yine”

cenaze-nakil-araci

“Kule, bana bir şeyler oluyor”

kaptan-bana-bir-seyler-oluyor

“Her burnumuz kanıyor diye doktora gitseydik ooo”

cenaze-namazi

“3 tane içeyim de garantiye alayım”

komik-ereksiyon

“Bu biraz küçük değil mi sence?”

bu-kucuk-degil-mi-ya

Olmazsa olmaz bonusu: “Tüp gaz kaçırıyor galiba bir kontrol edeyim”

patlama-fotografi

MİZAH : Sadece Lisede Yapıldığında Heyecan Veren 11 Atraksiyon

Kimimizin unutmak istediği, kimimizin nostaljiyle hatırladığı, kimimizin çok özlediği lise zamanları…

Okulu kırmacalarıyla, kopya çekmeceleriyle, girilen türlü türlü tripleriyle ve dinlenilen müziğin etkisinde çok kalınmasının tüm belirtilerini taşıyan; çağının kanseri, geleceğinin tedavisi liseliler ve lisede yaptıklarımız…

Sevgiliyle sinemaya gitmek ve karanlığın nimetlerinden faydalanmak

1alt
Lisede okuyor olmak ve aileyle yaşıyor olmak gibi genel problemlerden mütevellit sevgilinizle sırnaşık battaniye pozisyonlarında film izleyecek yaşta değilsiniz henüz. Olsun! Hala sinema salonları, o salonların sevgili koltukları var. Sevgili omzunda film izlemek, liseyi lise yapan heyecanlardan biriydi.

Tekel’den bira alabilmek için yaşı büyük numarası yapmak

2
Ya da mahalledeki abilerden birini ikna etmeye çalışmak, en olmadı kapüşonluyu çekip 14 yaşında olduğunuzu çaktırmamak, sakin olmak. Bir McLovin kimliği de daha yararlı olabilirdi tabi, ama burası Amerika değil ve büyük ihtimalle paçayı sıyıracağız alışverişimizi yaparken, merak etmeyin.

Kankalarla okulu kırıp nargile içmeye gitmek

3
Özellikle öğle tatilinizin olduğu bir lisedeyseniz o tatilde okulu kırmak pek bir tatlıdır. Birkaç kişi kaytarır, ortalama bir cafede yaklaşık 5-6 saatinizi pinekleyerek geçireceğiniz, ice tea havuzuna düşeceğiniz ve nargileye doyacağınız muhabbet ortamına hazırlıklı olun.

Parklarda bir sigarayı on kişi dönmek

4
Bir bilemedin iki fırt en fazla düşecek, aban aban aban…

Rakip okulla kavgaya girişmek, kazanınca hissedilen zafer duygusu

victory
O gün samanlıklar seyran olur, sizin okul kazanmıştır, Dünya kurtarılmış gibidir.

Sınıfta gitar çalmayı bilen tek öğrenci eşliğinde söylenen şarkılar

2alt
Boş kalan derslerde veya öğretmenin bir nağme duyası geldiğinde istenen bir istektir. Yüzlerden belli olmasa da hep beraber söylenen o şarkılar ayrı bir mutluluktur aslında.

Ortalığı yara yara uzun eşek oynamak

10
Lise dendiğinde akla gelen birkaç şeyden biri uzun eşek. Yastık olması istenen sınıfın hafif şişman, sempatik öğrencisi, kızlar gelin siz de oynayın temalı sataşmalar ve alıp giden bir saldırganlık silsilesi….

Arkadaşlar arasında lafı yapılacağına emin olunarak alınan gıcır ayakkabı

6
Bilenler bilir. Okulda modayı belirleyen birkaç popüler kız veya erkek öğrenci vardır. Diğer öğrencilerin ayakkabı ve okul çantası, ayrıca saç modellerine öncülük eden bu öğrencilerin itinayla takip edilmesi gerekir.

Birinden gizli gizli hoşlanmak, ortak arkadaşın inceden aranızı yapması

7
“Ben Cem’den hoşlanıyorum ama sakın ona söyleme.” bu bile bir çaresizlik yakarışıdır ki arkadaş araya girsin, söz konusu Cem’in ağzını arasın; “Bizim Gizem var ya, ne düşünüyorsun onun hakkında, hoş kız mı sence?” ve akabinde patlatılan “Çünkü senden hoşlanıyor da. Çıkmak ister misin?” temalı çöpçatanlıklar, gizli bakışmalar, söz konusu Gizem kadar ara bulucu bir arkadaşa sahip değilseniz o zaman platonik bakmacalar, hayaller, umutlar… Can yakan lise aşkları.

Sıra dayağı gibi toplu dayakların acı verici olmasına rağmen sınıfta uyandırdığı güzel birlik olma hissi

5
Çünkü sadece siz değil herkes dayak yiyordur ve toplu cetvel darbesi bittikten sonra herkes birbirine anlayışlı ve karşındakinin acısını hisseden empatik bakışlarla bakar. Hoştur. Karne alındıktan sonra çekilen toplu sınıf fotoğrafına benzer.

Karambol gibi sonradan kaka olacağı garantili şakalar yapmak

karambol
Acı verici, yer yer morartan şakalar… Bunun bir başka versiyonu olan el kızartmaca da aynı amaca (acı vermek) sahiptir ki neden oynadığımızı şimdi baksak bir türlü anlayamayız. Ama o zamanlar nedense eğlenceliydi. Salak mıydık neydik sanki?

MİZAH : 11 Maddede Temel Köpek Davranışları ve Açıklamaları

Kimi zaman bir köpeğin davranışları karmaşık görünebilir. Onun ne istediğini ya da neye ihtiyacı olduğunu anlamakta zorlanabilirsiniz. Ancak unutmayın; iletişim anlamakla başlar. Eğer köpeğinizle doğru bir iletişim kurmak istiyorsanız öncelikli olarak onun davranışlarının nedenlerini anlamalısınız.

İşte köpeğinizin konuşmadan size anlattıkları… Şimdi onlara kulak verelim.

Önüme gelen her şeyi çiğnemek istiyorum!

kopek-cignemek-istiyorum
Çoğu zaman yavru köpeklerde görmeye alışkın olduğumuz çiğneme durumu aslında oldukça doğal bir durum. Gözünüzün önüne diş çıkarma zamanında olan, hiç durmadan ağlayan ve eline aldığı her şeyi ağzına sokmaya çalışan bir bebeği getirin. Yavru köpeklerde de durum çok farklı değil. Dişlerdeki hassasiyet, tüm dünyayı keşfetme merakıyla birleşince ortaya ısırılan ayakkabıların, parçalanan giysinlerin çıkması kaçınılmaz. Ancak yetişkin döneminde bir köpekte hala çiğneme özelliği rahatsız edici boyutlarda devam ediyorsa öncelikle bir sağlık problemi olup olmadığını öğrenmelisiniz. Eğer herhangi bir sağlık problemi yoksa bu durumda anskiyeteye neden olan durumu analiz etmelisiniz. Evde uzun zaman yalnız kalması, işlerinizin yoğunluğu nedeniyle daha az ilgilenmeniz ya da dışarıda enerjisini yeterince atamıyor olması bu duruma neden olabilir.

Ucundan ısırsam!

her-seyi-cignemek-istiyorum-kopek
Isırmak dendiğinde aklımıza hep korkunç görüntüler gelse de o travmatik sahneleri bir kenara bırakmakta yarar var. Köpekler diğer köpeklerle oyun oynarken kimi zaman oyun amaçlı karşılarındaki köpeği ısırabilirler. Bu oldukça zararsız ve üstünde durulmayacak bir durumdur. Ancak agresif nedenli bir ısırmadan ya da sahibiyle oynarken oluşan bir ısırıktan söz ediyorsak bu durumlarda köpeği ısırmaya iten nedenin ne olduğunu doğru analiz etmek gerekir. Isırmalarda öncelikli neden köpeklerin sahiplenme iç güdüsüdür. Bir nesneyi ya da sahibini sahiplenen köpek ısırabilir. Bunun dışında yaralanma durumunda canı yanıyorsa, herhangi bir tehdit algıladılarsa, alarm durumundalarsa da ısırma eğilimi gösterebilirler.

Havlıyorum çünkü… (Havlıyorum öyleyse varım!)

havlamak-kopek
Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki bir insanın konuşması ne kadar doğalsa bir köpeğin de havlaması o kadar doğaldır. Köpeğinizin nedensiz yere havlaması sinirlerinizi bozsa da çoğu zaman aslında altında mutlaka bir neden yattığını unutmayın. Köpekler çoğu zaman olası bir tehlikenin işaretini sezdiklerinde haber vermek ya da uyarmak için havlarlar. Havlamak onlar açısından oldukça önemli bir iletişim kurma yoludur. Köpeğinizin genellikle havlamak için birkaç farklı nedeni olabilir. Öncelikli neden, korkmuş olmasıdır. Farklı bir ses, yabancı bir kişinin eve gelişi, birinden hissettiği tedirgin edici bir davranış onun uyarı amaçlı havlamasına neden olabilir. Yani alt kat komşunuzun eve geldiğini duymamış olmanız köpeğinizin de fark etmeyeceği anlamına gelmez.

Ayrıca uzun bir zamanı evde geçirip, enerji toplamış ya da tuvalet ihtiyacı gelmiş ve artık dışarı çıkmak için sizi uyarıyor olabilir. Bununla birlikte havlamanın bir diğer nedeni de sizden ilgi bekliyor olması olabilir. Bulunduğu ortamda tam olarak tanımlayamadığı bir durumla ya da bir şeyle karşılamış ve kafası karışmış olabilir. Kulağa fazla bilimsel gelmese de şu gerçeği kabul etmekte yarar var; köpekler havlar, havlar, havlar!

Mamma miyyaa!

mamma-miya-kopek
Köpeğiniz az önce koyduğunuz mamaya kuyruk sallayarak geldikten birkaç dakika sonra siz yanından geçerken hırlıyor mu? Pek çok kişi bir köpeğin mamasını sahiplenerek hırlamasının doğal bir tepki olduğunu düşünse de bu durum aslında onun sahibiyle ilişkisinde bir sorun olduğunun habercisi olabilir. Mama kabının üzerinden size ya da başka bir köpeğe hırlayan bir köpek tetiktedir ve her an mamasının ondan alınacağını düşünüyordur. Mamayı gereğinden fazla sahiplenmiş olması da bu konudaki tavrını güçlendirir.

Dikkat, kazı çalışması var!

kopek-kazi-kazan
Köpekler bazı zamanlar bulundukları yeri kazmaya çalışırlar. Kazma işlemi bir köpeğin DNA’sında yazılı, içgüdüsel bir harekettir. Özellikle terrier ırkında sıkça karşılaşılır. Bu hareketi çoğu zaman dışarıda yapsalar da bazı anlarda onları kanepeyi ya da halıyı kazmaya çalışırken de görebilirsiniz. Kazma işlemin temelinde sandığınız gibi zarar vermek ya da dikkat çekmek yatmıyor. Köpekler bu hareketi içgüdüsel olarak yemeklerini gizlemek, küçük kemirgenler gibi yemek ortaya çıkarmak ya da kendilerine yatacak serin bir ortam sağlamak için yapıyorlar. Köpeklerin ter bezleri patilerinde bulunduğundan kimi zaman kokularını bırakmak ve işaretlemek için de bir yerleri kazabilirler.

Hop zıp

hop-zip-kopek
Kapıdan eve giriyorsunuz, köpeğiniz mutluluktan çıldırmış halde size doğru koşuyor ve üzerinize zıplıyor ya da parkta yürürken bir çocuk kendisiyle ilgilendiğinde üzerine zıplıyor. Zıplamak, mutluluk ve heyecan belirtisi gibi görünse de bazı durumlarda bundan daha fazlası olabiliyor. Köpeğinizin üzerinize zıplaması aynı zamanda sizin üzerinizde üstünlük kurmaya çalıştığının işaretlerinden biri olabilir. Bu konuda köpek sahipleri çoğu zaman mutluluktan nasiplerini almayı tercih ettiklerinden bu durumu göz ardı ederek onları sevmeye devam eder. Bu da teşvik edici bir durum olarak bir sonraki hamlede aynı zıplamanın yeniden yaşanacağı anlamına gelir.

Dilim beş karış

kopek-dil-kedi
Köpeğiniz karşınızda ağzında oyuncağı ile sizi oyuna davet edip hızlı hızlı nefes alırken ne kadar da sevimli görünüyor değil mi? Peki köpekler neden hızlı hızlı nefes alıyorlar? Bunun öncelikli nedeni köpeklerin ter bezlerinin patilerinde yer almaları. Köpeklerin hızlı soluklanması vücut ısılarını düzenlemenin ilk yoludur. Bununla birlikte hızlı soluklanma yorgunluk, halsizlik gibi durumların belirtisi olabileceği gibi daha ciddi sağlık problemlerinin de belirtisi olabilir. Eğer daha önceden karşılaşmadığınız türden bir soluklanma söz konusuysa bu durum kalp sorunları, alerjik durumlar ve hatta zehirlenme gibi ciddi sorunların habercisi olabilir.

Gitme sana muhtacım…

gitme-diyen-kopek
Köpek sizin hayatınızdaki önemli şeylerden biri olabilir ancak siz onun hayatının merkezinde yer alıyorsunuz. Bir köpek sahibini çoğu zaman yaşam partneri olarak görür. Yaşam partnerinden ayrılmak da onda bazı sıkıntılı durumlara neden olabilir. Siz işe gittiğinizde ya da onu bir süreliğine yalnız bıraktığınızda köpeğiniz yaramazlık yapmaya başlıyor, evi dağıtıyorsa bu sizin gidişinizi kabullenemediği anlamına gelir.

Mazeretim var heyecanlıyım ben

kosan-kopek
Köpeğinizle tasmalı yürüyüşleriniz çok mu zor? Kendinizi sürekli köpeğinizin peşinden koştururken mi buluyorsunuz? Köpeğinizin uzatmasını devamlı çekerek yürümesinin en önemli nedeni heyecanlı olmasıdır. Köpekler bizden daha hızlı hareket ettikleri gibi aynı zamanda her yeri koklamak ve bulundukları yeri bir an önce keşfetmek gibi bir heyecanları vardır. Bu onların sağı sola zik zaklar çizerek yürümesine neden olur. Aynı zamanda sizin köpeğiniz üzerinde sağlam bir otorite kuramamış olmanız da onun sizi çekiştirmesine ve yönlendirmeye çalışmasına neden olabilir.

Şuraya da bir check-in yapayım

kopek-agac-kovugu
Köpekler için başka bir köpeğin çişini koklamak ve hatta yalamak koku duyularıyla yaptıkları bir sosyal bilgi toplama durumudur. Siz merak ettiğiniz daha yakından tanımak istediğiniz birinin sosyal medya profiline bakarsınız, köpekleriniz onların çişine. Köpekler sadece mesanelerini boşaltmak için değil aynı zamanda birbirlerine işaret bırakmak için çiş yaparlar. Hem dişi hem erkek köpeklerde görülen işaretleme durumunda köpekler kendi aralarında bir hiyarerşi oluşturur ve kendi toplum düzenlerini devam ettirirler. Erkek köpeklerde bu durumdan farklı olarak gittikleri her yere işaret bırakma durumu vardır. Bu onların kendi alanlarını belirlemek için yaptıkları içgüdüsel bir harekettir. Ancak tuvalet eğitimi olan bir köpek birdenbire eve çiş yapmaya başlarsa bunun nedenleri farklıdır. Uzun bir zaman dışarı çıkarmadıysanız tuvaletini kaçırmış ya da az ilgi gördüğü bir dönemdeyse dikkatinizi çekmeye çalışıyor olabilir. Bununla birlikte tekrarlanan bir durumdan söz ediyorsak bir sağlık probleminin de habercisi olabilir.

Sızım sızım sızlarım, ince ince ağlarım

aglayan-kopek
Köpekler kimi zaman tıpkı insanlar gibi sızlanır ve/veya ağlarlar. Eğer ağlayan yavru köpekse bu oldukça doğal karşılanmalıdır. Çünkü yavru köpekler annelerinden mama, ilgi gibi ihtiyaçlarını ağlayarak temin ederler. Eğer yetişkin köpekte görülen ve kronikleşmiş bir durumdan söz ediyorsak bunun birkaç nedeni olabilir. Öncelikli olarak sızlanan köpeğinizin herhangi bir sağlık problemi olmadığından emin olmalısınız. Köpeğinizin yaşı ilerlemişse herhangi bir işlevsel bozukluğu olabilir ya da bir yerlerinin ağrıması ağlamasına ya da sızlanmasına neden olabilir. Ağlamak da tıpkı havlamak gibi köpeğinizin sizinle iletişim kurma yollarından biridir. Heyecan, acı çekme, ilgi isteme gibi durumlarda köpeğiniz ağlayabilir.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: