Etiket arşivi: TEKNİK TAKİP

TEKNİK TAKİP : Dinleme olayında bir skandal daha !

Başbakan’ın odasına böcek koyan paralel yapı, böcekleri araştıran Teftiş Kurulu’nu etkisizleştirmek için takibe aldı. Fark edildiğini anlayan yapının, ABD ve Almanya’daki uzantılarına bilgi verdiği ortaya çıktı

Başbakanlık Teftiş Kurulu, Başbakan’ın odasına böcek koyanların kim olduğunu tespit etmeye çalışırken, böceği koyduğu düşünülen yapının Teftiş Kurulu’nu yakından takip ettiği, takiplerle ilgili en son ABD ve Almanya’daki uzantılarına bilgi verdiği öğrenildi. Böceği koyanlar ayrıca Teftiş Kurulu’nun çalışmalardan sonuç alamaması için özellikle TÜBİTAK içindeki uzantılarını da harekete geçirdi ancak Teftiş Kurulu Başkanlığı incelemeyi derinleştirdi, yöntemleri çeşitlendirdi ve sonuca ulaştı. Soruşturma için gizlilik kararı alınırken, Teftiş’e yapılan takip ve sonuç elde edilmesini engelleme girişimlerinin dosyaya girip girmediği bilinmiyor.

DIŞARIYA JET TELEFON

Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgilere göre; böcek bulunduktan sonra Teftiş Kurulu böceğe yoğunlaşırken, ‘paralelciler’ de Teftiş Kurulu’nu yakın takibe aldı. Yapılan incelemeleri yakından takip eden ve aralarında soruşturmanın şüphelilerinden birinin de bulunduğu bir ekip, incelemeleri ve Başbakanlık ofisindeki hareketliliği izleyince takip, Teftiş Kurulu ekiplerince fark edildi. Ofisteki incelemelerin bittiği gün, takip eden kişilerden birisi, ekiplerin ofisten ayrılmasının hemen ardından, önce Almanya’yı, ardından da ABD’yi aradı. Aramalar ofis yakınındaki baz istasyonundan tespit edildi.

MANİPÜLASYON GİRİŞİMİ

Böcek soruşturmasında böceğin koyulma tarihinin tespit edilmesi gerekiyordu. Bu noktada bilirkişi olarak TÜBİTAK’tan böceğin ilk sinyal alma tarihi ile ilgili rapor istendi. Bu tarih önce TÜBİTAK tarafından tespit edildi. Ancak bu noktada devreye giren paralel yapı, böceğin koyulma tarihinin belirlenememesi için manipülasyon çalışması yürüttü. Ancak ‘böceğin elektrikte olduğu sürece çalıştığı’ belirlenince ‘karartma’ çabası da boşa çıkarılmış oldu. Teftiş Kurulu dünyadaki farklı bilimsel inceleme yöntemlerine de başvurdu ve tam tarihin verilen rapordaki tarihle eşleştiğini teyit etti.

BAŞBAKAN’IN EKİBİ DE DİNLENDİ

Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Başbakan Erdoğan’ın yakın çalışma ekibinden çok önemli isimler de tanık sıfatıyla dinlendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen dosyada şüpheliler ve yardım edenler ile soruşturmanın neticesini engellemeye çalışanların da isimleri olduğu ifade ediliyor. (Sabah)

Reklamlar

TEKNİK TAKİP : Gazetecileri de dinlemişler

Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi bugün köşesinde “Sıkı durun yeni bir bilgi vereceğim” diyerek paralel yapının Türkiye’nin birçok önemli gazetecisini dinlediğini yazdı.

Selvi, "Paralel yapılanma tarafından Türkiye’nin birçok önemli gazetecisi dinlenmiş. Bu dinlemeler sonucunda neler yapıldığı ise başka bir soru işaretini oluşturuyor. Hatırlarsanız 90’lı yıllarda devletin, devleti dinlediği bir Telekulak Çetesi ortaya çıkarılmıştı. Orada da bazı ünlü gazetecilerin, dönemin bakanları ve başbakanı ile konuşmaları mevcuttu. Burada ise paralel devletin başka isimler altında dinleme kararı çıkararak bir grup gazeteciyi dinlemesi söz konusu." dedi.

İşte o yazı:

Gazetecileri de dinlemişler

Dershane tartışmasının patlak verdiği sırada Başbakan Erdoğan, Bakanlar Kurulu’na sunum yapan Milli Eğitim Bakanlığı’na, ‘dershanecilerle yeniden görüşme yapmaları’ talimatını vermişti.

Gece yarısı Milli Eğitim Bakanlığı’nda gerçekleşen görüşmede, diyalog yerine tehdidi tercih eden bir grup dershane yöneticisi, muhatabını, ‘Seni 1 gün içerisinde sokağa çıkmaz hale getiririz’ diye tehdit etmişti.

O günlerde kuru bir gürültü gibi gözüken bu sözlerin, kasetler, fişlemeler, dinlemeler, 17 ve 25 Aralık operasyonu ile bu tehdidin bizzat ileride yapılacak operasyonların bir parçası olduğu ortaya çıkmıştı.

Aynen bazı milletvekillerine, ‘senin bazı fotoğrafların var ama hallediyoruz’ mesajı verildiği gibi.

Bazı milletvekillerinin aile ortamı içinde yapılan ses kayıtlarının daha sonra kendilerine mesaj olarak gönderilmesi gibi.

Amaç, büyük bir istihbarat ağı ile bir korku imparatorluğu oluşturmak ve böylece herkesi sindirmek.

Paralel devlet yapılanmasının ciğerini bilen Hanefi Avcı, Star Gazetesi’nden Elif Çakır’la röportajında, ‘Eğer MİT’i ele geçirseler Başbakan Erdoğan’ı kuklalaştıracaklardı’ diye boşuna söylemiyor.

Çünkü sıkı durun yeni bir bilgi vereceğim.

Paralel yapılanma tarafından Türkiye’nin birçok önemli gazetecisi dinlenmiş. Bu dinlemeler sonucunda neler yapıldığı ise başka bir soru işaretini oluşturuyor.

Hatırlarsanız 90’lı yıllarda devletin, devleti dinlediği bir Telekulak Çetesi ortaya çıkarılmıştı. Orada da bazı ünlü gazetecilerin, dönemin bakanları ve başbakanı ile konuşmaları mevcuttu.

Burada ise paralel devletin başka isimler altında dinleme kararı çıkararak bir grup gazeteciyi dinlemesi söz konusu.

Başbakan Erdoğan’ın başkanlığında yapılan toplantıda olgunlaştırılan ve son şekli verildikten sonra bu hafta içinde TBMM’ye sunulması hedeflenen 5. Demokratikleşme Paketi’nde, ‘telefon dinlemeleriyle ilgili’ yeni kurallar getiriliyor.

Mevcut durumda mahkeme kararı ya da acil hallerde savcılığın talebi üzerine, 24 saat içinde mahkeme kararı çıkarılmak üzere telefon dinlemesi yapılabiliyor. Dinleme kararı alınabilmesi için; kuvvetli suç şüphesi ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması şartı gerekiyor.

Ama uygulamada başka isimler ve başka IMEI numaraları üzerinden dinleme kararlarının alındığı tespit edildi.

Şanlıurfa’daki birinin üzerine yazılan IMEI numarası üzerinden İstanbul’daki bir gazetecinin telefonu dinlenmişti.

Yeni getirilecek düzenlemede ise dinleme kararında IMEI numarası yeterli olmayacak. Savcı dinleme talebinde kişinin açık ismini yazacak. Ahmet gösterilip, Mehmet dinlenilemeyecek. IMEI numarası bildirilecek ama yeterli olmayacak. O telefonun şahsa ait olduğunu gösteren belge eklenecek.

Ayrıca mevcut düzenlemede olduğu gibi Sulh Ceza Mahkemelerinden dinleme kararı alınamayacak. Yeni düzenlemede dinleme kararı Ağır Ceza Mahkemesi’nin oy birliği ile verdiği karar üzerine gerçekleştirilebilecek.

İşin püf noktası ise, yeni düzenlemede, kuvvetli suç şüphesinin gerekçelendirilmesi gerekiyor.

Dinleme süresi de sınırsız olmayacak. İlk aşamada 2 aylık dinleme kararı alınacak. Bu karar bir aylık olmak üzere yalnızca 1 kez uzatılabilecek.

Üçüncü şahıslara ait ya da dinleme kararıyla ilgisi olmayan konuşmalar ise imha edilecek.

Tabii internete servis edilmeden önce!

Ayrıca bir savcı soruşturma dosyasından alındığı taktirde dosyaların içinin boşaltılması ya da internete sızdırmalarının önüne geçmek için yeni bir düzenleme getiriliyor. Dosyalar savcılara hologramlı olarak zimmetlenecek.

Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması da 5. Demokratikleşme Paketi’nde yer alan ve kesinleşen düzenlemelerden birisi.

Bu durumda ÖYM’lerin elindeki dosyalar Ağır Ceza Mahkemeleri’ne devredilecek. Ayrıca kendilerini seçilmişlerin tepesinde kral gibi gören ÖYM savcıları da normal savcı statüsüne indirilecek.

Bu arada ÖYM’lerin kaldırılmasıyla birlikte bazı dosyaların düşmesi de söz konusu olabilecek.

Demokratikleşme paketinin bir ayağını da yolsuzlukla mücadele oluşturuyor. Türkiye yolsuzlukla mücadelede 177 ülke arasında 53. sırada. Yolsuzlukla mücadele etmek isteyenler açısından bu önümüzde 52 ülkenin olduğu demektir.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın başkanlığında 2 yıldır süren çalışmalara son şekli verildi. Saydamlık, şeffaflık, iç denetim ve kurallı serbest piyasa başlıklarını taşıyan yeni bir paket geliyor.

Meclis, yerel seçimler için tatile girmeden önce Türkiye’ye yeni bir demokratikleşme paketi hediye edecek. Demokratikleşme demek, bu ülke için hava gibi, su gibi, hayati derecede önemli bir ihtiyaç demek…

TEKNİK TAKİP : ABD – ‘NSA ekonomi casusluğu yapıyor’

Rusya’ya sığınan eski ajan Edward Snowden, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) görevi dışına çıkarak ekonomi casusluğu yaptığını itiraf etti.

Geçen hafta Alman ARD televizyonuna canlı yayınla röportaj veren Snowden, NSA’nın Siemens gibi birçok Alman şirketi ile ilgili bilgi topladığını, bunların büyük bir kısmının güvenlikle hiçbir ilgisi olmadığını kaydetti. ABD hükümetinin kendisine suikast düzenlemek istediğini, ölüm tehditleri aldığını söyleyen Snowden, 1 yıllık geçici siyasi sığınma süresinin dolması durumunda Rus makamlarına yeniden başvuracağını belirtti.

TEKNİK TAKİP : Şüphe değil delil lazım

Uzun tutuklulukta azami süre 5 yıla iniyor. İlk derecede mahkemede yargılanan kişi tutuklulukta 5 yılı doldurduğu anda otomatikman tahliye olacak. Telefon dinlemede ‘somut delillere dayanan kuvvetli şüphe’ aranacak.

UZUN TUTUKLULUĞA NEŞTER… TELEFON DİNLEMELERİNE SIKI DİSİPLİN

AK Parti, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ve uzun tutukluluk süresinin üst sınırını 5 yıla indiren kanun teklifiyle ilgili hazırlıkları tamamladı. Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı yeni pakette, telefon dinlemeleriyle ilgili de katı düzenlemeler getiriliyor. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 16 maddelik teklifin Anayasa Komisyonu’nda bekleyen demokratikleşme paketiyle birleştirilerek yerel seçimden önce yasalaşmasını hedeflediklerini söyledi.

Adli Kolluk için ayrı düzenleme

Adli kolluk düzenlemesinin ayrı bir pakete bırakıldığını belirten Atalay, “Sıfırdan adli kolluk birimi kurulacak. Üzerinde çalışmak gerekiyor. Seçim öncesine yetişmeyebilir” dedi. Azami tutukluluk süresinin 5 yıla çekilmesiyle Ergenekon ve KCK sanıklarının da serbest kalacağı yolundaki iddiaları için de Atalay, “İndirildiğinde şu çıkarmış, bu çıkarmış, kişilere göre bu tür kararlar alamazsınız, adalet herkes için olmalı. Dolayısıyla böyle bir kararı verdik” dedi.

Ergenekon sanıklarına yok

Hazırlanan pakete göre, ilk derecede mahkemede yargılaması devam eden ve tutuklulukta 5 yılı dolduranlar adli kontrol sistemi kapsamında tahliye edilecek. Tahliyelerde mahkemenin takdir yetkisi olmayacak. Terör, organize suçlar da dahil olmak üzere, yargılamada 5 yılını dolduran herkes tahliye olabilecek. Yargıtay ve AİHM içtihatlarına göre, tutukluluk hali ilk derece mahkemelerince hüküm verilmesiyle sona erdiği için davası Yargıtay aşamasında olanlar ‘tutuklu’ değil ‘hükümlü’ sayılıyor. İlk derece mahkeme kararı verilen ancak gerekçeli kararı yazılmayan Ergenekon sanıkları düzenlemeden yararlanamayacak.

Somut delile dayanan kuvvetli şüphe

Paketin yasalaşmasıyla birlikte özel yetkili mahkemeler tamamen kaldırılıyor. Düzenlemeyle, telefon dinlemesi yapılabilmesi için daha önce yeterli görülen ‘kuvvetli şüphe’nin yerine savcının ‘somut delil’ göstermesi gerekecek. Pakette ‘kuvvetli şüphe’ ifadesi ‘somut delillere dayanan kuvvetli şüphe’ şeklinde değiştiriliyor.

IMEI numarasıyla dinleme yok

Savcılar, dinlenmesini istedikleri telefon numarasının şüpheliye ait olduğuna dair ‘somut delil’ göstermek zorunda olacak. IMEI numarasıyla dinleme yapılamayacak. Savcılar dinleme taleplerini üç hakimin görev yaptığı ağır ceza mahkemelerine yapabilecekler. Mahkeme, kararı ‘oy birliğiyle’ alabilecek.

BEŞİR ATALAY: Ailemin içine kadar dinlendi

BAŞBAKAN Yardımcısı Atalay, 24 televizyonu canlı yayınında kendi çocuklarının da yasadışı dinlendiğini anlattı. Atalay, “Çocuklarım başka yerlerden başka şeyler duydular bana getirdiler falan. O dinlemeyle ilgili şeyler… Doğrusu ailemin içine kadar dinlendi. Böyle şeyler oldu. Benim aile hayatımla ilgili olduğunu öğrendim sonunda bir şekilde. CD’si bir yerlere ulaştı” bilgisini verdi. Atalay, CD’nin şantaj amacıyla kullanılmadığını ancak konuşmadaki ilgili kişiye verildiğini söyledi.

TEKNİK TAKİP /// CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger : “İnternet Yasası ile Yeni Bir MİT Yarat ılıyor”

CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, "Torba Kanun Teklifi"nde yer alan internet düzenlemesine ilişkin bu durumu Cumhurbaşkanı Gül’e anlattığını ve yargı yerine kendini koyan bir TİB’e ihtiyaç olmadını kaydetti ve "Cumhurbaşkanı’nın bu yasaya veto koyması gerektiğine inanan bir insanım" dedi.

Aksünger, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi verdi. Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) "Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Ulusal ve Uluslararası Durum Değerlendirmesi ile Bilgi Güvenliği ve Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Gerçekleştirilen Denetim Çalışmaları" raporuyla ilgili itirazları olduğunu hatırlatan Aksünger, Cumhurbaşkanı Gül’ün kendisini Çankaya Köşkü’ne davet ederek bu ve bilişim alanındaki bazı konularda görüşlerini aldığını söyledi.

CHP’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre DDK’nın raporunun buz dağının görünen kısmı olduğunu, MİT, Emniyet İstihbarat, Jandarma İstihbarat, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) çok büyük bilgi güvenliği sorunları olduğunu ileri süren Aksünger, bu görüşleri Cumhurbaşkanı Gül’e ilettiğini söyledi. Aksünger, DDK’nın 2005 yılından sonraki dönemi ciddi şekilde araştırması gerektiğini savunarak, 10 yıllık verilerle TİB’e gelen yargı kararlarının tekrar gözden geçirilmesini istedi.

Torba Kanun Teklifi içindeki internet düzenlemesine ilişkin görüşlerini de Cumhurbaşkanı Gül’e aktardığını belirten Aksünger, "İnternet yasası içerisinde yeni bir MİT yaratılıyor. Ve buna ihtiyaç yok. Yargı yerine kendini koyan bir TİB. Bunları anlattık" dedi. Düzenleme ile TİB içinde yeni bir kadro oluşturulacağını ve yargının vermesi gereken erişimin engellenmesi kararların bu kadro tarafından verileceğini anlatan Aksünger, bu yapı içinde oluşturulacak Erişim Sağlayıcıları Birliği’ni de "kiralık katil" olarak tanımladı. İhtisas Mahkemesi kurmak, 24 saat içinde karar istemek gibi alternatifler dururken, TİB’in yetkilendirilmesini eleştiren Aksünger, düzenlemenin uluslararası arenada da tepki göreceğini savundu. Aksünger, "Göz boyama ile algı yönetmekle bu kanunu geçirebilirler ama biz her türlü itirazlarımızı gerçekleştireceğiz. Bu gelen panik atak yasalarıyla ‘aman biran önce kendimi koruyayım’ yasalarıyla birlikte memleketim geleceği karartılacak" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "Cumhurbaşkanı’nın da dinlenmiş olduğuna" ilişkin sözlerini de hatırlatan Aksünger, buna benzer uyarıları geçen yıl yaptığını, ancak muhalefet partisi üyeleri söylediğinde bu sözlerin komplo teorisi gibi algılandığını ifade etti. Başka ülkelerin istihbarat örgütlerinin ve devlet yetkilerinin bu tür iddiaların üzerine gittiğini ve gereğini yerine getirdiğini anlatan Aksünger, Türkiye’de ise yeterli duyarlılığın olmadığını söyledi.

Aksünger, bir başka soruyu yanıtlarken de "Cumhurbaşkanı’nın bu yasaya veto koyması gerektiğine inanan bir insanım" dedi.

TEKNİK TAKİP : ABD’de internet şirketlerine istihbarat baskısı

Yahoo Amerikan istihbaratının kullanıcı bilgilerine ulaşmak için altı aylık sürede yaptığı taleplere açıklık getirdi. Şirketin 40 bine yakın kullanıcı hesabından şahsi bilgi alınmak istendiği ortaya çıktı.

ABD’de NSA (Ulusal Güvenlik Dairesi) ve FBI’ın (Federal Soruşturma Bürosu) teknoloji şirketlerine kullanıcılarının şahsi bilgilerini açıklamaları için yaptığı talepler konusunda ortaya yeni ayrıntılar çıktı.

2013’ün ilk altı ayı süresince Yahoo’dan 30 bin ila 40 bin arasında kullanıcı hesabının içeriğini teslim etmesinin istendiği bildiriliyor.

Benzer taleplerle karşılaşan Microsoft, Facebook, LinkedIn ve Google’ın da içinde bulunduğu bilişim devleri arasında Amerikan istihbaratının en yoğun biçimde Yahoo’ya yöneldiği anlaşılıyor.

Yahoo, istihbarat yetkililerinin e-postalarda hangi kelimelerin kullanıldığına, anında mesajlaşma servisinde yazılanlara, Yahoo’ya bağlı Flickr sitesine konan fotoğraflara ve Yahoo’nun rehber ya da takvim hizmetlerindeki şahsi bilgilere ulaşmak istediğini açıkladı.

Ne kadar şeffaf?

Yahoo ayrıca blog sitesi Tumblr hakkında yayımladığı şeffaflık raporunda sitenin kullanıcılarının özel hayatına müdahale eden türden bir taleple karşılaşılmadığı kaydetti.

Amerikan yasaları, güvenlik servisinin istihbarat toplamak amacıyla bu gibi taleplerde bulunmasına izin veriyor.

Teknoloji şirketleri yayınladıkları şeffaflık raporlarıyla Amerikan istihbaratıyla aralarındaki işbirliğinin boyutunu gözler önüne sererek tüketicilere güvence vermeyi amaçlıyor.

Ancak kimi şirketler, istihbarat taleplerini daha ayrıntılı biçimde kamuoyuna duyurma hakkı talep ediyor.

Örneğin teknoloji şirketlerinin kamuoyuyla paylaştığı rakamsal bilgiler, talep sayısını değil kaç tane kullanıcı hesabının etkilendiğini gösteriyor. Fakat bir kullanıcı hesabı hakkında çok sayıda istihbarat talebi olabileceği için bu sayının da kamuoyuna duyurulması isteniyor.

İngiliz-Amerikan işbirliği

Google’ın hukuki işlerden sorumlu yöneticisi Richard Salgado, ”İstihbarat taleplerinin tam sayısı ve ne tipte olduğuna dair daha kesin bilgileri kamuoyuna açıklamak istiyoruz” dedi.

Özel hayatın mahremiyetini korumak için kampanya yürüten Privacy International adlı örgütten Mike Rispoli BBC’ye verdiği mülakatta, şeffaflık raporlarının artık fazla bir şey ifade etmediğini çünkü günümüzde hükümetlerin veri toplamak için teknoloji şirketlerinin kapısını çalmaktansa arka kapıdan gizlice sızmayı yeğlediğini söyledi.

Eski Amerikalı istihbaratçı Edward Snowden’ın basına sızdırdığı ve Washington Post gazetesinde yayımlanan gizli belgelere göre Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi NSA ve İngiltere’deki müdahili GCHQ, Google ve Yahoo’nun veri merkezleri arasındaki iletişim bağlantılarına gizlice sızarak bilgiler kaydetti.

Buna ilaveten Guardian gazetesinin yayımladığı belgeler ise GCHQ’daki İngiliz casusların fiber optik internet kablolarından veri toplayarak bu bilgiyi Tempora adlı operasyon çerçevesinde Amerikalı istihbaratçılarla paylaştığına işaret ediyor.

TEKNİK TAKİP : Siber casuslar artık üniversitede yetişiyor

James Bond öğrenci olsaydı her halde Buckingham Üniversitesi’ne giderdi.

İngiltere’deki özel üniversite güvenlik ve istihbarat konusunda yüksek lisans eğitimi sunuyor. Müfredatta siber casusluk da var.

İşte elektronik casusluğun başladığı yer.

Bletchley Park İkinci Dünya savaşında İngiliz bilgisayar öncülerinin istihbarat konusundaki başarılarını gözler önüne seriyor. Savaş sırasında İngiliz istihbaratı ilkel hesap makineleriyle Alman ordusu tarafından kullanılan Enigma adlı ünlü şifreleme makinesinin şifresini çözmüştü.

Bletchley Park NSA ya da İngiliz GCHQ gibi modern dinleme yöntemlerinin atası olarak nitelenebilir.

‘Teknoloji savaşın sonucunu belirledi’

Marika Josephides ve Sam Garcia da bu eski makinelerden gözlerini alamıyor. Her iki genç de güvenlik ve istihbarat bilimleri fakültesinde okuyorlar.

Marika Josephides: "Bence bu teknoloji savaşın sonucunu belirledi. Yani, tank gibi bir donanım gücüyle istihbarat arasındaki sinerji savaşın sonucunu belirlemiş oldu."

Sam Garcia: "İşlerini iyi yaptılar, böylece müttefiklerin ve demokrasinin kazanmasını sağladılar. Bugün de durum aynı. Elimizde sırlar var ve bu sırlarla umarım yine kazanacağız."

Bu iki gencin de başarılı bir yolda olduğu söylenebilir. Birçok endüstri şirketi ve devlet kurumu iyi eğitimli güvenlik uzmanı arıyor. Özel Buckingham Üniversitesi’nin kampüsüne göz atınca, öğrencilerin neredeyse yarısının yurt dışından geldiği görülüyor.

İnternet denetimi derslerde ağırlıklı işlenen konulardan biri.

Edward Snowden nasıl etkiledi?

Kişisel verilerin ve özel hayatın gizliliği hakkı mevcut elektronik ortam dinleme sistemleriyle bağdaşmadığından, Snowden skandalından bu yana öğretim üyeleri bu konuya daha fazla eğilmek zorunda kalıyorlar.

Buckingham Üniversitesi’nden Prof. Anthony Glees: "Snowden öğrencilerin fikirlerini birçok konuda etkiledi. Zaten hâlihazırda istihbarat birimlerine karşı çekimser olan öğrenciler daha da şüpheye kapıldı. Diğer yandan olayın ne olduğunu bilen ve zaten bu branşta çalışmış olan öğrenciler ise istihbarat birimlerinden çok Snowden’a daha şüpheli yaklaşıyor."

Her ne kadar öğrenciler burada gözetleme konusunda tüm bilgilere sahip olsalar da Marika Josephides yine de maillerini yazmaya ya da Facebook kullanmaya devam ediyor.

Marika Josephides: "İnternette dolaşırken sadece dikkatli olmak gerekiyor. Bunun istihbarat servislerinin ne yaptığıyla bir ilgisi yok, eğer istihbaratçılar bunu gözetliyorsa. Kullanıcı bilgilerini kimseye vermemek, güvenilir olmayan sayfalardan alışveriş yapmamak alınabilecek tedbirlerden birkaçı. Örneğin ben özel olduğunu düşündüğüm, arkadaşlarıma normalde açıklamayacağım hiçbir şeyi internette paylaşmam."

İstihbarat servislerinin çılgınca topladığı bilgiler ve internet şirketlerinin topladığı kullanıcı profillerinden sonra bu cümleleri duymak gizlilik savunucularının tüylerini diken diken etmeye yetiyor olmalı. Öğrenciler ise medyanın konuyu abarttığını ve normal bir vatandaş için hiçbir şeyin değişmediğini savunuyor.

Sam Garcia: "Yanlış bir şey yapmadıkça sorun yaşamazsın. Seni ciddiye bile almazlar. İsteseler gözetleyebilirler ama bunun için bir gerekçeleri olmaz zaten. Sen onlara bir mazeret sunmadıkça seni denetlemezler. Yasal olmayan bir şey yapmadıkça, durup bakmazlar bile."

Bilgisayarların hayatımıza girmesinden bu yana bilgi toplama konusundaki imkânlar da oldukça gelişti. İnternetle yetişen yeni neslin bir bölümü de belli bir seviyeye kadar devlet gözetlemesini kabul etmiş gibi görünüyor.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: