Etiket arşivi: YANDAŞ MEDYA

/// JAPONYA’DA YANDAŞ MEDYADAN DERTLİ /// JAPONYA – ‘Hükümet borazanı olma’ tepkisi ///

Japonya’da devlet finansmanıyla faaliyet gösteren NHK televizyonunun yeni başkanı Katsuto Momii, hükümetin politikalarına uygun bir yayın çizgisi benimsemek zorunda olduklarını itiraf edince eleştiri yağmuruna tutuldu.

Yerel medya, Momii’nin “Hükümetin ‘sağ’ dediği yerde biz ‘sol’ diyemiyoruz.” ifadesini Başbakan Shinzo Abe hükümetinin NHK üzerinde baskıyı artırmasına bağladı. Bazı liberal köşe yazarları, gerçeklere dayalı haberciliği ve habercilik teknolojisinde yaptığı yeniliklerle adından söz ettiren NHK’nın son dönemde artan hükümet müdahaleleri sonucu saygınlığının zedelendiğini yazdı. Başbakan Abe’yi ülkeyi daha milliyetçi bir çizgiye çekmekle suçladı.

YANDAŞ MEDYA (POSTMEDYA.COM) DAN AYDINLIK HABERİNE YALANLAMA /// SABAH, AYDINLIK’IN YALAN HABERLERİNE SA RILDI

Sabah Gazetesi’nin bugün sürmanşetinden verdiği haberin 2006’da Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek’in Aydınlık dergisinde çıkan ve yalanlanan bir haber olduğu ortaya çıktı.

Zaman gazetesi’nin haberine göre; Sabah Gazetesinin birinci sayfadan ‘Paralel Yargının Kilit İmamı‘ diye duyurduğu haberde, ikinci adam olarak nitelendirilen Osman Karakuş, 2006 yılında da Doğu Perinçek‘in Aydınlık Dergisi tarafından benzer ithamlara muhatap olduğu ortaya çıktı.

Ergenekon Terör Örgütü tarafından düzenlenen Danıştay saldırısının camianın üzerine yıkılmaya çalışıldığı dosyada, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ile birlikte Osman Karakuş da hedef alınıyor.

O dönem 1. Hukuk Müşaviri olarak görev yapan Karakuş, “Fethullahçıların örgüt içindeki hamisi olarak biliniyor. Karakuş’un görevi de önemli.” cümleleriyle itham ediliyor. Atama ve terfilerde söz sahibi olmalarından hareketle önemli görevlerde bulunduğu söylenen Osman Karakuş, iddialara gönderdiği bir açıklama ile cevap veriyor.

"Hiçbir gruba angaje ya da hami olmadım"

28 Mayıs 2006 tarihli haberin ardından Osman Karakuş, dergiye bir açıklama yollayarak ne camiayla ne de başka bir oluşumla ilişkisinin olmadığını belirtti. 25 Haziran 2006 tarihli Aydınlık dergisinde yayınlanan açıklamada Karakuş, “Adım bu asılsız haberlerde kullanılarak, sözde bir grubun hamisi gibi gösterilmem Emniyet Teşkilatını ve Beni zan altında bırakmıştır. Şahsım hiçbir zaman bir gruba ve bir oluşuma angaje olmadığı gibi, bir kimse veya kesimin hamisi de olmamıştır.” ifadelerini kullanmıştı. Dergide şahsı ile ilgili yer alan haber ve yorumun hiçbir etik ilkeyle izah edilemeyeceğini belirten açıklamada “bütün bunların şahsımı karalamaya, yıpratmaya yönelik olduğu açıktır.” deniliyor.

İşte Aydınlıktaki o haberler;

/// YANDAŞ MEDYA STAR GAZETESİNDEN PARALEL DEVLET VE YARGI ANALİZİ /// Tam 17 kez hukuku çiğnediler ///

Seçim ayarlı 17 ve 25 Aralık operasyonlarını gerçekleştiren eski Başsavcıvekili Zekeriya Öz ve Savcı Muammer Akkaş ile diğer savcılar hukuku çiğnemekten geri durmadı.

17 Aralık soruşturma ve operasyonları ile 25 Aralık soruşturmalarında savcı ve polislerin en az 13 kez Anayasa, yasalar, genelge ve yönetmelikleri çiğnediği belirlendi.

Hukukçuların yaptığı incelemelerde, görevden alınan eski İstanbul Başsavcıvekili Zekeriya Öz ile soruşturmayı yürüten diğer savcıların hukuka aykırı karar ve uygulamaları tek tek ortaya çıkarıldı.

İşte o ‘hukukçuların’ yaptığı hukuksuzluklar:

1- Birbiriyle bağlantısız soruşturmalar aynı anda operasyona dönüştürüldü:

Fatih Belediyesi’ne ilişkin soruşturma ile Rıza Sarraf’a ilişkin iki ayrı soruşturmada aynı anda gözaltı operasyonu kararı verilerek ‘ortak bir büyük yolsuzluk olayı’ olarak gösterildi. Soruşturmanın birleştirilmesi usulüne ilişkin kanun, Anayasa’nın 38’inci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki ‘masumiyet karinesi’ ve ‘lekelenmeme’ hakkı ihlal edildi.

2- Soruşturma dosyası UYAP’a kaydedilmedi:

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, soruşturmaya ilişkin tüm verilerin ‘gecikmeden, eksiksiz, doğru ve istisnasız olarak’ Ulusal Yargı Ağı’na kaydedilmesi gerekirken, kaydedilmedi veya şüpheliler anlaşılmasın diye takma isimlerle kaydedilerek dosya gizlendi.

3- Sarraf soruşturması yetkisiz şekilde yapıldı:

Rıza Sarraf’a yönelik ‘kara paranın aklanması’ soruşturmasının Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. Maddesi ile görevli birimler tarafından yapılması gerekirken, Kaçakçılık, Organize Suçlarla Mücadele ve Memur Suçları Bürosu’nca yapılarak suç işlendi. Bu durum, ‘soruşturma ve operasyonda yetkisi olup olmadığına bakılmaksızın ‘grup aidiyeti’ olan kişilerin seçildiği’ kanaatini güçlendiriyor.

4- Soruşturmanın gizliliği ilkesi ihlal edildi:

Soruşturmada adı geçenlere ait olduğu iddia edilen ses ve görüntü kayıtları, aramalarda el konulan bilgi ve belgeler bazı medya organlarında yayınlanarak soruşturmanın gizliliğini ihlal, adil yargılanma, kişilerin lekelenmeme, damgalanmama haklarını ihlal suçları işlendi.

5- Gözaltı operasyonlarında ‘ölçülülük’ ilkesi ihlal edildi:

CMK’ya göre ‘ifadeye çağırma’ ve ‘zorla getirilme’ aşamaları atlanarak sabahın karanlığında basın eşliğinde ev basarak gözaltı operasyonları yapılmasıyla; telefon dinlemelerinde ilgisiz kişilerin kimlik bilgilerinin de kayda geçirilmesiyle; operasyonları yapan polislerin uygunsuz davranışlarıyla ‘ölçülülük’ ilkesini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesi çiğnendi.

6- Dinleme ve izleme ‘gerekçesiz’ olarak yapıldı:

Kanuna göre, telefon dinleme ve takibin ancak ‘kuvvetli şüphe’ olması ve ‘başka yolla delil elde edilememesi’ halinde yapılması, bir delil bulunamaması halinde derhal vazgeçilmesi gerekirken, dinleme ve takipler ‘isimsiz ihbar’la yapılarak ve 15 ay sürdürülerek suç işlendi.

7- Polis ‘suç işlenmesini önleme’ görevini yapmadı:

Adli Kolluk Yönetmeliği ve Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’na göre, polis, telefon dinlemelerinde suç işleme kastını öğrenmesine rağmen müdahale etmeyerek görevini yapmadı. Ayrıca, savcılığın iddia ettiği gibi bazı sanıklara ’28 defa’ rüşvet verildi ise bu suçun işlenmesine fazladan 27 kez göz yumulduğu ortaya çıkıyor. Böylece savcı ve polislerin ‘suçu önleme’ görevlerini de yerine getirmediği anlaşılıyor.

8- Savcı Celal Kara, Başsavcı Çolakkadı’ya bilgi vermedi:

Kanun ve HSYK yönetmeliklerinde ‘savcılar başsavcılar adına soruşturma yapar, kamuyu ilgilendiren konularda başsavcıya bilgi verir’ denilmesine rağmen, savcılar soruşturmayı başsavcıdan gizleyerek suç işledi.

9- Başsavcı vekili Zekeriya Öz, yetkisiz müdahale etti:

İstanbul Başsavcı vekili Zekeriya Öz, soruşturmada yetkili olmadığı halde Emniyet’e giderek tehditle polislerden şüphelilere sorulacak soruları aldı. Böylece Türk Ceza Kanunu’nun 285. maddesindeki ‘gizliliği ihlal’ suçunu işledi.

10- Telefon dinlemelerinde kanunlar çiğnendi:

Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki ‘şüphelinin, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişimi kayda alınamaz. Alındıysa derhâl yok edilir’ hükmüne rağmen, bu telefon görüşmeleri kayda alındı ve imha da edilmedi.

25 ARALIK USULSÜZLÜKLERİ

1. Yasaya aykırı olarak herkesin tüm mal varlığına el konuldu:

Suç işlediği iddia edilenlerin para ve malvarlığı hareketleri izlenmemesine, iddia edilen suçtan ne kazandıkları belirlenmeden tüm mal varlıklarına tedbir konuldu.

2. Dosyaların mührü açılmadan el koyma kararı verildi:

Polisten gelen dosyaların bulunduğu çuvalların mühürleri açılmadan gözaltı, yakalama ve el koyma kararları verildi. Daha sonra dosyaları inceleyen savcılar kararları kaldırdı.

3. Savcılar kanunsuz bildiri dağıttı:

Savcı basın bildirisi dağıtarak HSYK’nın 33 numaralı ‘soruşturmanın gizliliği ve basının bilgilendirilmesi’ genelgesini çiğnedi.

Kaynak: Star Gazetesi

/// SURİYE DOSYASI /// YANDAŞ MEDYADA SURİYE ANALİZİ /// Yuh dedirtti ///

Ceyda Karan’ın Suriye hakkındaki yorumları herkesi çileden çıkarttı.

Taraf Gazetesi yazarı Ceyda Karan, CNN Türk’te yaptığı açıklamalarla yine çileden çıkarttı. Suriye’de Esed rejimi tarafından işlenen savaş suçlarını belgeleyen rapor ve fotoğraflara rağmen yaşanan drama tek taraflı bakmaya devam eden Karan, bu tutumunu devam ettiriyor.

"SURİYE KONUSUNDA TÜRKİYE AMERİKA’YI YÖNLENDİRDİ"

Programda "Sizce Türkiye Suriye konusunda yanıltıldı mı?" sorusuna cevap veren Karan "Türkiye baştan itibaren sahada çok güçlü olduğunu, Suriye’yi çok iyi bildiğini söyledi. Ama bunların hepsi fos çıktı. Zannedersem bu noktada Batı’yı yönlendiren de Türkiye oldu. Amrikalılar’dan çok Türkiye Amerika’yı yönlendirdi" dedi.

Karan’ın bugünkü köşe yazısında da aynı tavrını gösterdi. İşte Karan’ın "Savaş çığırtkanları…" başlığıyla kaleme aldığı yazıdan ilgili bölüm:

"Şimdi 55 bin foto çıktı ortaya, el-Muhaberat yapmış olabilir mi, çok mümkün. Mizansen olabilir mi, bu da çok mümkün, hele ki sponsor Katar ise! Suriye’de iş vekâleten kirli savaşa döküleli çok oldu. İşin içinde petrol de var, her türlü iktidar hırsı da, Şam’da namaz kılma rüyaları da!.. Bu sebeple ölüyor yüzbinler, Alevi’si, Sünni’si, Hıristiyan’ı, Kürd’ü, birileri sadece ümmetlerine gözyaşı döküyor!"

YANDAŞ MEDYA /// BEKİR HAZAR : El Kaideye kim silah gönderiyor ? ?

ALCIADUH(1).jpg

2013 Temmuz ayının sonları…
Kuzey Irak’tan tam 1000 kişi "Rap rap" ordu yürüyüşü ile Suriye’ye giriyor.

Hepsinin ellerinde ağır SİLAHLAR….
Afrin ve Koban bölgelerine yerleşiyorlar.

Bağdat’tan Maliki MALZEME yağdırıyor ESAD’a…
Lübnan Beyrut’tan binlerce Hizbullah militanı…
Ellerinde SİLAHLAR Suriye’ye giriyorlar.

Ve İran… Yine binlerce asker SİLAHLARIYLA Suriye’ye koşuyor…
İran Devrim Muhafızları komutanı Şam’da soluğu alıyor. "Buraya ölmeye geldim" diyor… Ve öldürülüyor.

İran’dan kargo uçakları ile binlerce SİLAH taşınıyor Şam’a.
Esad savaş uçaklarına Suriyeli pilot yerleştiremiyor.
Güvenemiyor onlara.

Havalanan pilot uçağı ile birlikte başka ülkeye iltica eder diye.
Tahran’dan pilot İTHALATI yapıyor.
Rusya tonlarca silahı Şam’a taşıyor.
Daha düne kadar Esad’la tüm dünyanın gözleri önünde S-300 füzeleri pazarlığına girdi.

Lazkiye’deki Rus üssü onlar için çok önemli.
Akdeniz’e inecekleri tek kapı Suriye.

Ve dün Genelkurmay Başkanlığımız açıklama yapıyor. "Suriye sınırımızda yasak bölgeden Türkiye’ye giriş yapmaya çalışan 2 RUS yakalandı. Üzerlerinde SİLAH ve mühimmat bulundu."

Evet Ruslar Suriye sınırımızda SİLAHLI AJANLARI ile cirit atıyor.
Sınırımızda El Kaide’ye devlet kurmak için kendini yırtıyor.
Bizi El Kaide ile meşgul edip Lazkiye’yi sağlama alacaklar.

Esad’ın askerleri Rus KGB’nin gönderdiği silahlarla saldırıyor.
Onlara ÇİN SİLAHLARI eşlik ediyor.

İngiliz MI6 ajanları kucaklarında oturan Ürdün’den Suriye’ye TIR’larla SİLAH yağdırıyor.

Alman, Holanda, Fransız istihbaratları Askeri mühimmatlarla Suriye’de "El üzerinde kimin eli" oynuyor.
MOSSAD CİRİT sporlarına dalıyor.

ABD CIA aracılığı ile yüzbinlerce silahı Suriye’ye taşıdı.
Obama yönetimine eleştiri geldi muhalefetten. "Neden silah gönderiyorsun CIA ile" şeklinde bir eleştiri değildi bu. "Silahlar ya El Kaide’nin eline geçerse" diye.

ABD yönetimi resmen açıklama yaptı CIA aracılığı ile gönderilen SİLAHLARLA ilgili. "Evet biz de bu konuda kaygılıyız" diye.
İran’dan kalkmaya hazırlanan silah yüklü kargo uçaklarına İranlı bir savcı operasyon YAPMIYOR.

ABD’li bir savcı "Hoop ne oluyor" diyerek CIA’nın yolunu KESMİYOR..
İngiliz TIR’larına Ürdün’de operasyon yapan bir Jandarma Generali YOK.

Maliki’ye yok…

Mossad’a, Çin istihbaratına, Rus’lara, Lübnan’a hiç ama hiç birine YOK…

Milyonlarca Türkmen’in yaşadığı Suriye’ye birileri "EL KAİDE" devleti dizayn ediyor.
İngilizler burnumuzun dibinde RUSLARLA ortak El-Kaide projesi yürütüyor.

Irak hapishanelerinde yatan El Kaide militanları, İngilizler’in Kuklası Maliki’nin emriyle serbest bırakılıyor.
Esad da Moskova’nın talimatıyla Şam hapishanelerinde yatanları serbest bırakıyor.

İki ülkeden El Kaide militanları Türkiye sınırında birleştiriliyor.
Onlara silah ve eğitimi İngilizlerle RUS’lar veriyor.
Bugüne kadar El Kaide’nin tek zarar vermediği yer olan Tel Aviv ise böyle bir Türkiye düşmanı projeye "Hurra" çekiyor.
Türkiye ordusuyla, istihbaratıyla bu "YILAN" projeye kilitlenmiş durumda.

Tehlike burnumuzun dibindeyken…

TÜRKLER TÜRKLERE TIR OPERASYONU düzenliyor.
Dünyada yok böyle bir "PARALELLİ YALELLİ" operasyon!!!
Bu ülkede 100 yıl sonra "MİLLİ DEVLET" isteyenler uyandı.
Suriye hayati önem taşıyor.

Ancak içerideki PİLLİ DEVLET dışarıdan şarjla kısa devre yaptırıyor.
Memleketim ne hale gelmiş.
Vah vaah!!!

Bekir Hazar

YANDAŞ MEDYA : Hepsinin içinde bir Esad var

bashar.JPG

Hepsinin içinde bir Esad var!

Haşmet Babaoğlu, Esad zulmüne toz kondurmayan solcu, sosyal demokrat ve liberallerin gerçek yüzünü ortaya koydu.

Sabah yazarı Haşmet Babaoğlu, bugünkü köşesinde toplumun kuşaklar boyu özel bir şekilde sekülerleştirildiğine dikkat çekerek, Esad zulmüne toz kondurmayanların da bu talim terbiyenin ürünü olduğunu savundu.

SEKÜLERİZMİN DİRENİŞ LİDERİ

Esad’a laf ettirmeyen solcu, sosyal
demokrat ve liberaller için ağır eleştiriler getiren Babaoğlu, “Esad onlar için sekülerizmin direniş lideri. Çünkü her biri bir parça Esad” nitelemesi yaptı.

İşte Babaoğlu’nun çarpıcı yazısı:

Bu toplum muazzam bir "beyin yıkama" operasyonunun kurbanı!

Bin kez yazıldı çizildi bu. "Cumhuriyet’in makbul vatandaşı"nın nasıl kurgulandığı üzerine çok ciddi akademik araştırmalar yapıldı ve bütün detaylar ortaya döküldü.

Belli ki, bin kez daha yazmak gerekecek…

Kuşaklar boyu özel bir talim terbiye programıyla sekülerleştirildik; yani hem kişisel dünyamız ve zihnimiz hem de kamusal alan dinin güçlü etkilerinden arındırılmaya çalışıldı.

İyi okullarda okumuş beyaz çocuklar "din" ile "inanç" denilen şeyi hâlâ birbirine karıştırıp "din Tanrı’yla insan arasında özel bir ilişkidir" gibi fikirler yumurtluyorsa, bundan!

Oysa pek beğendikleri Batı ülkelerinde orta öğrenim seviyesinde bu lafı etseler, sıfır çekerler.

Toplumun geniş kesimi büyük ölçüde sessiz kaldı ama bir yandan da aile aile, mahalle mahalle direndi bu talim terbiye etkisine.

Yine de geriye, inançlı insanları bile etkileyen çok derin bir korku kalmış: Dinden ve dindardan kuşku!

İşte görüyoruz…

İslami temelli fakat örgütlenmesi modern Amerikan kültlerini andıran bir yapı da aynı korkuyu kaşıyarak ilerliyor; kendini "ılımlı" ve "dünyalı" göstererek siyasal müttefik devşiriyor.

***

Bu konuyu neden tekrar açtığıma gelince…

İki gündür birçoğumuz kimi solculara, sosyal demokratlara, liberallere bakıp bakıp "Yuh! Hâlâ mı Esad’a laf ettirmiyorsunuz?" diye söyleniyoruz.

Öyle ya, burası Esad’ı ziyaret edip ona üzerinde "Boyun eğme" yazan tişörtler veren sol partilerin bulunduğu belki tek ülke.

Burası, Ortadoğu’daki Şiilerle Sünnileri ayırt edemeyen dış politika yazarlarının Esad hapishanelerindeki işkence fotoğraflarına bakıp "bilmem ki, doğru da olabilir tabii ama…" diye gevelediği bir ülke.

Burası, ana muhalefetin pek parlak milletvekillerinin Esad’a destek ziyaretleri yaptığı bir ülke.

Yardım TIR’larını "derin devlet"e takılmadan Suriye’ye gönderemeyen Erdoğan’a diktatör diyen ama Beşar Esad’ın zulmüne toz kondurmayan insanlar yukarıda anlattığım talim terbiyenin ürünleri. Hiç şaşmamak gerek!

Çünkü Esad onlar için sekülerizmin direniş lideri!

Çünkü her biri bir parça Esad!

Yani kökende Ortadoğulu, hayat tarzında seküler ve aile fotoğrafında Batılı!

***

Oysa hiç zor değildi…

Kafa kesen El Kaidecilere de, halkını sistemli biçimde katleden Esad’a da aynı anda lanet yağdırmak.

İnsan olmak yeterdi!

Berrak olmak yeterdi!

Ama buna gerçekten niyetimiz yoksa…

Öğretilen korku ve kuşkular belli kesimlerde hep baskın çıkacaksa…

Bilelim ki, cumhuriyetin içini demokrasiyle doldurma çabamız hep hüsranla sonuçlanacak!

YANDAŞ MEDYA : TIR’lattınız iyice

En-g%C3%BCzel-modifiyeli-kamyon-resimleri.jpg

TIR’lattınız iyice!

Dünyanın silah pazarını elinde tutan ülkelerin başında ABD geliyor. ABD’yi sırasıyla takip eden ülkeler ise Rusya, Almanya, Fransa ve Çin… Şimdiye kadar en fazla insansız hava aracı satmayı başaran ise İsrail!

Bu tablonun dünya genelinde bir kez bile oluşturduğu yıkıcı sonuçları sorgulamayanların son girişimi “Bunlar kimlere hizmet ediyor?” sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

Askeri vesayeti dillerinden düşürmeyenler şimdilerde ellerindeki tüm gücü kullanarak hiç denenmemiş yöntemlerle milli iradeye darbe vurmak için uğraş veriyor.

Türkiye’yi ‘teröre yardım eden ülke’ gibi göstermek isteyen yapının amaçlarından biri de Cenevre 2 öncesi Türkiye’nin elini zayıflatmak.

Adana’da durdurulan Tır’ın tüm hikâyesi bu!

Benim ülkemin savcısı MİT’e ait tırları durdurmak için Başbakan’ın izni olması gerektiğini bilmiyor!

Adalet Bakanlığı’nın haberi olmadan gerçekleştirilen bu girişim ile kendi vatanını dünyaya kötü göstermeye çalışanlar İstihbarat Teşkilatı’nın başından Milli kelimesini de çoktan çıkarıp atmışlar.

Ya bu ülkenin muhalefetine ne demeli?

"MİT’in silah kaçakçılığı yapma görevi yok. MİT yasasına baktığınız zaman örgütün operasyonel eylem yapma yetkisi de yok" diyebilen bir siyasetçi düşünebiliyor musunuz?

Düşünmeye gerek yok var çünkü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

Kılıçdaroğlu’nun ağzından o cümleler iyi bir artikülasyon ile nasıl da dökülüyor!

Tane, tane, yutmadan şaşırmadan.

Ama o ağızdan kendi ülkesi dışında gerçek aktörler için tek bir söz çıkmıyor.

Ve o ağız;

“Suriye’de yaşananlar Esed’in katliam yaptığı gerçeğini hiçbir şekilde örtemez” diyemediği gibi
ABD’nin dış yardım yasasında "yardım alan ülkede askerler seçimle iş başına gelmiş hükümeti devirirse yardım durur" kuralı varken Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’nin darbeyle görevinden uzaklaştırılmasının ve binlerce insanın katledilmesinin ardından neden yardıma devam ettiniz diyemiyor!

Ve o ağız;

Gazze’yi silah laboratuvarı olarak kullanan ve sistematik olarak katliamlar gerçekleştiren İsrail’e hiçbir şekilde ses çıkaramıyor.

Heyhat!

Gözlerin kör, kulakların sağır olduğu her acının sahte diplomalı doktorusunuz siz!

Gerçek acılar karşısında yağlıboya tabloya yanlış fırça atan kötü bir ressamsınız siz!

Acılar karşısında gökyüzünün gözyaşlarını görmeyip yağmur bombasından medet umanlarsınız siz!

En acısıysa önünü görebilmek için elektriği kapatıp telefonun ışığı ile yönünü bulmaya çalışanların

sırf hükümeti zora sokabilmek için ülkesine zarar vermekten kaçınmaması.

Bunu yapanın ya büyük bir ihanet içerisinde olması yada ‘Tır’latması gerekir.

Öyle ya 28 Şubat’ta tankların arkasında duranların bugün yardım tırlarının önüne geçmesi başka nasıl açıklanır!

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: