Etiket arşivi: ZİHİN KONTROLÜ

MK ULTRA PROJESİ /// Zihin Kontrolü ve Psişik Yetenekler

KAYNAK :

http://serviscientia.blogspot.com.tr/2014/02/zihin-kontrolu-ve-psisik-yetenekler.html?spref=tw

***

Merhaba Arkadaşlar. Kimisine göre Zihin kontrolü, Telekinezi veya Astral seyahat Bilime girer girmez orası tartışılır.

ZİHİN KONTROLÜNÜN GÜCÜ
TELEKİNEZİ
ASTRAL SEYAHAT

ZİHİN KONTROLÜNÜN GÜCÜ

İnsan bir arayışta. Karşısındakinin düşüncelerini okumak için bir makine geliştirmek istiyor. Şimdiye kadar bazı önemli başarılar yakalandı fakat zihnin kontrolüne ne kadar yaklaşabildik?

Bir teröristin zihnini, saldırmadan önce okuyabilecek bir makine…
Düşünerek istediği bir telefonu çaldırabilen bir adam.

Bu teknoloji, zihnin çok önemli şeyler yapabilmesini mümkün kılıyor.

Bir insanın zihnini okumak ve kontrol etmek, belki de bir başkasının sahip olmasını istemeyeceğiniz bir güçtür. Patronunuzun düşüncelerinizi okuyabildiğini bir düşünün. Ya da baş düşmanınızın niyetinizi görebildiğini hayal edin.

X-Men’in yaratıcısı, telepati gücünü kullanarak insanların zihinlerini rızalarını alarak okuyor, kontrol ediyor ve etkiliyor.

Bir başka örnek ile; Hollywood ise zihin kontrolüne başka bir örnek attı.

1962 yılında çekilen "Mançuryalı aday" filmi, Kore savaşı sırasında, Koministler tarafından ele geçirilip beyni yıkanmış ve uzaktan kumanda ile çalışan bir askeri anlatıyor. Asker eve döndükten sonra kendi rızasıyla Amerikan Başkan adayını öldürmeye programlanmış bir suikastçi olmuştur.

Acaba kafatasımızın içinde beyin dediğimiz jöleye benzer gizemli, kıvrımlı yumrunun kontrolünü ele geçirebilir miyiz?

Şu anda bilim insanları, kimi gizli, kimi açık zihni okumak için en önemli ilk adımı atmak için uğraşıyor. Ama nasıl?

Beynin karmaşık yapısı, var olan bütün bilgisayarlardan daha üstün. İnsan beyninde aşağı yukarı 100 milyar sinir hücresi ya da nöron bulunuyor. Samanyolundaki yıldızlar kadar çok nerdeyse. Bu hücrelerin hepsi, içinde negatif elektrik yükü barındırıyor. Hücre zarının dışında da bir pozitif yük bulunuyor. Özünde minicik bir akü meydana gelmiş oluyor.

Kafamızın içindeki sinir hücrelerinin hepsi telefon konuşmasına benzer şekilde ilişkidedir. Yanlarındakilerle konuşurlar. Nörondan geçen bu bilgi, komşuları tarafından duyulur ve beynimizin içinde çok karmaşık bir sinyal işlemine yok açar.

Beynin bilgiyi nasıl işlediğine dair şifreyi kırmanın ilk önemli adımı , hepsi aynı anda gerçekleşen bu milyonlarca telefon konuşmasına benzer görüşmeyi dinleyebilmektir. Bilgi beynin içinden geçerken nöronlar arasındaki bu elektriksel etki duyulabilmektedir.

Yani bu sesleri duyabiliyoruz, ama nasıl tercüme edeceğiz? Bir insanın ne düşündüğünü nasıl anlayacağız?

Brown Üniversitesinde, zihne yerleştirilen minicik bilgisayar çipleriyle nöron faliyetlerini bilgisayara ileterek zihin okuma çalışmaları yapılıyor. Bilim insanları artık beynimizi bilgisayara bağlıyabiliyor. Amaçları zihinsel engellilere yardımcı olabilmek.

Aynı elektro dizisine sahip, asprin boyutlarında 100 elektro dizisi beynin üst kısmına takılıyor.

Bu minik çip, hareketlendikleri anda 100 farklı nöronu gözlüyor. Hareket modeli ise bu şebeke üzerinde gösterilmiş.

Bu minik çip, bir insanın beynine yerleştirilebiliyor. Çip elektriksel etkileri topluyor, özel olarak geliştirilmiş bir yazılımla da kişinin yapmak istediği hareketler yorumlanabiliyor. Özünde bu çip, kişinin düşüncelerini okuyor diyebiliriz. Tıpkı bir bilgisayarın sesi tanıması ve söylediklerini tercüme etmesi gibi.

Bu teknoloji, mükemmelleştirildiğinde beyin dalgalarını okumak kablosuz bir bilgisayar bağlantısı kadar sıradan bir şey olacak. İnsanların makineleri sadece düşünceleriyle hareket ettirebilecekleri bir dünya yolundayız. Ama eğer makineleri kontrol edebiliyorsak makinelerde bizi kontrol edebilir. Acaba hepimiz zihin kontrol eden makineler tarafından robo-insan konumuna mı geleceğiz ?

Yapılan bir deneyle maymunun beynine çip yerleştiriyorlar. Maymunda ise 15 kiloluk mekanik bir kol var. Yani maymundan 3 kat daha ağır. İkisini birbirine bağlayan tek şey ise maymunun beynine yerleştirilen cihaz. Maymuna yiyecek sunuluyor. Deney şu:

Maymun sadece düşüncelerini kontrol ederek , mekanik kolu hareket ettirip yiyeceği alacak mı ?

Nörobiyoloji Profesörü Andrew Schwartz demiş ki

Yaptığımız şu; maymunun beynindeki faaliyeti kaydederek bu sinyalleri başka odadaki bir bilgisayara gönderiyoruz. Bilgisayar bu sinyalleri çeviriyor ve robot kola emir göndererek hareket ettiriyor. Maymunun öğrenmesi gereken şey ise "Nöral aktivite" ile robot kolu istediği şekilde hareket ettirmek. Kurabiyeyi koyduğumuz yere doğru kolu hareket ettirmek istiyor. Kolu hareket ettiriyor ve kurabiyeyi alıyor. Sonra ağzına götürüp yiyor.

Maymun, zihin kontrolü sayesinde isteyerek bir nesneyi kontrol edebiliyor. Ama en az bunun kadar şaşırtıcı olanı ise maymunun mekanik kolu, kendi kolu sanması.

Zihin ile makine arasındaki sınır yok olunca gelecekteki uygulamaları hayal edebilirsiniz.

Editör Şefi John Rennie demiş ki

Gelecekte, bir tür süper asker olacağını düşünün. Öteki askerlere veya karargaha bir şekilde bağlı olsunlar. Yani telepatik olarak emir alabilsinler. Bu iletişimde bam başka bir boyut demektir . Peki ama geleceğin hackerları (Hekırları) bir şekilde kafalarımızın içindekileri okuyabilseler ve bütün sırlarımızı alsalar , başkalarının kafataslarımıza girmesini önlemek için acaba "Zihinsel Koruma Duvarları Smart Security" mı yaratmamız gerekecek.

Smart Security’i umarım ciddiye almamışsınızdır. Evet, sanal bir zihinsel dünya oluşturmak istiyorsak pekala bununda anti-sistemleri olmak zorunda.

Belkide birine, beynimize takılmış bir çip aracılığıyla sadece düşünerek mesaj gönderebileceğiniz gün çok yakındır. (Düşünsenize, mesajınızda kıza henüz teklif etmek istemiyorsunuz, ama düşündüğünüz için göndermiş oluyorsunuz. Tabi böyle aksaklıklarda olabilir.)

Zihin kontrolünün potansiyeli açıkça ortada. Düşman baskı altına alınabilir ya da ateş etmeden pasifleştirilebilir. Ama bu teknolojiyle daha iyi bir Dünya yaratmak mümkün mü ? İnsanların davranışlarını kontrol ederek saldırganlığı önlediğinizi düşünün. Bu Dünya barışına dair ütopyacı bakış. Ama eğer doğal davranışımıza dönük kullanılmazsa böyle bir şeye maruz kalırsak insanlıktan çıkabiliriz.

Bilimle bilim kurgu arasındaki sır buharlaştı. Teknoloji tarafsızdır. Teknolojinin iyiye veya kötüye kullanımı, kullanıcının niyetine bağlıdır.

Evet arkadaşlar, bu yazımda Zihin kontrolünü sağlayan, üzerinde çalışılan teknolojiyi anlattım. Bir daha ki yazımda fırsat bulabilirsem Telekinezi ve Astral Seyehati beraber vereceğim. Zihin kontrolünün sağlanmasıyla akılda oluşan sorularda var:

Çipler kontrolden çıkarsa ne olur ?
O bilgisayar çipleri kontrol altına alırsa ne olur ?
Çipleri veya çipleri kontrol eden bilgisayar sistemini Hacker ele geçirirse ne olur ?

TELEKİNEZİ

Henüz gerçek olup olmadığı bile tartışılıyor.

Telekinezi terimi Yunanca "uzak" anlamındaki "tele" sözcüğü ile "hareket" anlamındaki "kinesis" sözcüklerinden türetilmiştir. Telekinezi, nesneleri herhangi bir araç veya elinizi kullanmadan sadece zihninizi kullanarak hareket ettirebildiğiniz, bükebildiğiniz, parçalayabildiğiniz, bir başka iddia ile canlıları öldürebilme yeteneğinidir.

Telekinezi ile insan öldürülür mü? Orası tartışılır, çünkü telekinezi ile en az 1 sene olmak şartıyla 10 senenizi doldurmadan bir nesneyi ordan oraya fıldır fıldır döndüremezsiniz. İnternette bir çok teknikler, hatta belli başlı teknikleri öğretmek amacıyla siteler bile açılmıştır.

Peki nedir bu Telekinezi? Bir şeytan ayini mi? Kara büyü mü?

Telekinezi deneylerinde en başarılı sonuçların alındığı isimler Rus psişik Nina Kulagina ve İsrail’li psişik Uri Geller’dir. 1968’de Moskova’da yapılan Uluslar arası Parapsikoloji Konferansı Dr. Leonid L. Vasiliev’in Kulagina ile yaptığı telekinezi deneylerinin bilim çevrelerinde duyulmasını sağlamıştır.

Telekinezi engelliler açısından büyük önem taşımaktadır. Zihin kontrolü ile ilgili yazımda engellilerin beyinlerine çip takılarak mekanik bir kolu veya bacaklarını kullanabileceklerini söylemiştim. Ama zihinlerindeki bu gücü açığa çıkarıp kendi lehine kullanırsa bütün bu uğraşlara gerek kalır mı ? Kılını dahi kıpırdatmadan, sadece odaklanarak istediği eşyayı yanına getirecek. Muhteşem bir şey!

İddialara göre bu psişik yetenek herkesde vardır. Tıpkı yürümek, koşmak gibi. Fakat onu açığa çıkarmak sizin elinizde.

Telekinezi Teknikleri (Profesyonel kişilerden öneriler)

Ortamda sadece o cismin ve sizin olduğunuza odaklanın(ilerledikçe buna gerek kalmayacak). Ona odaklanın. Yavaş yavaş onu benimseyin ve onu sizin bir parçanızmış gibi düşünün. Sanki ona her istediğinizi yaptırabileceksiniz gibi. O sizin bir uzvunuz gibi. Bunu iyice benimseyin. Onun sizin bir parçanız olduğuna inandığınız vakit durun. Bırakın çalışmaları başka şeylere yönelin. Sonra boş bir vaktinizde bir daha buna yönelin. Bunu birkaç gün boyunca yenileyin ama bu kabullenmeler sırasında asla deneme yapmayın. Kendinizi hazır hissettiğiniz bir gün yine cismin karşısına geçin ve ona bakın. Onun tekrar sizin bir parçanız olduğunu düşünün. Buna inanın ve zamanı geldiğinde ona emrinizi verin. Hareket etmesini isteyin.

HİPNOZ

Sizi bilmem ama Hipnoz repliklerine hep komedi filmlerinde rastladım. Bir kişi herhangi bir konuda ikna etmek için cebinizden çıkardığınız saati gözünün önünde 5 saniye sallıyorsunuz ve o kişi istediğinizi yapıyor.

Peki bu hipnoz nerden türedi?

Hypnos’e kelimesini ilk defa ingiliz doktor Braid kullanmıştır. Kendisine bu konuda yunan mitolojisi kaynaklık etmiştir.Yunan mitolojisinde Hypnos kelimesi şu şekilde geçmektedir. " Yunan mitolojisinin uyku tanrısı ‘HYPNOSE’ Gece’nin Oğlu ve Ölüm ‘ün (Thanatas) kardeşidir.

Hyp-no-sis / isim (çoğulu-ses) Bir şahıs tarafından diğer bir şahsın hareketlerini kontrol edebilir şekilde derin uykuya benzer bir duruma sokulması halidir. Hypnos: Yunan mitolojisinde uyku tanrısıdır.

Sözle, bakışla telkin yapılarak meydana getirilen bir çeşit uyku hali . Bu halde uyuyan kimse (denek) uyutanın etki ve telkinlerine açık, fakat dış dünyanın başka etkilerine karşı kapalıdır. Saruman bu tekniği sık sık kullanır.

Tıp alanında ise mekanik, fiziksel veya ruhsal yollarla yahut kimyasal maddelerle sağlanan suni uykudur. (Kimyasal maddelerle yapılan hypnosa genellikle narkoz adı verilir.)

Hipnoz yanlış inanç, mistisizm ve ihmal tarafından sıklıkla gölgelenen ve tahrip edilen büyüleyici bir konudur. Eğlence ve zevk için yapılan hipnozun; hipnoterapiyle olan ilgisi, astroloji ya da astronomiyle olan ilgisinden daha fazla değildir. Hipnoz kelimesi pek çok kişinin aklına modası geçmiş önyargılar, tabular ve yanlış inanışlar getirir. Bazı hekimler özellikle az tecrübeli ya da tecrübesiz olanlar bunu hemen ayıplarlar.

Hipnoz çok eski bir sanattır, ilk defa hristiyanlığın ortaya çıkışından evvelki zamanlarda büyücülük, din ve tıp bir arada uygulanıyorken kullanılmıştır. Hipnozun bazı teorik yönleri hâlâ tartışmalıdır ve izah edilememiştir. Ancak hipnoz tıpta bu durumda olan tek konu değildir.

Hipnoterapi, psikoterapiye yön ve hız veren etkili bir multifonksiyonel tekniktir. Geçen yirmi yıl içerisinde hipnozun tıpta kıymetli bir tedavi yöntemi olduğu görüşü oldukça taratfar toplamıştır.

Hipnoza karşı batıl inançlarla ve kuşkuyla bakılan çağ, terapotik (tedavi) kıymetinin anlaşılmasıyla ortadan kalkıyor.

Bazı akıllıca seçilmiş vakalarda, başka hiçbir tedavi formu hipnoz gibi hızlı ve yararlı sonuçlar vermez. Hem sadece destekleyici ya da şikayetlerin giderilmesi (semptomatik) amaçla, hem de hastalık sebepleri olan (etiyolojik faktör olan) bilinçaltı güdülerinin ve sorunlarının ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan psikoterapide hipnoz, hekime hızlı ve etkili sonuçlar elde etmede çok kıymetli fayda sağlar.

Uzun bir süreden beri psikoterapistler zihinle vücudun ayrı olmadığını söylüyorlar. Hem sıhhatteyken hem de hastayken akıl ve vücut tek bir ünitedir. Herhangi bir bedensel (somatik) hastalığı pür somatik ya da herhangi bir psişik durumu tamamen psişik kabul etmek hatalıdır.

Akıl ve vücut öylesine içiçe ilişkili ünitelerdir ki, emosyonel bir refleks reaksiyon olmaksızın psişik bir değişiklik olmaz, bunun tersi, vücudu etkilemeden hiçbir psişik değişme meydana gelemez. Bundan dolayı organik ve fonksiyonel hastalıklar önemli ölçüde birbirinin üstüne biner.

Şiddetli ruhsal ve fiziksel unsurlar taşıyan kombine hastalıklarda en akılcı tedavi formu tıbbi veya cerahhi tedaviyle birlikte psikoterapidir.

ASTRAL SEYAHAT

İstisnasız herkes, uyuduğunda düşük güç düzeyinde bir projeksiyonla bedeninden ayrılır. Astral beden, birkaç santim yükseklikte fiziksel beden üzerinde uçan balon gibi asılı durarak onun uyku pozisyonunu taklit eder ve daha ileri gitmez. Bir kere astral beden fizik bedenden ayrıldı mı, rüyalar yaratmada özgür kalır. Bu bizim aşina olduğumuz doğal (uyku,rüya) sürecidir. Bu esnada dünyanın kollektif rüya bilincine gömülürsünüz. Bu ”Rüya havuzu” seviyelere ayrılmıştır. Hangi türde bir insan olmanıza bağlı olarak, ruhsal, ahlaki ilerleme vs… ilgili olduğunuz seviyeye kendinizi ayarlarsınız. Bu seviyeler genelde ”Planlar” (“düzlemler”) veya alt planlar olarak bilinir. Bu analojide hiçbir sorun yoktur yalnız tüm konsepti anlamakta şeyleri birbirine karıştırabilir.

Eğer uyku projeksiyonu esnasında farkındalık sağlayabilirseniz, bir lusid rüya gibi onu kontrol altına alır ve planlar arasında hareket edebilirsiniz. Eğer düşünceyi kontrol altına alabilirseniz gerçek dünyaya dönüp bir astral form olarak gerçek dünyada iş göremezsiniz. Rüya havuzlarının veya astral planların baş döndürücü dünyasındasınızdır ve burada herşey mümkündür ama hiçbirşey inandırıcı değildir.

”Tamamen bilinçli” bir astral form projeksiyonu yaptığınızda astral dünyaya değil fiziksel dünyaya projeksiyon yapmış olursunuz. Bu uzun zamandan beri yanlış anlaşılmıştır. Genelde bir astral projeksiyon olarak düşünülen şey bugün Lusid rüya olarak adlandırılabilir ki bu tamamen farklı bişeydir.

Teknikler

Rahatlama

Bir tüm vücut rahatlatma egzersizini öğrenmelisiniz. Eğer bir tane biliyorsanız, bu uyarlanabilir. Bir sandalyeye oturun ve rahatlayın. Ayaklardan başlayarak gerin ve gevşetin. Uyluklar, kalçalar, mide, göğüs, boyun ve yüzle devam edin. Tamamen rahatlamış olduğunuzu hissedene kadar bunu üzerinden birkaç defa geçin. Bu esnada Derin ve yavaşça nefes alın ve solumun yolu ile alıp verdiğiniz havanın farkında olun

Zihinsel Eller

Bir çift ”Zihinsel eller”e sahip olduğunuzu hayal edin. Bu ellerle kendinizi ayaklarınızdan yukarı bacaklarınıza doğru tekrar tekrar sıvazlayın. Onların sizi sakinleştirdiğini ve rahatlattığını hissedin. Çakralara özel önem göstererek bunu gövdenizin merkezine kadar devam ettirin. Zihinsel eller metodu, aynı zamanda bilinç noktanızı değişik vücut parçalarına odaklaya alışmanızı sağlayacaktır. Bu, zihinsel eller tekniğine kendinizden verebildiğiniz kadar verin.

Enerji arttırma

Zihinsel ellerinizi bacaklarınızdan yukarı doğru çekerken oradaki enerjiyi yakaladığınızı ve üzerinizde yukarı doğru çektiğinizi hayal edin. Bu içinizden akan psişik/hayat enerjisinin doğal yoludur. Pratik yaparak bu enerjinin her tarafınızda titreştiğini ve dalgalandığını gerçekten hissedeceksiniz. Kelimenin tam anlamıyla sizi bir pil gibi şarj edecektir.

Çakra uyarımı

Çakralar, enerjinin dönüştürülme merkezleridir. Her çakra, gezegenin ham yaşam enerjisini değişik türde bir enerjiye çevirir. Zihinsel ellerinizle bu enerjiyi bedeninizden yukarı doğru çekerken her bir çakrada durun ve zihinsel ellerinizi onu açtığını hissedin. Enerjiyi ondan bir diğerine ve bu şekilde aktarın. Bunu birkaç defa devam ettirin. İlk başta hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz ama devam eden pratiklerle derinizin altındaki nabız atışını ve çırpınmayı hissedeceksiniz.

Stop konrolü

Bu egzersizler süresince herhangi bir gerginleşmeye karşı kaslarınızı kontrol edin ve gerektiğinde yeniden rahatlatın. enerjiyi yukarı çekerken kasların otomatik olarak yeniden gerilmesi çok genel bir problemdir. Hatırlayın, tüm bunlar zihinseldir, vücut bu esnada hareketsiz ve relaks vaziyette olmalıdır.

Noktanın yerini değiştirmek

Bilinç noktasının yerini değiştirmek için kendinizi, kendi önünüzde bir iki ayak mesafe ötede düşünün. Karşınızdaki bir şekil olarak DEĞİL ama kendinizi kendi fiziksel bedeniniz önünde olarak. Bu çok ince bir noktadır ama çabucak alışırsınız. Bu esnada herhangi bir kasınızı germeyin veya zorlamayın. Fiziksel beden size fiziksel olarak yanıt vermek isteyecektir, buna izin vermeyin.

Zihinsel durum

Yüzey zihniniz bu egzersizler esnasında tamamen meşgul olacağı için bu noktada herhangi bir zihinsel egzersiz gerekmeyecektir. Vücudunuzu çok rahatlamış hissettiğinizde vücudunuz ”ağır” hissi verecek ve hafif bir transa gireceksiniz. Diğer egzersizleri bırakın ve zihnin gezinmesini kesmek için nefes farkındalığını kullanın.

Nefes farkındalığı

Nefesinizin içeri girdiğini ve dışarı çıktığını ”hissedin” Nefes alırken enerjiyi kök çakranızdan kalp çakrasına kadar zihinsel ellerinizle çekin. Not: Eğer bu noktada vücudunuzda titreşimler başlarsa ve henüz daha projeksiyon yapmak istemiyorsanız başınızı hafifçe oynatın ve vücudunuzu sallayarak normal tetikte durma haline getirin.
Bu egzersizler hergün yapılmalıdır. Birkaç dakikanızı ayırarak bu egzersizlerden bazılarını her yerde ve her zaman yapabilirsiniz. zaman içinde bedeninizin kolayca ve hızla size yanıt verdiğini göreceksiniz. Pratik yaparak ”tam rahatlama” durumuna birkaç dakika içinde gelebilirsiniz. Bu eğitim, tam bilinçli bir AP denemesinde bulunduğunuzda gerekli efor miktarını ve bitkinliği azaltacakttır.

PSİ WHEEL

Telekinezi de olduğu gibi zihninizin boş olması gerekir. Telekineziye göre zihin gücünün bedene yansımasıdır. Nesneleri hareket ettirebilirsiniz ama oturduğunuz yerden veya dokunarak değil.

Teknikler

Psi-wheel için en uygun ortamı bulmaya çalışın konsantrasyonunuzu bozacak şeylerden kaçının.

Ellerinizi kullanın ellerinizi zihninizi kandırmak için bir araçtır üstelik 2 elinizin arasına aldığınız zaman psi-whelli enerji akımından dolayı dönmesi daha da kolaylaşır.

Kağıda sürekli bakmayın, kağıda bakın ama tam olarak değil yani kağıt gözünüzün önünde olsun ama siz başka bir noktaya bakın bir süre sonra kağıdın döndüğünü görürseniz kağıda odaklanabilirsiniz.

Kağıdın direk köşesine bakın kağıdın merkezi yerine köşelerine bakarsanız daha etkili olur ve dönüşünü daha iyi takip edersiniz.

Gözlerinizi kapatıp döndüğünü imajine edin sanki her zaman dönüyormuş gibi dönüşünü gözleriniz kapalı olarak izleyin.

Kendinize güvenin ilk yapışta yapılması zorunlu olan bir şey değildir olmazsa bırakmayın ”yapamıyorum işte ya” gibi düşüncelerden kaçının olmuyorsa mola verin daha sonra tekrar deneyin.

Kağıda içinizden dön değin ama abartılı bir şekilde değil.

Kağıdı daha önceden döndürmeseniz bile döndürmüşsünüz gibi hareket edin aman be daha öncede döndürdüm şimdide döndürürüm deyip başına oturun. ( İlk deneyişimde yapmıştım herkes yapıyor benim ne farkım var ki yapamayayım dedim tek seferde yaptım )

Sabah kalkınca deneyin sabahları zihniniz daha boş olur böylece aklınız karışmaz psi-wheel için çok iyi bir şeçimdir sabah ama akşam da yapılabilir.

Kağıdın kare olmasına dikkat edin.

Bir öneride benden gelsin.

İnce tabakalı bir cisme kürdan batırın. Kürdan dik dursun fakat hareket ettirebileceğiniz kadar da yumuşak olsun (2-3 sayfalık bir defter olabilir). Tırnağınız kadar bir kağıt parçası koparın. Mümkünse daire şeklinde olsun. Dairenin herhangi bir tarafına kalemde nokta koyun. İster gözünüzü kapatın, ister kapatmayın. Çevrede sizi rahatsız edecek ne varsa yok edin. Ayrıca kafanızın allak bullak olduğu bir zamanda yapmaya kalkışırsanız dikkatiniz dağılır. İster dik oturun, ister bağdaş. İsterseniz sandalyenize uzanın, veya yatağınıza. Kısaca konforunuz 4/4’lük olsun. Kürdanınızı düz bir zeminin üstüne koyun. Dikkat dağıtıcı halıların veya masanın üstüne koyarsanız, dikkat dağıtıcı unsur olabilir. Öyle bir odaklanın ki, kürdan haricinde hiç bir nesne görünmesin, kameralardaki gibi buzlanma yapın. Kürdanı hareket ettirmek dışında bir şey düşünmeyin. Bunu hergün yaptığınızda odaklanmayı öğreneceksiniz. Telekinezi yapmadan önce en önemli unsur dikkatin dağılmaması ve doğru nesneye odaklanabilmektir.

Psi Wheel’de elin duruş şekli böyle olmalıdır.

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=H5NwRfMJgOQ

Reklamlar

MK ULTRA PROJESİ : Bir MK ULTRA MAĞDURU’nun ağzından Zihin Kontrolüne karşı Nöro-Savunma Stratejisi

Zihin kontrolune karsi nöro-savunma stratejisi

Zihin kontrolü projesine karşı davranış modeli saptama !

Hazırlayan : Yılmaz ERKONAT (MK ULTRA MAĞDURU) / 2007

Project freedom ve diğer ilgili sitelerden derlenmiştir.

Değerli üyeler;

Sizlere bir süre önce bir zihin kontrolü projesinin işleyiş tekniği ve sistematiğine ilişkin bazı detaylardan bahsetmiştik

Ancak, bir zihin kontrolü projesine dahil edilen bir kişinin neler yapabileceğine, nasıl tepki verebileceğine, kısacası bu projenin amacı "istihbarat toplama" ise "istihbarata nasıl karşı koyacağına" ilişkin tespitlerimizi sonraya bırakmıştık.

Daha öncede bahsettiğimiz gibi "istihbarat toplama" diplomasi sanatını da içine alan karmaşık bir sistemler bütünüdür. Dolayısiyle her ülkenin gerek sınırları içerisinde gerekde sınırları dışında istihbarat ağları (Agent Network)bulunmakta ve bu kadrolar her türlü teknolojik ekipmanı kullanarak tüm ham verileri analiz edebilecek bir istihbarat dairesinden geçirmektedirler. Bununla ilgili bilgiyi Intro’muzda bulunan "İstihbarat Döngüsü" şemasında da net olarak görebilirsiniz.

İstihbarat toplama da aslolan şudur.

Öncelikle gerek HUMINT gerekse diğer kaynaklardan (OSINT,IMINT vs..) istihbarat elde edilir. (bkz. FILES menüsü İstihbari Teşekküller ve Terimler dosyası)

· Tüm veriler güvenilir kaynaklara teyid ettirilir.

· Gelen datalar işlenmemiş ham veridir.

· Ham veri istihbarat analizcileri tarafından işlenir. Veri analiz edilerek ürün (product) elde edilmeye çalışılır.

· Gelen veriler ışığında gerekli tedbir faaliyetleri yada istihbaratı alınan konu hakkında ilgili kısımlar (örn: terör ile ilgili anti-terör, terörle mücadele birimleri, organize bir suç ise organize suçlar masası vb…) bilgilendirilir. Bunun yanında devletin çeşitli ilgili birimleri de bu bilgilendirmeye dahil edilir. Tüm ülkelerde istihbaratı, istihbaratı yapan kuruluş ile yürütmeyi yapan (iktidar) arasında koordinasyon birimi bulunur. İstihbarat birimi bilgiyi verir ancak insiyatif istihbarat kuruluşunda olmakla beraber hassas durumlarda yürütme de karara etki edebilir. (Milli Güvenlik yada daha hassas bir olası durum…)

Yukarıda bahsettiklerimizin projeksiyonunda, kullanılan teknolojinin "gizli ve devlet sırrı kapsamında" olduğunu önceki yazımızda aktarmıştık.

Şimdi bu şekilde bir takip faaliyetine uğrayan bir kişinin neler yapabileceğine ilişkin tespitlerimizi sıralayalım.

Birinci kural zihin kontrolü yapılan kişi hakkında mutlak ve mutlak surette bilgi derlenmek istenmektedir. İzlenen kişiye karşı kontrolü yapan grup tarafından sistematik olarak bir kalabalık psikolojisi oluşturularak zihnen ve bedenen yıkılması hedeflenmekte, bu şekilde istihbarat toplama çalışması yapan grup tarafından istenilen her şeyin yaptırılabileceği öngörülmektedir.

Kısacası izlenen şahıs 7*24 olarak göz hapsinde tutularak grubun bilgisi olmadan hiç bir şey yapamayacağı psikolojik yöntemler kullanılarak dikte ettirilir. (Sizin hassas olduğunuz durumlar-mizansenler yaratılır) Fakat bir gerçeği asla unutmamak gerekirki eğer zihin kontrolü yapılan şahsın gizli bir illegal teması yada bir açığı var ise bu kontrolün sonucu mutlaka başarılı olacaktır. O nedenle kontr-takibe uğrayan şahsın bir açığı olmaması yani vicdani sorumluluğu olmaması gerekir.

Aksi takdirde grup kesinlikle bu bilgiye ulaşacak ve şahsa istediğini yaptırabilecek psikolojik üstünlüğe sahip olabilecektir. Örneğin, yabancı bir servise çalışan bir kişinin "angajmana" (taraf değiştirme yada double kullanım) uğramaya zorlanarak kontr-takibi yapan gruba da "double" olarak hizmet etmeye zorlanması gibi…

Diğer bir gerçekte takibi yapılan şahsın mutlak surette net bir duruşu olması ve bu duruşundan hiç bir surette ayrılmaması gerekir. Çünkü hiç bir LEGAL kuruluş istihbaratı yapılan şahıs yada şahıslar hakkında gizli harp yöntemi olan psiko-sorgu tekniklerini uygulamaz. Tüm legal kuruluşlar izledikleri şahıs hakkında suç unsuru "maddi delil" (daha da açarsak parasal yada ideolojik bağlantı vs…) tespit etmeden psikolojik yöntemleri kullanarak bilgi alma yetkisine sahip değillerdir.

Devam edelim….

Öncelikle izlenecek şahsın yada grubun maddi bir delil olan illegal bağlantısını tespit eder ve eğer izlenmesi gerekiyorsa izlerler. Unutmayalımki, hukuğun bir numaralı kuralı "herkes suçlu olduğu kanıtlanana kadar suçsuzdur." ilkesi demokratik yönetime sahip tüm ülkeler tarafından temel kural olarak alınmıştır.

Grup şahsın psikolojik yapısını netleştirmiş olduğundan normal davranışına uymayan her türlü görsel hareketini "yapmacık" bulacaktır.

Kontr-takibi yapan grup şahıs hakkında bilgi toplamak için her türlü yolu deneyecektir. Ellerinde ki ekipman ile vücudunuzdaki her hangi bir bölgeye yönelik "algılama yaptıracak şekilde" dokunmalar yapacak sizin o an düşündüğünüz konu hakkında "evet … ne düşünüğünü biliyorum…" tezini uygulayacaklardır. Aslında sizin hakkında bilgi alabilmek amaciyle "tesadüfleri" kullanacak böylece "senkron" nedeniyle sizin şu anda aklımdan geçenleri dinliyor ve görüyorlar neticesine varmanızı istemektedirler.

Ancak dünyada hiç bir teknoloji "on line" yani o anda ne düşünebileceğinizi yada neyi hayal edebileceğinizi ölçemez, göremez, dinleyemez.

Ancak grup bunun psikolojik algoritmasını çok iyi uygulayabildiklerinden ancak "tesadüfler" kanalı ile sizi kitlemeye çalışırlar.

Zira hiç bir teknoloji sizin düşüncelerinizi on-line olarak kontrol edemez ancak düşüncelerinizi yani aklınızdan geçirdiğinizi işitsel korteksi atlayarak sesli düşüncelere çevirebilir.

(Bu konu hala belirli çevreler tarafından DEZENFORMASYON yada KOMPLO TEOREMİ olarak adlandırılmakta. Ancak, geçtiğimiz aylarda NASA tarafından açıklanan SUBLUMINAL SPEECHES projesinde uzayda astronotların düşüncelerin kompütere sesli olarak aktarımının başarıldığına yönelik bir makale yayınlanmıştı. İsteyenler NASA’nın web sitesinden bu makaleye ulaşabilirler.)

Bu durumda sizin karşı durabileceğiniz tek duruş, size karşı uyguladıkları bu "tesadüfleri kullanma" metodunu gruba karşı uygulamak yani bir anlamda size doğrulttukları silahı karşı tarafa yöneltmektir.

Unutmayın istihbarat teknolojileri kişiler üzerinde net bir kontrol kurabilmek amaciyle psikolojik bir çok metodu kullanabilir. Yani kontr-takibe uğrayan kişi/ler hakkında delil toplama amaciyle bu takibi devam ettirir, bu amaçla televizyon-radyo gibi materyalleri de kullanırlar.

· Size verdikleri algılamalar ile konu yada konulara ilişkin tepkinizi ölçmeye çalışır.

· Nötr kaldığınızda sizi tabiri caizse "gaz vererek" teşvik ederek yönlendirmeye çalışırlar.

· Tatlı dil ile amaca ulaşamayınca sizi aşağılamaya, argo tabiri ile ezmeye çalışırlar.

· Fakat hep bir şekilde "sana öyle geliyor" tezini çok iyi şekilde uygulayarak psikolojik üstünlüğün kendilerinde olduğunu şahsa kabul ettirirler. Bu "gözdağı"dır.

· İstedikleri olmadığında bir çok kılığa girer, yani istedikleri konuya sarabilirler. Bu anlamda çok iyi birer aktördürler. Yani bir açık verdiğinizde (gelen algılamaya) üzerinize gelirler, sizi korkutmaya çalışır istedikleri olmadığında farklı modellemelere yönelirler.

· Sizin net bir duruşunuz olsa bile onların yoktur. Bilgi alabilme aşkına istedikleri kişi yada kurum olabilirler. Ama bu uygulamada asıl rol televizyon ve radyo gibi kanallardadır. Sizden bilgi alma amaciyle televizyon-radyo gibi materyalleri rahatlıkla kullanırlar.

· Bütün bunlar sizin algılamalarınızı kullanarak sizden tabiri caizse "delil almak" amacını taşıdığından sizin de yapabileceğiniz tek şey onların algılamalarını bozmaktır.

· Yani öncelikle tez-anti tezler üretmeleri, size gönderilen algılama ile tezi yada anti-tezi öne çıkartmaktır.

· Aklınızdan istediğiniz kadar görsel işitsel imge gönderebilirsiniz. İstediğiniz gibi sahte delil yada gerçek delil kavramına sarabilirsiniz. (Hangisinin gerçek hangisinin sahte bilgi olduğunu ayıramazlar)

· Grup sizin işitsel kanalınızdayken sanki onların dışında da başka bir grup varmış (sizden taraf) ve siz bu grup ile irtibattaymışsınız gibi algılama gönderebilirsiniz. (Nasıl olsa onlar bunu delillendiremezler)

· Savunma sistemleriniz (hareketleriniz, düşünceleriniz) yani psiko-durumunuz net olmalı. Kendi kendinize doğru yargılara varabilmeniz için oto-kontrolünüz iyi olmalıdır.

· Unutmayın, günümüzde psiko-sorgu ve mülakat teknikleri son derece gelişmiştir ve tüm gelişmiş ülkeler "psikolojik savaş" materyallerini çok iyi derecede kullanılabilir duruma getirmişlerdir. Tüm bunlar birkitleyi yada zümreyi sürekli duruma göre iyi, duruma göre kötü propaganda etkisinde bırakarak sürekli kontrol etmeyi amaçlar.

Psikolojik harp, bir çeşit gayi nizami harp’tir. Sadece kullanılan yöntemler silah olarak adından da anlaşılacağı gibi psikoloji bilimini kullanarak insan/lar üzerinde baskı-etki kurma mantalitesine dayanır. Yukarıda bahsettiklerimizin "ütopik" yada "alacakaranlık kuşağı" kıvamında olduğunun farkındayız. Ancak, analitik düşünce sistemi gelişmiş her insan, kendi vücudunun yada kapasitesinin ne olduğunu anlayabilecek, dışarıdan gelen algılamalar ile kendi organizmasının tepkilerini ayrıştırabilecek temel tıbbi bilgiye sahiptir. Yani her hassas organizma kendisine karşı yürütülen bir çalışmayı çok net bir şekilde anlayabilir buna göre karşı nöro-atak davranış modeli geliştirebilir.

Sorguda nöro-davranış atak modelinin kullanılması tüm istihbarat kuruluşlarında "sorgu uzmanları" tarafından yıllardan beri uygulanmakta, böylece sorgulanan şahsın "kırılma nokta"larının tespit edilmesini teşhis ve tespit ederek, şahıs ve bildikleri hakkında net ve doğru bilgiler elde edilmektedir.

Kontr-takipteki şahıs/ların göz temasından bilgi alınmaya çalışılması da bunlardan biridir. Kullanılan teknoloji sizin evinizde televizyon seyrederken yada dışarıda kamuya açık bir yerde hangi obje-canlı ile göz temasınız kurduğunu ve vücudunuzdaki kimyasal reaksiyonları ölçerek obje-canlı aranızdaki ilişkiyi delillendirmeye çalışırlar.

Bir örnek vermek gerekirse, caddede yürürken gruba dahil bir kişinin size yönelik bir tehdit algılaması (örneğin silah gösterme veya buna benzer) yönelttiğinde vücudunuzdaki kimyasal reaksiyondan (nabzınızın birden bire hızlanması yada ani terleme gibi) bu tepkinizi ölçmeye çalışırlar. Bu sık kullanılan bir yöntemdir. Kişinin nelerden korktuğunu yada nelere tepki verdiğinin belirlenmesi için bu tip bir çok mizansen kullanılabilir. Yapacağınız şeylerden biri oynadıkları oyuna katkıda bulunup onların algılamasını bozmaktır. Onlar "cin olmadan adam çarpma" oyununu çok iyi oynarlar.

Bırakın oyunu istedikleri kontrol ettiklerini sansınlar. Nasıl olsa işlerine gelmeyince tabiri caizse "abisinin" ayaklarına yatacaklardır. Evinizde televizyon seyrederken de kanalları kullanarak kendilerince algılamalar gönderebilirler. Bu, bu yöntemin bir çok çeşidinden biridir.

Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgileri yine zaman içerisinde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz, tabiiki bize gelen bu metodun daha farklı versiyonlarını bu konudaki kaynaklarla ilintili olarak aktarmayı düşünüyoruz.

Teknolojinin yarınlarımıza ışık tutması dileği ile;

DSS

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO /// İBDA-C LİDERİ Salih Mirzabeyoğlu Davası : Nevzat Tarhan, Zihin Kontrolü, Telegram

VİDEO LİNK :

MK ULTRA PROJESİ : ZİHİN KONTROLÜ VE SİLAHLARIN GELECEĞİ

1. GİRİŞ

Bu yazıda, titreşimleri (vibrasyon) ve frekansları, elektromanyetikleri ve sayısal (skalar) dalgaları ele alacağız. Bunların bedava enerjide, yönlendirilebilir enerji silahlarında, zihin kontrolünde, kablosuz enerji iletiminde ve biyolojik savaşta nasıl kullanıldığını inceleyeceğiz.

Bunun yanında beyne, bilgisayar bağlantılarına, gelecekte bizi bekleyen silah teknolojilerine, bilgisayar teknolojilerindeki son gelişmelere, insanların gözetlenmesine, takibine ve toplumlar üzerinde kurulan hâkimiyetlere göz atacağız.

Yazının ilk yarısı temel olarak beynin işleyişi, zihin kontrolü ve gözetlemeyle ilgilidir. Diğer yarısı ise sayısal silahlar ve bedava enerjiyi ele almaktadır.

2. TİTREŞİMLER, FREKANSLAR VE DALGALAR

Kâinat, titreşim ve dalgaların ahenginden müteşekkildir. Her şey, kendi frekans ve titreşiminden oluşan birer enerjiden ibarettir. Titreşimler vasıtasıyla en hayret verici şeyleri bile başarmamız mümkündür.

Titreşimler, günlük hayatımızın bir parçasıdır. Hepimiz neşeli ve tasasız, karamsarlık ve uyuşukluk arasındaki farkı biliriz. Medyumlar kendi titreşimlerini o kadar arttırırlar ki çıplak ellerini insanların mideleri sokabilirler. Yüksek titreşim, daha düşük yoğunluk ve geçirgenlik demektir. Medyumlar (ruhsal cerrahlar) enerjiyi kullanarak çalışırlar; hastalıkların teşhisi ve tedavisinde enerjiyi ve titreşimleri kullanırlar.

DNA, titreşim ve enerjidir. DNA, ışığı emer ve yayar. Aura, elektrostatik bir alandır. Auralarımız ve yeryüzünün manyetik alanı birbiriyle iç içedir. Michael Tsarion[1] ’un belirttiği gibi, havadan ve yıldızlardan etkilendiğimiz kadar zihinsel ve duygusal durumumuz da gezegenimizi etkiler. Bu çift yönlü bir alışveriştir.

3. BEYİN

Beyin, çok yönlü bir kontrol merkezidir: Tüm vücut işlevlerini yönetir ve aralarında işbirliği sağlar. Bütün zihinsel durumlar, düşünceler, duygular, fiziksek duyular ve hareketler ayrı frekanslara sahiptir. Bunlar EEG testleri ve MRI taramaları ile görüntülenebilen elektromanyetik işaretlerdir. (EEG: Electro Encephal Graphy – Elektro Beyin Grafisi, MRI: Magnetic Resonance Imaging – Manyetik Rezonans (yankılanma) Görüntüleme) Beş duyu organımızla algıladığımız her şey, belirli bir beyin faaliyeti meydana getirir. Tüm hastalıklar kendi dalga şekillerine sahiptir. Her kelime ve düşünce beynimizde kendi frekans dalgasını meydana getirir. Tüm hareketler, düşünceler, duygular ve algılamalar kendi frekans işaretlerine sahiptir.

Birinin beyin faaliyetleri, bilgisayar ekranına çıkarılabileceği gibi, bunlar TAM AKSİ YÖNDE DE GÖNDERİLEBİLİR. Bir bilgisayar herhangi bir beyin faaliyetini çözümleyebilir ve bunu aynı yoldan GERİ İLETEBİLİR. Geçmişte, bu verilere ulaşmak için insanların kafalarına elektrotlar yerleştirilirdi ama günümüzde her şeyi kablosuz olarak yapmak mümkündür.

Beyinlerimizin uzaktan idare edilebilmesi, uçsuz bucaksız bir çalışma alanıdır. Her beyin kendine özgüdür. Beyin taraması, beyin tanımlaması, uydudan takip, gözetleme ve süperbilgisayarlar bir araya getirilerek insan davranışları, tüm yönleriyle, uzaktan idare edilebilir.

Beyne ait parmak izlerimiz, bilindik nesnelerin tanınmasıyla alakalı beyin bölümünde bulunur. Beyne ait bu parmak izlerinin tespiti %100 isabete sahiptir. Mesela birinin suç mahallinde olup olmadığını belirlemek bununla mümkündür. Bununla birlikte bir kişinin beynine gerçek olmayan hatıralar yerleştirmek de mümkündür.

Beyin-Bilgisayar Bağlantısı yapılarak (BCI[2] ) bilim adamları bir joystick (oyun çubuğu) ile insan ve hayvanları idare etmeyi başarmıştır. Ayrıca bilim adamları bir kedinin gözünden tanımlanabilen bir görüntüyü bilgisayar ekranına yansıtmayı başarmıştır.

Yani, gözlerinizle gördüklerinizi bilgisayar ekranına yansıtmanız mümkündür. Bu işlem, talamusdaki, gözle görülenlerin yönetildiği ve yorumlandığı LGNleri (Lateral Geniculate Nucleus) bölgesini hafifçe uyarılmasıyla gerçekleştirilir. Bunun yanında retina nakli ve kör birine tekrar görme yeteneği verebilen nakiller yapılmaktadır.

Yapay (takma) organlara sahip insanlar, beyinlerine yerleştirilen BrainGate[3] çipleri sayesinde robot kolları ve bacakları hareket ettirebilmektedir. Sibernetik[4] nöroteknolojik, iki beyin yarıküresi arasında bağlantı ve bilgi akışı, telekayıt (uzaktan kayıt), telestimülasyon (uzaktan uyarım), elektronik beyin haritası, telemetri (uzaktan ölçüm), nörogörüntüleme, kablosuz beyin uyarımları bu uygulama sonrası gerçekleştirilebilmektedir.

Bir tuz tanesi büyüklüğündeki mikroçip, insan beynine yerleştirilebilir ve bu, o kişiyi uzaktan yönetmek için yeterlidir. Ancak mikrodalgaları ve sayısal dalgaları bir insanın beynine iletmek o kişinin beyninde mikroçip olmasa bile mümkündür. Bir insanın kolundaki VeriChip[5] çıkarılabilir fakat beyindeki bu çok ufak boyuttaki çipten kurtulmak mümkün değildir.

4. MOLEKÜLER, NANO VE SÜPERBİLGİSAYARLAR

Bilgisayarlar aşırı küçük boyutlarda üretilmeye başlamıştır. Bir tuz tanesi kadar küçük ve sıradan bir kişisel bilgisayarın 100 katı hızda çalışabilen moleküler bilgisayarlar şu anda mevcuttur. Sınırsız saklama kapasitesine sahip ucuz bir süperbilgisayar, bilgiyi insan düşüncesinin 4 milyon katı hızla işleyebilmektedir.

Walmart[6] ’ın veritabanı şu anki internetin iki katı bilgiye sahiptir. Gelecek yıllarda, yaptığımız her şey gözlemlenip kaydedilebilecektir. Gelişmiş bilgisayar programları tüm bilgileri inceleyip sınıflandırabilecektir. Satın aldığımız eşyalar RFID (Radyo Frekans Kimliği) çiplerine sahip olacak ve böylelikle takip edilebileceklerdir. Bindiğimiz arabalar kara kutu aktarıcılarına sahiptir. Kullandığımız cep telefonları GPS (Global Positioning System – Küresel Yön Bildirim Sistemi) üzerinden izlenebilmektedir.

5. OTOMATİK SİLAH SİSTEMLERİ

Silah teknolojisi beş duyu organımızla ve beyin gücümüzle algılayabileceğimizin ötesinde gelişmiş durumdadır. İnsansız uçaklar, hissedebilen, düşünebilen ve öldürebilen karınca büyüklüğünde robotlar çevremizde görülmeye başlayacaktır ve bütün bunlar bir insanın üstesinden gelebilmesi için fazla karmaşıktır.

Otomatik bilgi sistemleri, saldırma kararında, hedeflerin süratle takibi ve tanımlamasında, cephanelerin seçimi, dağıtımı ve sonuçların rapor edilmesinde yardımcı rol oynayacaktır. Robot sistemleri araştıracak, tanıyacak, değerlendirecek, iz sürecek, çatışmaya girecek ve öldürecektir. Gelişmiş radar sistemleri yer ve kimlik belirleyecek; ardından yok edecektir. (Burada kullanılan teknik Çok-yönlü Birleştirme’dir: Ayrıntılı bilgiler ve yapılan hareketler arasında sürekli etkileşim sağlar. Kullanıldığı alanlar: Denizaltıların tanımlama yöntemleri, hedef kimliği belirleme, iz sürme ve yok etme, balistik füzeler ve bombardıman uçakları, ani otomatik tepkiler, yapay zekâ) Tüm bunlar bir bilgisayarın gerçekleştirmesi için fazlaca karışık işlemlerdir.

6. GÖZETLEME

Birçoğumuz 120 stratejik noktaya yerleştirilmiş, yerimizi belirleyebilen SatNav[7] ve GPS’yi duymuşuzdur. Cep telefonlarımız ve arabalarımız sürekli olarak takip edilmektedir. Çeçen lider General Dudayev aslında yanına cep telefonunu aldığı için öldü. Telefonunun yeri bulundu ve izi sürüldü. Ardından radyasyonu yükseltildi ya da ölümcül bir seviyeye getirildi[8] .

Tüm telefon konuşmalarımız, faks ve e-maillerimiz Echelon[9] ’un, simge, ses ve kelime tanıma özelliğine sahip elektronik tele-kulak teknolojisiyle takip edilmektedir. Bilgisayar, anahtar kelimeleri ve cümleleri araştırır ve bir şifreleme yazılımı kullanır. Çoğumuz telesekreterle veya sözcük tanıyan yazı sistemleriyle karşılaşmışızdır. Hepimiz parmak izi gibi ayırt edici özelliğe sahip ses izlerimiz vardır.

İleride, nüfus cüzdanları hiç şüphesiz RF Kimliği (RFID) çipleri taşıyacaktır. Yani eğer bu zorunlu hale getirilirse araba kullanmasak ya da cep telefonu taşımasak da yerimizin tespiti yapılabilecektir. Giysilere RF Kimliği koymak da yaygınlaşmıştır. Böylelikle izlenmenizi sağlayan bir cekete para ödemiş oluyorsunuz.

X ışınları, CCTV (Kapalı Devre Kamera Sistemleri), parmak izi, avuç içi izi, el yazısı ve göz irisi kelimelerini hepimiz duymuşuzdur. Diğer biyo-ölçüm tanımlama sistemleri; yüzü, retina tabakasını veya bir insanın yürüyüşünü, yüz ifadelerinin özelliklerini ruh halinizi belirlemede kullanır. Bunun bir sonraki aşaması akıl okuyan bilgisayarlardır.

7. KİTLELERİN İDARESİ

Göz yaşartıcı gaz, elektroşok silahları ve Taser[10] ’ler en bilindik kalabalıkları kontrol yöntemleridir. Ancak kinetik enerji silahları, elektroşok, ses silahları, isyan kontrol araçları gibi diğer teknolojiler pek bilinmez. Tüm bunlar, bundan kısa bir süre önce kullanılabilir hale gelmiştir. Tüm kalabalığı uyutarak, uyuşturarak etkisiz hale getirmek artık mümkündür.

Beyindeki oksijen oranını düşürerek kişinin yorgunluk ve bitkinlik gibi belirli hisleri hissetmesi sağlanabilir. Ya da herkesi uyutabilirsiniz. Bunun yanında, kalabalıktaki bir kişiyi seçebilir ve akustik işaretleyicilerle hedef seçebilirsiniz. Bu tür uyuşturucu etkilere sahip ilaçlara genel olarak “öldürücü olmayan silahlar” denir. Ancak, pek tabii ki, seviyeleri yükseltildiğinde öldürücü olabilirler.

Elektromanyetik enerji ile bir kişiyi uzaktan telkin altına alabilir, sakatlayabilir ya da öldürebilirsiniz. Birçok davada, kişinin birden düşüp ölmesine bir açıklama getirilemediği için yasal süreç askıya alınmış ve dava kapatılmıştır.

8. ZİHİN KONTROLÜ

İnsan toplulukları ölçeğinde zihin kontrolü teknolojisi şu anda kesinlikle mevcuttur. Akıl okuma makineleri, uydular ve süperbilgisayarlar, bir insanın beynine herhangi bir zihinsel, duygusal ve fiziksel durumunu telkin etmek için mikrodalga ve sayısal dalgalar gönderebilir. Paranoid şizofreni hastaları güçlü sanrıların (halüsinasyon) ne demek olduğunu çok iyi bilirler ve bu insanların çoğu gizli polis servislerinden şüphelenirler.

Telepati, psikotronikler ve şizofreni arasındaki farkı anlatmak oldukça güçtür. Beyin, tüm vücuda hükmeder. Meditasyon ustaları kendi kalp atışlarını durdurabilir; nefes alışverişlerini kontrol edebilirler. Elektronik zihin kontrolü ile bir kişiyi mutlu, üzgün, yorgun, uyanık, intihara meyilli, yürüyen bir ölü, ölümcül hasta, etkisiz, nefret dolu yapabilirsiniz. Bu listeye her türlü zihinsel ve duygusal durumu ekleyerek uzatabilirsiniz.

Belirli bir hareketin frekans dalgasını yönlendirerek bir kişiyi dışarıdan yönetebilirsiniz. Bu şekilde düşünce, fikir, hipnotik tetiklemeler ve beyin programlamalarını insan aklına sokmanız mümkündür. Timothy McVeigh[11] ’in uzaktan idare edildiği ve suikaste programlandığı iddia edilir. Buttons ve Svoboda isimli pilotların kullandığı uçağın 1997’de bir dağa çakılması ya da Kaptan Hess’in birden oturup kendini 26 defa bıçaklaması da diğer gizemli vakalar arasındadır.

Frekans silahları 6.6 hz ile depresyona yol açabilir. 7.83 Hz (Schumann Rezonansı[12] , yeryüzünün doğal titreşimi) kendini iyi hissettirir. 10.80 Hz panik hali oluşturur. 16-25 Hz’lik ölümcül ELF ise hayata kasteder. (ELF: Fazladan Düşük Frekans, ULF: Aşırı Düşük Frekans). Titreşimi hafifletilmiş mikrodalgalar doğal beyin frekanslarını taklit eder. Mesela frekans dalga boylarına maruz bırakarak uyuşturucu kullanmayan bir kişiye ketamin[13] kullanmış etkisi verilebilir.

İbadet eden kişilerin beyinlerinin ‘ilahi’ bölümünün salgıladığı kendini iyi hissetme kimyasalları salgılatılarak bir keyif hali yaşadıkları kanıtlanmıştır. Bir insanı bu frekans dalga boyuna maruz bırakırsanız o kişide yapay bir dindarlık ve derin bir mutluluk hissi uyandırabilirsiniz. Ayrıca hükmedilen rüyalar, görüntüler ve kısa süreli hafıza silmeyle bir kişiye UFO deneyimi yaşamış biri gibi yapabilirsiniz.

İçten geçen düşüncelerin oluşumları gözlemlenebilir ve çözümlenebilir. Düşünceler ve fikirler aklınıza sokulabilir. Artık ne düşünüp hissedeceğimize kendimiz karar veremeyebiliriz. Bu işlemler oldukça karışıktır. Sadist birileri akılları kontrol etmek için bilgisayarın başına geçebilir ve bilgisayarlarıyla her şeyi belirli bir yöne yönlendirebilir.

Bilgisayar düşüncelerinizi size geri iletebilir ve tekrar tekrar düşünmenizi sağlayabilirler. Hatta bu anlamsız bir tekrarlamaya dönüşebilir. Ultrasonların iletilmesiyle bir kişiyi, sesler duyarak çılgına çevirene kadar bunu tekrarlayabilirsiniz. Bununla bitkinliğe, uykuya veya bir uyanıkla sebep olunabilir. Duyulan yüksek frekanslarla hırsızlığın azaltılabildiği bilinmektedir.

Voodoo rahipleri, psikokinezi[14] (telekinezi) veya uzaktan telkin yapalar, insanların ve nesnelerin enerji yardımıyla etkilenebileceğinin farkında olan kişilerdir. Ama bilgisayar, beyinden daha kuvvetlidir. Daha güçlü etkiler oluşturabilir. Bu etkilerden birkaçı tecrübeleri tekrar oluşturmak ve imrendirmek, algılarla oynamak, işitilmeyen bilinçaltı etkileri, telkin ve hipnotize etmek olarak sıralanabilir.

9. FİZİKSEL BELİRTİLER

Zihin kontrolü, fiziksel tepkilere ve hislere de neden olabilir: Sesler duyma, kokular alma, görüntüler, mide bulantıları, ishal, el-ayak kontrolünde bozulma, orgazm hissi oluşturma, kusma, idrar ve dışkı çıkarma isteği gibi bağırsak hareketleri, kasılma, ateş, görsel yanılsamalar, felç, kalp krizi, kalp yetmezliği, nörolojik etkiler, fiziksel acılar, yönlendirilen göz hareketleri…

10. BİYOLOJİK SAVAŞ VE KANSERİN ÇARESİ

Sayısal dalgalar teknolojisiyle fiziksel belirtilerin kablosuz iletilebilmesi olanağı daha da ileri gitmektedir. Bir hastalığın elektromanyetik belirtilerini (semptomlarını) çevreye yayabilir; kansere, lösemiye, Alzheimer’a, zehirli etkilere, gribe, deniz tutmasına, nükleer radyasyon belirtilerine, kimyasal zehirlenmelere ve bakteri enfeksiyonlarına sebep olabilirsiniz. Dilerseniz bağışıklık sistemini (immüne sistem) etkisiz hale getirebilirsiniz. Hatalıkların bu anlık iletimleri Vlail Kaznavheyev tarafından kanıtlanmıştır.

Sayısal dalga teknolojisi, topluca ve kapsamlı alanlara hastalığın yayılabildiği devasa miktara sahip biyolojik silahlarda bulunmamaktadır. Antonie Priore’nin de belirttiği gibi olumlu yönde de kullanılabilmektedir. Fareler üzerinde kanser araştırmaları yapan Priore, geliştirilmiş elektromanyetik tedavinin HER hastalıkta tedavi edici olabileceği sonucuna varmıştır.

11. SAYISAL (SKALAR) DALGALAR

Sayısal elektromanyetikler ve silahlar üzerindeki bilgilerimin çoğu Tom Bearden’in (http://www.cheniere.org/) ve John Bedini’nin (http://www.icehouse.net/john34/bedinibearden.html) web sitelerinden ve alınmıştır:

Bunlar, basmakalıp olmayan bilimsel ders kitaplardan alınmıştır. Elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım.

Nikola Tesla çekim ve hertz teorilerini kişisel sınırlamalarından dolayı eleştirmektedir. Sayısal dalga teorisinin genel kavramları bu iki teori tarafından göz ardı edilmiştir. Bu durum iki teorinin de hatalı olduğunu göstermektedir. Bu konu üzerindeki ders kitapları hatalıdır; birçok bilim adamı bunu anlamamaktadır.

Sayısal dalgalar uzay vakumunda (boşluğunda) bulunurlar. Zaman bölgesi, dördüncü boyut ya da uzay-zaman olarak da bilinir. Işık hızından hızlı hareket ederler. Çevreleyen vakum her yerdedir. Kainat, hiperuzayın çevresindeki ince zar tabakasıdır. Sayısal dalgalar, normal uzayda dolanabilir, hiperuzayda iletilebilen büyük miktarda bir enerji meydana getirebilir.

Sayısal dalgalar, dalga ve karşıt-dalgadan, eşit ve karşıtlardan, çekim enerjisine dönüştürülebilen boylamsal (uzunlamasına) ses dalgaları oluşmasından meydana gelmesine karşılık elektromanyetik (EM) enerji dalgaları çaprazlamadır. Sayısal tip zaman, bahsedilen aynı etken (ışık hızının karesi) tarafından sıkıştırılmıştır (bastırılmıştır). Sayısal elektromanyetikler, elektromanyetiğin çekim gücünün dâhil edildiği genişletilmiş şeklidir.

Geleneksel eşitlik şöyledir: e=mc2 enerji, kütlenin, ışığın santimetre karedeki hızıyla çarpılmasına her durumda eşittir.

Sayısal (dalgalarda) eşitlik şu şekildedir: e =?tc2 ışık hızının karesiyle zamandaki değişimin çarpımına eşittir.

Işık hızı saniyede 299,793 km yol alır (~300.000 km/saniye). Her şey enerjidir.

Sayısal rezonans (yankılanma) ve elektromanyetik alan enerjisi ve çekim alanı enerjisi arasındaki değiş tokuş, günümüzdeki fizikle anlaşılması mümkün olmayan bir şeydir.

Elektrostatik olasılık (potansiyel): Yerel partikül ve bunun sürekli akıma sahip elektriksel yükleme mahiyetindeki çekimsel yükleme arasında farklı akış yoğunlukları gösteren yüklü partiküller, elektromanyetikler ve elektroçekimler.

Altuzay /hiperuzay (dış uzay) zaman (değişimi) olmadan her yere seyahat edebilmeniz anlamına gelir. Vakumda (boşlukta) enerji, güç sahası (alanı) olmaksızın tamamen saklı bir biçimde uzak mesafelere iletilebilir. Kablosuz enerji iletimi, hiçbir kayıp olmaksızın, bir lazer gibi, %2 güç kaybıyla inanılmaz hızlarda bir noktaya doğru ateşlenebilir.

İyonosfer, güneşten gelen radyasyonlarla iyonize olmuş atmosfer tabakasıdır. Işık, aşırı yüksek frekanstaki elektromanyetik radyasyondur.

12. BEDAVA ENERJİ

Çok büyük miktarda enerji vakum (boşluk) bölgesinden, sıfır noktasındaki enerjiden çekilebilir. Güç tıpaları, gizli dalga boyu rezonanslarını (tınlaşım) kullanarak, dünyasal enerji, yerküreye ait dalgalar ya da kozmik ışınlar bir yere toplamak için kullanılabilir. MEG birimleri denilen bedava enerji makineleri üretilebilir. (MEG: motionless electromagnetic generator, hareketsiz elektromanyetik üreteçler-jeneratörler)

Doğrusal olmayan optikler tüm dalgalara uygulanır. Yerkürenin eriyik özü manto tabakasından farklı yönde döner. Bu manyetik bir üreteç (jeneratör) meydana getirir. Sonsuz yerküre enerjisi mevcuttur ve yararlanabilir hale getirilebilir.

Çevremizde birçok temiz ve kirlilik oluşturmayan enerji kaynakları vardır. Bu enerji kaynakları yeryüzünün manyetik alanından elde edilebilir ve hiçbir kayıp olmadan derhal nakledilebilir.

13. MAGLEV[15] VE SES

Ses dalgaları ve titreşimli lazer, ağır nesneleri kaldırmada kullanılabilir: ?zangay’daki hava mukavemeti dışındaki hiçbir sürtünme etkeninden etkilenmeyen elektromanyetik gücü kullanan Maglev trenlerinde olduğu gibi… Bazı insanlar Mısır Piramitlerinin de bu yöntemle inşa edildiklerini savunurlar. Hatta bazıları da Atlantis medeniyetinin titreşimleri kullanabileceklerinin oldukça farkında olduklarına inanırlar.

14. SAYISAL SİLAHLAR

Geleneksel (konvansiyonel) yönlendirilmiş silahlar olarak lazer, RF yönlendirici aletler, atom ve molekül parçalanmasına neden olabilen ışımalı silahlar (ölüm ışınları) gösterilebilir. Ama sayısal silahlar teknolojisi bunların ötesine geçmiştir. Sayısal enerjiyi belirli bir merkeze odaklamak, mercek kullanarak güneş ışığından ateş elde etmeye benzer. Nanosaniyeler içinde yoğunlaştırılmış enerjinin bir noktaya odaklanabilmektedir. İki sayısal ışının bir araya gelmesi, iyonosferi bir devre olarak kullanma yoluyla sayısal bir interferometri[16] oluşturur (faz birleşimi belirli bir noktaya bağlıdır.)

Sayısal silahlar, bir ucu atmosfere açılan vakum odalarından ve silahın ucundaki bir hermetik contadan oluşur. Bu silah bir Tesla topunu çok uzaklara, hiçbir kesintiye uğramayan bir seyahatle gönderebilir. Yaklaşık 90 derecelik bir alana ateş açabilir.

Sayısal Silahlar hem savunma hem de saldırı için kullanılabilir. Isıveren, ısı düşüren veya bir metal zırhı, bir tankı ya da bir binayı parçalayabilen soğuk patlamalara sebep olabilen itici endotermik[17] bir güçle ateş edebilmektedir. Sayısal silahlar, havada beklenmedik değişmelere, deprem ya da volkanik bir hareket başlatmaya, okyanusun ısıtılması veya soğutulmasına, yapay El Nino’lar oluşturmaya, kuraklıklara, orman yangınlarına veya sellere sebep olabilecek güçtedir.

Sayısal silahlar, yaşayan her şeyi çürümeden, düşüp öldürmeye yetecek güçtedir. Manyetik bozulmalarında, hatta elektrik kutuplarının değiştirilmesinde kullanılır. Nikola Tesla[18] , dünyayı bu güçle ikiye yarabileceğini iddia etmiştir. Sayısal silahlar hava durumlarını düzenlemede ya da iklim değişikliklerinde kullanılabilir.

15. UÇAKLARIN VE FÜZELERİN İŞLERLİĞİNİ ENGELLEME, ATOM BOMBASINI ETKİSİZ HALE GETİRME

Sayısal silahlar bilgisayarlarda ufak arızalara sebep olabilir; elektronik parçaları ve elektrik devrelerini eritebilir. Hatta metali dahi eritebilir. Elektronik aletlerin bozulması uçakların ya da nükleer başlıkların sabote edilebilmesine izin verirken bu teknolojiyle bunların çarpışması veya patlatılması sağlanabilir. Tesla topuna deyen her füze eriyecektir.

Sayısal Silahlar frekansları bozar, radardan kaçmayı sağlar, güç kaynaklarının erimesine ya da iş görmez hale gelmesine neden olur. Bunlar insanları, korunaklı odalarda ya da yeraltı sığınaklarında olsalar bile sersemletebilir, engelleyebilir, aciz durumlara düşürebilir. Ayrıca hipnoz gibi akıl tutulmalarına, hareketlerin kontrol edilmesine ya da bilinç kaybına olanak tanır.

Yeni nesil sayısal silahlar, kuantum potansiyeline sahiptir ve çok bağlantılı uzayzaman[19] kullanır. Rusların 3. nesil seviyelerine çıkmak için sayısal silahlara çokça para harcamalarına rağmen Haarp[20] ’ın yapabildikleri 1. nesil olarak kabul edilir. Ruslar, doğrusal olmayan (non-linear) matematik, mühendislik ve bilimde öncüdürler.

16. BİR SİLAH OLARAK TESLA TOPU

Tesla kalkanı, boşlukları alınmış 2 sayısal (skalar) yarımküreden ve plazmadan oluşur. 3 eşmerkezli Tesla kalkanları, kimyasalları, biyolojik ve nükleer silahları etkisiz hale getirebilir. Gama radyasyon, dış kabuğa çarpar. Burada emilir, dağıtılır ve daha düşük bir ısıda geri ışıtılır. Bu işlem, gama ışınlarından kızılötesine, ondan da radyo frekansına olmak üzere her kalkan için tekrar edilir.

17. SAYISAL SİLAHLARIN TARİHİ

Bu bilgilerin bazıları inanılabilir gibi gözükmeyebilir. Yorumlar bölümünde bir noktayı sorgulandığı için kaldırdım.

Sayısal silahlar Nikola Tesla’nın araştırmalarına dayanmaktadır. 1960’da General Krushnev, tüm dünyayı yok edebilecek bir silahtan bahsetti. Moskova’daki ABD büyükelçiliği mikrodalga ışınlarına maruz bırakıldı ve 2 Amerikalı Büyükelçilik temsilcisi kanserden öldü; diğerleri ise hastalandılar.

1963’de ABD senatörü Tresher ortadan kaldırıldı ve Porto Riko yakınlarında bir deniz altı patlaması meydana geldi. Sovyetler sayısal silah teknolojilerine oldukça yüklü yatırımlar yaptılar; iddia edildiğine göre atom bombasının bulunmasıyla sona eren Manhattan Projesi’nin yedi katı. Alevtopları birçok yerden gözlemlenmişti. “Ağaçkakan şebekesi” olarak bilinen alan 1976’dan beri ABD’nin üzerinde yer almaktadır. Amerikan mekikleri, füzeleri ve uçakları yere indirildi. Sayısal kubbeler, ABD radar haritalarında görüntülendi. Vladimir Jirinovsky[21] elipton[22] silahlardan söz etti.

1986’daki Challenger faciası süresince havada yüksek frekansların belirlendiği iddia edildi. Hava mühendisliği sayesinde metallerin yumuşatıldığı iddia edildi. ABD üzerinde doğal olmayan bulut şekilleri görüldü ve bazı kasırgalar 180 derecelik dönüşler ya da 360 derecelik döngüler yaptı.

Ocak 1995’de, Rusların füze sinyallerini aldığında dünyanın yok olmasına iki dakika vardı. Bu hikâyeyi doğrulamak çok zordur ama iddia edildiğine göre insanın müdahale edebildiği 8 dakikadan sonra 10 dakikalık bir boşluk vardı. Bilgisayarlar yönetilen silahların sorunu işte budur. Aslında ortada füze yoktu.

18. ÖZET

Her yönüyle insan davranışları, mikrodalga veya sayısal dalgaların kullanıldığı zihin kontrolü ile izlenebilir ve kontrol edilebilir. Takip, etrafımızı sarmıştır. Her şey enerji ve titreşimden ibarettir. Bilgisayarlar şu anda moleküler ya da nano seviyededir. Her an daha da küçük üretilmektedirler. Bilgisayar kontrollü silah sistemleri git gide daha da güçlü hale gelmektedir.

Kalabalıkların kontrolü ve biyolojik savaş, hastalıkların büyük kitlelere, geniş insan kalabalıklarına yayılabileceği, insan topluluklarının uyutulabildiği, yeryüzündeki tüm yaşamın bir anda bitirilebileceği bir seviyeye gelmiştir. Sayısal Kalkanlar kimyasalları, biyolojik veya nükleer silahları etkisiz hale getirebilir.

Kanserin çaresi vardır ve kontrol altına alınabilen temiz ve tükenmeyen enerji kaynağı mevcuttur.

Dipnotlar

[1] Kuzey İrlandalı tarihçi, yazar. Din, sembolizm, yıldız astrolojisi, doğaüstü olaylar ve Atlantis konularında çalışmalar yapar. Annesi bir falcı, anneanesi doğaüstü olaylarla ilgili bir yazar ve filozoftur. İrlanda medeniyetinin kökenini kayıp Atlantis medeniyetine bağlar. Dünya tarihinin, Büyük Tufan’dan önce dünya dışı varlıkların ziyaretiyle şekillendiğini, bu varlıkların Dünya ve Mars arasında, suyu bol olan bir gezegende (Tiamat) yaşadıklarını, bu gezegenin ortadan kalkmasıyla Büyük Tufanın oluştuğunu, şimdiki asteroitlerin bu gezegenin kalıntıları olduğunu iddia eder. Taroskop denen kartlarla bakılan fal tekniğinin mucididir.

[2] BCI: Brain-Computer Interfacing: Doğrudan Sinir Sistemi Bağlantısı ya da Beyin-Makine Bağlantısı olarak da bilinir. İnsan veya hayvan beyniyle cihazların doğrudan bağlanmasıdır. Tek yönlü bağlantıda bilgisayar, beyinden komut alabilir veya beyne sinyal gönderebilir. Çift yönlü bağlantıda bilgi alışverişi mümkündür. Araştırmalar 1970’lerde başlamış, ancak 1990’ların ortasında ilk meyvelerini vermiştir. Dr. William Dobelle 1978 ve 2002’de yaptığı iki operasyonda, bu tekniği yetişkin körlere uygulamış ve sonuç almıştır. Atlanta, Emory Üniversitesi’nde 1998’de içe kilitlenme sendromu (locked-in sendromu, tüm istemli kasların uyuması) geçiren bir hastanın beynine nakletmiştir ve hastanın hareket edebildiği görülmüştür.

[3] Bir biyoteknik firması olan Cyberkinetics tarafından 2003’de Brown Üniversitesi Nörobilim Bölümü’yle ortak gerçekleştirdikleri bir sistemdir. Kol ve bacakları olmayan ya da ALS (Amyotrophic Lateral Sclerosis – kas hareketlerini kontrol eden sinir uçlarının bozulması) veya omurilik hasarı olan hastalarda uygulanır. Vücut faaliyetlerini yitiren hastaların beyinlerine yerleştirilen bilgisayar çipleri vasıtasıyla hastanın beyin faaliyetleri belirlenir ve niyetleri bilgisayar komutlarına çevrilir.

[4] Güdübilim. Makine ve canlılarda geçerli olan kontrol ve iletişim teorisi. İnsanlara ait ve mekanik sistemlerin çalışma tarzı ve işlevlerini daha iyi anlatabilmek amacıyla bilgi-işlem sistemlerinin araştırılması. Canlı varlıkların kontrol ve ticari haberleşme yöntemlerinin karşılaştırmalı araştırmasını da yapar

[5] VeriChip Corporation tarafından üretilen, insana nakledilebilen RFID (Radio Frequency Identification – Radyo Dalgası Kimliği). Firma, Applied Digital Solution (Uygulanabilir Sayısal Çözümler)’in yan kuruluşudur. Delray Beach, Florida’da faaliyet göstermektedir. VeriChip, Amerika Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) onayladığı ilk “İnsan Nakledilebilen RFID çip”tir (2002). Bir pirinç tanesinin yaklaşık iki katı boyutundadır. Genel olarak sağ kolun triseps altına ya da ele uygulanır. Uygun frekansta bir kere tarandığında kullanıcının bilgileri kaydedilir ve 16 haneli bir sayıyla kimlik tanımlaması, tıbbi kayıtlar ve diğer amaçlar için veritabanına kaydedilir. Lokal anesteziyle uygulanır ve varlığı çıplak gözle fark edilemez. Bir doktor muayenehanesinde kolayca uygulanabilir.

[6] Amerikalı, dünyaca ünlü perakende mağazası

[7] Uydudan, yer bilgisi alma sistemi.

[8] Çevirmenin notu: C. Dudayev’in cep telefonu sebebiyle öldürüldüğü bilinir. Ancak radyasyon değil, Rus ajanlar tarafından cep telefonuna güdümlü füzeyle öldürüldüğü söylenmektedir. Hatta internette Dudayev’in arabasının yanında cep telefonuyla konuşurken yukarı doğru, objektife baktığı bir fotoğrafı için denir ki: Bu resim atılan füzenin çektiği bir resimdir. Çarpmadan hemen önce çekilmiştir ve Dudayev’in son fotoğrafıdır.

[9] 1952’de ABD Başkanı Harry S. Truman tarafından kurulan dünya çapındaki NSA istihbarat örgütünün kullandığı sistem. Uydu, radyo, GPS, internet ağı gibi tüm veri akışlarını toplayan ve işleyen bir sistemdir. 1998’de Ankara’daki çalışma büroları ortaya çıkmıştır. Teröristbaşı Abdullah Öcalan 1998’de bu sistem kullanılarak yakalanmıştı.

[10] 50 bin volt vererek kurbanda kısmi felce sebep olabilen Air Taser firması tarafından üretilen elektroşok silahlarıdır.Yaklaşık 25 m.’den elektrik şoku verir. En az yarım saat baygınlığa sebep olur. Amerika, Kanada ve birkaç Avrupa ülkesinde polisler tarafından yaygın bir şekilde kullanılır. Özellikle üçüncü dünya ülkelerine satılır. Yaklaşık 76 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Üretici firma, ölümcül etkisi üzerindeki iddiaları reddeder. Uluslar arası Af Örgütü, silahın yasaklanmasını istemektedir. İzlerinin çabuk geçmesi dolayısıyla Time dergisi ‘Modern İşkence Aleti’ nitelemesi yapar.

[11] Amerikan halkının 11 Eylül 2001 tarihli saldırıdan önce, şahit olduğu en büyük terörist saldırı, Timothy McVeigh tarafından Oklahoma’daki Federal Bina’ya yapılan bombalı saldırıdır (1995). Bu saldırı sonucunda çocukların da dâhil olduğu 168 kişi hayatını kaybetmiştir. McVeigh bu katliamı, 1993 yılında çiftliklerinde yanarak hayatlarını kaybeden David Koresh ve takipçilerinin intikamını almak için gerçekleştirdiğini söylemiştir. McVeigh’e göre Koresh ve tarikat üyeleri kendilerini yakmamışlar, Amerikan Devleti tarafından yakılmışlardır. Bu nedenle olayın intikamını Amerikan Devleti’nden almaya karar vermiş ve Federal Bina’yı bombalayarak devlet adına çalışanları öldürmeyi planlamıştır. David Koresh tarikatının intihar olayından tam iki yıl sonra, olayın yıl dönümünde, patlayıcı dolu kamyonetini binanın önüne bırakıp soğukkanlılık ile olayların gelişimini izlemiştir. McVeigh, idam edilmesinden (2001) kısa bir süre önce The Buffalo News gazetesine gönderdiği mektupta, yaptıklarından dolayı pişman olmadığını, devlete karşı verdiği mücadelede bombalama eyleminin ‘en mantıklı taktik’ olduğunu söylemişti. Kendisinin Körfez savaşına katılmıştır ve bir Neo-Nazi ırkçısı olduğu söylenmektedir.

[12] Yeryüzüyle iyonosfer tabakası arasındaki boşluğun doğal titreşimidir. Askeri haberleşme sistemleri bu frekans üzerinden geliştirilmiştir. 7.8, 14, 20, 26, 33, 39 ve 45 Hertz aralıklarında yedi katmandan oluşur. En büyük Manyetik Alan Frekansı (MAF) 7,8 Hz arasındadır. “Hepimiz Bio Kimyasal süreçlerle elektrik üreten, ürettiğimiz Elektron akımlarıyla düşünen, hisseden, kaslarımızı ve bedenimizi hareket ettiren, çalışan, konuşan ve faaliyet gösteren varlıklarız. Yani tüm madde âlemi nasıl atomlarının titreşimi nispetinde ürettiği enerji kadar etraflarında Elektro Manyetik Alanlar (EMA) teşekkül ettiriyorsa, Tüm canlılar da hücresel vibrasyonları nispetinde ürettikleri enerji kadar çevrelerinde EMA’lar teşekkül ettirmektedir. Sahip olduğumuz EMA da, EMA’ların değişiminden ve frekansından etkilenmektedir.” Geophysical Observatory – Modra, Slovak Republic gibi merkezde ölçülür. Kayıtları tutan merkezlerin verilerine göre, 1980 yılından sonra yapılan ölçümlerinde, ortalama 7.8 Hertz olan en büyük MAF’nin yükseldiği ve 11 Hertz’ in üzerine çıktığı, ayrıca saniyede 1000′ in üstünde olan yıldırım ve şimşek çakmalarının da, saniyede 2000′ ne çıktığı tespit edilmiştir. Yani tüm dünyayı çepeçevre saran en büyük EMA, çok uzun süreden beri sabit olan frekansı 7.8 Hertz’ den 12 Hertz’ e çıkmış, Aynı zamanda İyonosfer tabakasından yeryüzüne akan elektrik enerjisi de toplam olarak eskisinin 2 katına çıkmış bulunmaktadır. İlim, bu artışların kesin nedenlerini açıklayamamakta, Güneşin 11 yıllık periyotlarından kaynaklandığını tahmin etmektedir. Bazı kitaplarda 13 Hz’e ulaştığında duracağı iddia edilir. (Çevirenin notu: Bu tip konular, Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı Başkanı Vedia Bülent Çorak’ın, Alfa Kanalı’ndan (Kutsal kitapların Alfa Kanalı aracılığıyla indirildiğine inanıyor) gelen vahiylerle yazdığını ileri sürdüğü sapık ‘Bilgi kitabı”nda çokça işlenmektedir.)

[13] Ketamin bir “dissosiyatif anestetik” tir, yani kullananlarda çevrelerinden ya da acılarından bağlantısız veya kopukluk hissi yaratır. Uyuşturucunun efektleri phencyclidine (PCP) ile benzerdir.Hap, sıvı ve toz formlarında bulunur. Ketamin medikal ihtiyaçlarda kullanılan denetim altında olan bir maddedir. Genellikle veteriner anestezi ihtiyaçlarında kullanılır. Küçük dozlarda bir rüyada gibi uçma hissi uyandırır. Kullanıcı çevresinden ve vücudundan uzaklaşma yaşar. Eller ve ayaklar hissizleşir ve etkilenmeleri güçleşir. Etkisi altında iken duygular çok çabukça değişebilir. Kullanıcılar kalkıp dans etmeye yönelebilirler, fakat yüksek dozlar hareket etmeyi zorlaştırır. Hareket edememe “K-Deliği”nde olmak ile ifade edilir. Çok yüksek dozlar kullanıcılarda anestetik etkisi veya bilinç kaybı gösterir. Kullanan yaralansa bile uyanmaz, çünkü vücudunun veya çevresinin farkında değildir. Bazıları yaşadıklarını hatırlamaz.

[14]Zihin gücüyle madde ve insanlara hükmetmeye verilen isim.

[15] MagLev (Magnetic Levitation): Manyetik kaldırma. Manyetik alanlar, itme-çekme kuvvetleri kullanılarak nesnelerin yerden yükseltilmesi. Bu teknik kullanılarak Japonya ve Fransa’da yüksek hızlı trenler üretilmiştir ve kullanılmaktadır.

[16] İnterferometri: Çatışma ölçeği, küçük hareket veya mesafeleri iki ışının çarpışmasıyla ölçen alet. Uzaktan (uydu vb.) ölçüm yapar. Deprem araştırmalarında yeryüzü şekillerinin belirlenmesi gibi incelemelerde bu teknik kullanılır.

[17] Reaksiyon sırasında ortamdan ısıalan reaksiyon çeşidi

[18] Nicola Tesla (d. 1856, Hırvatistan – ö. 1943, ABD) Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir. Çağının çok ilerisinde buluşlara imza atmış ve uygulamıştır. En önemli icadı olarak alternatif akım makineleri gösterilir. Radyo dalgaları yayınları, vericileri, hidroelektrik santraller, radar gibi buluşlar onundur. Zaman makinesiyle ilgili araştırmalar yaptığı iddia edilir. Tuhaf ve tutarsız hareketleri olan, takıntılı, hiçbir deneyini not etmeyen biriydi.

[19] Dört boyutlu evren sistemine verilen isimdir. Einstein’ın genel görecelik kuramına göre uzayzaman düz değildir, eğiktir. Normalde Newton cisimlerin serbest düşme esnasında aldığı yolun zamana göre grafiğinin eğrisel olma sebebini kuvvete (yerçekimi) bağlı açıklarken, Einstein bu kuramı ve denklik ilkesini kullanarak bu olayı kuvveti katmadan sadece uzayzamanın eğimli olması ile açıklar.

[20] Kısa adı HAARP (High Frequency Active Auroral Research Program- Yüksek Frekanslı Auroral Araştıma Programı ) olan ve ABD tarafından İyonosfer’in özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska’da sürdürülen çalışmadır. (Auroral: Güney yaımkürede geceleyin gökyüzündeki ışımalar, diğer anlamı fecir, seher) İlk kez Sırp asıllı Amerikalı bilim adamı Nikola Tesla tarafından ortaya atılmış bir fikirdir. Aslında bu proje hakkında birçok ülkede karşı kampanyalar olmuştur. Çünkü Haarp projesi iklim kontrol ve yapay derem silahı olarak kullanılabilme yeteneğinden dolayı çok tartışmalı bir konu halini almıştır. Haarp projesi pentagon’un kontrolünde ve ADB ordusunun hizmetinde olan önemli bir projedir. Alaska’daki merkezde şu anda, yüksek frekansta radyo sinyali yayımlayabilen toplam 48 adet anten bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, çok-yüksek frekanstaki sinyallerle ilgili çalışmalarda kullanılacak olan bir radarın yapılması da planlanmaktadır. HAARP projesi kapsamında, iyonosferin ısıtılması yoluyla ELF (çok düşük frekans) dalgaları da üretilmektedir. Elektromanyetik dalgalar üzerine birçok deneyin yapıldığı bu alan uçaklar için çok tehlikelidir. Bu yüzden HAARP tesislerinde, uçak kontrol sistemi kurulmuştur. Herhangi bir uçağın yaklaşması durumunda antenler otomatik olarak faaliyetlerini durdurmaktadırlar.

[21] Liberal Demokrat Parti lideri aşırı milliyetçi Rus siyasetçi.

[22] Deprem tetikleyicisi olduğu iddia edilen silah. Türk Genelkurmayı bir bildirisinde bu ve benzeri silahlardan söz etmişti.

MK ULTRA PROJESİ : Zihin nasıl kontrol edilir ?

İnsanları kontrol etmenin verdiği haris tamahın iç gıcıklayıcı baskısı, eh bir de konunun ´esrarengiz´ yapısı ´zihin kontrolünü´ müthiş çekici yapmakta.

Neler yok ki bu dosyada. Tek kelimeyle tetik çekenler, hayvanları silaha dönüştürenler, ezoterik bilgiler, gizli servisler ve daha neler neler!

Günümüzdeki alt kolları birer ahtapot gibi yerküreyi saran ´psikolojik´ operasyonlar için, çok ama çok eski dipnotları var. Hasan Sabbah´ın Haşhaşi Tarikatı´nda, müritlerin, haşhaş etkisiyle intihar ve suikastları kolayca yapmaları gibi. Size ne ifade eder bilemeyiz, ama ´cennete´ inandırılan Haşhaşinler, mutlulukla ölüme/öldürmeye koşuyorlardı. Bu tarihsel olayın etkileri öyle derin oldu ki, günümüzde suikast anlamına gelen İngilizce ´assassination´ kelimesi bile ´haşhaşin´den türetildi.

Amerika´nın boynuzları ´ustasını´ geçse de, gerçekte kötülüğün kaynağı bir zamanların ´Şeytan İmparatorluğu´na gidiyor… Soğuk savaşın ´Demir perde´ arkasında kalan laboratuarlarında, ´pis savaşlar´ın akla ziyan ´zihin savaşları´na giden yolu açan etikette yazılı dört harf var. SSCB… Yani, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği!

Günümüzde bazı çok basit sorular sorulabilir. ´İnsan zihni nasıl kontrol edilebilir?´ gibi, ´Peki ama ne için?´ gibi. Bilinen o ki, masum bilimsel meraklar, kısa sürede tehlikeli fantezilere yol açabiliyor. ´Askeri, politik ve istihbarat alanlarında ´zihin kontrolü´ yapılması örneklenebilir. Niyet masumdu başlangıçta. Zihin kontrolü ile hastalıklar tedavi edilebilirdi. Ancak ´soğuk savaş´ ve devamındaki yıllarda masumiyet yitirildi. Sonuç dramatik.

Konu zihin olunca, psikoloji ve psikiyatri ivme vermiş. Hemen ardından parapsikoloji, dinsel motifli uygulamalar, medyumluk, duru görü, 6. his, 7. his, 8. his (17´ye kadar gidiyor), uyuşturucular, vücuda elektronik implantlar takılması, enerjinin tahrip amacıyla hedeflere yöneltilmesi, radyasyon, duyu azaltılması, hipnoz, propaganda teknikleri, beyin yıkama vb. kavramlar virüs gibi yayılmış gizli merkezlerde. Alt başlıklar böyle olunca, derinliği ve çapı bilinmeyen bir alana milyonlarca dolar, yüzlerce proje ayrılmasının sonuçları pek iyi olmamış. Bugün hangi tehlikeyle karşı karşıya insanlık?´ derseniz eğer…

Beatiful Mind!..

İlk bilgilerin izi 20. yüzyılın ilk çeyreğine, SSCB´de, Prof. Vassiliyev´in l930´larda yaptığı araştırmalara kadar sürülebiliyor. Onun ulaştığı bilgiler, ´Zihin Telkini Tecrübeleri´ adı altında l962 yılında yayınlandı. Vassiliyev, çalışmalarını, telepati yoluyla düşüncelerin beyinler arasındaki nakline yöneltmişti. Vassiliyev, ruhen hasta olan İvanovna ve Fedorova isminde iki denek üzerinde çalışmaya başlar. Deneklere beyin dalgaları, cilt direnci ve diğer biyolojik fonksiyonlarını ölçecek aletler bağlayıp, telkinle hipnoza sokar. Önceleri ayrı ayrı odalarda, sonra da uzak mesafelerde transa giren deneklerin düşünce yoluyla birbirlerine gönderdikleri mesajlar kaydedilir.

İki kadının kurşun levhalardan bile geçen telepatik zihin dalgalarını izleyen Vassilyev, ruhi olayları mekanik görüşe bağlayamayınca endişelenir. Çünkü tanrıyı reddeden rejim açısından geçerli bir açıklama yapma olanağı yoktur. Önceleri deneklerin trans halini şartlı refleks olarak değerlendiren Vassiliyev, değişik insanlarla deneyi tekrarlar. Sonuç aynıdır. Tüm deneklerde önce şuur kaybı olur, sonra transa girerler. Denekler arasındaki uzaklığı 1.500 kilometreye kadar çıkaran Vassiliyev, neticenin değişmediğini görür. Telepatik iletişim sürmektedir.

Vassilyev uyuşturucu ilaçlarla da deney yapar. Meskalin verdiği bir kızdan, sekiz kutunun içine yerleştirdiği pamuklara sarılı cisimleri tanımlamasını ister. Denek, üzerinde Moskova Merkez Postanesi´nin bulunduğu resimli pulu; ´Bu koca taştan binayı kutu içine nasıl soktunuz´ olarak tanımlar.

Sovyetler işe koyuluyor!

SSCB´de, 1970 başlarında 20´den fazla laboratuar kurulur. Sovyet Bilimler Akademisi sayısız deney gerçekleştirir. Parapsikolog Naumov´un o tarihlerdeki açıklamaları, masum bir bilim adamının görüşlerini yansıtıyor gibidir;

´Biz, insanda şuur dışı gerçekleşen bir haberleşme sistemini bulmak üzereyiz. Bir insan, normal şuuru dışında başka bir insanı etkileyebilir mi? Bu telesomatik akımların yayılmasına neden olan şartlar neler? Bu telesomatik akımlar belirsiz bir boyutun bilinmezliği içindedir. İşte bu bilinmeyen enerji üzerinde yapılacak çalışmalar beşeri münasebetleri mükemmel bir ahenk içine sokabilir.´

Bu iyi niyetli açıklamalar, gün gelecek dünyanın en güçlü ülkeleri arasında keskin rekabet yaratacak; milyonlarca dolarlık bütçeleri tüketecek, gizli belgelerin sayısı milyonları, gizli operasyonların sayısı da yüzleri aşacaktır. Asıl trajik ve korkutucu olan ise bu ´bilim dalında´ ortaya çıkacak buluşlar ve dehşetengiz uygulamalar olacaktır bundan böyle. Bir zamanlar ´çiçeği burnunda´ bir bilim dalı olarak kabul gören parapsikoloji artık askeri ve istihbari alanda kullanılmaya başlayacaktır. Zihnin okunması ve kontrolü çağı başlamıştır artık…

Hijyenik fikirler: Beyin yıkama…

Haber alma örgütleri tarafından uygulanan beyin yıkama yöntemleri, bir çeşit ´zorunlu hipnotik trans. CIA tarafından yayınlanan gizli bir raporda, soğuk savaş döneminde KGB´nin beyin yıkama ve insan eğitme yöntemleri incelenmiş. Yani insanlardaki savunma sistemi nasıl yıkılır, yeni model insan nasıl yaratılır.

Beyin yıkama yöntemleri, SSCB´de rejim muhaliflerine uygulandığı gibi, rejimle tam bir uyum içerisinde, birer robot gibi çalışabilmeleri için gönüllülere de uygulanmış. Böylece, rejimin istediği insan tipini yaratmak; insanları, gerektiğinde bir terörist, bir sabotajcı gibi eğitmek amaçlanmış.

CIA eski başkanlarından Richard Helms; Watergate soruşturmasında Warren Komisyonu´na şu açıklamayı yapıyordu; ´Yapılan araştırma göstermiştir ki, SSCB kendi sisteminin isteklerine uygun politik görüşe bağlı olacak, halkının davranışlarını düzenleyebilecek bir kontrol teknolojisi geliştirmeye çalışmaktadır. Bundan böyle aynı teknoloji, bilgiler kodlanarak insan hedeflerine yöneltilebilecektir. Ve bu, insan zihinleri harbi olacaktır.´

CIA raporlarında, ABD´deki yeni tip bir casusluk şebekesinden de söz edilir. Buna göre; hipnoz, telapati, düşünce okuma ve düşünce nakli gibi özel yeteneklere sahip ajanlar, Amerikan halkının şuuraltını etkileyerek, düşüncelerini KGB´nin programı çerçevesinde değiştirmeye çalışıyor. Ajanlar, çeşitli dini ve mistik topluluklara nüfuz ederek, bunları, konsantrasyon ve imajinasyon çalışmaları ile etkilemek istiyorlar.

Aynı raporlarda; Sibirya´da, beton sığınaklar içinde oluşturulan nükleer infilak etkisinin, bir grup yetenekli psjiko-süje tarafından, istenilen hedeflere zihinsel olarak nakledildiğinden söz ediliyor. Raporda, Sovyetler´in laboratuvarda ürettikleri bakteri türlerini kullanarak, psişik süje yardımı ile ve zihin yoluyla çok uzaklarda hastalık çıkarabildikleri anlatılıyor. İnanılmaz gibi, ama bu işlemler için askeri hedefin fotoğrafını kullanmak yeterli olmakta. Öyle ki, 1963 yılında kaybolan ABD Nükleer Denizaltısı Tehresher´in, bu yolla batırıldığı dahi söyleniyor.

Demirperde ülkelerinden Bugaristan, daha 1960Prof. Dr. Lozanov başkanlığında oluşturduğu ´Telkinbilim ve Parapsikoloji´ kurumunda; zihin kontrolü, zihinsel şifa, retina ötesi görme, süratli öğrenme (saggestoloji) çalışmaları başlatır. Çekoslavakya´da ise, psikotronik adı altında yapılan bilimsel çalışmalar; telepati, telegnosis ve psikoknesis üzerinde yoğunlaşır. Çekler işi o kadar ciddi tutarlar ki, Çek Bilimler Akademisi çalışmaları destekler, Charles Üniversitesi Nörofizyoloji Bölümü deneylere yardımcı olur. Günümüzde bu tür kurumların en ünlüsü, ABD´de, direkt Beyaz Saray´a hizmet veren ´Zihin Araştırmaları Merkezi´dir.

Ezoterik bilgilerden parapsikolojiye

Tibet Budizmi, Zen Budizmi, Sufizm ve Yoga gibi öğretilerin içerikleri, Batı da tam anlamıyla bilinmiyor. Bugün, zihnimizin normal çalışmasının dışında, sezgiye dayanan bilince sahip olduğumuz kabul ediliyor ve insanın akıl ile sezgiye dayanan kabiliyetleri arasındaki fark inceleniyor. Dini ve mistik batıni sistemlerdeki meditasyon ve vecd ise batıda yeterince bilinmiyor.

Bugün modern bilimin ortaya koyduğu madde ve enerji kanunları, medeniyetimizi oluşturuyor. Ancak bu kanunlar yalnızca maddeye ilişkin ve canlıların duyumlar dışı yeteneklerine cevap bulamıyor. Bu nedenle, bir grup bilim insanı metafizik ve mistik öğretilerden yola çıkarak, dünya yaşantısının bir hayalden ibaret, bir rüya hali olduğundan yola çıkarak sezgileri inceliyor.

Yeni bir bilim dalı olarak kabul edilen ve giderek gelişen Parapsikoloji, eskinin batıni öğretileri ve bilgilerini, modern-teknolojik cihaz ve vasıtalarla inceliyor. Londra Üniversitesi King´s College Matematik Profesörü John G. Taylor, The Shape of Minds to Come (Zihnin Gelecekteki Şekli) adlı kitabında şöyle diyor; ´Zihin ihtilalinin yarı yolunda bulunduğumuz anlaşılıyor. Daha parlak gelişmeler olacak. Zihnin yeni anlayışı; insanın hislerini, hareket tarzlarını yahut zekasını kontrolde güçlü metotlar meydana getirdi. Biz şimdi birçok zihin halini, hemen hemen bütünüyle, fiziki vasıtalarla kontrol edebiliyoruz.´

Parapsikoloji terimi ilk kez 1880 yıllarında Dessouir tarafından kullanılmış. Normal yaşantımızda karşılaştığımız, ancak mevcut müspet bilgilerimizle açıklanamayan ruhi olayları tanımlayan bir terim. Parapsikoloji bugün; beş duyumuzun dışında, bazı olayları sezebilmek, etkileyebilmek ve geleceğe, geçmişe ait bazı şeyleri anlamaya yardımcı olan bir bilim dalı haline gelmiş bulunuyor.

Parapsikoloji´nin, ABD ve dünyada yayılmasındaki en etkin isimlerden birisi olan Dr. J.B.; bir insanın duyumlarını kullanmadan, dış dünyadan ve diğer insanların zihinlerinden bilgiler alabileceğine inanıyordu. Yani ´Duyumlar Dışı Algılama´.

CIA devreye giriyor

New York Times Gazetesi´nin l6 Temmuz l977 tarihli sayısında şöyle bir haber yayınlandı; ´ABD, insanlığı esir edebilecek görünmez silahlar geliştiriyor.´ Bir yıl sonra, Arizonalı gazeteci Walter Boward, ´Operation Mind Control´ (Zihin Kontrol Harekatı) adıyla yayınladığı kitabında ciddi suçlamalarda bulunuyordu;

´CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler, ABD hükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızca bir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devam etmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik mikrodalgalar ve alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi, davranış değişiklikleri terapisidir.

CIA, psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başarmıştır. Bu yöntemlerle, yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu savaşın görünmez muharebe sahası insan zihnidir. Parapsikoloji silahları devletler vatandaşlarını kendi ideolojik ve politik sistemleri içinde tutmak için veya diğer ülke insanlarının zihinlerini etkileyerek değiştirmek ve kendi gayelerine uygun yönlendirmek amacıyla kullanacaklardır.´

En hayret edilecek konunun, milli güvenlik etiketi altında zihin kontrolünün araştırılması olduğunu vurgulayan Boward, kitabında zihin kontrolü için uygulanan ´MKUTRA Projesi´ne de değiniyor;

´Senato istihbarat komitesine; Amiral Turner, ´CIA uyuşturucu ilaç deneylerini durdurdu´ demiştir. Sorulmadı ve kendisi de zihin kontrol projelerinden bahsetmedi. Amiral Turner, zihin kontrol harekatının durdurulduğunu söylemedi, yalnızca deneyler durduruldu´ dedi.

Günümüzde insanların zihnine çeşitli araçlarla (gazete, kitap, radyo, internet ve televizyon) ulaşma imkanı sınırsız ve kontrolsüz bir halde. İnsan denilen biyolojik varlık, çok kolay programlanabilmekte. Okült (batıni, gizli) bir bilgi olan tekno-maji´nin (teknik büyü) sırları da son 300 yıl içinde insanlar tarafından çözülmüş durumda. Bu bilgi yığını korkunç silahları da beraberinde getirdi.

Teknokrat, bilim adamı ve askerlerden oluşan bir grup, bu güçlerin kontrolünü şimdi elinde bulundurmakta. Son 25 yıl, parapsikoloji ve psikotronik gibi adlar altında psikomaji´nin (ruhsal büyü) uygulama alanına konulduğu yıllar oldu. Hedef insan zihinlerini kontroldür. Geleceğin insanının-hatta günümüzün-kaderini; psikologlar, psikiyatristler, nörologlar, nörobiyologlar, biyokimyacılar, kuantum fizikçileri çiziyor.´

Blue Bird!

CİA; Sovyet, Çin ve Kuzey Kore´nin zihin üzerindeki çalışmalarına karşı ilk programı 1950´de ´Blue Bird´ (Mavi Kuş) adıyla hayata geçirdi. Sonraki her gelişme Mavi Kuş´un kanatları altında serpildi. Bugün ilgilenenlerin elinde, CIA´in 1953´te Güvenlik Bürosu, 1962´ye değin Teknik Servisler Kadrosu eliyle yürüttüğü kirli projelere ilişkin 215 bin sayfa doküman var. Ancak bunların tamamı, işin finansal yönüne ilişkin ipuçlarından ibaret. Öze ilişkin kayıtların miktar ve içeriği bilinmiyor, nedeni bu döneme ait tüm belgelerin imha edilmiş olması. Yine de işin içinde yalnızca CİA´nin değil; ABD Savunma Bakanlığı, askeri kurumlar, Avrupa´daki bir çok bilimsel kuruluş ve özel laboratuvarların da bulunduğu anlaşılıyor bu dokümanlardan.

CIA´in başlangıç çalışmaları parlak sonuçlar verdi. İnsan davranışlarını ve dengesini kimyasal yöntemlerle zayıflatmayı amaçlayan bir ekip, ´Scopaline, Barbiturates, Peyote, Mariyuhana ve Mescaline´ türü maddeleri kullanarak ´gerçek serumu´ üretmeyi planladılar. Ekip bununla da kalmayıp, ´Beyinlerarası Radyo-Hipnotik Kontrol´ projesinin ilk adımlarını da attı. İnsanların içine, onları kontrol edecek küçük alıcıların yerleştirilmesi idi projenin görünmez yüzü. Ve zamanla insanların kobay olarak kullanıldığı projelerin efsaneye dönüşecek isimleri ardı ardına belirginleşmeye başladı; MKULTRA, MKSEARCH, MKACTION ve ARTICHOKE.

MKULTRA…

Sayılan projelerden MKULTRA´nın ne olduğunu bilmek, bu konuda neden korku duyulması gerektiğini yeteri kadar açıklıyor. MKULTRA´da yalnızca uyuşturucular üzerinde çalışılmıyor. Duyumda azaltma, dini cemaatler, mikrodalga deneyleri, psikolojik şartlanma, psiko-cerrahi, beyin nakli gibi pek çok araştırma yapılıyor proje kapsamında.

MKULTRA´da tamamı gizli bütçelerden finanse edilen 180´in üzerinde alt proje bulunuyor. Ana proje çatısı altında kimyasal, biyolojik ve radyolojik maddelerin insan hareketlerini kontrol etme amaçlı ve gizli operasyonlarda kullanılmasına yönelik bir seri araştırma yapılıyor. Kâğıt üzerinde 1964´te sona eren projenin 1970´lere kadar sürdürüldüğü biliniyor. Tüm belgelerin 1973´te yok edilmesi nedeniyle projenin tamamı soruşturma ve kovuşturmalardan sıyrılmayı başardı.

´Duyu Ötesi Algılama´; insanın gelecek, geçmiş veya şimdiki zaman hakkında, bilinen beş duyuyu ´kullanmaksızın´ bilgi edinebilmesine deniyor. Yani ´6.his´ten başlayarak! 1970´lere kadar parapsikolojik bir altyapı mevcutsa da, bu tarihten sonra ´psişik´ çalışmalar çok daha kalibreli, geniş ve tehlikeli bir boyuta tırmanıyor.

Örneğin, ölülerden istihbarat temini için medyumlardan faydalanıldığı, bunlara bütçe ayrıldığı biliniyor. Bunlar ABD´de olanlar. Ya Sovyetler?

1975 yılına gelindiğinde, Sovyetlerin bu alandaki faaliyetlerinin gideri 300 milyon Ruble´yi aşmıştı. Bu rakam tek başına işin ciddiyetini gösteriyordu. Ancak ABD için buradaki problem farklıydı. CIA istihbarat alamıyordu ve kongreyi bu alana yatırım yapmaya ikna edebilecek delillerden yoksundu. Yine de konuyu NSA´ye taşıyarak gerekli desteği aldı.

1971´de ´duru görü´ üzerine çalışmalara başlandı. Bio-insanın klasik 5 fiziksel duyusunun dışındaki bilgiyi organize edebilmek için ek algılayıcılara sahip olup olmadığı araştırılıyordu ve bu başarıldı. Uzmanlara göre, insanın tam 17 tane farklı duyusu vardı ve projeler, deneyler ardı ardına hayata geçiriliyordu.

Bugün için söylenecek çok fazla şey yok ne yazık ki. Yöntem ve pratiğin daha sarsıcı hale gelmesinin, ya da uygulama alanının daha tehlikeli çapa erişmesinin kaygıları artırmaktan başka bir önemi yok. Çünkü ilkel haliyle de olsa, bir grubu ya da bir ülkedeki tüm insanları topyekûn etkileyebilecek de olsa ´zihin kontrolü´ lanetli bir iş. ´Uluslararası Af Örgütü´ de tam olarak bunu söylüyor zaten:

´Bireyin kendi zihin kontrolünü sağlama yetisine zarar verilmesini, düşünce kontrolü ve beyin yıkama bahsinde yer alan bir ahlaki suç olarak ele alıyoruz. Zira bir insanın zihni yetilerini bozmayı ya da yok etmeyi hedefleyen herhangi bir sorgulama ve uygulama prosedürü, yaygın olarak kabul edilen fiziksel işkence sınıflandırmaları kadar insanlık dışıdır.´

Prof. Dr. Nevzat TARHAN : ZİHİN KONTROLÜ, GENOM PROJESİ, ETNİK SİLAHLAR GERÇEK Mİ ?

Prof. Dr. Nevzat TARHAN

"Psikolojik Savaş", Timaş Yay, 2003

Beyin Kontrolü Nedir, Ne Elde Edilmek İsteniyor?

Dünya istihbarat örgütlerinin karşı tarafı yönlendirmek için psikolojik operasyon yapabilmeleri en önemli hedefleridir. İstihbarat örgütleri özellikle CIA ve MOSSAD bu konuya büyük önem vermektedirler. Bir Çin atasözü vardır, “Yüz savaş kazanmak hüner değil, hüner savaşmadan güvenliği sağlamaktır.”

İstihbarat örgütleri bu konuya bilimsel olarak eğilmektedirler. Sürekli çalışmalarla yeni yollar araştırmaktadırlar. Bugün MOSSAD’ın CIA’dan daha başarılı operasyonlar yapmasının iki nedeni vardır. Birincisi, Tevrat’ta Musa Peygamber’e Kenan ilinde casusluk yapmasının emredilmesi. İkincisi de, ideallerinin yüksek fakat güçlerinin az olması ve dünya bilim çevresinde önemli etkinliklerinin olmasıdır.

Tarihte buna örnekler var mı?

Bilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği Hasan Sabbah’tır. Haşhaşi tarikatı da denilen bu örgütlenmede kişiler Haşhaşın etkin maddesi Eroinle keyif duygusuna ve cennet inancına şartlandırılıyor. Hasan Sabbah’a itaat ederlerse hep böyle yaşayacaklarına inandırılıyorlardı. Böylece intihar saldırılarını zevkle yapıyorlardı.

1937’de Stalin’in Halk mahkemelerinde dâvâlıların îtiraflarında bazı kimyasallar kullandığı bilinmektedir. Hatta Macaristan Kardinalinin de bulunduğu bir dâvâda dâvâlılar devlete karşı bir tutum aldıklarını birden itiraf etmişlerdi.

Peki durum ahlâki midir?

Kesinlikle değildir. Mamafih, Dünya Af Örgütü 1992 yılında bir rapor neşretti. Bu durum “İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi, değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlâki suçtur denildi. Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır.” düşüncesi benimsendi.

Hangi yöntemler uygulanıyor?

Klasik yöntem; psikolojik faaliyet, propaganda ve beyin yıkama yöntemidir. En sık kullanılan yöntem; kimyasal maddeler kullanılarak kişinin düşüncesini etkilemektir. Son yıllarda üzerinde çalışan ve durulan yöntem ise elektronik implantlar yerleştirilerek kişinin beynini uzaktan kumanda ile yönetme çabalarıdır.

Elektronik yöntemlere geçmeden önce kısaca kimyasal yöntemlerden söz eder misiniz?

Zihin kontrolü deneylerinde ilk kullanılan madde LSD idi. LSD psikokimyasal bir maddedir. Alan kişide olağanüstü psikolojik değişimler olur. Halüsinasyonlar görür, canlı, neşeli, güçlü duygu, düşünme ve davranışlar içerisine girer. Bu madde beynin ön bölgesinde DOPAMİN isimli zevk maddesini aşırı salgılamaktadır. Bu maddeyi alan bir kişi inandığı konuda olağanüstü eylemler gerçekleştirebilmektedir.

İkinci Dünya Savaşında hem Hitler hem Amerikan ordusu “Amphetamin” isimli uyarıcı kimyasalı kullanarak askerlerin savaş gücünü arttırmayı hedeflemişlerdir. Hatta Hitlerin milyonlarca psikoaktif madde kullanarak ordusunun hareket kabiliyetini çok hızlı hâle getirdiği bilinmektedir.

İçkisine LSD veya uyuşturucu katan kişilerin kolay intihar ettikleri ve kolay insan öldürdükleri bilinen gerçeklerdir. Bu konu da ABD’de gönüllüler, siyahlar ve eşcinseller üzerinde ilginç deneyler yapılmıştır. Deney yapılan kişilerde akıl hastalıkları, yaşayanlarda da erken bunama, erken yaşlanma gözlemlenmiştir. Bu konuda Dr. Armen Victorian’ın kitabında ilginç kaynak ve bilgiler mevcuttur. Kitabın ismi “İnsan Davranışının Manipülasyonu, Beyin Kontrolüdür.” Bu kitap Timaş yayınları arasında tercüme edilerek yayınlanmıştır.

Psikiyatride tedavi amacıyla kullanılıyor mu?

Psikiyatrik uygulamada tanı ve tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Narkoanaliz olarak tanımlanan bu yöntemde kişiye damardan kısa süre etkili barbibüratlar verilir. Kişi uyku uyanıklık arası bir boyuttadır. Bilinçaltının üstündeki baskılar aralanır. Kişiyle güven ilişkisi içinde psikoterapödik ilişki kurulabilirse bilinçaltı duygular, eğilimler, hatıralar, şartlanmalar ortaya çıkarılır. İlaçlı hipnoz da denilebilen bu yöntem kişinin bilinçaltı çatışmalarını analiz edip onun tedavisini gerçekleştirmek için kullanılır.

Hipnozla beyin yıkamak mümkün müdür?

Hipnoz bilimsel bir yöntemdir. Kişi hipnotik uykuya geçtiğinde vücut ve beyin uyur, fakat terapistle, kişi arasında seçici bir algılama alışverişi kanalı açılır. Böylece kişi yönlendirilir, düşünceleri, duyguları değiştirilebilir. Psikiyatride hastalıklı düşünceleri yok etmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü arttırmak için bu yöntemi kullanıyoruz. Her bilimsel yöntem gibi hipnozda gösteri malzemesi veya siyâsî amaçla kullanılabilir. Hipnozda ilk şart iki tarafın birbirine güvenmesidir. Daha sonra konsantrasyon gücü artırılır, uygun telkinde bulunulan kişi geçmişine götürülebilir, beyni yıkanabilir, yanlış şeylere inandırılabilir. Ancak kişiye hipnozda istemediği şeyi yaptıramazsınız. Bazı kişiler telkine çok yatkındır, kolaylıkla girerler. Fakat obsesif ve paranoid denilen güvensiz özelliği fazla olan kişileri hipnotik transa geçirmek çok güçtür.

Elektromanyetik etkileme mümkün müdür?

Evren “Radiant Enerji” denilen yayılan bir enerjiden oluşur, gözümüzle gördüğümüz spektrum bir dalga boyudur. Morötesi ve kızılötesi dalga boyları gözümüzle görülmez. Ancak röntgen filmlerinden, termal kameralara, yeraltı su havza haritalarına kadar bir çok alanda kullanılır. Her elektrik kaynağı bir radyasyon neşreder. Bazı radyasyonlar iyonlama yaparak hücre ölümlerine yol açar. Hidrojen atomu frekansına uygun mikrodalga ile MR gibi beyin tomografileri çekilir. Mikrodalga fırınlarda ışınların camı geçerek tabak içindeki suyu buharlaştırdığını biliyoruz.

Mikrodalga ile beyin kontrolü nasıl olur?

Mikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür. Elektromanyetik ritmik vuruşlar kişinin başını elektrikli matkapla oyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF), iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama, sinirlilik, depresyon, hâfıza kaybı hatta panik duygusu oluşturulabilir.Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakat doğumlara neden olduğu yaptığı bilinmektedir. İyonlanmanın olduğu radyasyonlar X ışınları Radyum gibi kanser tedavisinde kanserli hücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmek mümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. uzaktan bir hedefe yöneltmek mümkün olabilmektedir. Kötü niyetli kişilerin elinde korkunç bir silah haline dönebilen bir teknoloji insanlık dışı amaçlarla kullanılırsa insanlığın sonu başlar.

Elektronik parça yerleştirmek mümkün mü?

İnsan davranışını kontrol etmek isteyenler hayvan deneylerinde bunu gerçekleştirmişlerdir. FM radyo kanalı ile sinyaller alabilen ve nakledebilen minyatür elektrotlar hayvan kafasına yerleştiriliyor. Maymunda cinsel saldırganlık, boğada âniden durma komutu verme deneyleri başarılı oldu. Yunus balıkları yönetilebildi. ABD’de beynin elektronik uyarılması zihinsel özürlülerde ve eşcinsellerde araştırılmıştır. James Olds isimli araştırmacı beynin hipotalamuş bölgesine elektronik implant yerleştirerek eşcinselleri kontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyon oluşturarak davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı. Zihin özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Bu çalışmalar çok tartışıldı. Bilimin iyiliği değil hastanın iyiliği ön planda tutulması etik kuralına göre çalışmalar durduruldu.

FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen bu uzaktan beyin elektronik uyarılması ateşli tartışmalara konu oldu. Hatta Fransa’da her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parça yerleştirerek ömür boyu nerede olup olmadığını izleyebiliriz tezi bile ortaya atıldı. İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilmesi çok tehlikeli bir gelişmeydi. Elektronik implantı (Stimoreceiver) bulan Dr. Delgado beynin amigdal ve hipokampus gibi alanlarını canlandırarak neşe, tuhaf duygu, renkli görüntü gözlemlediğini kayıt ederek kitabında açıkladı. Radyohipnotik beyinlerarası kontrol projesi elektronik hipnoz yapmayı amaçlamaktadır. Bu projede kişiye istemediği şeyler yaptırmak mümkün hale gelecektir. Tuşlarla kontrol edilen insana ne yaptırılmaz ki! Elektromanyetik enerjinin biyolojik bilimlerde kullanılması yeni bir gelişme midir? Bugün psikiyatride beynin ürettiği sinyalleri kaydederek beyin fonksiyonel görüntülemesi yapılabilmektedir. Klasik EEG’nin bilgisayar devriminden sonra analog sinyallerin sayısallaştırılması ile beyin haritası çıkarılıyor. Beynin hastalıklı çalışan alanlarını görüntüleyebiliyoruz. Tanı ve tedaviyi güçlendirmek için işe yarayan bir yöntemdir. Hatta ilaç tedavisinin biyoyararlılığını hasta izlerken görselleştirmiş oluyoruz. Elektromanyetik enerjinin tedâvide kullanımı yeni gelişmelerdendir. TMS denilen bir yöntem ile ilgili araştırmalar hâlen sürmektedir. Beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarı vererek Depresyonu tedâvi etme projesi Elektroşok tedavisine alternatif olarak işe yarayacak gibi görünmektedir.

Bir de duyu ötesi algı var. Bu konuda neler söyleyebiliriz?

Birleşik Devletler parapiskolojik araştırmalara büyük bütçeler ayırmaktadır. Beş duyuyu kullanmada insanın geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi çok ilgi çeken bir konudur. Telepati, Durugörü (Clair-voyance), Altıncı his de denilen bu algılama biçimi hakkında şu anda bilimsel çalışmalarda sağlam deliller yoktur. Sesin, elektromanyetik frekansın, lazerin varlığı başka dalga boylarının varlığına kanıt olabilmektedirler. Zihni kontrol etmenin, ikizlerin, anne-çocuk arasındaki uzaktan duygusal etkilenmelerin nasıl olduğu henüz çözülemedi. Rüya laboratuarlarında telepati yolu ile kavram ve imaj uyandırıldığının gözlemlenmesi elektronik psikiyatri açısından devrim niteliğindeki çalışmalardır. Durugörü veya beden dışı sezgi denilen bir yöntemde de bazı denekler odada gizlenmiş nesnelerin yerini tespit etmeyi başarabiliyorlar. “Remote Viewing, remote sensing” denilen uzaktan görme ve hissetme özelliği olan insanların bunu nasıl başardıkları bilimsel ilgi alanına girmektedir. Uzaktan görüşün elektromanyetik işleyişi çözülebilirse insanlığın kaderi etkilenecektir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz insanın zihninin uzaktan kontrol edilmesi dünya için sosyal ve politik etkileri çok fazla oluşacağı gelişmeleri getirecektir.

MK ULTRA PROJECTS : ABD ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATINDAKİ GİZLİ OPERASYONLAR

“ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na arşı açılan bir dava dosyası, bireyleri kontrol altında tutmak için tasarlanan ürkütücü teknolojileri ve programları açıklamaktadır.”

JOHN ST.CLAIR AKWEI, ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NA (NSA) KARŞI

Aşağıda verilen belge, John St.Clair AKWEI tarafından Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA)’ya karşı Washington’da açılan bir dava dosyasını kapsamakta ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı ile ilgili bilgilerini, Ulusal Güvenlik faaliyetlerinin teknolojilerini ve yurttaşları izlemek için yapılan gizli operasyonları vermektedir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN MİSYONU VE YURT İÇİ İSTİHBARAT OPERASYONU

HABERLEŞME İSTİHBARATI

ABD’de ve dünyada tüm elektonik haberleşmenin yurdu kaplaması, ulusal güvenliği temin eder. Ft. Meade, Maryland’deki Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 1960’lı yıllardan beri dünyada ki en gelişmiş bilgisayara sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı teknolojisi özel şirketlerden, akademiden ve halktan gizli olarak geliştirildi ve yürütüldü.

İŞARET İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, İşaret istihbarat görevi için, çevredeki şifresi çözülen EMF dalgaları, bilgisayara telsiz olarak kaydetmek ve kişileri vücutlarındaki elektrik akımları ile izlemek için bir bilgisayar programı geliştirdi. İşaret İstihbarat’ı, içinde elektrik akımı bulunan her şeyin çevresine EMF dalga yayan bir manyetik alana sahip olma esasına dayandığı için Ulusal Güvenlik Teşkilatı/Savunma Departmanı, elektriksel aktivitesi olan insan yapısı veya organik her cismi uzaktan analiz edebilen hususi bir dijital araç geliştirmiştir.

YURTİÇİ İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı tüm ABD vatandaşlarının kayıtlarına sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 50,000’den fazla ajanından herhangi birinin dikkatini çekebilecek ABD vatandaşları içerisinde bilgi toplamaktadır. Bu ajanlar, herhangi bir kişiyi kendiliklerinden izlemek konusunda yetkiye sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı her mevkide, “DAİMİ ULUSAL GÜVENLİK ANTİ-TERÖR GÖZETİM ŞEBEKESİNE –AĞINA-“ sahiptir. Bu gözetim ağı tamamen kılık değiştirmiştir ve halktan gizlenmektedir. Amerika’da şahısları takip etme işi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı ile ucuz ve kolayca yürütülmektedir. Bu ağ, tüm BİRLEŞİK DEVLETLERİ kapsar, on binlerce Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personelini içerir ve aynı anda yüz binlerce kişiyi izler.

Operasyonların maliyetinin ucuzluğu, operasyon maliyetlerini en düşük seviyeye indirmek için tasarlanan Ulusal Güvenlik Teşkilatı bilgisayar teknolojisi ile sağlanır.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, kendi toplumlarında güya halktan biriymiş gibi hizmet verirler ve izlemek isteyecekleri kişiler hakkında istihbarat toplumunu bilgilendirebilmek için, gizli ve yasal işlerde çalışırlar.

Toplumdaki Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, genellikle sosyal sahada çalışan, avukat ve işadamı gibi gizli kimliklere sahiptir.

· BAĞIMSIZ OLARAK OPERASYON YAPABİLEN ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI PERSONELİ TARAFINDAN GÖZETİM İÇİN ARA SIRA HEDEFLENEN VATANDAŞLAR

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın yurt içi istihbarat ağını ve gizli işleri kullanarak, Birleşik Devletler’deki binlerce ferdin yaşamlarını kontrol edebilirler. Bunlar tarafından bağımsız olarak yürütülen operasyonlar bazen kanun sınırlarının ötesine taşabilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın operasyonları ile yüzlerce habersiz vatandaşa uzun süreli kontrol ve sabotaj yapılmış olması muhtemeldir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı ağı, Birleşik Devletler vatandaşlarına gizli olarak suikast veya hastalıklar, akıl ve ruh bozuklukları olarak teşhis edilebilecek konulara sebep olacak gizli psikolojik kontrol operasyonları yapma yeteneğine sahiptir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN YURT İÇİ ELEKTRONİK GÖZETİM AĞI

1960’lı yılların ilk yıllarında dünyada ki en gelişmiş bilgisayarlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elindeydi. Bu bilgisayarlarla araştırılan yeni buluşlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı için saklandı. Şu anda Ulusal Güvenlik Teşkilatı mevcut bilgisayar teknolojisinin 15 sene ilerisinde olan nano-teknolojik bilgisayarlara sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Amerika’da bu teşkilatın ajanlarının şifre çözücülerinin dikkatini çekecek “anahtar kelimelerle” her ortamda bütün haberleşmeleri kontrol eden ve yapay zekalı gelişmiş bilgisayarlar kullanarak, kendilerine rahatsızlık verici bilgiler elde ederler.

BAKINIZ : ECHELON & DIG-INT

Bu bilgisayarlar, bütün haberleşmeleri verici ve alıcı uçlarda denetlerler. ABD’nin bu rahatsızlık verici haber alma hadisesi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “İŞARET İSTİHBARATI” misyonunun bir sonucudur.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı, tüm elektro-manyetik saha tayfını denetleyebilecek araçların hücreli düzenlenmesine dayanır. Bu cihaz, diğer elektronik savaş programları gibi büyük bir gizlilik içerisinde geliştirildi, yürütüldü ve muhafaza edildi.

İŞARET İSTİHBARATIYLA UZAKTAN BİLGİSAYAR KARIŞTIRMA

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Birleşik Devletler’de satılan tüm kişisel bilgisayarların ve diğer tüm bilgisayarların izlerini muhafaza eder. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “ELEKTRO-MANYETİK ALAN SAHA CİHAZI”, monitörden ve güç kaynağından çıkan dalgaları süzerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan çıkan radyo frekanslarına ayarlanabilir.

Bilgisayar devre tablosundan çıkan radyo frekanslı yayın, bilgisayardaki dijital bilgiyi içerir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın cihazından çıkan kodlanmış radyo frekansında ki dalgalar, bilgisayar devreleriyle, bilgisayara girebilir ve bilgisayarda ki verileri değiştirebilir. Böylece Ulusal Güvenlik Teşkilatı, gözetim ve anti-terör elektronik savaşı için ülkedeki herhangi bir bilgisayara telsiz modem gibi bir giriş kazanabilir.

BAKINIZ : TEMPEST TEKNOLOJİSİ

Tam bu noktada bir tespit yapmakta fayda var. Hatırlarsanız, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanımız Sayın ÖZDEN ÖRNEK, bilgisayarından çıkan darbe günlüklerinin “kendisine ait olmadığını” ifade etmişti. Acaba bu günlükler kendisi tarafından yazılmadı ise ne şekilde kişisel bilgisayarına konmuştur ? Bunun araştırılmasında ciddi şekilde fayda bulunmaktadır.

Devam edelim.

GÖZETİM İÇİN İNSANLARDA Kİ EMF’NİN MEYDANA ÇIKARILMASI (KEŞİF)

Bir cismin bio-elektrik alanı uzaktan algılanabilir, böylece cisimler bulundukları herhangi bir yerde denetlenebilirler. Özel EMF cihazıyla Ulusal Güvenlik Teşkilatı, kripto-şifre çözücüleri (EEG’lerden) üretilen potansiyelleri uzaktan okuyabilirler. Bunlar bir kişinin beyin durumlarına ve düşüncelerine kodlanabilir. Bu durumda kişi, uzak bir mesafeden mükemmel olarak denetlenebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı personeli, “İŞARET İSTİHBARATI” nın elektro-manyetik tarama ağının kadranında çevirerek, ülkedeki herhangi bir şahsı tespit edebilir ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın bilgisayarları o şahsı 7 gün 24 saat izleyebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, ABD’deki herhangi bir şahsı seçebilir ve onu sınırsız olarak takip edebilir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI KULLANMASI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı “İŞARET İSTİHBARATI”, “UZAKTAN NÖRAL (SİNİR) DENETİMİ VE ELEKTRONİK ZİHİN BAĞLANTISI” için “ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI”nı kullanmaktadır.

(İyonlaşmayan elektro-manyetik alan) radyasyonu üzerine, nörolojik araştırmayı ve bio-elektrik araştırma ve gelişmeyi içeren 1950’li yılların MKULTRA programından beri, “BEYİN UYGULAMASI” gelişme halindedir.

Elde edilen gizli teknoloji, Ulusal Güvenlik arşivlerinde, “Radyoaktifliği ve nükleer patlamaları içermeyen ve çevrede bulunan bir kaynaktan istemeyerek (kasıtlı olmayan bir şekilde) yayılan elektro-manyetik dalgalardan oluşan bilgi” olarak tanımlanır ve “Işınım İstihbaratı” olarak sınıflandırılır.

İşaret istihbaratı, ABD yönetiminin diğer elektronik mücadele programları gibi, bu teknolojiyi de, gizli olarak yürütmekte ve muhafaza etmektedir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, bu teknoloji ile ilgili mevcut bilgileri denetlemekte ve bilimsel araştırmaları halktan gizlemektedir. Aynı zamanda bu teknolojiyi gizli tutmak için uluslar arası istihbarat anlaşmaları da vardır.

NSA, insandaki elektriksel faaliyetleri uzak mesafeden analiz eden hususi donatıya sahiptir.

NSA bilgisayarında üretilen beyin planlaması, beyinde ki elektriksel faaliyetleri sürekli olarak denetlemektedir. Ulusal Güvenlik gayesiyle NSA, binlerce insanın ferdi beyin haritalarını kaydetmekte ve şifrelemektedir. Elektro-Manyetik alanla “BEYNİN UYARILMASI”, beyin-bilgisayar bağlantısını sağlamak için, mesela askeri savaş uçağında ordu tarafından gizlice kullanılmaktadır.

Elektronik gözetim amacıyla, beynin konuşma merkezinde ki elektrik faaliyetleri, kurbanın sözlü düşüncelerine çevrilebilir. Kulağı devre dışı bırakarak, ses haberleşmesinin doğrudan beyne gitmesini sağlayarak, Uzaktan Nöral Denetim, şifrelenmiş işaretleri, beynin işitme korteksine gönderebilir. NSA ajanları bunu, paranoid şizofreninin ve yada psikozun karakteristiği olan işitsel halüsünasyonları taklit ederek, kurbanların gizli olarak takatini ve direncini kırmak için kullanabilirler.

Kurbanla herhangi bir temas olmaksızın, Uzaktan Nöral Denetim, bir kurbanın beynindeki görsel kortekste mevcut olan elektrik faaliyetlerini planlayabilir ve kurbanın beynindeki tasvirleri (görüntüleri) bir videonun monitöründe gösterebilir.

NSA ajanları, kurbanın gözlerinin gördüğü her şeyi görürler. Görsel hafıza da görülebilir. Uzaktan Nöral Denetim gözleri ve optik sinirleri atlayarak (devre dışı bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderebilir. NSA ajanları, beynin programlama gayesi için, gözetim altındaki kişi REM uykusunda iken, onun beynine gizlice görüntü yerleştirmek için bunu kullanabilirler.

UZAKTAN NÖRAL DENETİM YAPAN NSA ÖRGÜTÜNÜN YETENEKLERİ

Birleşik Devletler’de, 1940’lı yıllardan beri, İşaret İstihbaratı ağı vardır. NSA’nın FT.Meade’de, kişileri izlemek ve bunların beyinlerinde ki işitsel ve görsel bilgileri tecavüzkar olmayan bir biçimde denetlemek için kullanılan iki yönlü bir Uzaktan Nöral Denetim sistemi vardır.

Bu işlerin tümü, kişiyle fiziki bir temas olmadan yapılır. Uzaktan Nöral Denetim metodu, gözetim ve yurt içi istihbarat için esas metoddur.

Konuşma korteksi – İşitsel korteks bağlantısı, istihbarat toplumu için esas haberleşme sistemi oldu. Uzaktan Nöral Denetim, görsel – işitsel beyin ile beyin arasında veya beyin ile bilgisayar arasında tam bir bağlantıya izin verir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN (NSA) İŞARET İSTİHBARATI – ELEKTRONİK BEYİN BAĞLANTI TEKNOLOJİSİ

NSA – SIGINT (Ulusal Güvenlik Teşkilatı İşaret İstihbaratı) insan beyninden yayılan 5 miliwolt’luk ve 30 – 50 Hz’lik uyandırılmış potansiyellerin şifrelerini dijital olarak çözerek, insan beynindeki bilgileri uzaktan ve tecavüzkar olmayacak bir biçimde denetlemek için özel yeteneklere sahiptir.

Beyindeki nöral hareketlilik değişen bir manyetik akıya sahip olan değişen bir elektriksel özellik yaratır. Bu manyetik akı 30 – 50 Hz’lik ve 5 milimetrelik sürekli bir elektro-manyetik dalga çıkarır. Beyinden gelen elektro-manyetik emisyonda ihtiva edilen şeyler “uyandırılan potansiyeller” olarak adlandırılan enserler ve desenlerdir.

Her düşünce, reaksiyon, motor kumandası, işitsel olaylar ve görsel görüntü için beyindeki bir “uyandırılmış potansiyel” veya “uyandırılmış potansiyeller kümesi” karşılığı vardır. Beyinden yapılan EMF emisyonunun şifreleri, beyninde geçerli fikirler, düşünceler, görüntüler ve sesler haline gelmesi için deşifre edilir ve çözülür.

NSA SIG – INT, bilgileri (sinir sistemi mesajları gibi) istihbarat ajanlarına aktarmak ve gizli operasyon yapılacak kişilerin beyinlerine (onlar tarafından fark edilemeyecek bir şekilde) aktarmak için, bir haberleşme sistemi olarak EMF ile aktarılan Beyin Uyarılması’nı kullanmaktadır.

EMF ile Beyin Uyarılması, sonuçta beynin nöral devrelerinde ses ve görsel olayların oluşması için beyindeki uyarılacak potansiyelleri, kobayları tetiklemek için şifrelenmiş ve pulslanmış karmaşık elektro-manyetik işaretler göndererek çalışır. EMF ile Beyin Uyarılması kişinin beyin hallerini değiştirebilir ve motor kontrolünü etkileyebilir.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, sesi (kulakları bypass ederek) işitsel kortekse aktarırken ve donuk (belirsiz) görüntüleri, (optik sinirleri ve gözleri bypass ederek), görsel kortekse aktarırken, nöral görsel,işitsel bilgileri uzaktan kumanda ederek yapılır. Görüntüler beyinde sabit olmayan iki boyutlu ekrandaki gibi zuhur eder.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, CIA – NSA ve diğer müttefik ülke istihbarat servisleri personeli için esas haberleşme sistemi haline gelmiştir. Uzaktan Nöral Denetim (RNM, İnsan beynindeki bio-elektrik bilginin uzaktan denetimi) esas göstim sistemi halini almıştır. Bu Birleşik Devletler İstihbarat Topluluğu ve tüm müttefik ülke istihbarat camiasında sınırlı sayıdaki ajan tarafından kullanılmaktadır.

İŞLEYİŞ TEKNİĞİ

RNM her belirli beyin bölgesinin rezonans frekansının şifresinin çözülmesini gerektirir. Bu frekans, daha sonra beynin bu özel bölgesine bilgi yüklemek için değiştirilir. Değişik beyin bölgelerin tepki gösterdiği (cevap verdiği) frekans 3 Hz ile 50 Hz arasında değişmektedir. İşaret İstihbaratı, sinyalleri bu band aralığında değiştirirler.

(Tablo 1 ‘e bakınız !)

Bu değiştirilmiş bilgi, şuuraltı seviyesinden algılanabilir seviyeye kadar değişen yoğunluklarda, beyine yerleştirebilinir. Her insan tek bio-elektrik rezonans / entrainment frekansları kümesine sahiptir. Bir insanın beynie diğer bir insanın işitsel korteksinin frekansında işitsel bilgiler gönderme, bu işitsel bilginin kavranılmaması sonucunu verecektir.

Davacı George Farquhar, RNM (Uzaktan Nöral Denetim)’den, NSA, Ft.Meade’deki Kinnecome grubuyla iki yönde RNM teması kurarak haberdar olmuştur. (Project Freedom Internet Sitesinin kurucusu)

Onlar, Ekim 1990’dan Mayıs 1991’e kadar davacıyı tedirgin etmek için 3 boyutlu RNM sesini doğrudan doğruya beyinde kullandılar.

Mayıs 91’deki gibi Davacı ile iki yönlü RNM haberleşmeleri vardı ve Davacının yeteneklerini yok etmek maksadıyla ve kendisine karşı son 12 yılda yaptıkları faaliyetler nedeniyle Davacının yetkililere başvurmasını önlemek için RNM’yi kullandılar. Kinnecome grubunun Ft.Meade’de günde 24 saat çalışan, yaklaşık 100 çalışanı vardır. Davacıyı tecrit etmek için Davacıyla temasta bulunan ve beyinleri gizlice dinlenen kişilere de sahiptirler. Bu şimdiye kadar bir vatandaşın RNM ile taciz edilmesi ve bu istihbarat operasyonları metodunu kötüye kullanan NSA personeline karşı dava konusu haline gelinen ilk olaydır.

NSA TEKNİKLERİ VE KAYNAKLAR

Ülkede herhangi bir yerde, herhangi bir mahalde, herhangi bir binada bireyleri sürekli olarak Uzaktan Denetleme / İzleme.

Bu operasyonların ucuz olarak yürütülmesi için getirilen bir sistem NSA tarafından her toplulukta binlerce insanın sürekli olarak denetlenmesini ve takip edilmesini sağlar.

· Uzaktan RNM Cihazları

Nsa’nın RNM donatısı izlenen kişilerin beynindeki uyandırılan potansiyelleri (EEG’leri) uzaktan okuyabilir ve onların verimlerini (performanslarını) etkilemek için sinir sistemi aracılığı ile mesaj gönderebilir. RNM elektronik olarak bireyleri teşhis edebilir ve onları Birleşik Devletler’deki veya müttefik ülkelerin sınırları içerisinde herhangi bir yerde izleyebilir. Bu donatı, bir şebeke (sğ) üzerindedir ve yurt içi istihbarat operasyonları, yönetim güvenliği ve bio-elektrik mücadele durumunda kullanılırlar.

· Metropol Alanlarında Nokta Görevlileri

Her bölgede on binlerce kişi, NSA ve müttefik ülkelerde kendi servislerinin istihbarat ajanlarınca gizli kontrol için teşhis edilen kişileri (bazen bilmeyerek) takip ve kontrol etmek için, mahalle / işyeri nokta görevlisi (Muhbir – Intelligence Network Personel) olarak çalışmaktadır.

Büro dışında çalışan ajanlar, binlerce kişiyi izleyen nokta görevlileriyle (muhbirlerle) sürekli haberleşme içindedirler. Uzak bölgelerde ki ofislerde çalışan NSA ajanları, gözlemlenen kişiyle temas halinde bulunan ve halk içinde tespit edilen herhangi bir kişiyi (RNM’yi kullanarak) anında teşhis edebilir.

· Kimyasal Madde ve İlaçlar Verilmesi için NSA tarafından Evlere Yerleştirilen Plastik Boru Şebekesi

Uyutma gazı ve beyin yıkamaya yardımcı olan ilaçların verilmesi için NSA kişilerin hava kanallarının ve su musluklarına hat döşemek için gerekli alet ve edavata sahiptir. Bu CIA Farmo-Psikoloji’sinin (Psiko-Farmokoloji) bir neticesidir.

· Hususi Birleşik Devletler istihbaratına Kısa Bir Bakış

İnsan beynindeki EEG’leri okuyabilen özel EMF donatısının sabit ağı, dijital bilgisayarlar kullanılarak kişileri teşhis ve takip edebilir. NSA İşaret İstihbarat’ndan gelen EMF (Elektro-Manyetik Alan) sinyaliyle yapılan ESB (Beynin Elektriksel Uyarılması) kişileri kontrol etmek için kullanılmaktadır.

· RF (Radyo Frekansı) yayımının şifrelerini çözerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan bilgi toplayan ve bu suretle ülkedeki herhangi bir kişisel bilgisayar telsiz modem tarzı giriş kazanan EMF donatısı.

Bakınız : TEMPEST Teknolojisi

Bu noktada Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Sayın ÖZDEN ÖRNEK’in Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kendisinin “Günlükler bana ait değildir” ifadesini hatırlamamızda fayda vardır.

Tüm donatı saklı, tüm teknoloji gizli, araştırmaların hiçbir bölümü, elektronik mücadele araştırmalarında olduğu gibi rapor edilmiyor. Hiçbir surette halk tarafından bilinmeyen yurt içi istihbaratı bu metodunun tam ve mükemmel olarak yürütülmesi, 1980’lerin ilk yıllarından beri devam etmektedir.

EDİTÖRÜN NOTU

Davadan eğer bir sonuç çıkarsa, bunun neticesinin ne olacağını anlamak için Mr.Akwei’ye telefon etmeye çalıştım. Dava ile ilgili ne yapacağı hususunda telefonda konuşamayacağını kesin fakat kibar bir dille anlattı ve telefonu kapattı. Benzer uzunlukta daha sonraki bir konuşmada, kendi adresinin ve telefon numarasının bu makalede açıklanmasını istemediği bilgisiyle sonuçlandı. Eğer herhangi bir gelişme duyarsak size bildireceğiz.

Yukarıdaki makaleden açıkça görülebileceği gibi Birleşik Devletler Güvenlik Teşkilatı, gizli çalışan bir terör örgütünden başka bir şey değildir. Bunların, milyonlarca masum insanın zihinlerini (günlük olarak) kullandıkları gelişmiş teknolojileri, demokratik toplum diye adlandırdığımız şeyin görünen yüzünün arkasında var olan, otoriter ve mütehakkim anlayışlarının kaba bir ifadesidir.

George Orwell’in tahayyül ettiği “DÜŞÜNCE POLİSİ” maalesef bugünün dünyasının bir gerçeği olmuştur. Biz idrak edelim veya etmeyelim, toplumumuzdaki her ferd, bu diktatörlük tavrından olumsuz olarak etkilenmektedir.

Bu Değişmelidir – Değişecektir – Seninle Başlayacak !

George Farquhar

BEYİN KONTROLÜ GERİBESLEME ŞEMASI : EŞİTSİZLİK VE BASKI

Mobil telefon şebekesi yada mobil telefonlarla uzaktan bireysel yafa toplu beyin kontrolü

• İletişim aracı kılığında Mobil Psiko-tronik Silahlar taşıyan araçlarla uzaktan beyin kontrolü

ELF BEYİN UYARICILARINDAN BAZI ÖRNEKLER

UZAKTAN BEYİN KONTROLÜ SİLAHLARINI

İNSANLARA KARŞI NASIL KULLANDIKLARININ ŞEMASIDIR !

YUKARIDAKİLER,

NÖRO-ELEKTRO-MAGNETİK FREKANS SALDIRILARININ, POLİS VE ASKERİ İSTİHBARAT TEŞKİLATLARI TARAFINDAN YAPILDIĞINDA UZAKTAN AKIL DENETİMİ, DAVRANIŞ KONTROLÜ VE CİNAYETLERDE NASIL UYGULANDIĞINI ANLATIYOR !

ZİHİN KONTROL CİHAZI’NIN ABD PATENT DAİRESİNDE20.NİSAN.1976 TARİHLİ TESCİL BAŞVURU FORMU

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: